kesin - Turkish English Dictionary
History

kesin



Meanings of "kesin" in English Turkish Dictionary : 118 result(s)

Turkish English
Common Usage
kesin certain adj.
kesin accurate adj.
kesin exact adj.
kesin precise adj.
kesin final adj.
General
kesin sure as death adj.
kesin express adj.
kesin truthful adj.
kesin unquestioning adj.
kesin crucial adj.
kesin spot-on adj.
kesin drastic adj.
kesin pointed adj.
kesin certain adj.
kesin frozen adj.
kesin pronounced adj.
kesin assertive adj.
kesin peremptory adj.
kesin unequivocal adj.
kesin specific adj.
kesin indubitable adj.
kesin round adj.
kesin scientific adj.
kesin crisp adj.
kesin mathematical adj.
kesin bound to be adj.
kesin affirmative adj.
kesin slipt adj.
kesin undoubted adj.
kesin safe adj.
kesin extreme adj.
kesin clean-cut adj.
kesin determined adj.
kesin rigid adj.
kesin accurate adj.
kesin explicit adj.
kesin dogmatic adj.
kesin conclusive adj.
kesin unmistakable adj.
kesin precise adj.
kesin utter adj.
kesin precision adj.
kesin determinate adj.
kesin unambiguous adj.
kesin outright adj.
kesin bound adj.
kesin incontrovertible adj.
kesin flat adj.
kesin firm adj.
kesin immutable adj.
kesin stringent adj.
kesin absolute adj.
kesin plenary adj.
kesin decided adj.
kesin rigorous adj.
kesin declared adj.
kesin indisputable adj.
kesin unconditional adj.
kesin irrevocable adj.
kesin free from ambiguity adj.
kesin stark adj.
kesin point-blank adj.
kesin implicit adj.
kesin clear adj.
kesin clear-cut adj.
kesin decisive adj.
kesin net adj.
kesin categorical adj.
kesin undeniable adj.
kesin definitive adj.
kesin positive adj.
kesin irreversible adj.
kesin unmistakeable adj.
kesin definite adj.
kesin uncompromising adj.
kesin square adj.
kesin unquestionable adj.
kesin ultimate adj.
kesin direct adj.
kesin unerring adj.
kesin unquestioned adj.
kesin downright adj.
kesin to the letter adj.
kesin ocular adj.
kesin terminative adj.
kesin deciding adj.
kesin out of question adv.
kesin sure adv.
kesin for sure adv.
kesin doubtless adv.
kesin sure to prep.
Phrases
kesin as sure as i'm sitting here
kesin short and to the point
Colloquial
kesin sure as shooting
kesin hard and fast
Idioms
kesin sure as I'm standing here
kesin written in stone
kesin sure as god made little green apples
kesin sure as you live
kesin sure as fate
kesin as large as life
kesin a sure thing
kesin sure as eggs is eggs
Slang
kesin in the bag
Trade/Economic
kesin accurate
Law
kesin irrebuttable
kesin mandatory
kesin unerring
kesin absolute
kesin irrefutable
Technical
kesin sure
kesin accurate
kesin concrete
kesin absolute
kesin explicit
kesin specific
kesin precise
Computer
kesin definite

Meanings of "kesin" with other terms in English Turkish Dictionary : 483 result(s)

Turkish English
Common Usage
kesin karar vermek resolve v.
kesin olmayan indefinite adj.
General
açık ve kesin ifade etmek formulate v.
başlayacağı kesin olmak be bound to start v.
birşey hakkında kesin bir karara varamamak be of two minds about v.
birşey hakkında kesin bir karara varamamak be undecided about something v.
birşey hakkında kesin bir karara varamamak be in two minds about v.
kesin adımlar atmak take irreversible steps v.
kesin bilmek know for certain v.
kesin bilmek know for sure v.
kesin bir dille söylemek dogmatize v.
kesin bir dille söylemek dogmatise v.
kesin bir tavır almamak fudge v.
kesin gözüyle bakmak take something for granted v.
