hoş - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

hoş



"hoş" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 122 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
hoş fine s.
hoş handsome s.
hoş nice s.
hoş pretty s.
hoş pleasant s.
General
hoş good-looker i.
hoş dilly i.
hoş sweet s.
hoş well s.
hoş couthie (scottish) s.
hoş canny s.
hoş inviting s.
hoş cheerful s.
hoş smart s.
hoş tov s.
hoş suave s.
hoş lovable s.
hoş personable s.
hoş winning s.
hoş dulcet s.
hoş winsome s.
hoş couthy (scottish) s.
hoş musical s.
hoş cosy s.
hoş clean-cut s.
hoş sapid s.
hoş elegant s.
hoş good s.
hoş engaging s.
hoş pleasant s.
hoş pleasing s.
hoş rich s.
hoş still s.
hoş grateful s.
hoş likable s.
hoş gustable s.
hoş braw s.
hoş appealing s.
hoş likeable s.
hoş rosy s.
hoş tuneful s.
hoş gainly s.
hoş civilized s.
hoş lovely s.
hoş cromulent s.
hoş kind s.
hoş graceful s.
hoş savory s.
hoş nice s.
hoş pleasant, pleasanter, pleasantest s.
hoş congenial s.
hoş affable s.
hoş beautiful s.
hoş pleasant-tasting s.
hoş agreeable s.
hoş sugary s.
hoş fair s.
hoş grato s.
hoş soft s.
hoş bonny s.
hoş palatable s.
hoş smooth s.
hoş savoury s.
hoş delectable s.
hoş cozy s.
hoş desirable s.
hoş nifty s.
hoş debonaire s.
hoş civilised s.
hoş jolly s.
hoş nicer s.
hoş kindly s.
hoş jocose s.
hoş charming s.
hoş fragrant s.
hoş spicy s.
hoş cute s.
hoş dolce s.
hoş delightful s.
hoş enjoyable s.
hoş delicious s.
hoş amiable s.
hoş flowy s.
hoş well-fashioned s.
hoş genial s.
hoş debonair s.
hoş subtile s.
hoş frabjous s.
hoş subtle s.
hoş pleasurable s.
hoş sightly s.
hoş gracious s.
hoş catchy s.
hoş prettily zf.
hoş however zf.
hoş yet zf.
hoş nicely zf.
hoş pleasantly zf.
hoş nevertheless bağ.
Colloquial
hoş top hole
hoş on fleek
hoş not hard on the eyes
Slang
hoş cutie
hoş ill (rap slang)
hoş phat (rap slang)
hoş dope (rap slang)
hoş kickin’(rap slang)
hoş fat (rap slang)
hoş fly (rap slang)
hoş hotty
hoş shway
Music
hoş agreebla
Archaic
hoş tid
British Slang
hoş hunky-dory
hoş buff
hoş tidy
hoş natty
hoş luvvly-jubbly
hoş irie
hoş cushy
hoş scrummy
hoş chung

"hoş" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 200 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
hoş görmek tolerate f.
güzel ve hoş koku fragrance i.
hoş görünüşlü personable s.
hoş olmayan unpleasant s.
hoş geldin welcome ünl.
hoş geldiniz welcome ünl.
General
başı hoş olmamak be in bad with something f.
bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek vignette f.
bir şeyin yok edilmesini hoş karşılamak regard something as good riddance f.
birinin gönlünü hoş etmek make a hit with someone f.
birinin gönlünü hoş etmek warm the cockles of somebody's heart f.
birlikte hoş vakit geçirmek have a good/nice time together f.
birlikte hoş vakit geçirmek spend good time together f.
birlikte hoş vakit geçirmek have good time together f.
birlikte hoş vakit geçirmek spend quality time together f.
birlikte hoş vakit geçirmek spend pleasant/nice time together f.
çok hoş karşılanmak be very well received f.
daha hoş bir hale getirmek sweeten f.
daha hoş ve sevimli bir hava vermek brighten f.
daha hoş yapmak sweeten f.
