hüküm - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

hüküm



"hüküm" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 76 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
hüküm provision i.
General
hüküm decree i.
hüküm award i.
hüküm influence i.
hüküm verdict i.
hüküm provisions i.
hüküm command i.
hüküm doom i.
hüküm edict i.
hüküm deliverance i.
hüküm ordinance i.
hüküm fiat i.
hüküm force i.
hüküm ruling i.
hüküm predication i.
hüküm arbitrament i.
hüküm dominion i.
hüküm judgment i.
hüküm operation i.
hüküm mastery i.
hüküm dictum i.
hüküm precept i.
hüküm judgement i.
hüküm government i.
hüküm account i.
hüküm sentencing i.
hüküm condition i.
hüküm dicta i.
hüküm hold i.
hüküm effect i.
hüküm provision i.
hüküm determination i.
hüküm sway i.
hüküm assize i.
hüküm authority i.
hüküm validity i.
hüküm sentence i.
hüküm advice i.
hüküm domination i.
hüküm statute i.
hüküm prescript i.
hüküm power i.
hüküm ascendancy i.
hüküm sentential s.
Trade/Economic
hüküm operation
hüküm proviso
hüküm provision
hüküm clause
hüküm sentence
hüküm rule
hüküm judgement
hüküm award
hüküm adjudication
hüküm possession
Law
hüküm conclusion
hüküm attaintment
hüküm rule
hüküm clause
hüküm attainture
hüküm judgment
hüküm award
hüküm adjudication
hüküm doom
hüküm judicial sentence
hüküm decision
hüküm adjugment
hüküm verdict
hüküm judgement
hüküm sentence
hüküm precept
Politics
hüküm provision
hüküm decree
Latin
hüküm sententia
hüküm dictum
hüküm arbitrium
hüküm clausula

"hüküm" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 319 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
hüküm sürmek rule f.
hüküm sürmek reign f.
General
acele hüküm vermek jump at a conclusion f.
birine karşı haksız hüküm vermek to prejudice against f.
haksız hüküm verdirmek prejudice f.
hüküm almak make a judgement f.
hüküm almak take a decision f.
hüküm altına almak ensure f.
hüküm doğurmak be effective f.
hüküm giydirmek adjudge f.
hüküm giydirmek convict f.
hüküm giydirmek pass sentence on f.
hüküm giydirmek sentence f.
hüküm giydirmek pass sentence f.
hüküm giymek be found guilty of f.
hüküm giymek be sentenced f.
hüküm giymek be condemned f.
hüküm giymek condemn f.
hüküm giymek receive a sentence f.
hüküm sürmek govern f.
hüküm sürmek sway f.
hüküm sürmek prevail f.
hüküm vermek sentence f.
hüküm vermek hand down a decision f.
hüküm vermek doom f.
hüküm vermek return f.
hüküm vermek adjudicate f.
hüküm vermek adjudge f.
hüküm vermek estimate f.
hüküm vermek pass judgment f.
hüküm vermek decree f.
hüküm vermek condemn f.
hüküm vermek pass f.
hüküm vermek judge f.
hüküm vermek decide f.
hüküm vermek rule f.
hüküm vermeyi uzatmak reserve judgment f.
kesin hüküm vermek (biri hakkında) place a final judgement on someone f.
lehine hüküm ifade etmek inure to the benefit of f.
önceden hüküm vermek forejudge f.
önceden hüküm vermek prejudge f.
peşin hüküm vermek prejudge f.
peşin hüküm vermek prejudicate f.
peşin hüküm vermek form a premature judgement on f.
peşin hüküm vermek give a bias to f.
peşin hüküm vermek judge beforehand f.
peşin hüküm vermek preconceive f.
vermek (hüküm) deliver f.
yanlış hüküm vermek misjudge f.
yanlış hüküm vermek misdeem f.
ahlaki hüküm moral-ethical judgement i.
aksine bir hüküm provision to the contrary i.
amir hüküm governing law i.
anlık karar/hüküm snap judgment i.
basmakalıp hüküm trite-cliche judgement i.
basmakalıp hüküm stereotyped judgement i.
dini hüküm decretal i.
geçersiz hüküm null clause i.
geçersiz hüküm void provision i.
genel hüküm blanket clause i.
gıyabında hüküm vermek default i.
gıyabi hüküm judgement by default i.
hüküm alanı (bir yasanın) purview i.
hüküm dağı amon amarth i.
hüküm giydirme conviction i.
hüküm giyme spot i.
hüküm giymiş katil convicted killer i.
hüküm günü doomsday i.