kesin hüküm vermek (biri hakkında) place a final judgement on someone v.
kesin ifade etmek enunciate v.
kesin karar vermek resolve v.
kesin olarak bilmek know for certain v.
kesin olarak bilmek know for sure v.
kesin olarak fikrini söylemek dogmatise v.
kesin olarak fikrini söylemek dogmatize v.
kesin olarak yerini belirtmek pinpoint v.
kesin olmak be definite v.
kesin olmak be certain v.
kesin olmak be absolute v.
kesin olmamak not be certain v.
kesin olmamak not be definite v.
kesin olmamak be uncertain v.
kesin olmamak be indefinite v.
kesin ve açık olarak belirtmek formulate v.
açık ve kesin ifade formulation n.
benim kesin inancım my firm conviction n.
benim kesin kanım my firm conviction n.
bir şeyin kesin işareti a sure sign of n.
kesin açıklama absolute statement n.
kesin ayar accurate adjustment n.
kesin başarı masterstroke n.
kesin belirtiler sure signs n.
kesin bilgi precise information n.
kesin bilgi exact information n.
kesin bilgi certain information n.
kesin bir delil proof positive n.
kesin cevap a definite answer n.
kesin çözüm exact solution n.
kesin delil hard evidence n.
kesin delil positive proof n.
kesin deliller proof positive n.
kesin disipline dayalı bir hindu dini jainism n.
kesin emir injunction n.
kesin fikir dogma n.
kesin hesap settlement n.
kesin hesap audit n.
kesin hesap final account n.
kesin hesap decompte definitif n.
kesin hüküm res judicata n.
kesin hüküm final judgment order n.
kesin kabul general acceptance n.
kesin kabul final acceptance n.
kesin kabul ölçümü final certificate measurement n.
kesin kabul raporu final certificate n.
kesin kabul süresi defect liability period n.
kesin kanıt clear evidence n.
kesin karar resolution n.
kesin karar commitment n.
kesin karar exact decision n.
kesin kayıt işlemleri final registration procedures n.
kesin kayıt tarihi ve zamanı exact registration date and time n.
kesin miktar definite quantity n.
kesin olan şey certainty n.
kesin olay certain event n.
kesin olmama impreciseness n.
kesin olmama nonabsoluteness n.
kesin olmama inaccuracy n.
kesin olmama uncertainty n.
kesin olmama nonconclusiveness n.
kesin olmayan cevap provisional reply n.
kesin olmayan seçim sonuçları incomplete election results n.
kesin olmayan seçim sonuçları early election results n.
kesin olmayan tahmini maliyet provisional estimate of costs n.
kesin olmayan tahmini maliyet provisional sum n.
kesin önlemler strict measures n.
kesin önlemler stringent measures n.
kesin proje final design n.
kesin proje final project n.
kesin rezervasyon definite reservation n.
kesin sonuç decider n.
kesin şey positive n.
kesin şey cinch n.
kesin tahmin definitive estimate n.
kesin tamamlama final completion n.
kesin tarih firm date n.
kesin tarih exact date n.
kesin yanıt decisive answer n.
kesin yargı absolute judgment/decision n.
kesin yargı final judgement n.
kesin yargı definite judgement n.
kesin zafer decisive victory n.
kesin zaman exact time n.
konu hakkında son ve kesin söz the last word on the matter n.
seyahatte, talep veya etkinliklerin kesin ve tanımlanabilir düzeyde olduğu yılın belli dönemleri season n.
başaracağı kesin olan sure-fire adj.
