kötü - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

kötü



Bedeutungen von dem Begriff "kötü" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 136 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
kötü wicked adj.
kötü poor adj.
kötü evil adj.
kötü bad adj.
General
kötü tant pis (fr) n.
kötü evildoer n.
kötü iniquitous adj.
kötü unsavory adj.
kötü ugly adj.
kötü unfavourable adj.
kötü ungodly adj.
kötü black hearted adj.
kötü lousy adj.
kötü gross adj.
kötü malignant adj.
kötü unholy adj.
kötü eviler adj.
kötü beastly adj.
kötü unfortunate adj.
kötü shabby adj.
kötü bleak adj.
kötü baneful adj.
kötü graceless adj.
kötü iniqultous adj.
kötü hateful adj.
kötü shady adj.
kötü miserable adj.
kötü sticky adj.
kötü unsavoury adj.
kötü disagreeable adj.
kötü flyblown adj.
kötü seamy adj.
kötü haunted adj.
kötü nasty adj.
kötü ropey adj.
kötü horrid adj.
kötü foul adj.
kötü pernicious adj.
kötü unwell adj.
kötü devilish adj.
kötü wretched adj.
kötü nefarious adj.
kötü frightful adj.
kötü dissolute adj.
kötü cruddy adj.
kötü wrongful adj.
kötü hard adj.
kötü grotty adj.
kötü portentous adj.
kötü malign adj.
kötü ill adj.
kötü fierce adj.
kötü awful adj.
kötü evilest adj.
kötü off adj.
kötü sinister adj.
kötü miscreant adj.
kötü unfavorable adj.
kötü obnoxious adj.
kötü dark adj.
kötü chintzy adj.
kötü feeble adj.
kötü villainous adj.
kötü sorry adj.
kötü fatal adj.
kötü scabby adj.
kötü hellish adj.
kötü corrupt adj.
kötü black adj.
kötü harmful adj.
kötü dread adj.
kötü reprobate adj.
kötü offensive adj.
kötü execrable adj.
kötü worse adj.
kötü vile adj.
kötü horrible adj.
kötü cheesy adj.
kötü unrighteous adj.
kötü adverse adj.
kötü bitter adj.
kötü worthless adj.
kötü crummy adj.
kötü unhallowed adj.
kötü transgressive adj.
kötü rough adj.
kötü indifferent adj.
kötü mean adj.
kötü vicious adj.
kötü ailing adj.
kötü bad adj.
kötü dreadful adj.
kötü not good adj.
kötü perverted adj.
kötü stinking adj.
kötü heinous adj.
kötü purple adj.
kötü badly adv.
kötü mis pref.
Idioms
kötü go hard for
kötü go hard with
Slang
kötü poopy
kötü off the chain (rap slang)
kötü off the hook (rap slang)
kötü wack
kötü uncool
kötü janky
kötü it blows
kötü wack (rap slang)
Technical
kötü ill
Medical
kötü mis-
Apiculture
kötü vicious
Philosophy
kötü wrong
British Slang
kötü scrotty
kötü rough
kötü pooey
kötü shitty
kötü goppin'
kötü like a plasterer's radio
kötü piss-poor
kötü dicky
kötü ropey
kötü fart in a spacesuit
kötü cruddy
kötü no cop
kötü naff
kötü rough as robber's dog
kötü ropy
kötü boggin (scottish)
kötü mingin
kötü manky
kötü god-awful
kötü gopping
kötü poxy
kötü clingin (socttish)
kötü minging

Bedeutungen, die der Begriff "kötü" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
kötü kokmak stink v.
uğramak (kötü bir şeye) sustain v.
kötü bir şey olacağını sezme foreboding n.
kötü durum plight n.
kötü şöhretli infamous adj.
kötü şöhretli notorious adj.
kötü bir şekilde badly adv.
General
(kötü bir şeye )uğramak suffer v.
(bir şeyin) üstünde kötü yan etkisi olmak have adverse side effects of (something) v.
(cin/şeytan/kötü ruh vb'ni) dualarla defetmek exorcise v.
(cin/şeytan/kötü ruh vb'ni) dualarla defetmek exorcize v.
(film/kitap) kötü sonla bitmek end badly v.
(kötü bir şey için) kandırmak inveigle v.
(kötü bir şey) geçirmek üzere olmak be in for it v.
(kötü bir şey) kurmak brew v.
(kötü bir şeye) açık veya maruz olmak be vulnerable to v.
