late - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

late

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "late" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 23 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
late adj. gecikmiş
late adv. geç
General
late adj. her zamanki
late adj. son zamanlardaki
late adj. rahmetli
late adj. müteveffa
late adj. ölü
late adj. tehirli
late adj. merhum
late adj. gecikmiş
late adj. sabık
late adj. geç kalan
late adj. ölen
late adj. geç
late adj. yeni
late adj. son zamanlarda olan
late adj. eski
late adj. ölmüş
late adj. son
late adj. geçen
late adv. geçenlerde
late adv. son zamanlarda
Technical
late gecikmiş

Sens de "late" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 382 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
be late v. geç kalmak
be late v. gecikmek
General
answer late v. geç cevap vermek
answer late v. geç yanıtlamak
arrive late to v. geç gelmek
arrive late to v. geç kalmak
be 30 minutes late v. 30 dakika geç kalmak
be a little late v. biraz geç kalmak
be late v. geç olmak
be late v. geç kalınmak
be late for v. -e gecikmek
be late for v. -e geç kalmak
be late for class v. derse geç girmek
be late for class v. derse geç kalmak
be late for school v. okula geç kalmak
be late for the appointment v. randevuya gecikmek
be late for the appointment v. randevuya geç kalmak
be late for the dress rehearsal v. elbise provasına gecikmek
be late for the dress rehearsal v. kostümlü provaya gecikmek
be late to class v. derse geç kalmak
be up late v. geç vakte kadar kalmak
cause to be late v. geç kalmasına neden olmak
come home late v. eve geç gelmek
come to class late v. sınıfa/derse geç gelmek
come to the job late v. işe geç gelmek
get into class late v. derse geç girmek
get late v. geç kalmak
get up late v. geç kalkmak
go home late v. eve geç gitmek
go to bed too late v. çok geç yatmak
go to school late v. okula geç gitmek
keep late hours v. geç saate kadar ayakta kalmak
pay late v. geç ödemek
reply late v. geç cevap vermek
reply late v. geç yanıtlamak
run late v. geç kalmak
sleep late v. geç yatmak
sleep late v. geç uyumak
start late v. geç başlamak
stay in bed late v. yataktan geç kalkmak
stay late v. geç saate kadar kalmak
stay out late v. gece geç saate kadar dışarıda kalmak
stay up late v. gece geç saatlere kadar uyanık kalmak
turn up late v. geç gelmek
wake up late v. geç kalkmak
work late v. geç saate kadar çalışmak
work or study late into the night v. gece geç saatlere kadar çalışmak
work until late v. geç saatlere kadar çalışmak
work until late v. geç saate kadar çalışmak
work until very late v. gece geç saatlere kadar çalışmak
being late n. geç kalma
being late n. geri kalma
feeling of being late n. geç kalma duygusu
late antiquity n. geç antik çağ
late arrival and early departure n. geç varış ve erken kalkış
late bloomer n. geç serpilen
late breakfast n. geç kahvaltı
late comer n. geç kalan
late delivery n. geç teslim
late developer n. geç gelişen
late ejaculation n. geç boşalma
late father n. rahmetli baba
late history n. yakın tarih
late hittite period n. geç hitit çağı
late hittite period n. geç hitit dönemi
late hour n. geç saat
late hours n. geç saatler
late husband n. rahmetli (ölmüş) eş
late ignition n. gecikmeli ateşleme
late marriage n. geç evlilik
late modern period n. geç modern dönem
late morning n. kuşluk
late mother n. rahmetli anne
late night hour n. gecenin geç saatleri
late reply n. geç verilen cevap
late reply n. geç cevap
late retun n. geç dönüş
late riser n. uykucu
late seral forest n. balta girmemiş orman
late spark n. gecikmeli ateşleme
late start n. geç başlangıç
late summer n. yazın sonu
late time n. geç zaman
late wife n. rahmetli (ölmüş) eş
the late n. rahmetli
the late n. merhum
early and late adj. vakti saati yok
early and late adj. erken veya geç demez
late for dinner adj. yemeğe geç kalmış
late frost adj. geç donmuş
late-coming adj. geç gelen
late-to-middle aged adj. orta yaşların sonunda
very late adj. çok geç
a little bit late adv. biraz geç
a little bit late adv. azıcık geç
as late as adv. ancak
as of late adv. son zamanlarda
as of late adv. son günlerde
early and late adv. bütün gün
early or late adv. er ya da geç
late afternoon adv. akşama doğru
late afternoon adv. öğleden sonra geç saatlerde
late in adv. sonlara doğru
late in adv. sonlarına doğru
late in the day adv. günün sonuna doğru
late in the day adv. geç kalınmış
late in the evening adv. geç vakit
of late adv. geçmiş
of late adv. biraz evvel
of late adv. son günlerde
of late adv. son zamanda
of late adv. son zamanlarda
