forward - Turkish English Dictionary
History

forward

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "forward" in Turkish English Dictionary : 62 result(s)

English Turkish
Common Usage
forward adj. ileri
forward adv. ileriye doğru
General
forward v. yollamak
forward v. yeni adrese yollamak
forward v. yönlendirmek
forward v. ileri aktarmak
forward v. yeni adrese göndermek
forward v. yönlendirme yapmak
forward v. yüklemek
forward v. sunmak
forward v. iletmek
forward v. irsal etmek
forward v. ilerletmek
forward v. sevk etmek
forward v. göndermek
forward n. akıncı
forward n. forvet
forward adj. ilerlemiş
forward adj. şımarık
forward adj. ileriye yönelik
forward adj. istekli
forward adj. turfanda
forward adj. erken gelişmiş
forward adj. ileride olan
forward adj. vadeli
forward adj. aşırı
forward adj. büyümüş de küçülmüş
forward adj. öndeki
forward adj. fazla ileriye giden
forward adj. gelişmiş
forward adj. küstah
forward adj. cüretli
forward adj. yırtık
forward adj. hazır
forward adj. küstahlık
forward adj. müfrit
forward adj. ilerideki
forward adv. ileri doğru
forward adv. önceden
forward adv. ileriye
forward adv. ileriye doğru
forward adv. öne
forward adv. ileri
Trade/Economic
forward artan oranlı
forward vadeli
forward ileride teslim edilmek üzere henüz elde bulunmayan malın satışı
forward tahmini
Law
forward nakletmek
Politics
forward gelecekte teslim
Technical
forward öne doğru
forward ileriye
forward başka numara yönlendirmek
forward ön
Computer
forward iletmek
forward başka numaraya yönlendirmek
forward göndermek
forward ileri
forward ileri ye
forward ileri aktarmak
forward ilet
Military
forward ilerletmek
Sport
forward forvet oyuncusu

