geçen - Turkish English Dictionary
History

geçen



Meanings of "geçen" in English Turkish Dictionary : 16 result(s)

Turkish English
General
geçen exceeder n.
geçen passed adj.
geçen late adj.
geçen past adj.
geçen last adj.
geçen passing adj.
geçen elapsing adj.
geçen other adj.
geçen yester adj.
geçen former adj.
geçen yester- adj.
geçen in excess of prep.
Trade/Economic
geçen current
Computer
geçen elapsed
Biochemistry
geçen permeate
geçen permeant

Meanings of "geçen" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
yerine geçen kimse substitute n.
General
bir bölgenin doğal atraksiyonlarını göstermek üzere söz konusu bölgenin içinden geçen tabelalı yol nature trail v.
geçen taksiye binmek flag down a taxi cab v.
karşıdan karşıya geçen çocuğa çarpmak hit a kid crossing the street v.
sözü geçen olmak have influence v.
unvanını geçen yılın ikincisine kaptırmak lose one's title to last year's runner-up v.
yoldan geçen bir arabadan gelen müziğin sesini duymak hear the sound of music coming from a passing car v.
(başka bir şeyin) yerine geçen placeholder n.
abd eyaletlerarası,abd eyaletler arasından geçen otoyol interstate n.
adı geçen kaynak mentioned source n.
adı geçen kişi aforementioned person n.
adı geçen kişi above-mentioned person n.
adı geçen kişi aforesaid person n.
adı geçen kişi said person n.
adı geçen şahıs said person n.
adı geçen şahıs mentioned person n.
alçak veya sulak kesimler yahut sığ sular üzerinden geçen yükseltilmiş yol causeway n.
aslının yerine geçen şey ersatz n.
başkalarını geçen exceeder n.
başkasının yerine geçen kimse (geçici bir süre için) substitute n.
bataklıktan geçen yol causeway n.
bir şeyin satın alınmasında para yerine geçen belge token n.
bir ülkeden diğerine geçen göçmen transmigrant n.
bir yerden başka bir yere geçen transfer n.
birbiri ardınca geçen günler days on end n.
boksörlükten aktörlüğe geçen kişi boxer-turned-actor n.
caddeyi dikkatsizce geçen kimse jaywalker n.
caddeyi trafik kurallarına uymadan geçen kimse jaywalker n.
çabuk gelip geçen kimse transient n.
dağ vb içinden geçen dar yol pass n.
dalga geçen giber n.
emeği geçen those who contributed n.
emeği geçen contributor n.
eyerlerin üzerinden geçen ve at arabası milini destekleyen koşum ipi ridger n.
eyerlerin üzerinden geçen ve at arabası milini destekleyen koşum ipi ridgeband n.
fikir, inanç yahut inanç sistemi, kültür aracılığıyla yayılan yahut anne babadan geçen kültürel miras, gözlemleme ya da iletişim araçları vasıtasıyla edinilen davranış şekli meme n.
fransız riviera'sında, nice'le menton arasındaki yarlardan geçen birbirine paralel üç yol corniche n.
geçen ay previous month n.
geçen ayki çatışma last month's shooting n.
geçen cuma last friday n.
geçen cumartesi last saturday n.
geçen dönem last semester n.
geçen gece last night n.
geçen günler passing days n.
geçen hafta last week n.
geçen hafta sonu last weekend n.
geçen kış last winter n.
geçen kişi passer n.
geçen on yıl past decade n.
geçen on yılın en iyi filmleri the best movies of the past decade n.
geçen pazar last sunday n.
geçen süre elapsed time n.
geçen yaz last summer n.
geçen yüzyıl last century n.
geçen zaman elapsed time n.
geçen zaman elapse n.
gelen geçen passer-by n.
gelen geçen passerby n.
gelip geçen kimse pass-byer n.
genellikle birkaç gün süren ve yürüyüşle geçen tatil walking tour n.
hızla geçen bir şeyin çıkardığı ses whiz n.
iç içe geçen şeyler nest n.
içinden damar geçen yol canal n.
içinden sıvı geçen yol canal n.
içinden sinir geçen yol canal n.
ilk tamire kadar geçen süre time-to-first-fix n.
incil'de adı geçen hoş kokulu ağaç lignaloes n.
incil'de geçen büyük tufan biblical great flood n.
ingiltere'yle fransa'yı birleştiren ve dover boğazı'nı geçen tünele ingiltere'de halk arasında veril chunnel n.