(kötü bir şeyi) geçirmek üzere olmak be in for v.
adı kötü anılmak have a bad reputation v.
adı kötü anılmak be remembered notoriously v.
adı kötü anılmak have a notoriety v.
allah hakkında kötü konuşmak blaspheme v.
artırmak (kötü durumdaki bir şeyi) exacerbate v.
aşırı boyutlara varmak (kötü bir durum) run rampant v.
başa gelmek (kötü bişey) happen to v.
başına kötü bir şey gelmek get into hot water v.
başına kötü bir şey gelmek something bad happen to v.
başına kötü bir şey gelmek get in trouble v.
bir işaret olmak (iyi/kötü) augur v.
bir şeyde kötü olmak be bad at something v.
bir şeyi iyi kötü kullanabilecek kadar bilmek have a working knowledge of v.
bir şeyi kötü yapmak botch v.
bir şeyin kötü kalitesinin işareti olmak be a sign of the bad quality of something v.
bir şeyin kötü kalitesinin işareti olmak be a comment on something v.
biri için kötü konuşmak badmouth v.
birine kötü haber vermek break the news to v.
birini kötü bir habere hazırlamak brace someone for something v.
birini kötü dövmek bang up v.
birini kötü yola saptırmak lead someone astray v.
birisi hakkında kötü düşüncelere sahip olmak think ill of someone v.
birisi için kötü olmak fare badly v.
birisini (uyuşturucu vb gibi) kötü bir alışkanlıktan uzak tutmak wean someone off v.
birisini (uyuşturucu vb gibi) kötü bir alışkanlıktan uzak tutmak wean someone away v.
birisiyle ilişkileri kötü olmak be on bad terms with someone v.
birisiyle kötü olmak be in bad (with someone) v.
birisiyle kötü olmak get in bad (with someone) v.
birşey yüzünden kendini kötü hissetmek feel raw about something v.
büyüyüp vazgeçmek (kötü bir şeyden) grow out of v.
çabuk ve kötü bir el yazısıyla yazmak scribble v.
çok kötü dövmek wallop v.
çok kötü hissetmek feel terrible v.
daha da kötü bir hale gelmek become worse v.
daha da kötü bir hale getirmek make worse v.
daha da kötü hale gelmek become worse v.
daha kötü bir duruma sokmak exacerbate v.
daha kötü bir hale getirmek worsen v.
daha kötü etmek make worse v.
daha kötü görünmek look worse v.
daha kötü hissetmek feel worse v.
daha kötü olmak worsen v.
daha kötü olmak get worse v.
daha kötü yapmak make worse v.
defetmek (kötü bir şeyi) ward off v.
değiştirmek (kötü bir amaçla) doctor v.
demek istemek (kötü bir şey) insinuate v.
diğerlerine göre daha kötü durumda olmak be at the bottom of the pile v.
diğerlerine göre daha kötü durumda olmak be at the bottom of the heap v.
dönmek (eski ve kötü haline) relapse into v.
durumu kötü olmak do badly v.
düzelmişken gene eski kötü tavrına dönmek fell from grace v.
en kötü aşamaya gelmek touch bottom v.
en kötü ihtimale karşı hazırlanmak prepare for the worst v.
en kötü ihtimalin gerçekleşeceğini ummak expect the worst v.
en kötü ihtimalin gerçekleşmesinden korkmak fear the worst v.
ertelemek (kötü bir şey) reprieve v.
ertelemek (kötü bir şeyi) reprieve v.
fotoğrafta kötü çıkmak look bad in a photo v.
fotoğrafta kötü çıkmak look bad in a picture v.
gitgide pençesine düşmek (kötü bir şeyin) sink into v.
günah/kötü alışkanlıklardan arınmak mundify v.
güzel ve masum bir kisve altında saklamak (kötü bir şeyi) sugarcoat v.
hakkında kötü düşünmek suspect v.
hakkında kötü düşünmek think ill of somebody v.
hakkında kötü düşünmek think ill of v.
hakkında kötü konuşmak speak ill of v.
hakkında kötü sözler söylemek malign v.
hazırlamak (kötü bir plan) brew v.
hazırlamak (kötü bir şey) brew v.
hesabı kötü olmak be bad at figures v.
ikna etmek (tatlılıkla kötü bir şey yapmaya) entice v.
ile karşılaşmak (kötü bir durum) meet with v.
ismi kötü anılmak have a notoriety v.
ismi kötü anılmak have a bad reputation v.
ismi kötü anılmak be remembered notoriously v.