çok kesin hand and fast adj.
gibi kesin as sure as adj.
kadar kesin as sure as adj.
kesin (görüş) strong adj.
kesin değil not obvious adj.
kesin olarak ispatlayan demonstrative adj.
kesin olarak kanıtlanmış well proven adj.
kesin olarak tanımlanmış precisely defined adj.
kesin olmayan inexact adj.
kesin olmayan nonconclusive adj.
kesin olmayan chancy adj.
kesin olmayan tentative adj.
kesin olmayan dubious adj.
kesin olmayan doubtful adj.
kesin olmayan indefinite adj.
kesin olmayan interlocutory adj.
kesin olmayan borderline adj.
kesin olmayan nonabsolute adj.
kesin olmayan imprecise adj.
kesin olmayan in doubt adj.
kesin olmayan questionable adj.
kesin olmayan indecisive adj.
kesin olmayan indeterminate adj.
kesin sonuca ulaştıran decisive adj.
kesin ve apaçık specific adj.
açık ve kesin bir biçimde formulate adv.
çok kesin olarak very definitely adv.
kesin biçimde dogmatically adv.
kesin bir sonuç elde edemeden inconclusively adv.
kesin bir şekilde categorically adv.
kesin bir şekilde crisply adv.
kesin olarak indisputably adv.
kesin olarak positively adv.
kesin olarak really adv.
kesin olarak ocularly adv.
kesin olarak outright adv.
kesin olarak definitely adv.
kesin olarak certainly adv.
kesin olarak point-blank adv.
kesin olarak assertively adv.
kesin olarak flat adv.
kesin olarak for certain adv.
kesin olarak implicitly adv.
kesin olarak emphatically adv.
kesin olarak categorically adv.
kesin olarak indubitably adv.
kesin olarak rigorously adv.
kesin olarak decidedly adv.
kesin olarak firmly adv.
kesin olarak downrightly adv.
kesin olarak accurately adv.
kesin olarak exactly adv.
kesin olarak once and for all adv.
kesin olarak rightly adv.
kesin olarak conclusively adv.
kesin olarak decisively adv.
kesin olarak determinedly adv.
kesin olarak determinately adv.
kesin olarak finally adv.
kesin olarak unquestioningly adv.
kesin olarak peremptorily adv.
kesin olmayan bir şekilde questionably adv.
kesin olmayan bir şekilde inexactly adv.
kesin olmayan bir şekilde unsurely adv.
kesin olmayarak imprecisely adv.
kesin surette strictly adv.
kesin surette unequivocally adv.
kesin surette very definitely adv.
kesin surette most certainly adv.
kesin surette very clearly adv.
neredeyse kesin in all likelihood adv.
kesin/tam bir zıtlık/karşıtlık içinde in sharp contrast to prep.
Phrasals
bir şeyi kesin olarak doğrulamak ink something in
birinden bir konunda kesin bir cevap vermesini talep etmek nail someone down on something
birinden bir konunda kesin bir cevap vermesini talep etmek pin someone down on something
kesin olarak ifade etmek lay down something
kesin olarak ifade etmek lay something down
Phrases
bir şeyin kesin göstergesi a sure sign of
daha kesin olmak gerekirse to be more precise
hemen hemen kesin as good as
kesin konuşmak gerekirse to be precise
kesin konuşursak to be precise
kesin olan şu ki what's certain that
kesin olarak without fail
kesin olmamakla birlikte although not yet certain
kesin olmamakla birlikte mümkün possible but not necessarily
kesin olmasa da although not yet certain
kesin olmasa da muhtemel possible but not necessarily
Colloquial
(bir durum vb) yakında olması kesin olmak stare in the face
başarısızlığın kesin kanıtı a death-warrant
başarıyı kesin saymak have it made
kesin bir karara varamayan in two minds
kesin inkar flat contradiction
kesin inkar flat denial
kesin kazançlı bir iş a surefire business
kesin olan bir şey var one thing is certain
kesin şunu knock it off
kesin şunu! break it up!