of late adv. yakın zamanda
of late adv. yakında
of late years adv. son yıllarda
of late years adv. son birkaç sene zarfında
of late years adv. son birkaç sene zarfında son
till the late hours adv. geç saatlere kadar
too late adv. fazla geç
too late adv. çok geç
Phrases
an hour late bir saat geç
in his late forties kırklarının sonunda
in his late forties kırklı yaşlarının sonunda
in his late forties ellisine merdiven dayamış
it's never too late to do well iyi yapmak için hiçbir zaman çok geç değildir
late afternoon akşam üstü
please accept my apologies for replying late geç cevap verdiğimden dolayı lütfen özürlerimi kabul edin
sorry for late reply geç cevap için özür
sorry for my late reply geç cevap yazdığım için üzgünüm
sorry for my late reply (yazışmalarda vb) geç cevabım için
sorry for my late reply (yazışmalarda vb) geç döndüğüm için
sorry for the late reply (yazışmalarda vb) geç döndüğüm için
sorry for the late reply (yazışmalarda vb) geç cevabım için
sorry for the late response (yazışmalarda vb) geç cevabım için
sorry for the late response (yazışmalarda vb) geç döndüğüm için
until it's too late iş işten geçinceye kadar
until it's too late çok geç oluncaya kadar
Proverb
better late than never geç olsun güç olmasın
it is never too late to learn öğrenmenin yaşı yok
it is never too late to learn öğrenmenin yaşı yoktur
too little too late iş işten geçti
too little too late bu saatten sonra artık çok zor
too little too late çok geç
too little too late geçti bor'un pazarı sür eşeğini niğde'ye
Colloquial
at a late hour geç bir saatte
be a minute late bir dakika geç kalmak
be working late geç saatlere kadar çalışmak
better late than never geç olsun ama güç olmasın
isn't it too late? çok geç olmadı mı?
isn't it too late? saat çok geç değil mi?
isn't it too late? çok geç değil mi?
late into the night gece geç saatlere kadar
late that night o gecenin sonunda
late that night o gecenin sonlarına doğru
late-breaking news on that story bu olaydaki son gelişmeler
since late august ağustos ayının sonlarından beri
so late çok geç
sorry for being late geç kaldığım için özür dilerim
sorry for my late reply geç cevap verdiğim için üzgünüm
sorry for my late reply geç cevabım için üzgünüm
three days could be too late üç gün çok geç olabilir
tomorrow may be too late yarın çok geç olabilir
tomorrow might be too late yarın çok geç olabilir
Idioms
a day late and a dollar short artık çok geç bir anlamı kalmadı
a day late and a dollar short geçti borun pazarı sür eşşeği niğde'ye
be late for one's own funeral kendi cenazesine bile geç kalmak
be late for one's own funeral her yere/şeye geç kalmak
before it is too late iş işten geçmeden
before it is too late yol yakınken
before it is too late çok geç olmadan
before it was too late çok geç olmadan
better late than never geç olsun da güç olmasın
better late than never geç olsun güç olmasın.
better late than never geç olsun güç olmasın
It is never too late to mend gönül almak için asla geç değildir
It is never too late to mend bir hatayı düzeltmek için asla geç değildir
It is never too late to mend (bir şeyleri) düzeltmek için hiçbir zaman çok geç değildir
keep late hours geç saatlere kadar ayakta kalmak/çalışmak
late bloomer (yeteneklerini gösterme anlamında) geç açılmış
late in life ilerlemiş yaşta
late in life yaşlanınca
late off the mark müdahalede geç kalma
late unpleasantness abd iç savaşı
Speaking
although it is late geç de olsa
are we late? geç mi kaldık?
at this late/early hour? bu saatte mi?
better late than never geç olsun güç olmasın
better late than never hiç olmamaktansa varsın geç olsun
better late than never geç olması hiç olmamasından iyidir
better late than never geç olsun da güç olmasın
don't be late geç kalma
don't be late again bir daha geç kalma
don't be late for class derse geç kalmayınız
don't be late for class derse geç kalma
don't be late for school okula geç kalma
don't be late tomorrow yarın geç kalmayın
don't come to class late derse/sınıfa geç gelme
don't come to school late okula geç gelme
don't come to school late okula geç gelmeyin
even if it's late geç de olsa
even if/though it is late geç de olsa
even though it was too late çok geç olsa da
he is never late for school o asla okula geç kalmaz
he never comes late asla geç gelmez
he was late for work işe geç kaldı
he/she/it is late geç kaldı
he's working late geç saatlere kadar çalışıyor
he's working late geç saatlere dek çalışıyor
how late can you stay tonight? bu gece kaça kadar kalabilirsin?
how late can you stay tonight? bu gece en geç kaça kadar kalabilirsin?
