çok iyi - Turkish English Dictionary
History

çok iyi



Meanings of "çok iyi" in English Turkish Dictionary : 60 result(s)

Turkish English
General
çok iyi alpha plus n.
çok iyi funkiness n.
çok iyi unrivalled adj.
çok iyi bang up adj.
çok iyi elegant adj.
çok iyi roaring adj.
çok iyi banner adj.
çok iyi good adj.
çok iyi admirable adj.
çok iyi first-class adj.
çok iyi devastating adj.
çok iyi extra adj.
çok iyi terrific adj.
çok iyi celestial adj.
çok iyi outstanding adj.
çok iyi not half bad adj.
çok iyi very good adj.
çok iyi of the first water adj.
çok iyi choice adj.
çok iyi dandy adj.
çok iyi bully adj.
çok iyi cool adj.
çok iyi some adj.
çok iyi great adj.
çok iyi unrivaled adj.
çok iyi jolly good adj.
çok iyi excellent adj.
çok iyi exceptional adj.
çok iyi very well adv.
çok iyi highly adv.
çok iyi famously adv.
çok iyi nicely adv.
çok iyi good job interj.
çok iyi thumbs up interj.
Colloquial
çok iyi bang up
çok iyi a bit of all right
Idioms
çok iyi world of good
çok iyi full well
çok iyi all well and good
çok iyi out of this world
çok iyi like nobody's business
çok iyi no mean
çok iyi a heaven on earth
çok iyi over the top
Speaking
çok iyi bully for you
çok iyi that's cool
Slang
çok iyi grouse
çok iyi bad
çok iyi amazeballs
çok iyi mickey mouse
çok iyi cold stupid fresh
çok iyi good onya
çok iyi out there
çok iyi def
Technical
çok iyi excellent
Computer
çok iyi goodgood
British Slang
çok iyi gradeley
çok iyi baller status
çok iyi jolly good
çok iyi good crack