kesin yadsıma flat denial
kesin yadsıma flat contradiction
öyle olduğu kesin and no mistake
Idioms
belli bir şeyi kesin olarak açığa kavuşturmak nail something down
bir soruna kolay bir biçimde ve kesin olmayan bir çözüm bulma quick and dirty
bir şeye kesin gözüyle bakmak take it for granted
değeri kesin olarak saptayan deney the acid test
gerçekleşmesi kesin olmak be a sure thing
iki artı ikinin dört etmesi kadar kesin sure as eggs is eggs
kazanılması kesin olan şey have the game in one's hand
kazanmasına kesin gözüyle bakılan aday a shoo-in
kazanmasına kesin gözüyle bakılan aday shoo-in
kesin bir karara varamama pussyfooting
kesin bir sonuç alana kadar savaşmak fight to a finish
kesin fikrini bildirmek pass judgement
kesin olarak bilinmeyen anybody's guess
kesin olarak ifade etmek lay it on the line
kesin olarak ifade etmek put it on the line
kesin olmamak have doubts about
kesin olmayan hit and miss
kesin olmayan hit or miss
kesin sınama the acid test
kesin sonuç all over bar the shouting
kesin sonuç all over but the shouting
kesin yanıtı olmayan zihin zorlama amaçlı soru how long is a piece of string
kesin yanıtı olmayan zihin zorlama amaçlı sorulan soru how long is a piece of string
kesin! i'll be bound!
meydana gelmesi kesin olan şey dead certainty
sonuç kesin all over but the shouting
sonuç kesin it's all over bar the shouting
sonuç kesin all over bar the shouting
yarışı kazanacağına kesin gözüyle bakılan odds-on favorite
Speaking
bunu asla kesin olarak bilemeyeceğim i'll never know it for sure
kesin bir şey it´s a sure thing
kesin olarak that's for sure
kesin olarak bildiğimiz şey what we do know
kesin olarak kimse bilmiyor it's anybody's guess
kesin olarak söyleyemem can't say for sure
kesin şüphesiz that's for sure
orası kesin! i promise you!
orası kesin! that's for sure
Slang
kesin karar verme acid test
kesin olarak once and for all
kesin saçmalığı cut the bullshit
kesin sonuç slam dunk
kesin sonuç (almak) slam-dunk
kesin tüttürüyorsundur I could tell you smoked
sen kesin takılıyorsundur I could tell you smoked
Trade/Economic
çalışan kesin labour power
ek kesin teminat additional performance bond
genel kesin mizan general ledger post closing trial balance
kapanış sonrası kesin mizan post-closing trial balance
kapanış sonrası kesin mizan post closing trial balance
kesin alım outright purchase
kesin alım firm purchase
kesin alış firm purchase
kesin alış firm purchase
kesin anlaşma definitive agreement
kesin bakiye final balance
kesin değer safe bill
kesin dışsallık strict exogeneity
kesin emir strict order
kesin emir imperative order
kesin fatura definitive invoice
kesin fatura final invoice
kesin fiyat prix fixe
kesin fiyat firm price
kesin garanti substantial guarantee
kesin gerektirme strict implication
kesin güven irrevocable trust
kesin hakediş final progress payment
kesin hesap settlement
kesin hesap final account
kesin hüküm prejudice
kesin hüküm definitive judgment
kesin hüküm legal force
kesin ifade positive assertion
kesin imalat noktası production affectivity point
kesin ipotek taahhüdü firm commitment
kesin işletme siyaseti firm policy
kesin kabul tutanağı final acceptance certificate
kesin kabul tutanağı certificate of final acceptance
kesin kanıt positive proof
kesin kanıt proof positive
kesin karar definitive judgment
kesin kayıp dead loss
kesin lehdar direct beneficiary
kesin maliyet final cost
kesin mizan adjusted trial balance
kesin mizan postclosing trial balance
kesin mizan after classing trial balance
kesin mizan closing trial balance
kesin mizan post closing trial balance
kesin olarak emre hazır bulundurmak leave firm on hand
kesin olarak hasardan muaf free of damage absolutely
kesin olmayan inexact
kesin olmayan hesap pro forma account
kesin olmayan olay uncertain event
kesin ödeme final payment
kesin öneri firm offer
kesin rakam exact figure
