just - Turco Inglés Diccionario
Historia

just

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "just" en diccionario turco inglés : 68 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
just adj. sadece
just adj. adil
just adv. yalnızca
General
just n. doğruluk
just n. adalet
just n. kıl payı
just n. gücü gücüne
just n. dürüstlük
just n. haklılık
just adj. tastamam
just adj. iyi
just adj. adil
just adj. haksever
just adj. adaletli
just adj. sade
just adj. vicdanlı
just adj. haktanır
just adj. hakkaniyete uygun
just adj. makul
just adj. mantıklı
just adj. insaflı
just adj. doğru
just adj. berrak
just adj. net
just adj. haklı
just adj. tam
just adj. adalete uygun
just adj. dürüst
just adv. güç bela
just adv. güçlükle
just adv. güçbela
just adv. zar zor
just adv. ancak
just adv. az önce
just adv. anca
just adv. biraz önce
just adv. neredeyse
just adv. bir
just adv. yeni
just adv. az kalsın
just adv. tam anlamıyla
just adv. demin
just adv. şunun surasında
just adv. safi
just adv. yalnız
just adv. yerinde
just adv. basbayağı
just adv. darı darına
just adv. yine de
just adv. zorla
just adv. şimdi
just adv. tamı tamına
just adv. tek kelimeyle
just adv. hemen
Phrases
just hiç de
Colloquial
just alt tarafı
Slang
just paso
Trade/Economic
just adil
just tam
just doğru
just hakkaniyetli
Law
just adil
Technical
just yalnız
just şimdi
just sadece
just henüz
Music
just doğru kusursuz
Ottoman Turkish
just hakşinas

Significados de "just" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
just as adv. tıpkı
General
be just v. adaletli davranmak
be just enough v. uç uca gelmek
be just hours away v. (bir şeye) saatler kalmak
be only just v. yerinde olmak
get one's just deserts v. ettiğini bulmak
give someone their just deserts v. hadlerini bildirmek
just ask v. sadece sormak
just enough off the mark v. ucu ucuna kaçırmak
just enough off the mark v. ıskalamak
just get out of a relationship v. bir ilişkiden yeni çıkmak
just start working v. işe yeni başlamak
struggle just to scrape v. geçim derdine düşmek
just a couple of words n. iki çift laf
just a plain thanks n. kuru teşekkür
just my luck n. şansıma
just order n. adil düzen
just punishment n. adil ceza
just resolution n. adil çözüm
just war n. haklı savaş
just-in-time systems n. tam zamanlı sistemler
just-in-time-systems n. tam zamanlı sistemler
only just n. yeni
just another adj. sıradan
just gay enough adj. kadınsı
just like adj. aynı
just married adj. yeni evli
just so adj. düzenli
just so adj. düzgün
just the job adj. birebir
just wonderful adj. tek kelimeyle harika
but just now adv. hemen şimdi
but just now adv. demin
but just now adv. demincek
by just looking at it adv. göz kararı
even if just a drop adv. az da olsa
even if just a drop adv. biraz da olsa
even if just a pinch adv. biraz da olsa
even if just a pinch adv. az da olsa
even if just a smidgen adv. az da olsa
even if just a smidgen adv. biraz da olsa
even if just a tad adv. az da olsa
even if just a tad adv. biraz da olsa
having just arrived adv. ayağının tozu ile
just a moment adv. azıcık
just a moment ago adv. demin
just a moment ago adv. demincek
