karar - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

karar



"karar" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 62 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
karar judgment i.
karar decision i.
General
karar ordinance i.
karar proper degree i.
karar judgement call i.
karar perpetuity i.
karar resolve i.
karar injunction i.
karar reasonable degree i.
karar decision i.
karar resolution i.
karar decree i.
karar doom i.
karar verdict i.
karar decider i.
karar find i.
karar arbitrament i.
karar constancy i.
karar dijudication i.
karar temper i.
karar sense i.
karar account i.
karar vote i.
karar ruling i.
karar determination i.
karar fixity i.
karar call i.
karar finding i.
karar purpose i.
karar conclusion i.
karar fiat i.
karar stability i.
karar award i.
Trade/Economic
karar adjudication
karar sentence
karar agreement
karar judgement
karar ordinance
karar declaration
Law
karar ministerial
karar judgement
karar sentence
karar resolve
karar claim
karar rule
karar decision
karar judgment
karar adjudication
karar resolution
karar attaintment
karar attainture
karar award
karar doom
karar adjugment
Politics
karar decision
karar decree
karar ordinance
karar conclusion
Latin
karar judicatum
karar sententia
karar decretum
karar arbitrium

"karar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
karar vermek decide f.
kesin karar vermek resolve f.
General
(karar) bozmak discharge f.
aleyhinde karar vermek make a judgment against someone f.
aleyhinde karar vermek make a decision against f.
aleyhte karar vermek decide against f.
anlık bir karar vermek make a snap decision f.
anlık karar vermek spur of the moment f.
bilinçli karar vermek make conscious decisions f.
bir araya gelerek karar almak concert f.
bir konuda (henüz) karar vermemiş olmak reserve judgment f.
bir konuda (henüz) karar vermemiş/kararsız olmak reserve one's judgment f.
bir şeyi yapmaya karar vermek decide to take the plunge f.
bir şeyi yapmaya karar vermek decide to do something f.
bir şeyin aleyhinde karar vermek decide against something f.
bir şeyin işe yaramaz olduğuna karar vermek write something off f.
bir şeyin lehinde karar vermek decide in favor of something f.
bir şeyin lehinde karar vermek decide for something f.
birinin işe yaramaz olduğuna karar vermek write someone off f.
çok zor bir karar almak bite the bullet f.
doğru karar vermek give the right decision f.
dönülmeyecek bir karar vermek cross the rubicon f.
düşmek (karar birine) be up to f.
düşünmeden karar vermek spur of the moment f.
hakem olarak karar vermek arbitrate f.
ile ilgili karar vermek make a decision on f.
karar (birine) kalmış olmak be up to f.
karar alma sürecine katılmak be involved in the decision-making process f.
karar almak take decision f.
karar almak take a resolution f.
karar almak take a decision f.
karar almak make a decision f.
karar bozmak quash the decision f.
karar çıkarmak issue a decision f.
karar düzeltmek correct the decision f.
karar kılamamak vacillate f.
karar kılamamak be irresolute (between different opinions) f.
karar kılamamak waver f.
karar kılamamak be undecided (between different opinions) f.
karar kılmak opt f.
karar kılmak decide f.
karar kılmak decide on f.
karar kılmak decide up f.
karar kılmak settle f.
karar noktasına getirmek bring to a head f.
karar okumak read the decision f.
karar okumak read out the decision f.
karar uygulamak implement the decision f.
karar uygulamak perform the decision f.
karar verdirmek decide f.
karar verilmek be decided f.
karar vermek adjudge f.
karar vermek pass f.
karar vermek dijudicate f.
karar vermek hand down a decision f.
karar vermek decide on f.
karar vermek plump for f.
karar vermek conclude f.
karar vermek pass on f.
karar vermek work out f.
karar vermek make decision f.
karar vermek fix on f.
karar vermek settle f.
karar vermek hand down f.
karar vermek decree f.
karar vermek adjudicate f.
karar vermek make up f.
karar vermek settle upon f.
karar vermek settle on f.
karar vermek make up one's mind f.