kesin satış firm sale
kesin satış outright sale
kesin satış sözleşmesi final sales agreement
kesin satış sözleşmesi firm sales contract
kesin satış yükümlülüğü standby underwriting
kesin sertifika definitive bond
kesin sipariş firm order
kesin sonuç araştırmaları conclusive research
kesin sorumluluk primary liability
kesin sözleşme firm contract
kesin sözleşme certain contract
kesin tahvil definitive bond
kesin talimat strict order
kesin teklif firm offer
kesin teküf firm offer
kesin teminat performance bond
kesin teminat fixed guaranty
kesin teminat performance security
kesin teminat performance guarantee
kesin teminat contract bond
kesin teminat completion bonding
kesin teminat mektubu performance bond
kesin teminat mektubu performance security
kesin teminat mektubu performance guarantee
kesin ve süresiz banka teminat mektubu definite letter of guarantee unlimited in time
kesin veriler facts and figures
kesin yükümlülük firm commitment
kesin zarar dead loss
Law
dava hakkında varılan kesin kanı abiding conviction
davanın kesin olarak reddi dismissal with prejudice
davanın reddine kesin olarak karar verme peremptory nonsuit
davanın reddine kesin olarak karar vermek order a peremptory nonsuit
evliliği kesin olarak sonlayan boşanma divorce a vinculo matrimonii
kesin beyyine conclusive evidence
kesin boşanma divorce a vinculo matrimonii
kesin dampinge karşı vergi ve fiyat taahhütleri uygulamaya konuldukları tarihten itibaren söz konusu vergi için bir gözden geçirme prosedürü başlatılmadığı takdirde belli bir süre sonra yürürlükten kaldırılacağını ifade eden hüküm sunset clause
kesin dampinge karşı vergi ve fiyat taahhütleri uygulamaya konuldukları tarihten itibaren söz konusu vergi için bir gözden geçirme prosedürü başlatılmadığı takdirde belli bir süre sonra yürürlükten kaldırılacağını ifade eden hüküm sunset provision
kesin delil conclusive evidence
kesin delil material evidence
kesin delil proof positive
kesin delil final evidence
kesin delil direct evidence
kesin deliller formal proofs
kesin dokunulmazlık complete privilege
kesin hüküm final judgment
kesin hüküm definitive judgment
kesin hüküm definitive judgement
kesin hüküm judgment
kesin hüküm definite judgment
kesin hüküm sayılma koşulu/maddesi zipper clause
kesin hüküm şartı zipper clause
kesin hükümsüz null and void
kesin hükümsüzlük nullity
kesin irtifak appurtenant easement
kesin itiraz peremptory challenge
kesin kanıt material evidence
kesin kanıt positive evidence
kesin kanıt conclusive evidence
kesin kanıt direct evidence
kesin kanıt proof positive
kesin kanıt winning evidence
kesin karar definitive judgment
kesin karar resolve
kesin karine presumption of law
kesin karine conclusive presumption
kesin karine absolute presumption
kesin karine irrebuttable presumption
kesin kayıt final enrollment
kesin lehdar direct beneficiary
kesin mahkeme emir perpetual injunction
kesin mahkeme emri restrictive injunction
kesin mirasçı apparent heir
kesin olarak absolutely
kesin olmayan karine prima facie evidence
kesin olmayan karine inconclusive presumption
kesin sanı conclusive presumption
kesin savunma peremptory defence
kesin savunma peremptory defense
kesin sözleşme standing contract
kesin sözleşme certain contract
kesin suçlar specific offenses
kesin surette kanıt proof beyond reasonable doubt
kesin süre peremptory term
kesin yemin decisive oath
kesin yemin oath
kesin yıllık certain annuity
somut/kesin delil smoking gun
somut/kesin delil hard evidence
Politics
gönüllü olarak yurda kesin dönüş yapanlar için el kitabı practical guide for a returnee
kesin dokunulmazlık absolute privilege
Institutes
bütçe, performans ve kesin hesap dairesi başkanlığı department of budget, performance and final accounts
kesin hesap işlem şubesi section of final account
proje ve kesin hesap daire başkanlığı department of projects and final account
