eski - Turkish English Dictionary
History

eski



Meanings of "eski" in English Turkish Dictionary : 78 result(s)

Turkish English
Common Usage
eski old adj.
General
eski predecessor n.
eski hartshorn n.
eski hoary n.
eski old-timer n.
eski earlier adj.
eski grey adj.
eski ancient adj.
eski archaic adj.
eski primitive adj.
eski immemorial adj.
eski cut-and-dried adj.
eski secondhand adj.
eski auld adj.
eski chronic adj.
eski superannuated adj.
eski vintage adj.
eski onetime adj.
eski passe adj.
eski trite adj.
eski oul (irish) adj.
eski pristine adj.
eski vet adj.
eski longstanding adj.
eski decrepit adj.
eski sometime adj.
eski worn-out adj.
eski whilom adj.
eski past adj.
eski early adj.
eski fusty adj.
eski ci-devant adj.
eski veteran adj.
eski ex- adj.
eski anterior adj.
eski gray adj.
eski preconceived adj.
eski bygone adj.
eski older adj.
eski marked-up adj.
eski of old adj.
eski antiquated adj.
eski second-hand adj.
eski old-fashioned adj.
eski passee adj.
eski quondam adj.
eski prior adj.
eski dated adj.
eski elder adj.
eski used adj.
eski back adj.
eski outmoded adj.
eski crusted adj.
eski of long standing adj.
eski late adj.
eski shabby adj.
eski outdated adj.
eski hoar adj.
eski old-time adj.
eski out of date adj.
eski ex-service adj.
eski old adj.
eski stale adj.
eski obsolete adj.
eski disused adj.
eski former adj.
eski previous adj.
eski corny adj.
eski ex adj.
eski of yore adv.
eski erstwhile adv.
eski palaeo- pref.
eski paleo- pref.
Technical
eski former
Computer
eski out-of-date
eski from
Gastronomy
eski aged
Archaic
eski olden

