fresh - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

fresh

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"fresh" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 43 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
fresh s. taze
General
fresh i. serinlik
fresh i. dirilik
fresh i. acemilik
fresh i. körpelik
fresh i. taravet
fresh s. yeni olmuş
fresh s. körpe
fresh s. acemi
fresh s. ışıl ışıl
fresh s. küstah
fresh s. dumanı üstünde
fresh s. zinde
fresh s. taze
fresh s. yeni olarak yapılmış
fresh s. iç açıcı
fresh s. günlük
fresh s. tuzsuz (tereyağı)
fresh s. giyilmemiş
fresh s. tuzlu olmayan (su)
fresh s. canlı
fresh s. tatlı (su)
fresh s. dinç
fresh s. hayat dolu
fresh s. temiz
fresh s. yeniden yapılan
fresh s. serin (hava)
fresh s. arsız
fresh s. yüzsüz
fresh s. kütür kütür
fresh s. yeni
fresh s. yaş
fresh s. serin
fresh s. diri
fresh s. taze (hava)
fresh s. taravetli
fresh s. çiçeği burnunda
fresh s. taptaze
fresh s. yeni yapılmış
Technical
fresh körpe
fresh temiz
fresh taze
Meteorology
fresh taze

"fresh" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 200 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be supplied to the consumer as fresh f. tüketiciye taze olarak sunulmak
break fresh ground f. çığır açmak
breathe fresh air f. hava almak
get fresh with f. sulanmak
get fresh with f. yeşillenmek
get some fresh air f. biraz temiz hava almak
give a fresh impetus to f. canlandırmak
give a fresh refill f. (biten bir içeceği) tazelemek
go for a walk in the fresh air f. hava almak
go out for fresh air f. temiz hava almaya çıkmak
go out for fresh air f. temiz havaya çıkmak
keep fresh f. taze tutmak
let some fresh air into f. havalandırmak
make fresh f. tazeleştirmek
remain fresh f. tazeliğini korumak
remain fresh f. taze kalmak
see things from a fresh angle f. olayları farklı açıdan görmek
take a fresh look f. yeniden bakmak
a breath of fresh air i. yeni bir soluk
day-fresh egg i. günlük yumurta
fresh air i. temiz hava
fresh air i. taze hava
fresh air i. açık hava
fresh air need i. taze hava ihtiyacı
fresh bait i. canlı yem
fresh bean i. taze fasulye
fresh blood i. taze kan
fresh bread i. taze ekmek
fresh breeze i. şiddetli rüzgar
fresh breeze i. frişka
fresh cake i. taze pasta
fresh coffee i. taze kahve
fresh coriander i. taze kişniş
fresh corn i. taze mısır
fresh date i. taze hurma
fresh fish i. top ateşiyle ölmesi kuvvetle muhtemel birlik
fresh fish i. savaşa giden askerler (ölme ihtimali ile)
fresh food i. taze besin
fresh fruit i. yaş meyve
fresh fruit i. taze meyva
fresh mint i. taze nane
fresh money i. yeni para
fresh news i. yeni haberler
fresh products i. taze ürünler
fresh soldier i. acemi asker
fresh start i. temiz bir sayfa
fresh start i. yeni bir başlangıç
fresh state i. taze hal
fresh state i. taze haldeki/hali
fresh state i. yeni/ilk günkü durumu
fresh strawberry i. taze çilek
fresh tea i. yaş çay
fresh tea i. taze çay
fresh thyme i. taze kekik
fresh walnut i. taze ceviz
fresh water i. tatlı su
fresh water i. yumuşak su
fresh water i. tatlısu
fresh water biology i. tatlı su biyolojisi
fresh water trout i. çapak balığı
fresh-squeezed fruit juice i. taze sıkılmış meyve suyu
fresh-squeezed orange juice i. taze sıkılmış portakal suyu
fresh-water fishing i. tatlı su balıkçılığı
quite fresh i. taze taze
strong fresh brewed tea i. demli çay
as fresh as s. kadar taze
as fresh as a daisy s. taze
as fresh as a daisy s. canlı
as fresh as a daisy s. turp gibi
as fresh as a daisy s. uyanık
as fresh as a daisy s. dinç
as fresh as daisy s. hayat dolu
as fresh as paint s. zeki
as fresh as paint s. cin gibi
as fresh as paint s. pırıl pırıl
fresh and crisp s. badem gibi
fresh from something s. yeni bitirmiş
fresh from something s. henüz bitirmiş
fresh-eyed s. heyecanla/merakla bakan
fresh-eyed s. meraklı gözlerle bakan
fresh-faced s. genç
fresh-faced s. zinde ve genç görünen
fresh-water s. deneyimsiz
fresh-water s. tecrübesiz
fresh-water s. yeteneksiz
not fresh s. kart
not fresh s. bayat
young and fresh s. terütaze
Phrases
fresh in the minds hafızalarda taze
Colloquial
be as fresh as ever ilk günkü tazeliğini korumak
clean and fresh buz gibi
fresh in from -den yeni döndü
