tek - Turkish English Dictionary
History

tek



Meanings of "tek" in English Turkish Dictionary : 41 result(s)

Turkish English
Common Usage
tek only adj.
tek one adj.
tek sole adj.
tek single adj.
General
tek suit n.
tek unit n.
tek fellow n.
tek single thing n.
tek mono adj.
tek single adj.
tek one and only adj.
tek simple adj.
tek exclusive adj.
tek singular adj.
tek the one and only adj.
tek pure and simple adj.
tek solitary adj.
tek individual adj.
tek unitary adj.
tek one and the same adj.
tek lone adj.
tek flat adj.
tek unique adj.
tek particular adj.
tek unipersonal adj.
tek isolated adj.
tek odd adj.
tek merely adv.
tek alone adv.
tek uni- pref.
Idioms
tek the one and only
Law
tek single
Institutes
tek turkish electricity authority
Technical
tek unique
tek single
tek unpaired
tek individual
Biochemistry
tek mono-
tek uni-
Marine Biology
tek add
Latin
tek sui generis

Meanings of "tek" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

Turkish English
Common Usage
tek eşlilik monogamy n.
tek kademeli kar zarar tablosu single step income statement n.
tek sayı odd number n.
tek tek one by one adv.
General
ailenin tek çocuğu olmak be an only child v.
basamakları tek tek çıkmak walk up the stairs one at a time v.
basamakları tek tek çıkmak climb the steps one by one v.
basamakları tek tek çıkmak climb the stairs step by step v.
bir dizi tek gecelik aşk yaşamak run through a series of one-night stands v.
bir kişiyi bir yerde, özellikle de bir adada tek başına bırakmak maroon v.
bir kişiyi ıssız bir adada tek başına bırakmak maroon someone on an island v.
bir şeyin/kişinin yanından (tek sıra) geçmek file past someone or something v.
bir/tek bayrak altında toplamak unite/gather under a single flag v.
bir/tek bayrak altında toplamak unite/gather under one flag v.
bütün gayretini tek noktaya toplamak zero in on v.
dayanışarak tek bir cephe oluşturmak stick together v.
devamlı olarak tek bir kişi ile flört etmek go steady v.
eve tek başına yürümek walk home alone v.
iki tek atmak have a drink v.
tek atmak jerk off v.
tek atmak wank v.
tek atmak knock back a drink v.
tek ayak üstünde durmak stand on one foot v.
tek ayak üzerinde dönmek pirouette v.
tek ayak üzerinde durmak stand on one foot v.
tek bacak üstünde zıplamak hop v.
tek başına büyütmek raise someone single-handedly v.
tek başına gezmek travel alone v.
tek başına iktidar olmak come to power alone v.
tek başına iktidar olmak come to power without the support of a coalition partner v.
tek başına olmak be alone v.
tek başına olmak be on one's own v.
tek başına seyahat etmek travel alone v.
tek başına yaşamak live alone v.
tek başına yaşamak live by oneself v.
tek biçimli kılmak unify v.
tek bir dosyada toplamak interfile v.
tek bir kelime etmemek clam up v.
tek çatı altında toplamak gather under a single roof v.
tek çocuk olmak be an only child v.
tek dosyada toplamak interfile v.
tek gecelik aşk yaşamak have a one-night stand v.
tek gecelik heyecan yaşamak have a one-night stand v.
tek gecelik ilişki yaşamak have a one-night stand v.
tek geçmek be one's favourite v.
tek gözü açık uyumak sleep with one eye open v.
tek kelime bile etmemek not even say a single word v.
tek kelime etmemek not utter a word v.
tek kelimesine bile inanmamak not believe a word of something v.
tek maaşla iki çocuğa bakmak raise two kids on one salary v.
tek noktada toplamak concentrate v.
tek parça olarak birleştirmek combine into one v.
tek sıra halinde çıkmak file out v.
tek sıra olmak form a single file v.
tek sıra yürümek walk file v.
tek tek almak take one by one v.
tek tek almak receive one by one v.
tek tek saymak enumerate v.
tek tek söylemek name v.
tek tip beslenmek eat one type of food v.
tek tip yapmak standardise v.
tek tip yapmak standardize v.
tek yargılayıcısı olmak be the sole judge of v.
tek yumruk gibi olmak be like one fist v.
tek yürek olmak be of one heart v.
tek yürek olmak band together v.
(balede) tek ayak üzerinde dönüş pirouette n.
99 x 190 cm boyutlarında tek kişilik yatak twin bed n.
başında tek bir hükümdar olan devlet veya ülke monarchy n.
bekar ve tek başına yaşayan kız bach girl n.
bir kazadan veya felaketten sağ kurtulan tek kişi sole survivor n.
bölme (ahırda tek bir büyükbaş hayvana ait) stall n.
bütün odaları arka arkaya sıralanan tek bir oda genişliğindeki ev shotgun n.
büyük tek parça taş sarsen n.
davadaki tek şüpheli only suspect in the case n.
dilbalığı eti tek parça flitch n.
elde tek olan kağıt (briç) singleton n.
etli ve tek çekirdekli meyve drupe n.
geniş ve tek parçadan oluşan kayak snowboard n.
geriye kalan tek şey all that remains n.
gövdeye iki kafaya tek atış failure to stop drill n.
gövdeye iki kafaya tek atış mozambique drill n.
gövdeye iki kafaya tek atış mozambic drill n.