hüküm günü judgement day i.
hüküm süren koşullar prevailing circumstances i.
hüküm süren şartlar prevailing circumstances i.
hüküm sürme ascendency i.
hüküm sürme ascendancy i.
hüküm sürme prevalence i.
hüküm verme adjudication i.
hüküm verme adjudicating i.
hüküm verme rendition i.
kanuni hüküm legal provision i.
kesin hüküm final judgment order i.
kesin hüküm res judicata i.
kısmi hüküm partial verdict i.
kıyamet gelmeden önce barış ve mutluluğun hüküm süreceği düşünülen bin yıllık dönemin geleceğine inanan kimse millenarian i.
koruyucu hüküm protective order i.
muvakkat hüküm provisional judgment i.
peşin hüküm preconceived opinion i.
peşin hüküm prejudgement i.
peşin hüküm early assumption i.
peşin hüküm prejudgment i.
peşin hüküm preconception i.
sorgulama ve hüküm oyer and terminer i.
ticari hüküm commercial clause i.
yanlış hüküm misjudgement i.
yanlış hüküm misjudgment i.
yargılamadan verilen hüküm prejudgement i.
yargılamadan verilen hüküm prejudgment i.
yasal hüküm legal provision i.
çetelerin hüküm sürdüğü moblike s.
çetelerin hüküm sürdüğü mobbish s.
hüküm giymiş sentenced s.
hüküm süren prevalent s.
hüküm süren rife s.
hüküm süren prevailing s.
hüküm süren in the ascendant s.
hüküm süren governing s.
hüküm süren in the ascendent s.
hüküm verebilen estimative s.
hüküm veren adjudicating s.
hüküm verilebilen estimative s.
hüküm verilmiş doomed s.
hüküm verilmiş adjudicated s.
keyfe göre hüküm veren high-handed s.
keyfe göre hüküm veren highhanded s.
önceden hüküm verilmiş foreordained s.
aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde unless otherwise provided zf.
aksine hüküm olmadıkça unless otherwise agreed zf.
aksine hüküm olmadıkça unless otherwise implied zf.
Phrasals
hüküm sürmek reign over
hüküm sürmek rule over
Phrases
aksi yönde açıkça hüküm bulunduğu halde where expressly provided otherwise
aksine açıkça hüküm bulunduğu takdirde where expressly provided otherwise
aksine herhangi bir hüküm bulunsa bile notwithstanding any provision to the contrary
aksine hüküm olmadıkça unless otherwise concluded
devletin hüküm ve tasarrufu dahilinde olan fully owned by the state
devletin hüküm ve tasarrufunda olan fully owned by the state
hüküm gününde in the last day
tüm hüküm ve tasarruf devlette olan fully owned by the state
Colloquial
kötü talihin hüküm sürdüğü bir dünya a world of bad luck
Idioms
(hüküm vermek için) henüz erken it's early days yet
(hüküm vermek için) henüz erken it's early days
(mahkeme vb) biri hakkında hüküm/karar vermek pass sentence on someone
anlamadan hüküm vermek jump to conclusions
anlamadan hüküm vermek leap to conclusions
belirli bir özelliğe göre hüküm vermek judge by
biri hakkında hüküm vermek sit in judgment of somebody
biri hakkında hüküm vermek sit in judgment upon someone
biri hakkında hüküm vermek sit in judgment on someone
hüküm veren on the bench
hüküm vermek sit in judgment on/over
Speaking
(hüküm vermek için) henüz erken it's early days yet
çabuk hüküm verme! don't judge too quickly
peşin hüküm verme! don't judge too quickly
Trade/Economic
açıklayıcı hüküm descriptive provision
bağlayıcı hüküm binding clause
bağlayıcı hüküm binding provision
esas metin (normatif/hüküm ifade eden dokümanın) body (of a normative document)
genel hüküm blanket clause
gıyapta verilen hüküm decision given ex parte
hüküm ifade eden dokümanların hazırlanması preparation of normative documents
hüküm süren prevalent
hüküm ve koşullar terms and conditions
hüküm ve sonuç doğur have effect and bear consequence
hüküm vermek award
ipotekte veya taksitli satışlarda taksitlerden birisi zamanında ödenmezse tüm borcun hemen ödenmesini öngören hüküm acceleration clause
kanuni hüküm provision
kesin hüküm definitive judgment
kesin hüküm prejudice
kesin hüküm legal force
mahkemenin hüküm vermesi adjudication
normatif (hüküm ifade eden) doküman normative document
normatif (hüküm ifade eden) dokümanın uygulanması application of a normative document