işareti olmak (kötü) portend v.
iyi başlayıp kötü bitmek fizzle out v.
iyi kötü geçinip gitmek muddle on v.
iyi kötü geçinip gitmek muddle along v.
iyi kötü idare etmek muddle along v.
iyi kötü idare etmek muddle on v.
kaderi kötü olmak doom v.
kendini kötü hissetmek feel queer v.
kendini kötü hissetmek be under the weather v.
kendini kötü hissetmek feel bad v.
kendini kötü hissetmek feel sick v.
kendini kötü hissetmek feel wretched v.
kendini kötü hissetmek feel unwell v.
kokmak (kötü) smell v.
kol gezmek (kötü bir şey) be about v.
köpek gibi kötü sözler söylemek call someone names v.
kötü adamı oynamak play the bad guy v.
kötü algılanmak give a bad impression v.
kötü algılanmak have a negative impression on v.
kötü alışkanlıklar edinmek acquire bad habits v.
kötü alışkanlıklar edinmek pick up bad habits v.
kötü alışkanlıktan kurtulmak break a habit v.
kötü ama hasarsız atlatmak come off badly v.
kötü beslemek malnourish v.
kötü beslemek undernourish v.
kötü biçim vermek misshape v.
kötü bilinmek have a notoriety v.
kötü bir durum karşısında idare etmeye çalışmak make the best of a bad situation v.
kötü bir el yazısıyla yazmak scrawl v.
kötü bir gün geçirmek have a rough day v.
kötü bir gün geçirmek have a bad hair day v.
kötü bir izlenim bırakmak make a bad impression on someone v.
kötü bir muamele görmek be treated badly v.
kötü bir muameleye tabi tutulmak be treated badly v.
kötü bir not almak get a bad mark v.
kötü bir olayı zihinden uzaklaştırmak block out v.
kötü bir performans sergilemek perform poorly v.
kötü bir sene geçirmek have a bad year v.
kötü bir şekilde etkilenmek be overcome with v.
kötü bir şekilde etkilenmek be overcome by v.
kötü bir şekilde sonuçlanmak turn out badly v.
kötü bir şey yaparken yakalamak catch out v.
kötü bir şeye mahkum olmak be doomed to v.
kötü bir şeye uğratmak inflict on v.
kötü bir şeyi geçirmek üzere olmak be in for v.
kötü bir şeyi hatırlatmak cast up v.
kötü bir şeyler yapmak do something bad v.
kötü bir üne sahip olmak have a notoriety v.
kötü bir üne sahip olmak have a bad reputation v.
kötü bir ünü olmak have a bad reputation v.
kötü bir yıl geçirmek have a bad year v.
kötü birşey olmak befall v.
kötü bitmek end up badly v.
kötü çalışmak malfunction v.
kötü davranışlar sergilemek exhibit bad behaviour v.
kötü davranmak misdemean v.
kötü davranmak mistreat v.
kötü davranmak mishandle v.
kötü davranmak misbehave v.
kötü davranmak ill-treat v.
kötü davranmak maltreat v.
kötü davranmak ill treat v.
kötü davranmak discriminate against somebody v.
kötü davranmak snub v.
kötü davranmak walk over v.
kötü davranmak serve v.
kötü davranmak abuse v.
kötü davranmak behave badly v.
kötü davranmak tramp down v.
kötü davranmak rough v.
kötü davranmak ride rough over v.
kötü davranmak outrage v.
kötü durumda olmak be in bad state v.
kötü durumda olmak be in a bad condition v.
kötü durumda olmak be in poor condition v.
kötü durumda olmak be in bad shape v.
kötü durumda olmak be in a bad state v.
kötü durumda olmak ail v.
kötü durumda olmak be in bad condition v.
kötü durumda olmak be in a poor condition v.
kötü düşünmek brood v.
kötü düşünmek think of troubling things v.
kötü ellere düşmek get/fall in the wrong hands v.
kötü emellerine alet etmek abuse v.
kötü etkilemek affect negatively v.
kötü etkilemek affect adversely v.
kötü etkilemek influence negatively v.
kötü etkilemek influence adversely v.
kötü etkilemek blight v.
kötü etkilenmek be badly affected v.
kötü etkilenmek be badly influenced v.
kötü etkisi olmak tell on v.
kötü gitmek fall down v.
kötü gitmek go bad v.
kötü gitmek do badly v.
kötü gitmemek get on v.
kötü giyinmek underdress v.
