bir - Turkish English Dictionary
History

bir



Meanings of "bir" in English Turkish Dictionary : 25 result(s)

Turkish English
Common Usage
bir one n.
General
bir the same n.
bir one n.
bir 1 n.
bir a n.
bir unit n.
bir some adj.
bir one and the same adj.
bir solitary adj.
bir only adj.
bir another adj.
bir alone adj.
bir unique adj.
bir united adj.
bir an adj.
bir any adj.
bir identical adj.
bir single adj.
bir just adv.
bir once conj.
bir uni- pref.
Math
bir unity
Biochemistry
bir mono-
bir uni-
Marine Biology
bir mono

Meanings of "bir" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

Turkish English
Common Usage
(daha basit bir hale) dönüştürmek reduce v.
bir iddia öne sürmek raise a claim v.
bir iddia öne sürmek assert a claim v.
ele almak (bir problemi) tackle v.
(bir kimseyi olumsuz bir şeye) karıştırma/bulaştırma implication n.
bir defada alınan miktar batch n.
bir yerde oturan/sakin resident n.
kötü bir şey olacağını sezme foreboding n.
sert bir çekiş/burma wrench n.
yumuşak bir maddeden yapılmış koruyucu şey pad n.
akıcı bir şekilde konuşan fluent adj.
bir bütünün ayrılmaz bir parçası olan integral adj.
beklenmedik bir şekilde unexpectedly adv.
bir daha once more adv.
bir daha again adv.
bir kere once adv.
General
bir kişiyi duygusuz veya zihinsel olarak uyuşuk hale getirmek lobotomise v.
(aracı vb) bir yere çekmek stop somewhere v.
(aracı vb) bir yere çekmek pull up somewhere v.
(araçtaki yük) bir tarafa kaymak shift v.
(başka bir ülkeye) göç etmek emigrate v.
(belirli bir düzeye) yükselmek get up to v.
(belirli bir ücret vb) ile geçinmek/idare etmek manage on v.
(bir amaca vb) hizmet etmek serve for v.
(bir anlaşmayı) resmi olarak karşı tarafa teslim edip yasallaştırmak deliver underhand and seal v.
(bir arabaya) arkadan çarpmak rear-end v.
(bir başka ülkeye giderken) bavulda taşınmak go in suitcase v.
(bir belgenin vb) geçerliliğini bozmak decertify v.
(bir bitki veya hayvanı) yeni iklime alıştırmak naturalise v.
(bir davranış için) birinin karakterine uymamak be out of character v.
(bir filmi) tekrar gösteriminde izlemek see it on a rerun v.
(bir görüşe/karara) katılmak grant v.
(bir haber) gelmek come through v.
(bir kıyafetin) içinde iyi görünmek look good in v.
(bir konu uzerinde) tartışmak hold a discussion v.
(bir konu(m)da) rahatsız hissetmek/rahat hissetmemek feel out of depth v.
(bir konuda) hevesli/istekli olmak be enthusiastic about v.
(bir kurumda vb) bağlantısı olmak have pull with v.
(bir makama) getirmek invest with v.
(bir okuldan vb) kabul almak receive an acceptance from (a school) v.
(bir özelliğini vb) annesinden almak inherit something from one's mother v.
(bir şey alana yanında ücretsiz bir şeyi) hediye olarak vermek throw in as a bonus v.
(bir şey yaparken) destek almak have support in v.
(bir şey) hakkında endişeli olmak be nervous about v.
(bir şeyde) birisiyle eşit olmak be equal someone in something v.
(bir şeyden) bol bulunmak be abundant in v.
(bir şeye başlamaya) hazır olmak be pumped (up) v.
(bir şeye karşı) direnç geliştirmek develop resistance to v.
(bir şeye) ilgisi olmak have an interest in v.
(bir şeyi yapmak için) cesaretini toplamak make so bold as to do something v.
(bir şeyi yapmayı) tekrarlayıp durmak battologize v.
(bir şeyi) neredeyse yapacak olmak come close v.
(bir şeyin) üstünde kötü yan etkisi olmak have adverse side effects of (something) v.
(bir şeyin) yanından geçmek walk along v.
(bir şeyiyle) meşhur olmak be famous with its v.
(bir şeyle) başlamak be off to v.
(bir şeyler hakkında) bir iki şey bilmek know a thing or two (about something) v.
(bir şeyleri yapmak için) ilk adımı atmak take the first step to do something v.