normatif (hüküm ifade eden) dokümanların hazırlanması preparation of normative documents
normatif (hüküm ifade eden) dokümanların içeriği content of normative documents
normatif (hüküm ifade eden) dokümanların uygulanması implementation of normative documents
normatif (hüküm ifade eden) dokümanların yapısı structure of normative documents
normatif hüküm normative statement
ölüm cezası hakkındaki hüküm capital sentence
önemli hüküm red-ink entry
peşin hüküm bias
peşin hüküm prejudice
sari peşin hüküm contagious bias
Şirket alımında alıcının bir miktarı peşin ödeyip gerisini belli şartlar oluştuğunda ödeyeceğine hüküm veren sözleşme tipi earn out agreement
temel hüküm key provision
yararına hüküm ifade etmek enure to the benefit of
Law
adli hüküm criminal conviction
ağır suçlardan hüküm giymiş olanların oy kullanma haklarını elinden alınması felony disenfranchisement
ağır suçlardan hüküm giymiş olanların oy kullanma haklarını elinden alma felony disenfranchisement
akitte yer alan hüküm proviso
amir hüküm mandatory provision
ara hüküm interlocutory decision
belirli bir süre sonra otomatikman yürürlükten kalkan hüküm sunset provision
bir vasiyetnamede malın dağıtılmasından sonra geriye kalan bölümün tahsisi hakkındaki hüküm residuary clause
cezai hüküm criminal conviction
cezai hüküm penalty provision
cezai hüküm penal provision
cezai şart veya hüküm penal clause
çerçeve hüküm framework provision
davanın kati olarak düşmesine hüküm vermek order a peremptory nonsuit
duruşma olmaksızın hüküm judgment on the pleadings
duruşma olmaksızın hüküm summary judgment
duruşma olmaksızın hüküm judgement on the pleadings
duruşma olmaksızın hüküm summary judgement
düzenleyici hüküm regulatory provision
ek hüküm cumulative sentence
emredici hüküm mandatory rule
emredici hüküm imperative provision
emsal hüküm leading case
emsal mahkeme kararlarına göre hüküm verme öğretisi stare decisis
gerekçeli hüküm reasoned judgement
gerekçesiz hüküm judgment without justification
gıyabi hüküm judgment on default
gıyabi hüküm judgment by default
gıyabi hüküm judgement by default
gıyabi hüküm default judgment
gıyabi hüküm default judgement
hapis cezası veya yakın gözetim içermeyen (taşımayan) hüküm/mahkumiyet kararı noncustodial sentence
hilafına hüküm bulunmadığında in the absence of a contrary provision
hüküm altına alınmış bir borcun alacaklısı judgment creditor
hüküm altına alınmış bir borcun sahibi judgment debtor
hüküm altına alınmış borç judgment debt
hüküm bulunmayan haller situations for which there are no provisions
hüküm bulunmayan haller legal clauses
hüküm devleti sentencing state
hüküm fıkraları operative provisions
hüküm giyme criminal conviction
hüküm giymek be sentenced
hüküm giymiş con
hüküm giymiş mahpus sentenced prisoner
hüküm giymiş suçlu convicted felon
hüküm ifade etmek enure
hüküm ifade etmek take effect
hüküm istihsali issuance of a court order
hüküm sürmek reign
hüküm talebi motion for judgement
hüküm uyuşmazlığı conflict of judgment
hüküm verilebilir judicable
hüküm verme adjudication
hüküm verme adjudication
hüküm vermek render a verdict
hüküm vermek bring in a verdict
hüküm vermek judge
hüküm vermek render judgment
hüküm vermek give a ruling
hüküm vermek adjudicate
hüküm vermek award
hüküm vermek hold
hüküm vermek adjudge
hüküm vermek hold the balance
hüküm vermek give a verdict
hüküm vermek deliver a judgment
hüküm veya karar sentence or decision
idari hüküm administrative provision
İhlal edilmiş hüküm violated provision
ileride hüküm ifade etmek üzere bağışlanan mallardan yararlanma hakkı executory interest
ilk kez hüküm giyen kimse first offender
imzalanır imzalanmaz hüküm ifade eden sözleşme executed contract
infaz edilebilir hüküm enforceable judgment
infazı mümkün hüküm enforceable judgment
işbu sözleşmenin hüküm ve şartları çerçevesinde subject to the terms and conditions of this agreement
işlemleri kayda geçirilen ve para ve hapis cezasına hüküm verebilme yetkisi bulunan bağımsız mahkeme court of record