kötü giyinmek dress badly v.
kötü giyinmek dress lightly v.
kötü görünmek look bad v.
kötü göstermek (saygınlığına zarar vermek) villainize v.
kötü gözle bakmak give someone an evil eye v.
kötü gözle bakmak look with an evil eye v.
kötü gözlerden korumak/sakınmak protect from evil eyes v.
kötü günler geçirmek have hard times v.
kötü günler geçirmek have difficult times v.
kötü günler geçirmek have difficult days v.
kötü günler geçirmek have hard days v.
kötü harcamak misspend v.
kötü hatırlanmak remembered notoriously v.
kötü havada dışarıda bulunmak brave the elements v.
kötü havanın azizliğine uğramak fall victim to bad weather v.
kötü havaya karşı dayanıklık göstermek weather v.
kötü hissetmek feel queer v.
kötü hissetmek feel awful v.
kötü hissetmek feel wretched v.
kötü hissetmek feel sick v.
kötü hissetmek feel poorly v.
kötü hissetmek feel bad v.
kötü idare etmek misgovern v.
kötü idare etmek mishandle v.
kötü idare etmek mismanage v.
kötü idare etmek misconduct v.
kötü imaj oluşturmak create bad image v.
kötü iş yapmak botch v.
kötü izlenim bırakmak be in bad odor with somebody v.
kötü izlenim bırakmak leave a bad taste in one's mouth v.
kötü izlenim bırakmak be in bad odor v.
kötü izlenim bırakmak blight v.
kötü izlenim bırakmak be in bad odour with somebody v.
kötü izlenim bırakmak leave a bad impression v.
kötü kaderine yanmak bewail one's bad fate v.
kötü kararlar almak make bad decisions v.
kötü kokmak reek v.
kötü kokmak stink v.
kötü kokmak smell bad v.
kötü kokmak smell v.
kötü koku vermek taint v.
kötü koku vermek effluviate v.
kötü koku yaymak reek of v.
kötü kokutmak whiff v.
kötü kötü bakmak look daggers at v.
kötü kullanmak mishandle v.
kötü kullanmak mistreat v.
kötü kullanmak misuse v.
kötü kullanmak misspend v.
kötü malzeme ile bina etmek jerry-build v.
kötü muamele görmek be treated badly v.
kötü niyet beslemek harbor ill-will against v.
kötü niyet gütmek harbor ill-will against v.
kötü niyetle bakmak leer at v.
kötü niyetle bakmak leer v.
kötü niyetle gizlenmek skulk v.
kötü niyetle gizlenmek sculk v.
kötü niyetli olmak be malevolent towards v.
kötü olmak take a turn for the worse v.
kötü olmak be bad news v.
kötü olmak bode ill v.
kötü olmak stink v.
kötü oynamak underplay v.
kötü oynamak underact v.
kötü örnek olmak set a bad example v.
kötü ruhları kovmak exorcise v.
kötü ruhları kovmak ward off evil spirits v.
kötü ruhları kovmak exorcize v.
kötü saymak consider bad v.
kötü sonla bitmek end up badly v.
kötü sonuca ulaşmak come off badly v.
kötü sonuçlanmak fizzle v.
kötü sonuçlanmak have had it v.
kötü sonuçlanmak go wrong v.
kötü söz söylemek swear v.
kötü söz söylemek curse v.
kötü söz söylemek use bad language v.
kötü söz söylemek use bad words v.
kötü söz söylemek say bad words v.
kötü şans getirmek bring bad luck v.
kötü şartlar altında mücadeleye devam etmek struggle along under these poor conditions v.
kötü şekilde etkilemek affect negatively v.
kötü şekilde etkilemek influence unfavorably v.
kötü şekilde etkilemek influence negatively v.
kötü şekilde etkilemek influence adversely v.
kötü şekilde etkilemek affect adversely v.
kötü şekilde etkilemek affect unfavorably v.
kötü şöhret kazanmak acquire a bad reputation v.
kötü şöhret kazanmak gain infamy v.
kötü şöhreti olmak have a bad reputation v.
kötü tanıtmak bring into disrepute v.
kötü telaffuz etmek slur v.
kötü ün kazandırmak infamize v.
kötü ün kazandırmak infamise v.
kötü vuruş yapmak mishit v.
kötü yola düşmek be on the streets v.
kötü yola düşmek backslide v.
kötü yola düşmek slide v.
kötü yola düşmek become a prostitute v.
kötü yola düşmek go astray v.