kalıtım yoluyla geçen herhangi bir özellik heritage n.
kalıtımla geçen özellik heredity n.
kan yoluyla geçen hastalık blood-borne disease n.
karşıya geçen traverser n.
kazıklı yol (göl/bataklık üzerinden geçen) causeway n.
kenanlılar'ın incil'de bahsi geçen gaddar tanrısı moloch n.
kıran kırana geçen boks maçı slugfest n.
konuda geçen önemli nokta landmark n.
konuşmada adları geçen kişiler persons mentioned in the speech n.
köprü aracılığıyla bir yolun üstünden geçen başka yol overpass n.
kötü geçen gün off day n.
kuşaktan kuşağa geçen değerli şey heirloom n.
mirasla geçen mal mülk hereditament n.
ötesine geçen overreaching n.
sadece iki kişi arasında geçen konuşma tête-à-tête n.
sadece iki kişi arasında geçen mücadele two-horse race n.
saniyede geçen kare sayısı frame per second n.
sözü geçen ditto n.
sözü geçen kimse man of influence n.
uzun köprü (göl/bataklık üzerinden geçen) causeway n.
yemin yerine geçen söz affirmation n.
yeni doğan aydan itibaren geçen günlerin yılın ilk gününe eklenen sayısı epact n.
yerine geçen successor n.
yerine geçen kimse surrogate n.
yerine geçen kimse incomer n.
yerine geçen kimse replacement n.
yerine geçen kimse supply n.
yetişip geçen overreaching n.
yol geçen arazi parçası right of way n.
yol geçen hanı a place where passengers frequently stop by n.
yoldan geçen kimse passersby n.
yoldan geçen kimse passers-by n.
yoldan geçen kişi passer by n.
yuların atın burnu üzerinden geçen kısmı noseband n.
(hastalık) temasla geçen contagious adj.
adı geçen above-named adj.
adı geçen forementioned adj.
adı geçen aforementioned adj.
adı geçen above-named adj.
adı geçen aforenamed adj.
adı geçen said adj.
adı geçen above-mentioned adj.
adı geçen forenamed adj.
adı geçen mentioned adj.
adı geçen aforesaid adj.
adı geçen above adj.
altından geçen su ile çalışan undershot adj.
aradan geçen intervening adj.
araziden geçen cross-country adj.
aşağıda adı geçen below-mentioned adj.
aşağıda sözü geçen undermentioned adj.
atasözünde geçen proverbial adj.
atlantik'i geçen transatlantic adj.
bahsi geçen aforesaid adj.
bahsi geçen aforementioned adj.
bahsi geçen mentioned adj.
bahsi geçen (durum vb) given adj.
başkalarına kolay geçen (neşe) infectious adj.
başkasının yerine geçen (geçici bir süre için) substitute adj.
birbirine geçen engaging adj.
birbirine geçen imbricative adj.
birden bir konudan başka konuya geçen (konuşma tarzı) abrupt adj.
boşa geçen idle adj.
çabucak geçen elusive adj.
çabuk geçen swift adj.
çabuk geçen fleeting adj.
çabuk geçen pecking adj.
çabuk geçen transient adj.
çabuk geçen fugitive adj.
çok katmandan geçen polystrate adj.
çok yakın geçen point-blank adj.
daha önce adı geçen above-mentioned adj.
daha önce adı geçen abovementioned adj.
delip geçen piercing adj.
ele geçen incoming adj.
elekten geçen sieved adj.
elekten geçen sifted adj.
emeği geçen one who contributed adj.
geçen seferki previous adj.
hepsini/başka her şeyi geçen/aşan transcendent adj.
hızla geçen flying adj.
iç içe geçen telescopic adj.
içme suyu ile geçen waterborne adj.
ismi geçen aforementioned adj.
ismi geçen aforesaid adj.
kalıtımla geçen iyi özelliklere sahip eugenical adj.
kenarından geçen skirting adj.
kolay geçen running adj.
konudan konuya geçen discursive adj.
kutsal kitapta geçen canonical adj.
makbule geçen appreciated adj.
miras yoluyla geçen hereditary adj.
savunmaya geçen (hedef alındığını zannederek) defensive adj.
sözü geçen aforementioned adj.
sözü geçen well-esteemed adj.
sözü geçen aforesaid adj.
sözü geçen bossy adj.
sözü geçen influential adj.
sözü geçen forenamed adj.
sözü geçen previously mentioned adj.
sözü geçen mentioned adj.
sözü geçen (durum vb) given adj.
sudan geçen waterborne adj.