-e hoş gelmek be congenial to f.
gönlünü hoş etmek please f.
göze hoş görünmek please the eye f.
hatırını hoş etmek please f.
hoş bir anı bırakmak leave a pleasant memory f.
hoş bir üslupla yazmak turn a neat phrase f.
hoş gelmemek offend f.
hoş görmek allow f.
hoş görmek condone f.
hoş görmek connive f.
hoş görmemek disapprove f.
hoş görünmek look well f.
hoş görünmek look good f.
hoş görünmek appeal to f.
hoş görünmek look nice f.
hoş karşılamak connive f.
hoş karşılamak take kindly to f.
hoş karşılamak welcome f.
hoş karşılamak look with favour on f.
hoş karşılamak approve f.
hoş kokmak relish f.
hoş olmayan bir şeyle dolu olmak bristle with f.
hoş sohbet etmek have a nice conversation f.
hoş tat vermek relish f.
hoş tutmak treat well f.
kulağa hoş gelmek sound nice f.
kulağa hoş gelmek sound great f.
çamaşırların arasına konulan içi hoş kokulu kuru bitki vb ile dolu bez kese sachet i.
daha hoş yapma sweetening i.
eve hoş geldin hediyesi welcome-home present i.
göze hoş görünen bonnie i.
güzel/hoş ayakkabılar nice shoes i.
hoş bayan nice lady i.
hoş bayan beautiful lady i.
hoş bir iniş çıkış (ses tonunda) lilt i.
hoş davranışlar nice behaviours i.
hoş geldin partisi welcome party i.
hoş görme condonation i.
hoş görmeme intolerance i.
hoş görünen good-looker i.
hoş görünüm pleasant appearance i.
hoş görünümlü kadın tootsy i.
hoş karşılama welcome i.
hoş karşılamama scunner i.
hoş karşılanma favorable reception i.
hoş karşılanma favourable reception i.
hoş kız bonnibel i.
hoş koku sweetness i.
hoş koku redolence i.
hoş koku pleasant odor i.
hoş kokulu çiçek sweet-smelling flower i.
hoş kokulu olma odoriferousness i.
hoş mizaç good-humor i.
hoş mizaç good humor i.
hoş mizaç good-humour i.
hoş olmayan gaudery i.
hoş olmayan durum unpleasantness i.
hoş olmayan tecrübe bad experience i.
hoş olmayan/tatsız şey beast i.
hoş parti nice party i.
hoş resim nice photo i.
hoş söz pleasantry i.
hoş tat pleasant flavor i.
hoş tutma pampering i.
hoş ve güzel kokulu balminess i.
hoş yerler amenity i.
hoş zaman good-time i.
incil'de adı geçen hoş kokulu ağaç lignaloes i.
koku (kuvvetli ve hoş) aroma i.
kulağa hoş gelme euphony i.
sesi kulağa hoş gelmek euphoniousness i.
son derece hoş overnice i.
yidişçede surat veya hoş yüz punim i.
akıcı ve hoş (üslup) supple s.
bir hoş quaint s.
çok hoş goodly s.
çok hoş very nice s.
çok hoş stunning s.
çok hoş gelen veya umut veren (canı sıkkın veya oldukça umutsuz birine) refreshing s.
çok hoş ve insanı rahatlatan smooth s.
daha hoş nicer s.
daha/en seçkin/kaliteli/güzel/hoş choicer, choicest s.
dinlemesi hoş olmayan tuneless s.
düşünmesi bile hoş olmayan unthinkable s.
en hoş cutest s.
en hoş nicest s.
en hoş best s.
göze hoş gelen eyeable s.
göze hoş gelen eye-pleasing s.
göze hoş gelen easy on the eye s.
göze hoş görünen easy on the eye s.
göze hoş görünen bonny s.
göze hoş görünmeyen unsightly s.
göze hoş görünmeyen rebarbative s.
heyecan veren ama hoş olmayan (duygu) soul-stirring s.