Industry
film ve entegre devre imalatçılar için kesin hesap kontrol listesi ve raporu self-audit checklist and report for film and hybrid integrated circuit manufacturers
Insurance
kesin poliçe firm policy
Technical
hassas/kesin ölçüm precise measurement
hassas/kesin ölçüm precise measuring
hassas/kesin sonuç precise result
hemen hemen kesin almost surely
hemen hemen kesin yakınsama convergence almost surely
kesin artı positive definite
kesin artı matris positive definite matrix
kesin çil derinliği clear chill depth
kesin depolama alanı ultimate disposal site
kesin eksi negative definite
kesin eksi matris negative definite matrix
kesin kabul final acceptance
kesin olarak precisely
kesin olmayan questionable
kesin olmayan uncertain
kesin olmayan inconclusive
kesin oranlar yasası law of definite proportions
kesin ölçüm final survey
kesin proje final design
kesin red final rejection
kesin referans ground truth
kesin sapma absolute deviation
kesin sınırlayıcı hard limiter
kesin sistem düzenleme raporu final systems design report
kesin şekil bozulması plastic deformation
kesin yerini göstermek iğne ucu pinpoint
oldukça kesin yakınsaklık convergence almost certainly
varsayılan kesin renkölçer absolute colorimetric is default for proofing
yarı kesin semidefinite
yarı kesin artı matris positive semidefinite matrix
yeterince kesin precise enough
Computer
ikisi de kesin both strict
kesin artı matris positive definite matrix
kesin eksi matris negative definite matrix
kesin kırpıcı hard limiter
kesin olay certain event
kesin referans ground truth
kesin s/b solid b/w
kesin sistem düzenleme raporu final systems design report
kesin siyah ve beyaz solid black and white
oldukça kesin yakınsaklık convergence almost certainly
yarı-kesin artı matris positive semi-definite matrix
Informatics
kesin artan işlev strictly increasing function
kesin eşitsizlik strict inequality
kesin olmayan fuzzy
Architecture
kesin proje design development
Construction
kesin teminat poliçesi bond
Aeronautic
kesin doğruluk absolute accuracy
kesin iniş zamanı actual time of arrival
kesin koordinat absolute co-ordinates
kesin koordinatlar absolute coordinates
kesin reddetme final rejection
Marine
pozitif kesin işlevler positive definite function
Medical
fisher'ın kesin ki-kare testi fisher's exact chi-square test
kesin ölüm nedeni definitive cause of death
kesin patoloji sonucu definitive pathological result
kesin tanı definitive diagnosis
kesin tanı final diagnosis
kesin tanı koymak establish a final diagnosis
kesin tanıyı koymak establish a final diagnosis
kesin tedavi definite treatment
kesin tedavi definitive therapy
kesin vaka confirmed case
kesin yaş absolute age
Psychology
Fisher kesin testi Fisher exact test
kesin planlar yapmaktan korkma teleophobia
Food Engineering
kesin denetim critical control points
Statistics
hemen hemen kesin almost certain
kesin istatistiksel yöntem exact statistical method
kesin ki-kare sınaması exact chi-squared test
kesin örnekleme precision sampling
Linguistics
kesin sonuç absolute score
Philosophy
insan bilgisinde hiçbir şeyin kesin olmadığını belirten görüş pyrrhonism
insan bilgisinde hiçbir şeyin kesin olmadığını belirten görüş pyrrhonian skepticism
kesin buyruk categorical imperative
Military
ateşi kesin! hold your fire!
düşmanı kesin olarak tespit etmek pinpoint the enemy
karşılıklı kesin mahvolma mutual assured destruction
kesin hastane tedavisi definitive hospitalization
kesin sonuçlu muharebe decisive engagement
kesin tedavi definitive treatment
küresel kesin konum global precision location
yenen ve yenilen tarafı kesin olarak belirleyecek muharebe decisive engagement
Sport
kesin karar final decision
Music
kesin bir deyişle audace
Latin
kesin bir kanıtın sonunda kullanılan ifade qed (quod erat demonstrandum)
kesin karar defi exceptio rei judicatae
British Slang
kesin olmayan shade