şike skandalında adı geçen supposedly being involved in match-fixing scandal adj.
temasla geçen contagious adj.
transit geçen transiting adj.
uçuşa geçen outbound adj.
ülkeyi boydan boya geçen cross country adj.
üstüste geçen/örtüşen overlapping adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-streaked adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-straked adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-jointed adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-strake adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-streak adj.
yavaş harekete geçen inert adj.
yerine geçen substitutive adj.
yerine geçen pro adj.
yerine geçen succeeding adj.
yerine geçen superseding adj.
yukarıda adı geçen above-mentioned adj.
yukarıda adı geçen aforecited adj.
yukarıda adı geçen abovementioned adj.
yukarıda adı geçen above-mentioned adj.
yukarıda adı geçen aforenamed adj.
yukarıda bahsi geçen aforesaid adj.
yukarıda geçen above adj.
yukarıda geçen aforenamed adj.
yukarıda geçen aforesaid adj.
yukarıda geçen aforementioned adj.
yukarıda sözü geçen before mentioned adj.
yukarıda sözü geçen before cited adj.
yukarıdan geçen overhead adj.
zikri geçen aforesaid adj.
zikri geçen above-cited adj.
adı geçen ditto adv.
daha geçen hafta no longer ago than last week adv.
evvelce adı geçen eserde loc. cit. adv.
evvelce adı geçen eserde loco citato adv.
geçen ay last month adv.
geçen aydan from the previous month adv.
geçen birkaç hafta içinde in the past couple of weeks adv.
geçen buluşmamızda at our last meeting adv.
geçen buluşmamızda at our previous meeting adv.
geçen gün the other day adv.
geçen günlerde the other day adv.
geçen hafta bir ara some time last week adv.
geçen hafta dün yesterday week adv.
geçen hafta dünkü gün yesterday week adv.
geçen mayıs last may adv.
geçen on yıl içinde in the past decade adv.
geçen on yılda in the past decade adv.
geçen salı last tuesday adv.
geçen sefer last time adv.
geçen sene last year adv.
geçen yıl last year adv.
geçen yıl temmuz ayında in july last year adv.
geçen yüzyılda in the last century adv.
geçen zaman içinde in the course of time adv.
her geçen dakika every passing minute adv.
her geçen gün each passing day adv.
her geçen gün every passing day adv.
her geçen gün day by day adv.
her geçen saat every passing hour adv.
her geçen saat with every passing hour adv.
her geçen saniye every passing second adv.
her geçen sene every passing year adv.
her geçen yıl every passing year adv.
sözü geçen above adv.
sözü geçen in command adv.
yukarıda geçen supra adv.
-i geçen in excess of prep.
geçen seferki the previous one pron.
Phrases
adı geçen firma the above named firm n.
adı geçen firma the above mentioned firm n.
adı geçen the above-mentioned adj.
yukarıda adı geçen the abovementioned adj.
geçen aya oranla compared to the last month
geçen hafta bu zamanlar this time last week
geçen haftaya oranla compared to the last week
geçen sene bir zaman/ara sometime last year
geçen seneye oranla compared to the last year
geçen yıla oranla compared to the last year
uykusuz geçen bir gecenin ardından after a sleepless night
yukarıda adı geçen kişi/kişiler (bir sayfada) the abovementioned persons
Colloquial
çalışma ile geçen tatil a busman's holiday
eline geçen her fırsatta at every (possible) opportunity
eline geçen her fırsatta every chance he/she gets
geçen ay neredeyse her gün yağmur yağdı last month it rained almost every day
geçen her dakika önemli every moment counts
geçen her dakika önemli every minute counts
geçen yılın sonundan bu yana since the end of last year
gergin geçen beş dakika 5 white-knuckled minutes
yoldan geçen bir araba a passing car
Idioms
(kadın için) ailede sözü geçen olmak wear the britches
(kadın için) ailede sözü geçen olmak wear the breeches (in the family)
(kadın için) ailede sözü geçen olmak wear the pants (in the family)
baskın sözü geçen kimse 800-pound gorilla
bir ilişkide/evlilikte sözü geçen taraf olmak wear the pants
bir ilişkide/evlilikte sözü geçen taraf olmak wear the trousers
çorak geçen dönem dry spell
dur durak bilmeden akıp giden/geçen zaman the marching time
ele geçen şans a fair crack of the whip
eline geçen bilgi ve belgeleri basın mensuplarıyla paylaşmak go public
eline geçen bilgi ve belgeleri basınla paylaşmak go public
eline geçen parayı hemen harcayan birisi olmak money burns a hole in someone's pocket
eline geçen parayı kullanmadan önce bir kısmını ayırmak/biriktirmek pay yourself first
geçen yıllara direnmek stand the test of time
her geçen gün as days pass
insanların sempatisini kazanmak ya da yardımı almak için kişinin başından geçen bir hikayeyi anlatması hard-luck story
oldu bil/baş üstüne/oldu farz et/lord's prayer'da geçen bir cümle thy will be done
resmi/kayıta geçen/kanıt niteliği taşıyan belge paper trail
sorunlu geçen süreç a torrid time
sözü geçen influential person
sözü geçen big deal/shot
sözü geçen kimse the old man
Speaking
(geçen zaman ile ilgili) o kadar oldu mu? has it been that long?