Meanings of "forward" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

English Turkish
Common Usage
bring forward v. ileri sürmek
look forward v. dört gözle beklemek
look forward to v. iple çekmek
General
be brought forward v. öne sürülmek
be put forward v. öne sürülmek
be put forward v. ortaya atılmak
bring forward v. nakliyekun yapmak
bring forward v. hesap toplamını nakletmek
bring forward v. tarihi öne almak
bring forward v. arzetmek
bring forward v. (randevuyu/toplantı tarihini) öne çekmek
bring forward v. erken tarihe almak
bring forward v. erkene almak
bring forward v. ileri almak
bring forward v. öne sürmek
bring forward v. teklif etmek
bring forward v. erken bir tarihe almak
bring forward v. ortaya almak
bring forward v. öne çekmek
bring forward v. öne almak
bring forward v. tarihi ileriye almak
bring forward v. sunmak
bring forward a proposal v. öneri götürmek
bring forward a proposal v. öneri sunmak
bring forward a proposal v. öneri getirmek
bring forward a reason v. sebep öne sürmek
bring forward an idea v. fikir ortaya atmak
bring forward an idea v. fikir ileri sürmek
bring something forward v. erkene almak
bring something forward v. ortaya atmak
bring something forward v. ileri sürmek
bring the wisdom forward v. bilgece davranmak
bring the wisdom forward v. bilgeliği öne çıkarmak
bring the wisdom forward v. sağduyu ve mantıkla hareket etmek
bring the wisdom forward v. sağduyu ve mantığı öne çıkarmak
bring the wisdom forward v. bilgelikle hareket etmek
buy forward v. stok yapmak
buy forward v. geleceğe yönelik alış yapmak
buy forward v. önceden satın almak
carry a step forward v. bir adım ileriye taşımak
carry forward v. nakletmek
carry forward v. ilerletmek
carry forward v. devam etmek
charge the amount forward v. bedelini ödemeli olarak tahsil etmek
come forward v. meydana atılmak
come forward v. ortaya atılmak
come forward v. belirli bir amaçla ortaya çıkmak
come forward v. ortaya çıkmak
drive forward v. öne çıkarmak
forward a message v. mesaj iletmek
forward a message v. mesajı iletmek
forward goods v. mal göndermek
forward goods v. mal sevk etmek
forward to v. göndermek
forward to the court system v. adliyeye sevk etmek
forward to the courthouse v. adliyeye sevk etmek
go forward v. ileri gitmek
go forward v. gelişmek
go forward v. ilerlemek
go forward with something v. ile devam etmek
go forward with something v. bir şeye devam etmek
help forward v. desteklemek
incline something forward v. bir şeyi öne doğru eğmek
jump forward v. ileri doğru zıplamak
leap forward v. ileri doğru zıplamak
look forward to v. iştiyakle beklemek
look forward to v. sabırsızlıkla beklemek
look forward to v. 4 gözle beklemek
look forward to v. can atmak
look forward to v. dört gözle beklemek
look forward to v. istekle beklemek
look forward to v. beklemek
look forward to (doing something) v. (bir şeyi) iple çekmek
look forward to doing v. yapmayı dört gözle beklemek
look forward to his/her coming/arrival v. gelişini dört gözle beklemek
look forward to seeing v. görmek icin sabırsızlanmak
look forward to taking someone to bed v. birini yatağa götürmek için can atmak
look forward to working v. çalışmayı iple çekmek
look forward to working v. çalışmayı dört gözle beklemek
march forward v. ilerlemek
march forward in time v. zamanla gelişmek
move forward v. ilerlemek
move forward v. yol almak
move forward or backward in time v. zamanda ileri geri gitmek
move forward to the exit v. çıkışa doğru ilerlemek
move something forward v. ileri taşımak
pass forward v. ileri geçmek
plunge forward v. atılıvermek (ileriye doğru)
plunge forward v. ileriye doğru atılıvermek
press forward v. hızla ilerlemek
push forward v. ilerletmek
put forward v. iddia etmek
put forward v. sunmak
put forward v. daha erken bir tarihe almak
put forward v. ileri almak (saat)
put forward v. ortaya atmak
put forward v. önermek
put forward v. ortaya koymak
put forward v. ileri sürmek
put forward v. öne çıkarmak
put forward v. ileri almak (saati)
put forward v. öne almak
put forward v. öne sürmek
put forward v. meydana atmak
put forward v. adaylığını koymak
put forward v. getirmek
put forward v. ileri almak
put forward v. ortaya atılmak
put forward a proposal v. öneri götürmek
put forward a proposal v. öneri sunmak
put forward a proposal v. teklifte bulunmak
put forward a proposal v. teklif yapmak
put forward a reason v. sebep öne sürmek
put forward a reason v. gerekçe ileri sürmek
put forward a recommendation v. tavsiye bildirmek
put forward a suggestion v. öneri sunmak
put forward an idea v. fikir yürütmek
put forward an idea v. fikir ileri sürmek
put forward an idea v. ortaya bir fikir atmak
put forward an opposite theory v. karşıtlamak
put one's best foot forward v. diğer insanların takdirini kazanacak şekilde davranmak
put one's best foot forward v. iyi bir tesir bırakmak için elinden geleni yapmak
put one's watch forward v. saatini ileri almak
put oneself forward v. sokulmak
put oneself forward v. adaylığını koymak
put something forward v. ileri almak (saat)
put something forward v. saatini ileri almak
put something forward v. ileri almak
put something forward v. ileri sürmek
put something forward v. ortaya atmak
put something forward to v. toplantı tarihini ileri almak
put something forward to v. randevu saatini ileri almak
put something forward to v. ertelemek
put something forward to v. randevu tarihini ileri almak
put something forward to v. toplantı saatini ileri almak
put the clock forward v. saati ileri almak
put the watch forward v. saati ileri almak
put your best foot forward v. daha hızlı yürümeye başlamak
rush forward v. ileri çıkmak
rush forward v. ileri atılmak
send forward v. önceden göndermek
set a clock forward v. saati ileriye almak
set a watch forward v. saati ileriye almak
set forward v. ileri almak
set forward v. yol açmak
set forward v. ileri sürmek
spring forward v. saatleri ileri almak
step forward v. bir adım öne çıkmak
step forward v. öne doğru adım atmak
take a step forward v. bir adım ileriye taşımak
take firm steps forward v. emin adımlarla ilerlemek
take firm steps forward v. emin adımlarla yürümek
take forward v. ileri almak
take forward v. ilerletmek
thrust oneself forward v. kendini öne çıkarmak
urge someone forward v. birisini ileri doğru hareket etmesi için cesaretlendirmek
a major step forward n. ileriye doğru büyük bir adım
centre-forward n. santrfor
dating forward n. ileri tarih koyma
forward chaining n. ileri zincirleme
forward looking n. ileriye bakan
forward looking infra-red n. gece görüş cihazı
forward march! n. marş
forward motion n. ileriye doğru hareket
forward operating n. ileri harekat
forward part n. ileri
forward s cover n. kur sigortası
forward sale n. vadeli satış
forward speed n. ileri vites
forward thinking n. geleceği düşünme
forward trace n. ileri doğru izleme
forward-looking expectations n. ileriye dönük umutlar
forward-looking expectations n. ileriye dönük beklentiler
rush forward n. atılma
straight-forward approach n. dolaysız/doğrudan yaklaşım
straight-forward approach n. direkt/açık sözlü yaklaşım
fashion-forward adj. moda öncüsü
forward curved adj. öne eğilmiş
forward looking adj. ileri görüşlü
forward looking adj. ileriye dönük
forward looking adj. ileriyi gören
forward moving adj. ileriye giden
forward thinking adj. ileri düşünceli
forward-looking adj. geleceği düşünen
forward-looking adj. ileriye bakan
forward-looking adj. ileriyi gören
forward-looking adj. geleceğe bakan
forward-looking adj. ileriyi düşünen
forward-thinking adj. geleceğe bakan
forward-thinking adj. ileriyi düşünen
forward-thinking adj. ileriye bakan
forward-thinking adj. geleceği düşünen
sent forward adj. önceden göndermiş
straight forward adj. şerefli
straight forward adj. dürüst
straight forward adj. doğru
straight-forward adj. doğru
backward and forward adv. bir o yana bir bu yana
from that day forward adv. o tarihten itibaren
from this date forward adv. bu tarihten itibaren