geçen - Turkish English Dictionary
History

geçen



Meanings of "geçen" in English Turkish Dictionary : 16 result(s)

Turkish English
General
geçen exceeder n.
geçen passed adj.
geçen late adj.
geçen past adj.
geçen last adj.
geçen passing adj.
geçen elapsing adj.
geçen other adj.
geçen yester adj.
geçen former adj.
geçen yester- adj.
geçen in excess of prep.
Trade/Economic
geçen current
Computer
geçen elapsed
Biochemistry
geçen permeate
geçen permeant

Meanings of "geçen" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

Turkish English
Common Usage
yerine geçen kimse substitute n.
General
bir bölgenin doğal atraksiyonlarını göstermek üzere söz konusu bölgenin içinden geçen tabelalı yol nautre trail v.
geçen taksiye binmek flag down a taxi cab v.
karşıdan karşıya geçen çocuğa çarpmak hit a kid crossing the street v.
sözü geçen olmak have influence v.
unvanını geçen yılın ikincisine kaptırmak lose one's title to last year's runner-up v.
yoldan geçen bir arabadan gelen müziğin sesini duymak hear the sound of music coming from a passing car v.
(başka bir şeyin) yerine geçen placeholder n.
abd eyaletlerarası,abd eyaletler arasından geçen otoyol interstate n.
adı geçen kaynak mentioned source n.
adı geçen kişi said person n.
adı geçen kişi aforesaid person n.
adı geçen kişi aforementioned person n.
adı geçen kişi above-mentioned person n.
adı geçen şahıs mentioned person n.
adı geçen şahıs said person n.
alçak veya sulak kesimler yahut sığ sular üzerinden geçen yükseltilmiş yol causeway n.
aslının yerine geçen şey ersatz n.
başkalarını geçen exceeder n.
başkasının yerine geçen kimse (geçici bir süre için) substitute n.
bataklıktan geçen yol causeway n.
bir şeyin satın alınmasında para yerine geçen belge token n.
bir ülkeden diğerine geçen göçmen transmigrant n.
bir yerden başka bir yere geçen transfer n.
birbiri ardınca geçen günler days on end n.
boksörlükten aktörlüğe geçen kişi boxer-turned-actor n.
caddeyi dikkatsizce geçen kimse jaywalker n.
caddeyi trafik kurallarına uymadan geçen kimse jaywalker n.
çabuk gelip geçen kimse transient n.
dağ vb içinden geçen dar yol pass n.
dalga geçen giber n.
emeği geçen those who contributed n.
emeği geçen contributor n.
eyerlerin üzerinden geçen ve at arabası milini destekleyen koşum ipi ridgeband n.
eyerlerin üzerinden geçen ve at arabası milini destekleyen koşum ipi ridger n.
fikir, inanç yahut inanç sistemi, kültür aracılığıyla yayılan yahut anne babadan geçen kültürel miras, gözlemleme ya da iletişim araçları vasıtasıyla edinilen davranış şekli meme n.
fransız riviera'sında, nice'le menton arasındaki yarlardan geçen birbirine paralel üç yol corniche n.
geçen ay previous month n.
geçen ayki çatışma last month's shooting n.
geçen cuma last friday n.
geçen cumartesi last saturday n.
geçen dönem last semester n.
geçen gece last night n.
geçen günler passing days n.
geçen hafta last week n.
geçen hafta sonu last weekend n.
geçen kış last winter n.
geçen kişi passer n.
geçen on yıl past decade n.
geçen on yılın en iyi filmleri the best movies of the past decade n.
geçen pazar last sunday n.
geçen süre elapsed time n.
geçen yaz last summer n.
geçen yüzyıl last century n.
geçen zaman elapsed time n.
geçen zaman elapse n.
gelen geçen passer-by n.
gelen geçen passerby n.
gelip geçen kimse pass-byer n.
genellikle birkaç gün süren ve yürüyüşle geçen tatil walking tour n.
hızla geçen bir şeyin çıkardığı ses whiz n.
iç içe geçen şeyler nest n.
içinden damar geçen yol canal n.
içinden sıvı geçen yol canal n.
içinden sinir geçen yol canal n.
ilk tamire kadar geçen süre time-to-first-fix n.
incil'de adı geçen hoş kokulu ağaç lignaloes n.
incil'de geçen büyük tufan biblical great flood n.
ingiltere'yle fransa'yı birleştiren ve dover boğazı'nı geçen tünele ingiltere'de halk arasında veril chunnel n.
kalıtım yoluyla geçen herhangi bir özellik heritage n.
kalıtımla geçen özellik heredity n.
kan yoluyla geçen hastalık blood-borne disease n.
karşıya geçen traverser n.
kazıklı yol (göl/bataklık üzerinden geçen) causeway n.
kenanlılar'ın incil'de bahsi geçen gaddar tanrısı moloch n.
kıran kırana geçen boks maçı slugfest n.
konuda geçen önemli nokta landmark n.
konuşmada adları geçen kişiler persons mentioned in the speech n.
köprü aracılığıyla bir yolun üstünden geçen başka yol overpass n.