aklından geçen nedir? what's on your mind?
geçen cumartesi yüzdüm I swam last saturday
geçen gece the night before last
geçen gece ağladığını duydum I heard you crying the other night
geçen gece aramızda olanlar what happened between us the other night
geçen gece buraya uğradım i stopped by here the other night
geçen gece dışarıdaydım I was out last night
geçen gece evde miydin? were you at home last night?
geçen gece söylediğim şey için özür dilerim i'm sorry about what i said the other night
geçen gece televizyonda söylediklerini duydun mu? did you hear what he said on tv the other night?
geçen gün babanı gördüm i saw your father the other day
geçen gün kime rastladık biliyor musun? you know who we bumped into the other day?
geçen gün yırtındım arkandan i was yelling at you the other day
geçen hafta bugün this day last week
geçen hafta hiçbir şeydi last week was nothing
geçen hafta müzede bir soygun oldu there was a burglary at the museum last week
geçen hafta sınav oldum I had an exam last week
geçen hafta sınava girdim I had an exam last week
geçen hafta sınavım vardı I had an exam last week
geçen pazar doğum günümdü it was my birthday last sunday
geçen sefer olduğu gibi same as last time
geçen seferki gibi same as last time
geçen sene aldığım giysileri giyiyorum i'm wearing clothes from last year
geçen sene mutlu değildim I wasn't happy last year
geçen sene ne yaptı? what did he do last year?
geçen yaz çok boy attım i grew a lot last summer
geçen yaz neredeydin? where were you last summer?
geçen yaz tatile gittim I went on vacation last summer
geçen yazdan beri since last summer
geçen yıl ailemle birlikte yaşıyordum I lived with my parents last year
geçen yıl mutlu değildim I wasn't happy last year
geçen yıl tatile gittim I went on vacation last year
her geçen gün with each passing day
sen geçen hafta çalışıyor muydun? were you working last week?
sen geçen hafta çalıştın mı? did you work last week?
Slang
bar önlerinde durup gelip geçen insanlara içeri almaya çalışan kimse spruiker
sözü geçen çete üyesi shot caller
Trade/Economic
(defterlere geçen) gerçek kayıt original entry
adı geçen firma the said firm
adı geçen pazarlar the said markets
adı geçen pazarlar the given markets
adı geçen piyasalar the given markets
adı geçen piyasalar the said markets
arada geçen zaman elapsed time
atıl geçen zaman maliyeti idle time cost
binden sigorta poliçesinin yerine geçen nota insurance
bir tahvilin, (tahvili çıkaran tarafından) bedelinin geri ödenmek üzere istenmesine (yani geri çağrılmasına) kadar geçen süredeki getirisi yield to call
bir tarihten diğerine geçen sürede değerdeki azalma decrement
daha önce sözü geçen above-mentioned
daha önce sözü geçen above-cited
ele geçen ücret take-home pay
geçen ay ultimo
geçen ayda ultimo
geçen dönemden devredilen kar income carried forward
geçen seneden kalan bakiye outstanding balance from the previous year
geçen yıldan kalan dağıtılmamış karlar profits brought forward
hayvanlardan insanlara geçen hastalık zoonose
hayvanlardan insanlara geçen hastalık zoonosis
iki nokta arasında seyahat için geçen zaman süresi elapsed time
makinenin boş geçen zamanı machine idle time
mevduat yerine geçen senet deposit currency
net ele geçen net avails
para yerine geçen sikke token
para yerine geçen ticari senet banker's note
postadan ücretsiz geçen mektup frank
satıştan ele geçen para sales roes
sınırların üstünden geçen boundary spanning
sipariş verildikten sonra malın teslimine kadar geçen zaman lead time
siparişin verilmesinden teslim edilmesine kadar geçen süre delivery lead time
temliki muamelede geçen ferağ kaydı habendum
ülke topraklarından geçiş sırasında hiç durmadan başka bir ülkeye geçen mallar için gümrüksüz geçme transit
vadesi geçen borç aged debt