Meanings of "çok iyi" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

Turkish English
General
(şarkı vb) çok daha iyi söylemek sing much better than v.
aklına koyduğu her şeyde çok iyi olmak be great at anything he/she sets one's mind to v.
bir şeyi çok iyi bilmek know something very well v.
bir şeyi çok iyi bilmek have something at one's fingertips v.
birini çok iyi tanımak know someone very well v.
çok iyi biliyormuş gibi kullanmak (bir sözü) bandy about v.
çok iyi bilmek know by heart v.
çok iyi bilmek know something by heart v.
çok iyi bir aileden gelmek come from a very good family v.
çok iyi bir pozisyonda olmak fly high v.
çok iyi bir şey olmak be quite something v.
çok iyi dans etmek dance very well v.
çok iyi gelişmek/büyümek thrive v.
çok iyi gitmek go like a bomb v.
çok iyi gitmek (işler) thrive v.
çok iyi kondisyonda/durumda olmak be in great shape v.
çok iyi olmak excel v.
çok iyi öğrenmek learn something very well v.
çok iyi performans göstermek give a very good performance v.
çok iyi performans sergilemek give a very good performance v.
-den çok daha iyi bir performans göstermek outdo v.
-den çok iyi olmak outclass v.
beysbolda çok sayıda iyi vuruşun yapıldığı oyun slugfest n.
çok iyi bir iş a plum post n.
çok iyi bir iş a plum job n.
çok iyi işitme acute hearing n.
çok iyi kişi beauty n.
çok iyi şans best of luck n.
çok iyi şey beauty n.
çok daha iyi better by far adj.
çok daha iyi much better adj.
çok daha iyi a lot better adv.
çok daha iyi all the better adv.
çok iyi bilinen famously adv.
çok iyi bir biçimde finely adv.
çok iyi bir şekilde splendidly adv.
çok iyi bir şekilde magnificently adv.
çok iyi bir şekilde resplendently adv.
çok iyi bir şekilde gorgeously adv.
çok iyi değil after a fashion adv.
hepsi çok iyi all too well adv.
herkesin çok iyi bildiği famously adv.
Phrases
çok daha iyi much better
çok daha iyi better still
çok daha iyi way better
çok iyi bir aşçı no mean cook
çok iyi derecede ingilizce excellent command of english
iyi yapmak için hiçbir zaman çok geç değildir it's never too late to do well
Proverb
bir işte çok iyi bir yere gelmek (yükselmek) istiyorsan en alttan başlayıp adım adım yükselmelisin he who would climb the ladder must begin at the bottom
Colloquial
çok az/bir kademe/bir gömlek daha iyi a notch better
çok az/bir kademe/bir gömlek daha iyi notch above
çok daha iyi (olur vb) so much the better
çok iyi anlaşılmış in focus
çok iyi bilinen in focus
çok iyi bilinen bir olay ancient history
çok iyi bilmek know inside out
çok iyi bir biçimde with a bang
çok iyi değil not-so-good
çok iyi değil not much of a
çok iyi nişan almak have very good aim
çok iyi örnek an object lessons
çok iyi seviyede god tier
çok iyi tanımak know someone good
çok iyi tanımak know inside out
çok iyi! deal
işinde çok iyi olmak be very good at what he/she does
kendine çok ama çok iyi bak take very good care of yourself
kendine çok iyi bak take very good care of yourself
Idioms
(ağrı/acı/dert gibi) bir şeye çok iyi gelmek work wonders with something
(diğerlerinden) çok daha iyi olmak knock spots off somebody/something
(özellikle deneyimi/yeteneği sayesinde) bir şeyi çok iyi yapmak have something off to a fine art
(özellikle deneyimi/yeteneği sayesinde) bir şeyi çok iyi yapmak have something down to a fine art
(özellikle geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler neticesinde) bir şeyi çok iyi bilmek know something only too well
araları çok iyi olmak be as thick as thieves
bir şeyde çok iyi olmak be a dab hand
bir şeyde çok iyi olmamak be no great shakes
bir şeyi çok iyi bilmek know something through and through
bir şeyi çok iyi yapabilmek have something at one's fingertips
bir şeyi çok iyi yapıyor/yapabiliyor olmak have down to a science
birbirine çok iyi gitmek be in harmony with
birbirine çok iyi gitmek be in tune with
birbirine çok iyi gitmek be in accord with
birinden çok daha iyi olmak be streets ahead of someone
birinden çok daha iyi olmak stand head and shoulders above someone
birine çok kibar/iyi davranmak kill someone with kindness
birini çok iyi tanımak get on a first-name basis with someone
birini çok iyi tanımak be on a first-name basis with someone
çok daha iyi a heap sight better
çok iyi ağırlanmak/karşılanmak have red-carpet treatment
çok iyi ağırlanmak/karşılanmak get red-carpet treatment
çok iyi anlamak read like a book
çok iyi başlamak get off to a flying start
çok iyi başlamak be off to a flying start
çok iyi becerebilmek have something at one's fingertips
çok iyi bilinmek be on the map
çok iyi bilmek know where all the bodies are buried
çok iyi bilmek know something backwards and forwards
çok iyi bilmek have at one's fingertips
çok iyi bilmek know something forwards and backwards
çok iyi bilmek know something backwards
çok iyi bilmek have a head for
çok iyi bilmek have something at one's fingertips
çok iyi bilmek know something inside out
çok iyi bir başlangıç yapmak be off to a flying start
çok iyi bir başlangıç yapmak get off to a flying start
çok iyi bir iş/parti/hikaye a whale of a (job/party/story)