just a while ago adv. demin
just about adv. -mek üzere
just about adv. hemen hemen
just about adv. aşağı yukarı
just after adv. müteakiben
just after adv. -den sonra
just an hour adv. sadece bir saat
just around the corner adv. eli kulağında
just as adv. gibi
just at that moment adv. derken
just at the right time adv. tam vaktinde
just at the right time adv. tam zamanında
just barely adv. zor bela
just barely adv. gücü gücüne
just before adv. -den önce
just before a bairam adv. bayram üstü
just before midnight adv. gece yarısından hemen önce
just enough to survive adv. açlıktan ölmeyecek kadar
just for once adv. kırk yılın başında
just for the sake of conversation adv. laf olsun diye
just in case adv. her ihtimale karşı
just in case adv. ne olur ne olmaz
just in time adv. ucu ucuna
just in time adv. son anda
just in time adv. tam vaktinde
just in time adv. tam zamanında
just in time adv. son dakikada
just like adv. tıpkı
just like every year adv. her yıl olduğu gibi
just like every year adv. her sene olduğu gibi
just like that adv. işte böyle
just now adv. henüz
just now adv. şimdi
just now adv. hemen şimdi
just now adv. şu anda
just now adv. daha şimdi
just now adv. az önce
just now adv. derhal
just now adv. biraz önce
just now adv. daha demin
just now adv. demincek
just now adv. demin
just once adv. bir kereye mahsus
just once adv. bir sefere mahsus
just once adv. sadece bir defaya mahsus
just over there adv. oracıkta
just so adv. tamamen doğru
just so adv. çok dikkatli bir şekilde
just so adv. çok düzenli bir halde
just the contrary adv. tam tersi durum
just the same adv. tıpkı eskisi gibi
just the same adv. yine de
just the same adv. tıpatıp aynı
just the same adv. buna rağmen
just then adv. tam o anda
just then adv. tam o sırada
just then adv. tam bu sırada
just there adv. tam orada
only just adv. henüz
only just adv. zorla
just after (that) prep. hemen akabinde
just after (that) prep. hemen sonrasında
just beside prep. yanı başında
in just the same way as conj. tıpkı -ğı gibi
just as conj. tam o anda
just as conj. olduğu anda
just as conj. nasıl ki
just as soon as conj. en kısa zamanda
just because conj. çünkü
just because conj. sırf öyle diye
just because conj. öylesine
just so conj. şartıyla
just a minute interj. bir dakika
just a moment! interj. bir saniye
just a second! interj. bir saniye
just like this interj. işte böyle
just think! interj. düşün bir kere!
Phrases
(just) like the first day ilk günkü gibi
beyond being just olmanın ötesinde
beyond being just olmasının ötesinde
even if just a bit biraz da olsa
even if just a bit az da olsa
even if just a dash az da olsa
even if just a dash biraz da olsa
even if just a hint biraz da olsa
even if just a hint az da olsa
far from being just olmanın ötesinde
far from being just olmasının ötesinde
in just the same way tıpkı
it just so happens that tesadüfe bak ki
it just so happens that tesadüfe bakın ki
it just so happens that şu işe bak ki
it's just as well that iyi ki
it's just fate kader işte
it's just fate kader utansın
just a click away! bir klik uzakta!
just a click away! bir tıklama uzakta!
just a click away! bir tık uzakta!