Meanings of "eski" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

Turkish English
Common Usage
eski görevine getirmek reinstate v.
eski kurt veteran adj.
eski püskü tatty adj.
eski püskü ragged adj.
General
(eski durumuna) geri dönmek revert v.
(eski sevgiliyle vb) yeniden görüşmeye başlamak redate v.
(eski sevgiliyle vb) yeniden görüşmeye başlamak hook up with an old flame v.
(eski sevgiliyle vb) yeniden görüşmeye başlamak date again v.
alçalıp eski durumuna dönmek disembark v.
bir şeyi eski yerine koymak put something back v.
çok eski olmak be very old v.
çok eski olmak be too old v.
dönmek (eski bir duruma) revert to v.
dönmek (eski ve kötü haline) relapse into v.
düzelmişken gene eski kötü tavrına dönmek fell from grace v.
eski bir arkadaşı ziyaret etmek visit an old friend v.
eski bir dosta rastlamak run across an old friend v.
eski bir giysiden yeni bir şey yapmak cut down a piece of clothing into v.
eski bir şeyin taklidini yapmak/eski gibi göstermek archaize v.
eski bir şeyin taklidini yapmak/eski gibi göstermek archaise v.
eski bir tarih atmak backdate v.
eski bir tarihten geliyor olmak date v.
eski defterleri kapamak let bygones be bygones v.
eski defterleri karıştırmak rake up the past v.
eski durumuna döndürmek rehabilitate v.
eski durumuna getirmek reinstate v.
eski durumuna kavuşmak get well v.
eski durumuna koymak reinstate v.
eski durumunu korumak hold one's own v.
eski eser görüntüsü vermek historicize v.
eski eser görüntüsü vermek historicise v.
eski görevine vermek reinstate v.
eski görevini almak resume v.
eski görünmek look old v.
eski gözükmek look old v.
eski gücüne kavuşmak regain one's strength v.
eski gücünü yakalamak regain one's strength v.
eski günlerden konuşmak reminisce v.
eski haklarını iade etmek rehabilitate v.
eski halinden çok düşmüş olmak be a shadow of one's former self v.
eski haline döndürmek rehabilitate v.
eski haline döndürmek rebuild v.
eski haline döndürmek restore to a previous state v.
eski haline dönmek revert v.
eski haline dönmek resume v.
eski haline dönmek come full circle v.
eski haline dönmek relapse v.
eski haline dönmek revert back v.
eski haline gelmek restitute v.
eski haline getirmek repristinate v.
eski haline getirmek return something to a previous condition v.
eski haline getirmek redintegrate v.
eski haline getirmek restore v.
eski haline getirmek unchange v.
eski haline koymak restore v.
eski halini almak resume v.
eski kalıp ile basmak restrike v.
eski kariyerine dönmek return one's former career v.
eski kariyerine dönüş yapmak return one's former career v.
eski konumuna getirmek return to a previous condition v.
eski konumuna getirmek restore v.
eski mevkiini geri vermek reinstate v.
eski moda olmak be out v.
eski moda olmak be old-fashioned v.
eski olaylardan söz etmek hark back to v.
eski sağlığına kavuşmak get well v.
eski sağlığına kavuşmak restore one's health v.
eski sağlığına kavuşturmak rehabilitate v.
eski sahibine iade etmek derequisition v.
eski sesine kavuşmak recover one's voice v.
eski sevgilisi ile yeniden görüşmeye başlamak start seeing his/her ex again v.
eski sevgilisine geri dönmek go back to one's ex-gf/bf v.
eski sevgilisine geri dönmek return to ex v.
eski sevgiliye geri dönmek return to ex v.
eski sevgiliye geri dönmek go back to one's ex-gf/bf v.
eski sevgiliyle yeniden görüşmeye başlamak start seeing his/her ex again v.
eski sevgiliyle yeniden ilişkiye başlamak rebooty v.
eski seviyesinden aşağı düşmek suffer v.
eski seyrini kazanmak back to track v.
eski seyrini kazanmak back on track v.
eski sıhhatini kazanmak recuperate v.
eski şekline getirmek unmake v.
eski tarih atmak antedate v.
eski tarih koymak antedate v.
eski tarihle yazmak predate v.
eski yerine koymak put back v.
eski yerine koymak replace v.
getirmek (eski makamına) reinstate in v.
kalıntılarından eski durumunu anlamaya çalışmak reconstruct v.
seçimde yenerek makamına sahip olmak (eski bir milletvekilini) unseat v.
soluklanıp tekrar eski formunu kazanmak (koşucu vb ilk kez yorulup soluğu kesildikten sonra) get one's second wind v.
yeniden eski haline dönmek relapse v.
yerini almak (yeni bir şey eski bir şeyin) supplant v.
yerini almak (yeni bir şey eski bir şeyin) supersede v.
"rüzgâr" ve "su" anlamına gelen, doğada var olan yaşam enerjisini, yaşanılan mekânlarda harekete geçirme yöntemlerini gösteren eski bir çin öğretisi feng shui n.