çok iyi değil no great shakes
çok iyi denetlenmek be well in hand
çok iyi durumda mint condition
çok iyi durumda in top form
çok iyi durumda olmak live on the fat of the land
çok iyi durumda olmak be in the pink of condition
çok iyi gitmek go down a storm
çok iyi hissetmek feel like a million dollars
çok iyi hissetmek feel like a million bucks
çok iyi işlemek/çalışmak work like a charm
çok iyi konuma gelmek ride high
çok iyi niyetli olmak not to have a bad bone in one's body
çok iyi performans göstermek/sergilemek (sporcu) play a blinder
çok iyi tanımak read like a book
çok iyi uymak fit someone to a t
çok iyi uymak suit someone to a t
çok iyi vakit geçirmek have a whale of a time
çok iyi yapma in the groove
çok iyi zaman geçirmek have a field day
çok kibar ve iyi giyimli erkek çocuğu little ford fauntleroy
çok mutlu ve iyi hissetmek be in one's glory
çok uğraşarak tekrar eski iyi durumuna dönmek claw one's way back from something
davranışlarını çok iyi tahlil etmek read like a book
-den çok daha iyi olmak stand head and shoulders above
kendini çok iyi hissetmek feel on top of the world
kendini çok iyi hissetmemek be feeling a little under the weather
kendini çok iyi hissetmemek feel a little under the weather
kendisini çok iyi hissetmek be in a transport of joy
kendisini çok iyi hissetmek be in a transport of delight
kitabını yazmış olmak (çok iyi bilmek) wrote the book on something
morali ve sağlığı çok iyi as fit as a flea
morali ve sağlığı çok iyi as fit as a fiddle
neler olup bittiğini çok iyi bilmek keep one's finger on the pulse
neler olup bittiğini çok iyi bilmek have one's finger on the pulse
Speaking
(iki şeyi karşılaştırırken) çok daha iyi that beats something all to pieces
(iki şeyi karşılaştırırken) çok daha iyi that beats all to pieces
(iki şeyi karşılaştırırken) her haliyle çok daha iyi that beats something all to pieces
(iki şeyi karşılaştırırken) her haliyle çok daha iyi that beats all to pieces
bence çok iyi bir fikir değildi i don't think that was such a good idea
beni çok iyi anlıyor he/she totally gets me
beni çok iyi dinle you listen to me and you listen well
benim çok iyi dostumdur he's a very good friend of mine
benim çok iyi dostumdur she's a very good friend of mine
bir çok insan daha iyi görünmek ister most people want to look better
bir çok insan daha iyi görünmek isterler most people want to look better
bir süreliğine izin alsam çok iyi olacak it's for the best that i take some time off
bitki yetiştirmekten çok iyi anlıyorum i got quite a little green thumb
bu çok iyi bir haber that is great news
bu hepimiz için çok iyi it's good for all of us
çok iyi anlaşan iki arkadaştık we were pretty decent friends
çok iyi bir dinleyicisin you're such a good listener
çok iyi düşün think long and hard
çok iyi gidiyorsun you're doing so great
çok iyi görünüyorsun you look great
çok iyi iş çıkartıyorsun you're doing a great job
çok iyi olur that would be great
çok iyi vakit geçirdik we had a lovely time
çok iyi vakit geçirdik we've had a lovely time
çok iyi vakit geçirdim i've had a lovely time
çok iyi vakit geçirdim i had a lovely time
çok teşekkür ederim iyi akşamlar thank you very much good evening
her şey çok iyi giderken bile even in the best of times
herşey çok iyi gidiyor it's all going really well
ingilizcem çok iyi değil my english is not very well
ingilizcen çok iyi your english is very good
ingilizceniz çok iyi your english is very good
ingilizceyi çok iyi bilmiyorum i don't speak english very well
ingilizceyi çok iyi bilmiyorum i don't know english very well
ingilizceyi çok iyi konuşamıyorum i don't speak english very well
işleri çok iyi çekip çeviriyor she's an excellent manager
o çok iyi bir bahçivandır she is a very good gardener
olsa çok iyi olur it would be great if
ona hakkını vermelisin çok iyi bir iş çıkardı you've really got to hand it to him he has done a fine job
onlar çok iyi yemek yaparlar they cook very well
onlar çok iyi yemek yapıyorlar they cook very well
onu çok iyi bir yere götürmek istiyorum i want to take her someplace really nice
pek çok insan daha iyi görünmek istediklerini söylerler most people say they want to look better
pek çok insan daha iyi görünmek ister most people want to look better
pek çok insan daha iyi görünmek isterler most people want to look better
sen çok iyi ingilizce konuşuyorsun you speak english very well
seni çok iyi anlıyorum i hear ya on that
seni çok iyi anlıyorum i understand you very well
senle ben çok iyi arkadaş olacağız we're going to be great friends
sizi çok iyi anlıyorum i understand you very well
son zamanlarda çok iyi he has been doing real well lately
şimdi çok daha iyi hissediyorum I feel a lot better now
Slang
çok daha iyi (damn) sight better
çok daha iyi a hell of a lot better than
çok iyi anlaşmak be extremely happy in someone's company
çok iyi anlaşmak get on like a house on fire
çok iyi anlaşmak get on real well with someone
çok iyi araba kullanan kimse jersey driver
Insurance
çok iyi korumalı riziko highly protected risk
Technical
çok iyi havalandırılmış şartlar well-ventilated conditions