just a few days left (for) sayılı gün kaldı
just another day sıradan bir gün
just as -iken
just because of this reason işte bu sebepten ötürü
just because of this reason işte bu sebepten dolayı
just for love pir aşkına
just for the hell of it sadece eğlence olsun diye
just for the hell of it boşu boşuna
just for the hell of it yok yere
just for the hell of it haybeden
just for the hell of it sebepsizce
just for the hell of it öylesine
just for the hell of it sırf eğlence olsun diye
just for the hell of it bir hiç yüzünden
just in fun şaka olsun diye
just in time kılpayı
just keep watching us bizi izlemeye devam edin
just like in the movie - filmdeki gibi
just like us tıpkı biz
just one option among many birçok seçenekten yalnızca/sadece biri
just out of curiosity merakımdan (soruyorum)
just out of curiosity merak ettiğimden (soruyorum)
just so as to sırf ... olsun diye
just this once bu seferlik
just to be clear açıklığa kavuşturmak için söylüyorum
just to clarify açıklamak gerekirse
just to let you know Bilmenizi isterim
just to spite -e inat
just to spite nispet yaparcasına
just to spite inat olsun diye
let's just call a spade a spade eğri oturup doğru konuşalım
not just for love babasının hayrına değil
not just yet henüz değil
not just yet şimdi değil
not just yet yok
Proverb
darkest hour is just before the dawn gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olduğu andır
darkest hour is just before the dawn her şey bitti desen de bir umut vardır
darkest hour is just before the dawn gecenin en karanlık anı şafağa en yakın anıdır
it's always darkest just before the dawn gecenin en karanlık anı şafağa en yakın anıdır
it's always darkest just before the dawn her şey bitti desen de bir umut vardır
it's always darkest just before the dawn gecenin en karanlık anı sabaha en yakın olduğu andır
the candle of someone who lies almost always burns just to midnight yalancının mumu yatsıya kadar yanar
Colloquial
(just) for the hell of it eğlence olsun diye
(just) in case hani olur ya
(just) taking care of business işleri hallettim/hallediyorum
by the way i'm just curious bu arada sadece merak ettim
by the way i'm just curious bu arada meraktan soruyorum
can't we just stay here? burada kalsak olmaz mı?
death is just a part of life ölüm hayatın bir parçasıdır
everybody just calm down herkes sakin olsun
everybody just relax! herkes sakin olsun!
half/Just a mo (kısa süreliğine) bekle beni
in (just) a minute çabucak
in (just) a minute hemen
in (just) a second çabucak
in (just) a second hemen
in just a minute (çok kısa bir süre sonra/hemen) bir dakika içinde
in just a moment az sonra
in just a moment çok kısa bir süre sonra
in just a moment hemen
just a few days sadece birkaç gün
just a few of sadece birkaç
just a few words sadece birkaç söz
just a joke sadece şakaydı
just a mere sadece
just a mere yalnızca
just a mo biraz bekle
just a mo bir dakika/saniye
just a moment bir saniye (bekle)
just a moment bir dakika (bekle)
just a moment please biraz bekleyin lütfen
just a phone call away bir telefonluk mesafe
just a start sadece bir başlangıç
just a temporary thing geçici birşey
just after hemen akabinde
just as I guessed tam tahmin ettiğim gibi
just as impressive as en az ... kadar etkileyici
just as in real life tam da gerçek hayatta olduğu gibi
just as you said tam da senin dediğin gibi
just as you said tam da dediğin gibi
just as you say tam da dediğin gibi
just as you say tam da senin dediğin gibi
just asking öylesine sordum
just because of this zaten bu yüzden
just catch your breath a minute dur da biraz soluklan
just come on! haydi ama!
just do what you got to do sadece yapman gerekeni yap
just do what you have to do sadece yapman gerekeni yap
just do your thing işine bak sen
just don't do anything stupid sakın aptalca bir şey yapma
just for a few seconds sadece birkaç saniyeliğine
just for a joke şaka olsun diye
just for kicks sadece eğlence olsun diye
just for kicks yeşillik olsun diye
just for kicks sırf eğlence olsun diye
just for kicks eğlence olsun diye
just for kicks şaka olsun diye
just for once bir defa olsun
just for once bir kere olsun
just for once bir kerecik olsun
just for the sake of formality adet yerini bulsun diye
just gay enough efeminen
just got released from prison hapisten yeni çıkmış
just hold on dayan
just imagine sadece hayal et
just in case olurda
just in case something happens acil bir şeyler olursa
just in case something happens acil bir durum olursa diye
just kidding dalgasına söyledim
just like any other morning tıpkı diğer sabahlar gibi
just like everyone else herkes gibi
just like in real life tam da gerçek hayatta olduğu gibi
just like that böyle
just like that durup dururken
just like that birdenbire
just like that haber vermeksizin
just like that öylece
just like that öyle
just like the old days tıpkı eski günlerdeki gibi
just like we always wanted tıpkı her zaman istediğimiz gibi
just like you said dediğin gibi
just me sadece ben
just my luck vay benim kara bahtım
just my luck kötü talih
just now daha şimdi
just now şimdi
just now tam şu an
just on yaklaşık olarak
just on hemen hemen
just one final detail son bir detay
just open açsana
just passing through sadece geçiyorduk
just passing through sadece geçiyordum
just relax sadece rahatla
just round the corner iki adımlık yol
just then derken
just this once hiç değilse bu sefer
just this side of something neredeyse
just try it sadece dene
just try to relax biraz rahatlamaya çalış
just try to relax sadece rahatlamaya çalış
just what the doctor ordered ilaç gibi gelmek
just wondering sadece merak ettim
just you wait hele bir dur sen!