I am late geç kaldım
I am late geciktim
I didn't wake up late yesterday morning dün sabah geç uyanmadım
I got out of work late işten geç çıktım
I was late for school today bugün okula geç kaldım
I went to bed late geç uyudum
I'm running a little late biraz geç kalıyorum
i arrived late geç vardım
i did not realize how late it had become zaman nasıl geçmiş anlamamışım (geç oldu)
i know i'm late biliyorum geciktim
i was up late last night dün gece geç yattım
i woke up late this morning ben bu sabah geç kalktım
i woke up late today ben bugün geç kalktım
i'll be a bit late again tonight bu gece de biraz gecikeceğim
i'll be late geç kalacağım
i'm already late şimdiden geç kaldım
i'm going to be a little late biraz gecikeceğim
i'm gonna be home late eve geç gelirim
i'm late for school okula geç kaldım
i'm running late geç kalıyorum
it is never too late to mend zararın neresinden dönersen kardır
it's been too late çok geç oldu
it's late saat geç oldu
it's never too late for a new beginning in your life hayatında yeni bir başlangıç için asla çok geç değil
it's never too late for a new beginning in your life hayatında yeni bir başlangıç yapmak için asla çok geç değil
it's not too late henüz geç değil
it's not too late yet henüz geç değil
it's too late çok geç oldu
it's too late now atı alan üsküdar`ı geçti
it's too late now artık çok geç
late in his/her life hayatının son yıllarında
my period is late adetim gecikti
my period is late reglim gecikti
never call here this late burayı böyle geç saatlerde asla arama
not yet late to henüz geç değil
please forgive me for being late lütfen geç kaldığım için beni affedin
she/he worked late last night dün gece geç saate kadar çalıştı
she/he worked late last night dün geç saate kadar çalıştı
sleep late geç yat
sorry for being late geç kaldığım için özür dilerim
sorry for being late geciktiğim için özür ilerim
sorry i'm late özür dilerim geciktim
sorry i'm late kusura bakma geç kaldım
sorry i'm late geciktim kusura bakma
today i was late for class bugün derse geç kaldım
we couldn't help the plane being late! uçağın gecikmesi bizim kabahatimiz değildi!
we get up late geç kalkıyoruz
we will not be late gecikmeyeceğiz
we will not be late geç kalmayacağız
we won't be late geç kalmayacağız
we won't be late gecikmeyeceğiz
we're going to be late geç kalıyoruz
whenever i am late to work ne zaman işe geciksem
why are you always late? neden daima geç kalıyorsun?
why are you late all the time? neden sürekli geç kalıyorsun?
why are you late? neden geciktin?
why are you so late? neden bu kadar geciktin?
why are you so late? niye bu kadar geç kaldın?