kötü geçen gün off day n.
kuşaktan kuşağa geçen değerli şey heirloom n.
mirasla geçen mal mülk hereditament n.
ötesine geçen overreaching n.
sadece iki kişi arasında geçen konuşma tête-à-tête n.
sadece iki kişi arasında geçen mücadele two-horse race n.
saniyede geçen kare sayısı frame per second n.
sözü geçen ditto n.
uzun köprü (göl/bataklık üzerinden geçen) causeway n.
yemin yerine geçen söz affirmation n.
yeni doğan aydan itibaren geçen günlerin yılın ilk gününe eklenen sayısı epact n.
yerine geçen successor n.
yerine geçen kimse surrogate n.
yerine geçen kimse incomer n.
yerine geçen kimse replacement n.
yerine geçen kimse supply n.
yetişip geçen overreaching n.
yol geçen arazi parçası right of way n.
yol geçen hanı a place where passengers frequently stop by n.
yoldan geçen kimse passers-by n.
yoldan geçen kimse passersby n.
yoldan geçen kişi passer by n.
yuların atın burnu üzerinden geçen kısmı noseband n.
(hastalık) temasla geçen contagious adj.
adı geçen aforementioned adj.
adı geçen forementioned adj.
adı geçen above-named adj.
adı geçen above named adj.
adı geçen aforenamed adj.
adı geçen said adj.
adı geçen above-mentioned adj.
adı geçen aforesaid adj.
adı geçen mentioned adj.
adı geçen forenamed adj.
altından geçen su ile çalışan undershot adj.
aradan geçen intervening adj.
araziden geçen cross-country adj.
aşağıda adı geçen below-mentioned adj.
aşağıda sözü geçen undermentioned adj.
atasözünde geçen proverbial adj.
atlantik'i geçen transatlantic adj.
bahsi geçen aforesaid adj.
bahsi geçen aforementioned adj.
bahsi geçen mentioned adj.
bahsi geçen (durum vb) given adj.
başkalarına kolay geçen (neşe) infectious adj.
başkasının yerine geçen (geçici bir süre için) substitute adj.
birbirine geçen imbricative adj.
birbirine geçen engaging adj.
birden bir konudan başka konuya geçen (konuşma tarzı) abrupt adj.
boşa geçen idle adj.
çabucak geçen elusive adj.
çabuk geçen pecking adj.
çabuk geçen transient adj.
çabuk geçen fugitive adj.
çabuk geçen fleeting adj.
çabuk geçen swift adj.
çok katmandan geçen polystrate adj.
çok yakın geçen point-blank adj.
daha önce adı geçen above mentioned adj.
daha önce adı geçen abovementioned adj.
delip geçen piercing adj.
ele geçen incoming adj.
elekten geçen sieved adj.
elekten geçen sifted adj.
emeği geçen one who contributed adj.
geçen seferki previous adj.
hepsini/başka her şeyi geçen/aşan transcendent adj.
hızla geçen flying adj.
iç içe geçen telescopic adj.
içme suyu ile geçen waterborne adj.
ismi geçen aforementioned adj.
ismi geçen aforesaid adj.
kalıtımla geçen iyi özelliklere sahip eugenical adj.
kenarından geçen skirting adj.
kolay geçen running adj.
konudan konuya geçen discursive adj.
kutsal kitapta geçen canonical adj.
makbule geçen appreciated adj.
miras yoluyla geçen hereditary adj.
savunmaya geçen (hedef alındığını zannederek) defensive adj.
sözü geçen well-esteemed adj.
sözü geçen aforesaid adj.
sözü geçen aforementioned adj.
sözü geçen bossy adj.
sözü geçen influential adj.
sözü geçen previously mentioned adj.
sözü geçen forenamed adj.
sözü geçen mentioned adj.
sözü geçen (durum vb) given adj.
sudan geçen waterborne adj.
şike skandalında adı geçen supposedly being involved in match-fixing scandal adj.
temasla geçen contagious adj.
transit geçen transiting adj.
uçuşa geçen outbound adj.
ülkeyi boydan boya geçen cross country adj.
üstüste geçen/örtüşen overlapping adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-streaked adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-streak adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-jointed adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-straked adj.
üstüste geçen/örtüşen lap-strake adj.
yavaş harekete geçen inert adj.
yerine geçen succeeding adj.
yerine geçen pro adj.
yerine geçen substitutive adj.
yerine geçen superseding adj.
yukarıda adı geçen above mentioned adj.
yukarıda adı geçen aforecited adj.
yukarıda adı geçen abovementioned adj.
yukarıda adı geçen above-mentioned adj.
yukarıda adı geçen aforenamed adj.
yukarıda bahsi geçen aforesaid adj.
yukarıda geçen aforenamed adj.
yukarıda geçen above adj.
yukarıda geçen aforementioned adj.
yukarıda geçen aforesaid adj.
yukarıda sözü geçen before mentioned adj.
yukarıda sözü geçen before cited adj.
yukarıdan geçen overhead adj.
zikri geçen aforesaid adj.