vadesi geçen ve tahsilat sürecinde olan miktarlar amounts overdue and in the process of collection
vadesi geçen/geçmiş kredi overdue loan
vadesi geçen/geçmiş tüketici kredileri overdue consumer loans
zarar toplamını geçen tazminat double recovery
Law
adı geçen mahkeme kararı sc
anne tarafından geçen mallar maternal property
baba tarafından geçen (miras vb) patrimonial
baba tarafından geçen mal paternal property
baba tarafından geçen miras paternal inheritance
başkasına miras yoluyla geçen mülkü işgal eden kimse abator
belirli bir füru zümresine geçen miras hakkı entail
bütün borç ve vergilerin ödenmesi sonrası varislere geçen net tereke miktarı net succession
cebren ırza geçen, küçükleri baştan çıkaran ve iffete taarruz etme suçları felonies of rape, seduction of children, and assault on chastity
duruşma tutanağını tutan/yazan/kayda geçen kişi minute taker
ecdattan ahfada geçen hereditary
eşinin ölümünden sonra kocasına geçen miras hakkı curtesy
ırza geçen rapist
irsiyet yoluyla geçen hereditary
kanuni mirasçılara geçen hereditable
mirasla geçen hereditary
ölünün yerine geçen halef personal representative
para yerine geçen banknot çıkaran banka bank of issue
soydan geçen hereditary
sözü geçen before mentioned
sözü geçen in question
sözü geçen before cited
tutuklama ve tutuklama yerine geçen koruma tedbirleri arrest
yeminli bir beyanın yerine geçen ifade affirmation
yukarıda geçen foregoing
yukarıda geçen above cited
Politics
dünyada her geçen gün büyüyen fakirlik problemi explosive problems of world poverty
geçen dönem başkanı immediate past president
tek merkezli iç içe geçen halkalar concentric circles
Tourism
bahsi geçen ülkede ikamet etmeyen ziyaretçilerin ülkedeki turizm faaliyetlerinden oluşan turizm çeşidi inbound tourism
Technical
alçak geçen süreç low pass process
altı metreye kadar uzayabilen ve iç içe geçen parçalardan oluşan budama makası telescopic pruner
arızasız geçen ortalama süre mean time between failure
arızasız geçen ortalama süre mtbf
başladıktan sonra geçen süre eşiği seconds-since-boot threshold
başlama noktasından geçen süre seconds-since-boot threshold
bıçağın bıçak sapına geçen kısmı tang
birbirine geçen intermeshing
camdan geçen gün ışığı daylight passing through the glass
camdan geçen suni ışık artificial light through glass
darbe emici içe geçen bölümü shock absorber insert
doğrudan harekete geçen direct acting
doğrudan harekete geçen analog göstergeli elektriksel ölçü aleti direct acting indicating analogue electrical measuring instrument
dokunup geçen lambent
düzensiz bir kesitte paneller halinde hesaplanan debilerin toplanması ile elde edilen bir kesitten geçen toplam anlık debi total instantaneous discharge
eldivenden avuç içine geçen titreşim vibration transmissibility of gloves at the palm of the hand
elekten geçen passing the sieve
elle geçen titreşim hand-transmitted vibration
elmas yerine geçen maddeler diamond subtitutes
geçen ışık transmitted light
geçen su miktarı water through-put
geçen süre time elapsed
geçen süre göstergesi elapsed time indicator
güneş enerjisiyle harekete geçen/hareket eden solar-activated
güneşe çok yakın geçen ve hemen buharlaşıp parçalanan kuyrukluyıldızlar sungrazing comet
güneşe çok yakın geçen ve hemen buharlaşıp parçalanan kuyrukluyıldızlar sungrazer
havadan geçen air borne
her bir birim alandan akarak geçen enerji veya foton parçacıkların sayısı intensity of radiation
insanın elle geçen titreşime maruz kalmasının ölçülmesine ve değerlendirilmesine dair kılavuz guidelines for the measurement and the assessment of human exposure to hand-transmitted vibration
kendiliğinden harekete geçen gaz sızdırmazlık destek sistemi self-acting gas seal support system
manyetik deklinasyonu 0 derece olan bir noktadan geçen düşünsel bir hat agonic line