just you wait bekle/dur bak ne olacak!
not so bad just surviving iyidir nasıl olsun işte yuvarlanıp gidiyoruz
now it's just annoying artık sinir bozucu hale geldi
only just once bir kerecik olsun
only just once bir kere olsun
only just once bir defa olsun
some people just don't know when to give up bazı insanlar nerede/ne zaman duracağını bilmiyorlar/bilmezler
some people just don't know when to stop bazı insanlar nerede/ne zaman duracağını bilmiyorlar/bilmezler
Idioms
(just) around the corner ha oldu ha olacak
(simply/just) not done ayıp
(simply/just) not done toplum ahlakına/düzenine aykırı
as innocent as a cat who's just swallowed the family parrot süt dökmüş kedi gibi
be able to take just so much (acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak
be just perishing with hunger açlıktan ölecek gibi olmak
can just whistle for something üstüne bir bardak soğuk su içmek
can take just so much (acı/üzüntü) bir yere kadar katlanmak
get one's just deserts layığını bulmak
get one's just deserts belasını bulmak
get one's just deserts cezasını bulmak
get one's just deserts cezasını çekmek
get one's just deserts hak ettiği cezayı almak
get one's just deserts ettiğini bulmak
get one's just deserts hak ettiğini bulmak
get one's just deserts hak ettiğini almak
get one's just reward hak ettiği cezayı almak
get one's just reward hak ettiğini bulmak
get one's just reward layığını bulmak
get one's just rewards hak ettiğini bulmak
get one's just rewards layığını bulmak
get one's just rewards hak ettiğini almak
get one's just rewards hak ettiği cezayı almak
get receive one's just deserts cezasını bulmak
go to one's just reward ölmek
have just one oar in the water sağlıklı düşünememek
have just one oar in the water salim kafayla düşünememek
have just one oar in the water kafası karışık olmak
It's just one thing after another! aksilikler/sorunlar hep üst üste gelir
It's just one thing after another! bir başka sorun/aksilik daha!
i'd just as leave do something böyle yapmayı tercih ederim
i'd just as leave do something şöyle yapsam daha iyi (olacak)
i'm just truth-telling doğruları söylüyorum sadece
it just goes to show you something bu sana bir ders/hatırlatma olsun
it's just not cricket böyle de olmaz ki!
it's just one of those things kaçınılmaz şey
it's just one of those things olacağı varmış
just a stone's throw away (from something) bir taş atımlık mesafede
just a stone's throw away (from something) çok yakında/yakın
just another day rutin durum/mesele
just another day sıradan durum
just another day her zaman karşılaşılan durum
just another day at the office her zaman karşılaşılan durum
just another day at the office rutin durum/mesele
just another day at the office sıradan durum
just another day's work rutin durum/mesele
just another day's work sıradan durum
just another day's work her zaman karşılaşılan durum
just enough to keep body and soul together bir lokma bir hırka
just fell off the turnip truck cahil
just for the hell of it iş olsun diye
just help yourselves! kendi evinmiş gibi davran!