unlimited supply of fresh water sınırsız tatlı su kaynağı
Idioms
fresh from the oven s. yepyeni
fresh from the oven s. taptaze
a breath of a fresh air rahatlık verici
a breath of a fresh air mutluluk verici
a breath of a fresh air rahat bir nefes
a breath of a fresh air derin bir nefes
a breath of a fresh air sıkıntıyı giderici
a breath of a fresh air rahatlatıcı
a breath of fresh air oh dedirten yenilik
a breath of fresh air hoş bir değişim
a fresh pair of eyes bir başka gözlemci
a fresh pair of eyes bir başka incelemeci
a fresh start taze bir başlangıç
a fresh start yeni bir başlangıç
as fresh as a daisy terütaze
as fresh as a daisy taptaze
as fresh as a daisy çiçek kadar taze
as fresh as a daisy çok canlı
as fresh as a daisy tertemiz
as fresh as a daisy turp gibi
as fresh as a daisy çok taze
as fresh as daisy taptaze
as fresh as the day it was produced ilk günkü tazeliğini koruyan
be fresh out of something tükenmek
be fresh out of something taze bitmek
be fresh out of something bitmek
bring a breath of fresh air yeni bir soluk getirmek
bring a breath of fresh air soluk getirmek
bring a breath of fresh air yeni bir soluk katmak
fresh and sweet tertemiz
fresh fields and pastures new yeni yerler
fresh fields and pastures new yeni eylem alanları
fresh fields and pastures new değişik yerler
fresh off the boat tecrübesiz
fresh off the boat henüz daha yeni gelmiş
fresh off the boat yeni ayak basmış
fresh off the boat henüz gelmiş
fresh off the boat toy
fresh off the boat henüz ayak basmış
fresh out (of something) (elinde) olmamak/kalmamak (henüz tükenmiş)
fresh out (of something) tüketmek
fresh start taze başlangıç
fresh woods and pastures new değişik yerler
fresh woods and pastures new yeni yerler
fresh woods and pastures new yeni eylem alanları
get fresh with someone birine saygısızlık/küstahlık etmek
make a fresh start yeni bir başlangıç yapmak
make a fresh start taze bir başlangıç yapmak
Speaking
do you eat fresh fruit and vegetables? taze meyve sebze yiyor musunuz?
i'll get a breath of fresh air çıkıp biraz hava alacağım
you should go outside and get some fresh air dışarı çıkıp hava almalısın
Slang
cold stupid fresh çok iyi
cold stupid fresh ekstra yeni
fresh and sweet hapisten yeni çıkmış
fresh fish hapishaneye yeni gelmiş mahkum
fresh fish çömez mahkum
fresh mouth saygısız
fresh mouth ukala
fresh mouth çok bilmiş
fresh off the boat bir ülkeye yeni ayak basmış kişi
fresh off the boat mülteci
fresh off the boat göçmen
fresh off the boat muhacir
look fresh to death gıcır gıcır/yepyeni görünmek
Trade/Economic
fresh batch yeni parti
fresh capital taze sermaye
fresh capital yeni sermaye
fresh money taze para
supplied to the consumer as fresh tüketiciye taze olarak arzedilen
wholesale markets for fresh fruits and vegetables yaş meyve ve sebze toptancı halleri
Politics
fresh lending yeni kredi verilmesi
Insurance
fresh water damage tatlı su hasarı
Technical
compressed powered fresh air hose breathing apparatus incorporating a hood basınçlı güç destekli temiz hava hortumlu başlıklı solunum cihaz
fresh air temiz hava
fresh air taze hava
fresh air cooling taze havayla soğutma
fresh air duct taze hava kanalı
fresh air fan taze hava vantilatörü
fresh air fan taze hava fanı
fresh air flue temiz hava bacası
fresh air flue taze hava bacası
fresh air grille taze hava ızgarası
fresh air hose taze hava hortumu
fresh air hose breathing apparatus temiz havanın hortumla sağlandığı solunum cihazı
fresh air inlet taze hava emme deliği
fresh air inlet temiz hava girişi
fresh air inlet taze hava girişi
fresh air make up taze hava oranı
fresh air pipe taze hava borusu
fresh air unit taze hava ünitesi
fresh air ventilator taze hava vantilatörü
fresh concrete taze beton
fresh martensite taze martensit
fresh mortar taze harç
fresh oil taze yağ
fresh water kaynak suyu
fresh water cooler ısı alıp veren cihaz
fresh water cooling tatlı su ile soğutma
fresh water cooling tatlı su soğutması
fresh water cooling taze su soğutması
fresh water cooling kit tatlı su soğutması kiti
fresh water pump tatlı su pompası
fresh water pump içme suyu pompası
fresh water system tatlı su devresi
fresh-air intake taze hava girişi
fresh-water tatlı suda yaşayan
fresh-water basin tatlı su teknesi