gövdeye iki kafaya tek atış failure drill n.
hepsi tek pakette all in one package n.
herhangi bir günde nüfusun yarısına kısıtlanması şeklinde uygulanan tayınlama (trafiğe çıkışta tek/çift plaka uygulaması gibi) even odd rationing n.
herhangi bir günde nüfusun yarısına kısıtlanması şeklinde uygulanan tayınlama (trafiğe çıkışta tek/çift plaka uygulaması gibi) odd-even rationing n.
hesapta tek rakam item n.
iki ayağında içine girdiği tek palet monofin n.
iki tekerlekli tek atlı araba hansom n.
israil'in tek meclisli parlamentosu knesset n.
kaba tek kat sıva dinging n.
kendini tek bir amaca verme singleness of purpose n.
kıçtan kullanılan tek kürek scull n.
kıta gibi tek parçadan oluşan kara parçası land mass n.
kral yönetimde olmaksızın tek başına egemen olan kraliçe queen regnant n.
kurtulmanın tek yolu the only way to escape n.
küçük bir gemi gibi kullanılabilen tek direkli büyük sandal sloop n.
külot ve sütyen birleşiminden oluşan tek parça iç çamaşırı teddy n.
mücevheri süsleyen tek taş solitaire n.
nispeten dar ve tek odalı uzun yerleşim birimi long house n.
nispeten dar ve tek odalı uzun yerleşim birimi longhouse n.
ön tarafından iki arka taraftan tek katlı olan bina saltbox n.
sadece tek ziyaret için geçerli vize single entry visa n.
söylenecek tek şey the only thing we can say n.
söyleyebileceğimiz tek şey the only thing we can say n.
tek ad kullanan kimse mononymous person n.
tek adım dansı one step n.
tek ağacı teak n.
tek ağzı keskin kılıç backsword n.
tek ailelik konut one-family dwelling n.
tek akciğerliler monopneumona n.
tek akraba only relative n.
tek amaç sole purpose n.
tek arzusu one's sole wish n.
tek atlı one horse n.
tek atlı binek arabası cab n.
tek ayak üzerinde dönüş pirouette n.
tek banyo single-bath n.
tek başına çalışan girişimci solopreneur n.
tek başına yapılan uçuş solo flight n.
tek başınalık loneliness n.
tek başınalık solitude n.
tek belirgin benzerlik one obvious similarity n.
tek bir alana yoğunlaşmış politika single-issue politics n.
tek bir alanda çalışma (birçok alan veya iş yerine) specialisation n.
tek bir alanda çalışma (birçok alan veya iş yerine) specialization n.
tek bir an eyewink n.
tek bir bölge a single region n.
tek bir hareket (el, kol) sweep n.
tek bir iş yapma (birçok alan veya iş yerine) specialisation n.
tek bir iş yapma (birçok alan veya iş yerine) specialization n.
tek bir merkeze yoğunlaşıp diğer yönleri yok sayma centration n.
tek bir şey düşünme single mindedness n.
tek boy iri taneli kum open sand n.
tek boynuz unicorn n.
tek boynuzlu at unicorn n.
tek boynuzlu hayali hayvan unicorn n.
tek cam gözlük quizzing glass n.
tek cam gözlük monocle n.
tek camlı gözlük monocle n.
tek camlı gözlük quizzing glass n.
tek cümlelik kısa fıkra one liner n.
tek çare sole remedy n.
tek çenekliler monocotyledons n.
tek çıkar yol sole remedy n.
tek çift uygulaması odd-even rationing n.
tek çift uygulaması even odd rationing n.
tek çocuk only child n.
tek çocuk singleton n.
tek çocuk an only child n.
tek çocuklu aile single-child family n.
tek çorap odd sock n.
tek çözüm one solution n.
tek çözüm single solution n.
tek çözüm unique solution n.
tek delik single hole n.
tek denetli araştırma single subject research n.
tek ders single course n.
tek ders one course n.
tek dilim sandviç open face sandwich n.
tek dilim/açık sandviç open face sandwich n.
tek dilim/açık sandviç ulrich sandwich n.
tek dilim/açık sandviç bread baser n.
tek dilim/açık sandviç open faced sandwich n.
tek dilim/açık sandviç tartine n.
tek dilim/açık sandviç open sandwich n.
tek direkli balıkçı teknesi smack n.
tek direkli hafif ticaret gemisi galiot n.
tek direkli iskele cripple scaffold n.
tek direkli küçük yelkenli catboat n.
tek dokunma ile kontrol one touch control n.
tek döngülü öğrenme single-loop learning n.
tek düzlemli uçak monoplane n.
tek ebeveynli aile lone-parent family n.
tek ebeveynli aile single-parent family n.
tek ebeveynli aile single parent family n.
tek ebeveynli aile one-parent family n.
tek ebeveynli ev single-parent home n.
tek el kullanabilme handedness n.
tek elini kullanma eğilimi handedness n.
tek eşli monogamist n.
tek eşli kimse monogamist n.
tek eşlilik monogamousness n.
tek etaplı öğrenme single loop learning n.
tek etaplı öğrenme single-loop learning n.
tek fail sole perpetrator n.
tek faktör sole factor n.
tek fiyat flat rate n.
tek frekans single-frequency n.
tek gidiş bileti one-way ticket n.
tek gidiş bileti single n.
tek girişlik vize single entry visa n.
tek görünüşlü resim onewiev drawing n.
tek göz daire study-bedroom n.
tek göz ev boxy house n.
tek göz kullanmayı tercih etme eyedness n.
tek göz oda boxy room n.
tek gözle ihtiyacını karşılama eying n.
tek gözle ihtiyacını karşılama eyeing n.