kanunda aksine bir hüküm olsa bile any law to the contrary notwithstanding
kanuni hüküm rule of law
kanuni hüküm provision
karara hüküm veren yorum customary interpretation
kararın hüküm bölümü operative part of judgement
kati hüküm final judgment
kaziyede hüküm ve isnad etmek predicate
kesin dampinge karşı vergi ve fiyat taahhütleri uygulamaya konuldukları tarihten itibaren söz konusu vergi için bir gözden geçirme prosedürü başlatılmadığı takdirde belli bir süre sonra yürürlükten kaldırılacağını ifade eden hüküm sunset clause
kesin dampinge karşı vergi ve fiyat taahhütleri uygulamaya konuldukları tarihten itibaren söz konusu vergi için bir gözden geçirme prosedürü başlatılmadığı takdirde belli bir süre sonra yürürlükten kaldırılacağını ifade eden hüküm sunset provision
kesin hüküm final judgment
kesin hüküm definite judgment
kesin hüküm judgment
kesin hüküm definitive judgement
kesin hüküm definitive judgment
kesin hüküm sayılma koşulu/maddesi zipper clause
kesin hüküm şartı zipper clause
kesinleşmiş hüküm definitive judgement
kesinleşmiş hüküm final judgement
lehine hüküm verilen prevailing
lehine hüküm verilen taraf prevailing party
mahkemeye hüküm verme yetkisi veren karar special verdict
müspet hüküm içeren kanun affirmative statute
müşterek hüküm joint stipulation
müşterek hüküm common clause
önceki hüküm initial decree
önemsiz olup hüküm ifade eden haklar minor interests
özel hüküm special provision
peşin hüküm bias
peşin hüküm prejudice
sahte hüküm simulated judgment
sorgulama ve hüküm oyer and terminer
sözleşmenin sadece imzalandığı taraflar arasında hüküm ifade etmesi prensibi privity of contract
suçlu olduğuna dair hakkında verilmiş hüküm conviction
taksirli suç yüzünden hüküm giyme conviction for negligence
tamamlayıcı hüküm default rule
temyizi gayrı kabil hüküm judgment which cannot be appealed
temyizi kabil hüküm judgment which can be appealed
uluslararası hukukta imzalanan antlaşmaların sadece antlaşmayı imzalayan taraflar için hüküm doğurması, üçüncü kişilere bir hak ya da yükümlülük yüklememesi pacta tertiis nec nocent nec prosunt
uyulması zorunlu olmayan hüküm permissive provision
üstün hüküm paramount clause
üstün hüküm koşulu paramount clause
verilecek hüküm judgment to be given
yanlış hüküm mischarge
yasal hüküm rule of law
yasanın hüküm alanı purview of law
yasaya hüküm koymak insert a provision into a law
yönetsel hüküm administrative provision
zaman aşımına uğrayan hüküm spent conviction
Politics
açık hüküm explicit provision
amir hüküm mandatory provision
ayrımcı hüküm discriminatory provision
geçici hüküm transitional provision
ınfisahi hüküm resolutive clause
ihtiyati hüküm precautionary disposition
müşterek hüküm joint provision
uyulması zorunlu hüküm mandatory provision
Insurance
sigortacıyı küçük zararlardan sorumsuz kılan hüküm memorandum clause
sigortalının yürürlüğe girecek riziko ile ilgili hüküm ve şartları onaylaması zorunluğu subject approval no risk
varış limanının buzlanma nedeniyle malın boşaltılmasına elverişli olmaması dolayısıyla geminin en yakın bir diğer limanda malı boşaltabilmesi için yön değiştirmesine izin veren hüküm ice deviation clause
Technical
hüküm ve şartlar terms and conditions
Telecom
cezai hüküm penal provision
Forestry
devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan sahalar state-owned lands
Literature
hüküm dağı mount doom
History
1526-1858 yılları arasında hindistan'da hüküm sürmüş bir hanedanlık mughal
1685-1688 yılları arasında hüküm süren 2. james yanlısı kimse jacobite
avrupa'da 900 ile 1200 yıllarında hüküm sürmüş ve ağır tonozlarla yuvarlak kemerleri benimseyen mimari üslup romanesque
m.ö. 1700-m.ö. 1550 yılları arasınde mısır'da hüküm sürmüş hyksos hanedanlığı hyksos
mö 100 ila ms 1783 arasında eski peru'da hüküm sürmüş aztek medeniyeti andean
mö 2500 ile ms 1550 arasında meksika ve guatemala'da hüküm süren medeniyet mayan
mö 3500 ile mö 1700 arasında güney mezopotamya'da hüküm süren eski medeniyet sumerian