karar vermek resolve on f.
karar vermek fix upon f.
karar vermek make up one's mind to f.
karar vermek resolve f.
karar vermek make a decision f.
karar vermek decide upon f.
karar vermek hold f.
karar vermek opt to f.
karar vermek take a decision f.
karar vermek award f.
karar vermek elect f.
karar vermek decide f.
karar vermek enact f.
karar vermek render a decision f.
karar vermek determine f.
karar vermek choose f.
karar vermek (hakem) make a call f.
karar vermekte zorlanmak have difficulty in deciding f.
karar vermesini sağlamak cause to decide f.
karar vermesini sağlamak decide f.
karar vermeye çalışırken bir şeyi başka bir şeyle karşılaştırmak weigh one thing against another f.
karar vermeyerek zaman kazanmaya çalışmak temporise f.
karar vermeyerek zaman kazanmaya çalışmak temporize f.
karşısındaki hakkında karar vermek sit in judgement f.
kesin karar vermek resolve f.
kürtaj yaptırmaya karar vermek decide to have her baby aborted f.
kürtaj yaptırmaya karar vermek decide to have an abortion f.
lehinde karar vermek make a decision in favour of f.
lehine karar vermek decide in favor of f.
nihai karar/son söz birinin olmak (bir konuda) have the last word in f.
oy çoğunluğuyla karar vermek decide by majority of votes f.
oy çokluğu ile karar vermek decide by majority of votes f.
oybirliğiyle karar vermek decide unanimously f.
yanlış karar vermek (hakem) miscall f.
yapmamaya karar vermek opt out of f.
yeni bir yön çizmeye karar vermek veer off in a new direction f.
yönünde karar vermek make a decision on f.
yönünde karar vermek make a decision of (whether) f.
yürürlüğe koymak (yasa, karar vb'ni) implement f.
zor karar vermek have difficulty in deciding f.
adli karar judicial decision i.
alınan karar decision taken i.
ana karar main decision i.
ani karar sudden decision i.
ani karar snap decision i.
anlık karar instant decision i.
anlık karar snap decision i.
anlık karar spontaneous decision i.
anlık karar/hüküm snap judgment i.
ara karar interim decision i.
ara karar preceding judgment i.
azimle karar alan resolutionist i.
bağımsız karar independent decision i.
belirleyici karar judgement call i.
bilgisayar destekli karar verme computer assisted decision making i.
bilgiye dayalı karar informed decision i.
bilgiye dayanan karar informed decision i.
bocalayan ve çabuk karar değiştiren kişi whiffler i.
cesur karar bold decision i.
cüretkar karar bold decision i.
çabuk karar prompt decision i.
çabuk karar snap decision i.
çok kriterli karar verme modeli multi-criteria decision-making model i.
çok ölçütlü karar verme multiple criteria decision making i.
çok zor bir karar a very difficult decision i.
doğru düşünüp karar verme yetisi judgment i.
doğru karar correct decision i.
düşünmeden alınmış karar knee-jerk decision i.
ek karar additional decision i.
ek karar supplemental decision i.
geçici karar provisional judgment i.
geçici karar temporary decision i.
geçici karar provisional decree i.
geçici karar provisional decision i.
genel karar general verdict i.
gönüllü tercih/karar free will i.
hukuki karar legal decision i.
idari karar executive decision i.
ilave karar additional decision i.
ilave karar supplemental decision i.
isabetli karar the right decision i.
istatistiksel karar statistical decision i.
iyi karar good judgment i.
iyi karar good judgement i.
iyi karar good decision i.
karar (mahkeme vb) verdict i.
karar alan decision maker i.
karar anı crunch time i.
karar anı decision instant i.
karar anı decisive moment i.
karar anı moment of truth i.
karar aşaması decision stage i.
karar aşaması decision phase i.
karar bekleme awaiting decision i.
karar birimi decision-making unit i.
karar değeri decnet i.
karar değeri decision value i.
karar değişkeni decision variable i.
karar desteği decision support i.