hoş bir acılığı olan (tat/koku) piquant s.
hoş fakat aldatıcı suave s.
hoş fakat aldatıcı smooth s.
hoş giyimli garmented in fine attire s.
hoş görebilen eurytropic s.
hoş görülebilir permissible s.
hoş görülmez unwarrantable s.
hoş görünen candied s.
hoş görünümlü nice-looking s.
hoş görünümlü clean-cut s.
hoş görünüşlü goodly s.
hoş karşılanan welcome s.
hoş karşılanır approvable s.
hoş karşılanmayan undesirable s.
hoş karşılanmayan unwelcome s.
hoş kokulu savoury s.
hoş kokulu sweet-smelling s.
hoş kokulu odorous s.
hoş kokulu balmy s.
hoş kokulu sweetscented s.
hoş kokulu pleasant-smelling s.
hoş kokulu savory s.
hoş mizaçlı good humored s.
hoş olmayan unlikable s.
hoş olmayan bad s.
hoş olmayan disagreeable s.
hoş olmayan unlikeable s.
hoş olmayan ungracious s.
hoş olmayan scuzzy s.
hoş olmayan unappealing s.
hoş olmayan objectionable s.
hoş olmayan unpalatable s.
hoş sesli tuneful s.
hoş tavırlarıyla insanları kandıran smooth s.
hoş tavırlarıyla insanları kandıran suave s.
hoş tavırlı ve rahat suave s.
hoş ve kolaylıkla akılda kalan catchy s.
hoş/güzel sesli sweet-voiced s.
kulağa hoş gelen dulcet s.
kulağa hoş gelen easy on the ear s.
kulağa hoş gelen tuneful s.
kulağa hoş gelen melodious s.
kulağa hoş gelen euphonic s.
kulağa hoş gelmeyen rough s.
kuvvetli ve hoş (koku) aromatic s.
kuvvetli ve hoş kokusu olan aromatic s.
pek hoş delightful s.
sesi kulağa hoş gelen euphonious s.
sıcacık ve hoş balmy s.
tadı hoş pleasant-tasting s.
tadı hoş olan smooth s.
vücuda çok hoş bir şekilde oturan (rop) slinky s.
yeni geleni hoş karşılamayan cliquey s.
hoş bir biçimde agreeably zf.
hoş bir biçimde cosily zf.
hoş bir biçimde nicely zf.
hoş bir biçimde cozily zf.
hoş bir şekilde pleasantly zf.
hoş bir şekilde agreeably zf.
hoş bir şekilde nicely zf.
hoş bir şekilde delightfully zf.
hoş bir şekilde lovelily zf.
hoş görülü bir şekilde tolerably zf.
hoş görünümlü bir şekilde bonnily zf.
hoş görüyle indulgently zf.
hoş kokulu biçimde fragrantly zf.
hoş olmayacak şekilde unfavorably zf.
hoş olmayacak şekilde unfavourably zf.
kulağa hoş gelecek şekilde euphoniously zf.
pek hoş delightfully zf.
sıcacık ve hoş bir şekilde balmily zf.
hoş karşılamadan with the object of ed.
aramıza hoş geldin welcome aboard ünl.
güverteye hoş geldiniz welcome aboard ünl.
hoş geldiniz aloha ünl.
hoş geldiniz welcome ünl.
tekrar hoş geldiniz welcome back ünl.
hoş bir sürpriz treat
Phrasals
(genellikle hoş olmayan) bir şeyin bitmesini beklemek wait out
[zamanla) (çok da hoş olmayan) bir şeyi kabullenmek reconcile oneself to something
birine hoş/şirin gözükmeye/ kendini sevdirmeye çalışmak ingratiate oneself into someone's favour
birine hoş/şirin gözükmeye/ kendini sevdirmeye çalışmak ingratiate oneself into someone's favor
hoş karşılamamak not hold with
Phrases
ehlen ve sehlen (arapça hoş geldiniz) ahlan wa sahlan (welcome in arabic)
hoş geldin prenses welcome princess