kötü yola düşürmek debauch v.
kötü yola sapmak relapse v.
kötü yola sapmak (insan) go astray v.
kötü yola sapmak (iyi yoldayken) backslide v.
kötü yola sevk etmek debauch v.
kötü yola sevk etmek misguide v.
kötü yola sevk etmek lead somebody up the garden path v.
kötü yola sürüklemek corrupt v.
kötü yola sürüklenmek go astray v.
kötü yönde etkilemek affect negatively v.
kötü yönde etkilemek affect unfavorably v.
kötü yönde etkilemek affect adversely v.
kötü yönde etkilemek influence unfavorably v.
kötü yönde etkilemek influence adversely v.
kötü yönde etkilemek influence negatively v.
kötü yönetmek mismanage v.
kötü yönetmek misrule v.
kötü yönetmek misgovern v.
kötü yönetmek mishandle v.
kötü yönlerini açığa vurmak denounce v.
kötü zaman geçirmek have a bad time v.
kötü/olumsuz sonuçlanmak come out badly v.
kötüyken daha kötü olmak go from bad to worse v.
mali açıdan kötü durumda olmak be financially in bad shape v.
midesine kötü gelmek upset someone's stomach v.
olgunlaşıp vazgeçmek (kötü bir şeyden) grow out of v.
peşini bırakmamak (kötü bir şey) dog v.
resimde kötü çıkmak look bad in a photo v.
resimde kötü çıkmak look bad in a picture v.
sonu kötü bitmek come to a bad end v.
sonu kötü olmak end up badly v.
sonucu kötü olmak have had it v.
tatlılıkla ikna etmek (kötü bir şey yapmaya) entice v.
tenezzül etmek (kötü bir şey yapmaya) sink v.
uğramak (kötü bir şeye) meet with v.
uğramak (kötü bir şeye) receive v.
üstü kapalı söylemek (kötü bir şeyi) insinuate v.
(film/hikaye) kötü karakter villain n.
(filmdeki) kötü adam villain n.
(kötü yola) sapma relapse n.
(kötü) vücut/beden kokusu body odour n.
(kötü) vücut/beden kokusu body odor n.
(öykü/film vb'de) kötü adam villain n.
acımaya yol açacak kötü davranış crime n.
ağır/kötü koku foul smell n.
ahlakça kötü bir şeyin bıraktığı leke taint n.
allah hakkında kötü konuşma blasphemy n.
aşağılayıcı/kötü eleştiri snark n.
beklenmedik kötü sonuç backlash n.
bir tür kötü fen shui enerjisi sha chi n.
bir tür kötü fen shui enerjisi poison arrow n.
birinin en kötü huyu one's besetting sin n.
büyücülük (kötü amaçla yapılan) witchcraft n.
çalışma şartları kötü işyeri sweatshop n.
çevreye yayılan kötü ya da zararlı madde effluvia n.
çocuğa kötü muamele child abuse n.
çocuklara kötü davranma bad behaviour against children n.
çok kötü bir durum misery n.
çok kötü durum ruin n.
çok kötü olma atrociousness n.
çok kötü olma beastliness n.
çok kötü olma ickiness n.
daha kötü olma durumu deteriority n.
duayla kötü ruh veya cin kovma exorcism n.
eğilim (kötü) twist n.
en kötü durum senaryosu worst-case scenario n.
en kötü oyuncu booby n.
en kötü oyuncuya verilen ödül booby prize n.
en kötü ölüm şekli the worst way to die n.
en kötü örnek shocker n.
erteleme (kötü bir şeyi) reprieve n.
eşlerin birbirine kötü davranması spousal abuse n.
gelmiş geçmiş en kötü günlerden biri one of the worst days ever n.
hayatımın en kötü anı the lowest point in my life n.
hem iyi hem kötü a curate's egg n.
hem iyi hem kötü mixed blessing n.
her şeyin kötü olduğu durum dystopia n.
irlandalı (kötü) mick n.
işin kötü tarafı dirty end of the stick n.
işin kötü tarafı wrong end of the stick n.
işin kötü tarafı short end of the stick n.
iyi ve kötü zamanlar ups and downs n.
iyi ve kötü zamanlar highs and lows n.
kötü adam baddy n.
kötü adam baddie n.
kötü adam villain n.
kötü adam bad guy n.
kötü adam scoundrel n.
kötü adam demon n.
kötü adam rolü heavy n.
kötü adamlar bad guys n.
kötü ahlak bad character n.