you are late geç kaldın
you have been late geç kaldın
you must hurry or you will be late acele etmelisin aksi halde gecikeceksin
you must hurry otherwise you will be late acele etmelisin aksi halde gecikeceksin
you shouldn't eat late at night geç saatte yemek yememelisin
you shouldn't eat late at night gece geç saatte yemek yememelisin
you were late geç kaldın
you were late yesterday dün geç kaldın
your rent's late kiran gecikti
your rent's late kiranız gecikti
you're gonna be late for work işe geç kalacaksın
you're late geç kaldın
Slang
the boss got up me for being late patron geç kaldığım için beni azarladı
Trade/Economic
apply a late fee charge gecikme faizi uygulamak
charge a late fee gecikme faizi uygulamak
impose a late fee gecikme zammı uygulamak
interest for late payment gecikme faizi
late capitalism geç kapitalizm
late charge vade farkı
late comer geç kalan
late delivery geç teslim
late development geç gelişme
late development strategy geç gelişme stratejisi
late fee gecikme zammı
late fee gecikme bedeli
late fee gecikme faizi
late fee gecikme ücreti
late fee collection munzam vergi toplama
late fine gecikme ücreti
late industrialisation geç sanayileşme
late industrialization geç sanayileşme
late interest vade farkı
late liquidity window facility geç likidite penceresi
late liquidity window interest rates geç likidite penceresi faiz oranları
late mover bekle gör yaklaşımı
late payment geç yapılan ödeme
late payment zamanında yapılmayan ödeme
late payment geç ödeme
late shift geç vardiya
late tax payment geç vergi ödemesi
Politics
late capitalism geç kapitalizm
Technical
late frost geç don
late read geç okuma
late release geç açma
Computer
late read geç okuma
late sunset günbatımı bitişi
late sunset geç gün batımı
Telecom
late target channel keyup gecikmiş hedef kanal anahtarlaması
Construction
late finish date geç bitiş tarihi
late start date geç başlama tarihi
Automotive
late ignition gecikmeli ateşleme
late ignition rötarlı ateşleme
late spark rötarlı ateşleme
late spark gecikmeli ateşleme
Medical
early and late surgical complications erken ve geç dönem ameliyat komplikasyonları
late breast cancer metastase geç dönem meme kanseri metastazi
late closure geç kapanma
late deceleration geç deselerasyon
late diagnosed nasal foreign body geç tanı konmuş nazal yabancı cisim
late epilepsy geç başlayan epilepsi
late extubation gecikmiş ekstübasyon
late extubation group geç ekstübasyon grubu
late fatal recurrence geç ölümcül nüks
late fibrosis phase geç fibrozis dönemi
late neck metastasis geç boyun metastazı
late neurologic symptoms geç nörolojik bulgular
late onset mild mental deterioration geç başlangıçlı hafif mental bozulma
late onset wilson's disease geç başlangıçlı wilson hastalığı
late period mortality geç dönem mortalite
late postpartum hemorrhage geç postpartum kanama
late presentation of cystic adenomatoid malformation geç prezentasyonlu kistik adenomatoid malformasyon
late presented autoimmune polyglandular syndrome type geç ortaya çıkan tip 1 otoimmün poliglandüler yetersizlik
late prodromal stage of the hepatitis a hepatit a enfeksiyonun geç prodromal dönem
late reoxygenation geç reoksijenasyon
late sepsis geç sepsis
late ulcer stage geç ülser evresi
late urethral anastomosis gecikmiş üretra anastomozu
late-diagnosed hypothyroidism geç tanı almış hipotiroid
late-diagnosed patients geç tanılı hastalar
late-onset geç başlangıçlı
late-pregnant ileri gebe
late-pregnant gebeliğin son evresindeki
late-term abortion geç dönem kürtaj
patients in the mid and the late phase orta ve ileri dönem vakalar
potential late complications geç dönemde potansiyel komplikasyonlar
the late mediator of inflammation inflamasyonun geç medyatörü
ventricular late potentials ventriküler geç potansiyeller
very late-onset çok geç başlangıçlı
Psychology
late-onset schizophrenia geç başlangıçlı şizofreni
Pathology
alzheimer's disease with late onset geç başlangıçlı alzheimer hastalığı
late congenital neurosyphilis geç konjenital nörosifiliz
late dementia in alzheimer's disease geç başlayan alzheimer hastalığında bunama
late syphilis of kidney böbreğin geç sifilizi
late vomiting of pregnancy gebelikte geç kusmalar
late-onset cerebellar ataxia geç başlayan serebellar ataksi
Parasitology
late blight patates mantarı hastalığı
Biology
late effect gecikmiş etki
Marine Biology
late spawning geç yumurtlama
Botanic
late bloomer geç olgunlaşan
Education
a paper given to a student who comes to class late geç kağıdı
intellectual history of the late ottoman empire son dönem osmanlı imparatorluğu düşünce tarihi
late ottoman history geç osmanlı tarihi
History
late greek ortaçağ yunan kültürü
late han dynasty geç han hanedanlığı
late latin ortaçağ latin kültürü
late ottoman period geç osmanlı dönemi
Archaeology
late chalcolithic age geç kalkolitik çağı
late neolithic period geç neolitik dönem
Geology
early late carboniferous erken geç karbonifer
late quaternary glacial deposits geç kuvaterner buzul çökelleri
mid- to late miocene age orta geç miyosen çağ
Football
late penalty son dakikalarda gelen penaltı
late winning goal son dakikada gelen galibiyet golü
British Slang
worth a squirt (london use/ late 1990s) seks yapmaya/sevişmeye değer