just how many tamamı kaç tane
just how many tamı tamına ne kadar
just in case ne olur ne olmaz
just in the nick of time son anda
just in the nick of time son dakikada
just my luck! bendeki de şans işte
just off the boat henüz ayak basmış
just off the boat tecrübesiz
just off the boat henüz daha yeni gelmiş
just off the boat henüz gelmiş
just off the boat yeni ayak basmış
just off the boat toy
just the job tam aranan şey
just the job arayıp da bulunmayan kişi/şey
just the job tam da istenen şey
just the ticket tam da istenen şey
just the ticket tam aranan şey
just the tip of the iceberg (bu sadece) buzdağının görünen ucu
just the tip of the iceberg (bu sadece) buzdağının görünen kısmı
just then o esnada
just then o sıra
just then tam o sırada
just thing tam aradığım şey
just thing düşündüğüm
just thing tam istediğim şey
just think! bir düşünsene!
just think! düşün bir kere
just think! bir düşün!
just to be on the safe side her halukarda
just to be on the safe side ne olur ne olmaz
just up somebody's street tam birine göre
just up somebody's street tam (isteğe) uygun olan
just up someone's street biçilmiş kaftan
just what the doctor ordered derdinizin devası
just what the doctor ordered tam ihtiyacınız olan şey
just-world ne ekersen onu biçersin
just-world ettiğini bulursun
just-world etme bulma dünyası
laugh at just about anything ota boka gülmek
life is just a bowl of cherries her şey tıkırında
life is just a bowl of cherries hiçbir sorun yok
life is just a bowl of cherries her şey yolunda
not be just a pretty face ne güzel ne de zeki
not be just a pretty face sadece güzel/yakışıklı değil (akıllı da)
not just whistling dixie boşa konuşmamak
not just whistling dixie laf olsun diye söylememek
receive one's just deserts layığını bulmak
receive one's just deserts cezasını bulmak
receive one's just deserts cezasını çekmek
receive one's just deserts ettiğini bulmak
say it just for fun şakasına söylemek
say it just for fun gırgırına söylemek
say it just for fun öylesine söylemek
somebody/a goose/rabbit just walked over my grave (birden) ürperdim
somebody/a goose/rabbit just walked over my grave şeytan yokladı
someone has just walked over my grave azrail yokladı
someone has just walked over my grave biri mezarımın üstünden geçti
Speaking
(just) say the word söylemen yeter
(just) say the word sen söyle yeter
anything you want to say just talk into the mike söylemek istediğin bir şey varsa mikrofona söyle
are you just getting back from a party or somethin'? partiden falan mı dönüyorsun?
can i just get a hug? bir kere sarılabilir miyim?
can we just cut to the chase here? sadede gelsek nasıl olur?
can we just drop the subject now bu konuyu artık kapatsak
can we just drop the subject now bu konuyu kapatsak
can we just drop the subject now bu konuyu kapatsak artık
can we just drop the subject now artık bu konuyu kapatsak
can we just drop this bu konuyu artık kapatsak
can we just drop this artık bu konuyu kapatsak
can we just drop this bu konuyu kapatsak
can we just drop this bu konuyu kapatsak artık
can you just get past it? unutamaz mısın şunu?
can you rewind it just a little bit? biraz başa sarabilir misin?
did you come all the way over here just to say you're sorry? tüm bu yolu benden özür dilemek için mi geldin?
did you hear what i just said? demin söylediğimi duydun mu?
did you just call me? beni siz mi aradınız?
did you just hear that? şu sesi duydun mu?
do you know what just happened? az önce ne oldu biliyor musun?
don't that just beat all! inanılmaz!
don't that just beat all! bu ilginç işte!
don't that just beat all! vay anasını!
don't that just beat all! vay canına!
everything else is just noise geri kalan her şey kuru gürültü
everything will be just fine her şey düzelecek
everything will be just fine her şey yoluna girecek
have you just noticed? yeni mi farkettin?