(bir takıma karşı) iyi bir netice almak get a good result (against a team) v.
(bir yapıyı) yoklamak survey v.
(bir yerden) çıkmak get out of v.
(bir yerden) eve gelmek/dönmek come home from some place v.
(bir yere) ulaştırmak get somewhere v.
(bir yolculuk vb) bir yerde bitmek end up at something v.
(bir yöne) kanalize etmek canalise v.
(bir) mum dikmek/yakmak stick a candle v.
(bir) servete mal olmak cost an arm and a leg v.
(birinin ayaklarının ucuna) bir şey koymak lay something at someone's feet v.
(birisine/bir şirkete) kredi sağlamak extend credit to someone or a company v.
(biten bir içeceği) tazelemek give a fresh refill v.
(buhar gücü ile çalışan gemi) bir yere girmek steam into v.
(göze çarpan bir özellik olarak) içermek feature v.
(herhangi bir) gelişme kaydetmemek make no headway v.
(-in tadı) (bir yemekte) azıcık bulunmak tinge v.
(iyi bilinmeyen bir şeyin) tam bir tanımlamasını yapmak reconstruct v.
(nehir vb) bir şeye dökmek/dökülmek empty into something v.
(olumlu) bir sonuca ulaşmak reach to fruition v.
(ruhani bir güç tarafından) çarpılmak be smited v.
(sarılı bir şeyi) çözmek unwind v.
(sonradan kullanmak için) bir tarafa koymak lay aside by v.
(sporda) belirli bir uzaklığı belirli sürede tamamlamak get round v.
(şirket vb.) belli bir büyüklüğe gelmek reach a certain size v.
(yaşayabilmek için) bir şeye dayanmak get by upon v.
(yol olmayan bir yerde) yol yapmak blaze a trail v.
(zor bir durumu) atlatmak get through v.
açık bir şekilde telaffuz etmek articulate v.
açmak (belirli bir sayfayı) turn to v.
açmak (halka şeklinde sarılı bir şeyi) uncoil v.
açmak (karışık bir şeyi) untangle v.
açmak (katlanmış bir şeyi) unfold v.
açmak (sarılı bir paket vb) unwind v.
adamı olmak (bir şeyin) suit v.
adet olmak (bir davranış vb) become a habit v.
adil bir şekilde davranmak do justice v.
ağaçlık bir alandaki tüm ağaç ve çalıları kesmek clear-cut v.
ağır bir darbe yemek get a severe blow v.
ağır bir dille eleştirmek chew up v.
ağır bir şekilde eleştirmek slam v.
ağır ve gürültülü bir şekilde indirmek thump v.
ağırlığını kaldırmak (bir makinenin vb) support the weight v.
ağzı açık bir şekilde bakmak gape v.
ağzına bir sigara koymak put a cigarette in one's mouth v.
ahenkli bir sesle çalmak (saat/zil/çan) chime v.
akıcı bir biçimde ezberden okumak roll off v.
aklına bir fikir gelmek (an idea) hit someone v.
aklına bir fikir gelmek (an idea) come to someone v.
aklına bir şey getirmek bring to mind v.
aklına parlak bir fikir gelmek hit on a good idea v.
aklının bir köşesinde bulundurmak keep something in a corner of one's mind v.
akşam yemeği için bir şeyler yapmak make something for dinner v.
almak (insanları bir yerden) evacuate v.
altında ezilmek (sorumluluk ağır bir iş vb) be overwhelmed with v.
ancak geçmek (dar bir yerden) skin through v.
anlamlı bir bütün oluşturmak constitute a meaningful whole v.
anlaşılmaz bir hal almak become incomprehensible v.
anlatacak bir hikayesi olmak have a tale to tell v.
arabayı sürmek (bir yere) pull in v.
araçla bir yerden ayrılmak drive off v.
aralarında bir şey olmak have a thing going with someone v.
aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek set a price on someone's head v.
artırmak (kötü durumdaki bir şeyi) exacerbate v.
arzu edilen bir şeyi belirtir do with v.
asayişi sağlamak (karışıklıklara sahne olan bir yerde) pacify v.
asıl işinden başka bir işte de çalışmak moonlight v.
aşağılık bir şey olmak not to be worth a shit v.
atlamak (bir şeye tutunarak) swing v.
atmak (istenilmeyen bir şeyi) throw away v.
ayakta tutmak (bir kimseyi manen) support v.
aydınlatmak (birini/bir konuyu) illuminate v.