kötü ahlak antisocial behaviour n.
kötü aktör bad actor n.
kötü alışkanlık bad habit n.
kötü alışkanlıklar harmful habits n.
kötü alışkanlıklar bad habits n.
kötü amaçla yapılan gizli anlaşma conspiracy n.
kötü anılar bad memories n.
kötü anlamda ün notoriety n.
kötü arkadaş bad friend n.
kötü atılım fluff n.
kötü ayar maladjustment n.
kötü bahane pathetic excuse n.
kötü bakış glare n.
kötü beslenme malnutrion n.
kötü beslenme malnutrition n.
kötü biçimde kaçırılmış fırsat badly missed opportunity n.
kötü bir amaç için yapılan büyü black magic n.
kötü bir amaç uğruna insanların sevgisini kazanma charm offensive n.
kötü bir durum karşısında espri/mizah yapabilme wry humour n.
kötü bir fikir a bad idea n.
kötü bir sürpriz a bad surprise n.
kötü bir şey olacağını önceden hissedebilme forebodingness n.
kötü bir şey yapma perpetration n.
kötü bir şeye son verme closure n.
kötü bir şeyler olacağına dair içinde bir his olma impending sense of doom n.
kötü bir şeyler olacağına dair içinde bir his olma sense of impending doom n.
kötü çalışma malfunction n.
kötü çocuk bad boy n.
kötü davranış misdemeanour n.
kötü davranış misdemeanor n.
kötü davranış misconduct n.
kötü davranış misdeed n.
kötü davranış villainy n.
kötü davranış misbehavior n.
kötü davranış ill conduct n.
kötü davranış bad behavior n.
kötü davranış misuse n.
kötü davranış bad conduct n.
kötü davranış misbehaviour n.
kötü davranış bad behaviour n.
kötü davranma snub n.
kötü davranma maltreatment n.
kötü davranma mistreatment n.
kötü davranma abuse n.
kötü deneyim bad experience n.
kötü doktor leech n.
kötü durum predicament n.
kötü durum bad condition n.
kötü el yazısı scrawl n.
kötü el yazısı cacography n.
kötü el yazısı scribble n.
kötü emel bad intention n.
kötü emilim malabsorption n.
kötü etki blight n.
kötü etki contagion n.
kötü etki ill effect n.
kötü etki detrimental effect n.
kötü evlilik bad marriage n.
kötü fabrikasyon poor fabrication n.
kötü fabrikasyon bad fabrication n.
kötü geçen gün off day n.
kötü güçler bad forces n.
kötü gün an off day n.
kötü gün a dark day n.
kötü gün dostu foul-weather friend n.
kötü günler hard times n.
kötü haber doom n.
kötü haber sad news n.
kötü haber terrible news n.
kötü haber communicating bad news n.
kötü haber bitter pill to swallow n.
kötü hal predicament n.
kötü halde olma seediness n.
kötü hareket misdeed n.
kötü hat poor line n.
kötü hat bad line n.
kötü hava bad air n.
kötü hava asperity n.
kötü hava inclement weather n.
kötü hava vitiated air n.
kötü hava bad weather n.
kötü hava koşulları unfavorable weather conditions n.
kötü hava koşulları bad weather conditions n.
kötü hava koşulları adverse weather conditions n.
kötü hava şartları bad weather conditions n.
kötü hava şartları unfavorable weather conditions n.
kötü hava şartlarından dolayı limanda mahsur kalmış (gemi) weather-bound n.
kötü havadan aşınma weathering n.
kötü huy bad habit n.
kötü hükümet misrule n.
kötü idare mismanagement n.
kötü idare misconduct n.
kötü idare mishandling n.
kötü ikiz doppelganger n.
kötü ikiz evil twin n.
kötü iletken bad conductor n.
kötü imaj bad image n.
kötü insanlar bad people n.
kötü insanlar scum n.
kötü işçilik poor workmanship n.
kötü işçilik shoddy workmanship n.
kötü işçilik bad workmanship n.
kötü kader bad fate n.
kötü kadın prostitute n.
kötü kadın streetwalker n.
kötü kadın villainess n.
kötü kadın jezebel n.
kötü kalpli cadı wicked witch n.
kötü karar bad decision n.
kötü kayıt poor record n.
kötü kesik bad cut n.
kötü kız tart n.
kötü kimse miscreant n.
kötü kimse demon n.
kötü kimse evildoer n.
kötü kişi bad person n.
kötü kişi bad character n.
kötü kokan stinker n.