he is just a child o daha bir çocuk
he is just a kid o daha bir çocuk
he is just not that into you sana o kadar da ilgi duymuyor
he just got accepted to college daha yeni üniversiteye kabul edildi
he just got dizzy from standing up too fast ayağa çok hızlı kalktığından başı döndü
he just missed being run over ezilmekten zor kurtuldu
he just wanted to say hi sadece merhaba demek istemiş
he just wants you to be safe sadece güvende olmanı istiyor
he wouldn't just leave me like this beni bu şekilde bırakmazdı
he wouldn't just leave me like this beni bu şekilde yalnız bırakmazdı
he's just no good kimseye yararı yok
I am just joking sadece şaka yapıyorum
I have just arrived home eve henüz vardım
I have just arrived home eve yeni vardım
I have just arrived home eve henüz geldim
I have just arrived home eve yeni geldim
I just arrived home eve henüz vardım
I just arrived home eve yeni vardım
I just arrived home eve henüz geldim
I just arrived home eve yeni geldim
I just can't make up my mind bir türlü karar veremiyorum
I just don't understand why you're doing this bunu neden yaptığını anlayamıyorum
I just dropped by geçerken uğrayayım dedim
I just got out of prison hapisten daha yeni çıktım
I just have this feeling içimde (şöyle ... olacakmış gibi) bir his var
I just wanna feel this moment sadece bu anı hissetmek istiyorum
I just want happiness sadece mutluluk istiyorum
I just want to have a conversation sadece sohbet etmek istiyorum
I just want to talk about it bu konuda konuşmak istiyorum
I just want you to know that bilmenizi isterim ki
I just wanted to see you again sadece seni tekrar görmek istedim
I just woke up yeni uyandım
I pretended I was just stopping by geçerken uğruyormuş gibi yaptım
I think you heard me just fine bence beni gayet iyi duydun
I was just 18 years old henüz 18 yaşındaydım
I’m just working through some stuff right now şu anda bazı şeyleri düzeltmeye çalışıyorum
I’m just working through some stuff right now şu anda bazı şeyleri anlamaya/oturtmaya çalışıyor
I'd appreciate it if we just pretend that this never happened bu hiç yaşanmamış gibi davranırsak çok memnun olurum
If you don't see what you want just ask bir isteğiniz olursa çekinmeden sorabilirsiniz
If you don't see what you want just ask for it bir isteğiniz olursa çekinmeden sorabilirsiniz
I'm just getting by! yuvarlanıp gidiyoruz işte!
i am just doodling öylesine karalıyorum
i can't believe what she just said biraz önce onun neler söylediğine inanamıyorum
i guess i'm just sort of not prepared to talk about this sanırım bunun hakkında konuşmaya hazır değilim henüz
i guess it was just the way i was raised yetiştirilme şeklim böyle sanırım
i guess it's just not my day sanırım kötü/şanssız günümdeyim
i have just finished university üniversiteyi yeni bitirdim
i just asked you a question sana sadece bir soru sordum
i just called to say i love you sadece seni sevdiğimi söylemek için aradım
i just came home şimdi eve geldim
i just came to say hello buraya sadece merhaba demek için geldim
i just came to tell you something sana bir şey söylemeye geldim
i just can't believe it inanamıyorum
i just can't believe it aklım almıyor
i just couldn't get anlamadım gitti
i just couldn't stand the thought gönlüm elvermedi
i just couldn't stop it buna engel olamadım
i just couldn't understand anlamadım gitti
i just did what anybody would do yerimde kim olsa aynı şeyi yapardı
i just don't get it bir türlü anlamıyorum
i just don't know bilmiyorum işte
i just don't see any alternative başka bir alternatif göremiyorum
i just don't see any alternative başka hiçbir alternatif göremiyorum
i just feel like içimden geldi
i just feel like i'm letting you down seni hayal kırıklığına uğratıyormuşum gibi hissediyorum