ayırmak (başka birinden/başka bir yerden) take away from v.
ayırmak (bir şeyleri başka şeylerden) sort v.
ayrı bir güzellik katmak add an extra beauty v.
ayrı bir mutlu olmak be more than happy v.
ayrı bir mutluluk olmak be more than happy v.
ayrıntılara takılıp kaldığı için durumu bir bütün olarak görememek can't see the woods for the trees v.
ayrıntılı bir şekilde açıklamada bulunmak explicate v.
ayrıntılı bir şekilde hazırlamak elaborate v.
azıcık çürütmek (bir fikri) bore a hole in v.
baharat katarak bir yemeği daha lezzetli yapmak spice a food up v.
başarılı bir şekilde bitirmek bring something to a successful conclusion v.
başarılı olmak veya iyi bir şekilde sonuçlanmak (plan/proje vb) work out v.
başarısız bir durumu ameliyat masasına yatırmak hold a postmortem v.
başına (bir) iş gelmek (something) unexpected and terrible happen to somebody v.
başına kötü bir şey gelmek something bad happen to v.
başka bir alıcı bulmak find somebody else to sell v.
başka bir işe geçmek change one's job v.
başka bir ülkeye sığınmak take refuge v.
başka bir yere dikmek (bitki) transplant v.
başkan bir teklifi kabul edip kurula sunmak entertain a motion v.
başkasına göre avantajlı bir durumda olmak have an advantage over someone v.
başlamak (bir iş) get off the ground v.
bazı ipuçlarını kullanarak (bir olayı) (belirli bir nedene) bağlamak trace to v.
belini bükmek (bir görev/sorumluluk vb) be weighed by v.
belirgin bir ritimle gümbürdemek pulsate v.
belirgin bir ritimle yüksek bir sesle çalmak pulsate v.
belirli bir durumda yetkisini kullanarak kural veya yasa uygulatmamak waive v.
belirli bir düzene göre yerleştirmek dispose of v.
belirli bir işe alışmak get one's hand in v.
belirli bir işe başlamak got one's hand in v.
belirli bir miktarı çıkıştıramamak be short v.
belirli bir şey yaparak birini sürekli rahatsız etmek plague someone with v.
belirli bir şeyin damgasını vurmak stigmatize as v.
belirli bir vitese almak shift down into v.
belirli bir yerde yerleşmek populate v.
belirli bir yere gelmek get there v.
belirli bir yolla göndermek route v.
belirsiz bir süreliğine ertelemek postpone for an indefinite time v.
belli bir noktadan öteye gidememek can not go beyond a certain point v.
belli bir seviyede tutmak keep at a certain level v.
belli bir seviyenin altına düşmek drop down below a certain level v.
belli bir tadı olmak taste v.
beraberinde (bir şeyi) getirmek accompany v.
bırakılmasını vasiyet etmek (bir şeyin birine) will to v.
bırakmamak (bir işi) stick with v.
bir adım ileri götürmek take (it) a step further v.
bir adım önde olmak be one step ahead v.
bir adım önde olmak be a step ahead v.
bir adım önde olmak be one step ahead of v.
bir adım öne çıkmak step forward v.
bir ağaç dimek plant a tree v.
bir aileye gelin gitmek be married into a (family) v.
bir aktarma noktası haline gelmek become a transhipment point v.
bir alanda ilk deneyimini yaşamak cut one's teeth in something v.
bir alanda uzman olmak be an expert on a field v.
bir alanda uzmanlaşmak major v.
bir alanda uzmanlık eğitimi görmek/almak major v.
bir alışkanlığı bırakmak deprogram v.
bir an evvel (yapmak) istemek be in a hurry to v.
bir an gözüne çarpmak catch v.
bir an için görmek get a glimpse of v.
bir anda sonlanmak fizzle out v.
bir anketi doldurmak fill out a survey v.
bir anlamı olmak make sense v.
bir araba kazasının ardından acile getirilmek be brought to the er following a car accident v.
bir arada bulunmak be all together v.
bir arada toplamak add up v.
bir arada tutmak hold together v.
bir arada yürütmek carry out in cooperation v.
bir arada yürütmek carry out collectively v.
bir araya gelmek get together v.