hüküm - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

hüküm



"hüküm" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 75 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
hüküm provision i.
General
hüküm decree i.
hüküm award i.
hüküm influence i.
hüküm verdict i.
hüküm provisions i.
hüküm command i.
hüküm doom i.
hüküm edict i.
hüküm deliverance i.
hüküm ordinance i.
hüküm fiat i.
hüküm force i.
hüküm ruling i.
hüküm predication i.
hüküm arbitrament i.
hüküm dominion i.
hüküm judgment i.
hüküm operation i.
hüküm mastery i.
hüküm dictum i.
hüküm precept i.
hüküm judgement i.
hüküm government i.
hüküm sentencing i.
hüküm condition i.
hüküm dicta i.
hüküm hold i.
hüküm effect i.
hüküm provision i.
hüküm determination i.
hüküm sway i.
hüküm assize i.
hüküm authority i.
hüküm validity i.
hüküm sentence i.
hüküm advice i.
hüküm domination i.
hüküm statute i.
hüküm prescript i.
hüküm power i.
hüküm ascendancy i.
hüküm sentential s.
Trade/Economic
hüküm operation
hüküm proviso
hüküm provision
hüküm clause
hüküm sentence
hüküm rule
hüküm judgement
hüküm award
hüküm adjudication
hüküm possession
Law
hüküm conclusion
hüküm attaintment
hüküm rule
hüküm clause
hüküm attainture
hüküm judgment
hüküm award
hüküm adjudication
hüküm doom
hüküm judicial sentence
hüküm decision
hüküm adjugment
hüküm verdict
hüküm judgement
hüküm sentence
hüküm precept
Politics
hüküm provision
hüküm decree
Latin
hüküm sententia
hüküm dictum
hüküm arbitrium
hüküm clausula