nikel yerine geçen metaller nickel substitutes
okyanus geçen transoceanic
paralel sargıdan geçen akım shunt current
sudan geçen hastalık water-borne disease
sudan geçen salgın hastalık water-borne epidemics
uçağın kalkışı için takozların alındığı andan inişte park edip takoz konduğu ana kadar geçen zaman block time
yakıcının duruşu ve devreye kalkışı arasında geçen süre burner flame-failure response time
yerine geçen substituent
yüksek geçen süreç high pass process
Computer
alçak geçen süreç lowpass process
alçak geçen süreç low pass process
bant geçen süreç bandpass process
bant-geçen süreç band-pass process
geçen cd süresi cd time elapsed
geçen iz süresi track time elapsed
geçen süre elapsed time
geçen süre time taken
geçen süre elapsed
geçen zaman elapse time
geçen zaman elapsed time
yerine geçen substitution
yüksek geçen süreç high pass process
yüksek geçen süreç highpass process
Informatics
geçen süre elapsed time
saniyede geçen çerçeve frame per second
yüksek geçen süreç high-pass process
Telecom
geçen süre elapsed time
geçen süre göstergesi elapsed time indicator
ses hızını geçen sürat hypersonic velocity
Electric
akım geçen tel live wire
Mechanic
dişlilerin çiziminde kullanılan ve dişlerin üzerinden geçen daire addendum circle
mil üzerine bilezik gibi geçen parça sleeve
Construction
bina temelinden geçen kablo boruları duct bank
çabuk geçen transient
Automotive
dirsekli kol mahfazasından geçen egzoz gazları blowby
dirsekli kol mahfazasından geçen egzoz gazlarını arkaya doğru iten tertibat blowby
geçen miktar delivery
Traffic
üstten geçen yol overpass
yoldan geçen araçlar passing vehicles
yoldan geçen araçlar the vehicles passing by
Railway
kısa bir tünel aracılığıyla bir karayolu, demiryolu vb'nin altından geçen yol underpass
Aeronautic
akım geçen live
inen iki uçak arasında geçen zaman interarrival time
tahmini geçen süre estimated elapsed time
tahmini geçen toplam zaman total estimated elapsed time
tahmini yolda geçen süre estimated time en route
uçuşa geçen outbound
Marine
birbiri üstüne geçen tahtalardan yapılmış deniz aracı lapstrake
gemiye yükün yüklendiği an ile gemiden yükün boşaltıldığı an arasında geçen dönem tackle to tackle
içinden nehir geçen vadi strath
yolcu gemisinden rıhtıma geçen köprü passenger gangway
Petrol
yerine geçen yakıt surrogate fuel
Medical
"kan yerine geçen madde blood substitute
anne sütü yerine geçen ürünler breast-milk substitutes
anne sütü yerine geçen ürünlerin pazarlanması ile ilgili uluslararası yasa international code for marketing of breast-milk substitutes
bir tümörün iki katına çıkması için geçen süre doubling time
cinsel yolla geçen sexually transmitted
cinsel yolla geçen hastalık cupid's disease
cinsel yolla geçen hastalık venereal disease
cinsel yolla geçen hastalık social disease
cinsel yolla geçen hastalık sexually transmitted disease
cinsel yolla geçen hastalık venus's curse
cinsel yolla geçen hastalık VD
cinsel yolla geçen hastalık cupid's itch
cinsel yolla geçen hastalıklar sexually transmitted diseases
deri içinden geçen transdermal
deri içinden geçen transdermic
deri içinden geçen transcutaneous
deri içinden geçen percutaneous
deri içinden geçen kısmi basınç izleme donanımı transcutaneous partial pressure monitoring equipment
deriden geçen kısmi basıncı izleme donanımı transcutaneous partial pressure monitoring equipment
deriden geçen oksijen ve karbondioksit kısmi basınç izleme donanımı transcutaneous oxygen and carbon dioxide partial pressure monitoring equipment
diz eklemi yerine geçen implantlar knee joint replacement implants
dopamin ile harekete geçen dopaminergic
eklem yerine geçen implantlar joint replacement implants
göğüsten geçen transthoracical
göğüsten geçen transthoracic
hava yoluyla geçen hastalık air-borne disease