(eski adıyla) sri lanka ceylon n.
(eski roma'da) toprak kanunu agrarian law n.
(eski rusya'da) kırsal alanlarda gıda gibi yerel ihtiyaç için gönüllü alınan vergi self-taxation n.
4 penilik eski ingiliz gümüş parası groat n.
abd'nin nispeten eski ve ağır sanayilerini barındıran ve soğuk havanın egemen olduğu kuzey bölgesi rust belt n.
alanya'nın eski adı coracesium n.
anımsanamayacak kadar eski zaman time immemorial n.
araç kullanabilen eski insan homo faber n.
ataları eski çağlardan beri belirli bir yerde yaşamış olanlar aborigines n.
ayakları üzerinde dikelebilen eski insan homo erectus n.
aynı eski aşk same old love n.
belli şekilleri, yeni bir alana, eski görünümlerini bozmayacak şekilde, yeniden yerleştirme işlemi layout n.
bir derginin eski sayılarından biri back number n.
bir eski çağ kenti assos n.
bir nesneyi nitelemek için kullanılan sözcüğün bazı nedenlerden ötürü o nesnenin özelliklerini tanımlamaya yetmemesi sonucunda (çoğunlukla eski sözcüğün başına bir niteleyici ifade getirilerek) oluşturulmuş yeni kelime retronym n.
bir satırın sağdan sola ve diğerinin soldan sağa yazıldığı eski bir yazı biçimi boustrophedon n.
bizans eski eserleri byzantine antiquities n.
bonn (almanya'nın eski başkenti) bonn n.
çeyrek peni eski bir ingiliz parası farthing n.
çok eski zaman time immemorial n.
dönme (eski durum/alışkanlık/inanç vb'ne) reversion n.
elektrikli eski tip otomobil brougham n.
en eski kaptan commodore n.
eski adetler old customs n.
eski ahit the proverbs n.
eski ahit the old testament n.
eski ahit old-testament n.
eski ahit'in iki tarih kitabı chronicles n.
eski ahit'in üçüncü kitabı book of leviticus n.
eski ahit'in üçüncü kitabı leviticus n.
eski ahitte peygamber kadın ve israil'in yargıcı deborah n.
eski ahit'te tanrı'nın özel adı jehovah n.
eski alışkanlıklar old habits n.
eski alışkanlıklar old ways n.
eski alışlanlıklar past habits n.
eski alkolik ex-alcoholic n.
eski̇ anadolu türkçesi̇ old anatolian turkish n.
eski arkadaş former friend n.
eski asiler former rebels n.
eski asker ex-serviceman n.
eski asker veteran n.
eski asker veteran (vet) n.
eski atina ancient athens n.
eski ayaklı bir silah harquebus n.
eski bakan former minister n.
eski başbakan former prime minister n.
eski başkonsolos former consul general n.
eski belediye vergisi scot and lot n.
eski bez parçası rag n.
eski bina old building n.
eski bir binanın inşa edilme amacından farklı bir amaçla kullanılması adaptive reuse n.
eski bir dans clogging n.
eski bir deniz piyadesi a former marine n.
eski bir deyiş old saw n.
eski bir fransız halk dansı gavot n.
eski bir güney afrika şehri transvaal n.
eski bir inanışa göre cadıların, hayaletlerin, hortlakların ortalığa çıktığı gece (31 ekim) halloween n.
eski bir motel an old motel n.
eski bir orta asya inanışına göre gökyüzü tanrısı tengri n.
eski bir parlaklık birimi lambert n.
eski bir roma altını solidus n.
eski bir şeyin taklidini yapma/eski gibi gösterme antiquing n.
eski bir şeyin taklidini yapma/eski gibi gösterme archaization n.
eski bir tabir old saw n.
eski bir uzunluk ölçüsü birimi cubit n.
eski bir yahudi ağırlık ölçüsü gerah n.
eski çağ bilgeliği ancient wisdom n.
eski çağ gemileri ancient ships n.
eski çağ kenti extinct city n.
eski çağ kentleri extinct cities n.
eski çağ tarihi ancient history n.
eski çağ uygarlığı ancient civilization n.
eski çağ uygarlıkları ancient civilizations n.
eski çağlar antiquity n.
eski çağlar ancient ages n.
eski çağlar ancient times n.
eski deneyim old experience n.
eski denizci ex-sailor n.
eski dost old pal n.
eski dost old friend n.
eski duruma getirme rehabilitation n.
eski durumuna dönme restitution n.
eski durumuna getirme reinstatement n.
eski dünya old world n.
eski dünya the old world n.
eski düzen old order n.
eski düzeni tam anlamıyla yıkmadan, buna ek olarak yapıcı yenilikler getirmek isteyen reformist n.
eski efendi doyen n.
eski elbiseler cast off n.
eski elbiseler satan kimse old clothes-man n.
eski erkek arkadaş exboyfriend n.
eski erkek öğrenci alumnus n.
eski eser relic n.
eski eser classic n.
eski eserler ancient monuments n.
eski eserler antiquities n.
eski eserler antiques n.
eski eserler relics n.
eski eş former spouse n.
eski eş ex-husband n.
eski eş ex-wife n.
eski eş ex-spouse n.
eski eşya dükkanı junk shop n.
eski eşya odası lumber-room n.
eski etiyopya para birimi birr n.