"hüküm" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 200 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
hüküm sürmek rule f.
hüküm sürmek reign f.
General
acele hüküm vermek jump at a conclusion f.
birine karşı haksız hüküm vermek to prejudice against f.
haksız hüküm verdirmek prejudice f.
hüküm almak make a judgement f.
hüküm almak take a decision f.
hüküm altına almak ensure f.
hüküm doğurmak be effective f.
hüküm giydirmek adjudge f.
hüküm giydirmek convict f.
hüküm giydirmek pass sentence on f.
hüküm giydirmek sentence f.
hüküm giydirmek pass sentence f.
hüküm giymek be found guilty of f.
hüküm giymek be sentenced f.
hüküm giymek be condemned f.
hüküm giymek condemn f.
hüküm giymek receive a sentence f.
hüküm sürmek govern f.
hüküm sürmek sway f.
hüküm sürmek prevail f.
hüküm vermek sentence f.
hüküm vermek hand down a decision f.
hüküm vermek doom f.
hüküm vermek return f.
hüküm vermek adjudicate f.
hüküm vermek adjudge f.
hüküm vermek estimate f.
hüküm vermek pass judgment f.
hüküm vermek decree f.
hüküm vermek condemn f.
hüküm vermek pass f.
hüküm vermek judge f.
hüküm vermek decide f.
hüküm vermek rule f.
hüküm vermeyi uzatmak reserve judgment f.
kesin hüküm vermek (biri hakkında) place a final judgement on someone f.
lehine hüküm ifade etmek inure to the benefit of f.
önceden hüküm vermek forejudge f.
önceden hüküm vermek prejudge f.
peşin hüküm vermek prejudge f.
peşin hüküm vermek prejudicate f.
peşin hüküm vermek form a premature judgement on f.
peşin hüküm vermek give a bias to f.
peşin hüküm vermek judge beforehand f.
peşin hüküm vermek preconceive f.
vermek (hüküm) deliver f.
yanlış hüküm vermek misjudge f.
yanlış hüküm vermek misdeem f.
ahlaki hüküm moral-ethical judgement i.
aksine bir hüküm provision to the contrary i.
amir hüküm governing law i.
anlık karar/hüküm snap judgment i.
basma kalıp hüküm trite-cliche judgement i.
basma kalıp hüküm stereotyped judgement i.
dini hüküm decretal i.
geçersiz hüküm null clause i.
geçersiz hüküm void provision i.
genel hüküm blanket clause i.
gıyabında hüküm vermek default i.
gıyabi hüküm judgement by default i.
hüküm alanı (bir yasanın) purview i.
hüküm dağı amon amarth i.
hüküm giydirme conviction i.
hüküm giyme spot i.
hüküm giymiş katil convicted killer i.
hüküm günü doomsday i.
hüküm günü judgement day i.
hüküm süren koşullar prevailing circumstances i.
hüküm süren şartlar prevailing circumstances i.
hüküm sürme ascendency i.
hüküm sürme ascendancy i.
hüküm sürme prevalence i.
hüküm verme adjudication i.
hüküm verme adjudicating i.
hüküm verme rendition i.
kanuni hüküm legal provision i.
kesin hüküm final judgment order i.
kesin hüküm res judicata i.
kısmi hüküm partial verdict i.
kıyamet gelmeden önce barış ve mutluluğun hüküm süreceği düşünülen bin yıllık dönemin geleceğine inanan kimse millenarian i.
koruyucu hüküm protective order i.
muvakkat hüküm provisional judgment i.
peşin hüküm preconceived opinion i.
peşin hüküm prejudgement i.
peşin hüküm early assumption i.
peşin hüküm prejudgment i.
peşin hüküm preconception i.
sorgulama ve hüküm oyer and terminer i.
ticari hüküm commercial clause i.
yanlış hüküm misjudgement i.
yanlış hüküm misjudgment i.
yargılamadan verilen hüküm prejudgement i.
yargılamadan verilen hüküm prejudgment i.
yasal hüküm legal provision i.
çetelerin hüküm sürdüğü moblike s.
çetelerin hüküm sürdüğü mobbish s.
hüküm giymiş sentenced s.
hüküm süren prevalent s.
hüküm süren rife s.
hüküm süren prevailing s.
hüküm süren in the ascendant s.
hüküm süren governing s.
hüküm süren in the ascendent s.
hüküm verebilen estimative s.
hüküm veren adjudicating s.
hüküm verilebilen estimative s.
hüküm verilmiş doomed s.
hüküm verilmiş adjudicated s.
keyfe göre hüküm veren high-handed s.
keyfe göre hüküm veren highhanded s.
önceden hüküm verilmiş foreordained s.
aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde unless otherwise provided zf.
aksine hüküm olmadıkça unless otherwise agreed zf.
aksine hüküm olmadıkça unless otherwise implied zf.
Phrasals
hüküm sürmek reign over
hüküm sürmek rule over
Phrases
aksi yönde açıkça hüküm bulunduğu halde where expressly provided otherwise
aksine açıkça hüküm bulunduğu takdirde where expressly provided otherwise
aksine herhangi bir hüküm bulunsa bile notwithstanding any provision to the contrary
aksine hüküm olmadıkça unless otherwise concluded
devletin hüküm ve tasarrufu dahilinde olan fully owned by the state
devletin hüküm ve tasarrufunda olan fully owned by the state
hüküm gününde in the last day
tüm hüküm ve tasarruf devlette olan fully owned by the state
Colloquial
kötü talihin hüküm sürdüğü bir dünya a world of bad luck
Idioms
(hüküm vermek için) henüz erken it's early days yet
(hüküm vermek için) henüz erken it's early days
(mahkeme vb) biri hakkında hüküm/karar vermek pass sentence on someone
anlamadan hüküm vermek jump to conclusions
anlamadan hüküm vermek leap to conclusions
belirli bir özelliğe göre hüküm vermek judge by
biri hakkında hüküm vermek sit in judgment of somebody
biri hakkında hüküm vermek sit in judgment upon someone
biri hakkında hüküm vermek sit in judgment on someone
hüküm veren on the bench
hüküm vermek sit in judgment on/over
Speaking
(hüküm vermek için) henüz erken it's early days yet
çabuk hüküm verme! don't judge too quickly
peşin hüküm verme! don't judge too quickly
Trade/Economic
açıklayıcı hüküm descriptive provision
bağlayıcı hüküm binding clause
bağlayıcı hüküm binding provision
esas metin (normatif/hüküm ifade eden dokümanın) body (of a normative document)
genel hüküm blanket clause
gıyapta verilen hüküm decision given ex parte
hüküm ifade eden dokümanların hazırlanması preparation of normative documents
hüküm süren prevalent
hüküm ve koşullar terms and conditions
hüküm ve sonuç doğur have effect and bear consequence
hüküm vermek award
ipotekte veya taksitli satışlarda taksitlerden birisi zamanında ödenmezse tüm borcun hemen ödenmesini öngören hüküm acceleration clause
kanuni hüküm provision
kesin hüküm definitive judgment
kesin hüküm prejudice
kesin hüküm legal force
mahkemenin hüküm vermesi adjudication
normatif (hüküm ifade eden) doküman normative document
normatif (hüküm ifade eden) dokümanın uygulanması application of a normative document
normatif (hüküm ifade eden) dokümanların hazırlanması preparation of normative documents
normatif (hüküm ifade eden) dokümanların içeriği content of normative documents
normatif (hüküm ifade eden) dokümanların uygulanması implementation of normative documents
normatif (hüküm ifade eden) dokümanların yapısı structure of normative documents
normatif hüküm normative statement
ölüm cezası hakkındaki hüküm capital sentence
önemli hüküm red-ink entry
peşin hüküm bias
peşin hüküm prejudice
sari peşin hüküm contagious bias
Şirket alımında alıcının bir miktarı peşin ödeyip gerisini belli şartlar oluştuğunda ödeyeceğine hüküm veren sözleşme tipi earn out agreement
temel hüküm key provision
yararına hüküm ifade etmek enure to the benefit of
Law
adli hüküm criminal conviction
ağır suçlardan hüküm giymiş olanların oy kullanma haklarını elinden alınması felony disenfranchisement
ağır suçlardan hüküm giymiş olanların oy kullanma haklarını elinden alma felony disenfranchisement
akitte yer alan hüküm proviso
amir hüküm mandatory provision
ara hüküm interlocutory decision
belirli bir süre sonra otomatikman yürürlükten kalkan hüküm sunset provision
bir vasiyetnamede malın dağıtılmasından sonra geriye kalan bölümün tahsisi hakkındaki hüküm residuary clause
cezai hüküm criminal conviction
cezai hüküm penalty provision
cezai hüküm penal provision
cezai şart veya hüküm penal clause
çerçeve hüküm framework provision
davanın kati olarak düşmesine hüküm vermek order a peremptory nonsuit
duruşma olmaksızın hüküm judgment on the pleadings
duruşma olmaksızın hüküm summary judgment
duruşma olmaksızın hüküm judgement on the pleadings
duruşma olmaksızın hüküm summary judgement
düzenleyici hüküm regulatory provision
ek hüküm cumulative sentence
emredici hüküm mandatory rule
emredici hüküm imperative provision
emsal hüküm leading case
emsal mahkeme kararlarına göre hüküm verme öğretisi stare decisis
gerekçeli hüküm reasoned judgement
gerekçesiz hüküm judgment without justification
gıyabi hüküm judgment on default