karar destek sistemleri decision support systems i.
karar destek teknikleri decision support techniques i.
karar destek unsuru decision support element i.
karar düğümü decision node i.
karar düzeltme correcting the decision i.
karar düzeltmesi correction of decision i.
karar günü doomsday i.
karar hakkına saygı respect for autonomy i.
karar komitesi resolutions commitee i.
karar kuralı decision rule i.
karar mantık tabloları decision logic tables i.
karar masası decision table i.
karar mercii decision maker i.
karar metni decision i.
karar metni decision text i.
karar metni resolution text i.
karar name decree i.
karar numarası decision number i.
karar numarası resolution number i.
karar öncesi pre-contemplation i.
karar öncesi precontemplation i.
karar örneği decision model i.
karar özeti decision summary i.
karar özgürlüğü freedom of decision i.
karar sınırı decision boundary i.
karar simgesi decision symbol i.
karar süreçleri decision processes i.
karar tablosu decision table i.
karar tarihi date of the verdict i.
karar tarihi date of the judgement i.
karar tarihi date of the decision i.
karar taslağı draft resolution i.
karar uzayı decision space i.
karar üreten decision making i.
karar veren decreer i.
karar veren enactor i.
karar verici decision-maker i.
karar verici policy maker i.
karar vericiler decision makers i.
karar verilebilirlik decideability i.
karar verilemezlik undecidability i.
karar veritabanı decisional database i.
karar verme decision making i.
karar verme deciding i.
karar verme dijudication i.
karar verme decision-making i.
karar verme enacting i.
karar verme giving a decision i.
karar verme araçları decision making tools i.
karar verme birimi decision-making unit i.
karar verme gizliliği decisional privacy i.
karar verme mahremiyeti decisional privacy i.
karar verme mekanizması decision making mechanism i.
karar verme özgürlüğü freedom of decision making i.
karar verme süreci decision-making period i.
karar verme yetkisi decision-making authority i.
karar verme yetkisi arbitrament i.
karar verme yetkisine sahip kimse decision maker i.
karar yüzeyi decision surface i.
kati karar unappealable decision i.
kesin karar resolution i.
kesin karar commitment i.
kesin karar exact decision i.
keyfi karar arbitrary decision i.
kısmi karar partial decision i.
klinik karar clinical decision i.
kötü karar bad decision i.
kritik karar critical decision i.
kritik karar executive decision i.
malzeme tedariki karar vereme süreci material acquisition decision process i.
muhakemenin iadesi hakkında karar decision regarding a new trial i.
müşterek karar joint resolution i.
müteferrik karar miscellaneous decision i.
nihai karar final judgment order i.
nihai karar final decision i.
olumlu karar affirmative decision i.
olumlu karar positive decision i.
olumsuz karar no i.
ortak karar co-decision i.
ortak karar consensus i.
ortak karar tasarısı draft joint resolution i.
ortak karar taslağı draft joint resolution i.
paştun toplumunda karar alma yetkisine sahip olan ihtiyar heyeti jirga i.
resmi karar ruling i.
risk tabanlı karar alma risk-based decision-making i.
sağlıklı karar sound judgement i.
sağlıklı karar healthy decision i.
siyasi karar political decision i.
son karar last decision i.
son karar final decision i.
stratejik karar verme strategic decision-making i.
şahsi karar personal judgement i.
tarafsız karar unbiased judgment i.
tek taraflı karar unilateral determination i.
tepkisel karar verme reactive decision making i.
toplu karar convention i.
verilen karar decision given i.
yanlış karar wrong decision i.
yansız karar unbiased decision i.
yansız karar impartial/neutral decision i.
yaratıcı problem çözme ve karar verme creative problem-solving and decision-making i.
yerinde ve doğru karar alma acumen i.
yılbaşında bir bireyin belirli türdeki davranışlarını değiştirmek için aldığı karar new year's resolution i.
zor karar tough decision i.
zor karar difficult decision i.
anlık karar verilerek yapılmış spur of the moment s.
bozulabilir (karar) reversible s.
çok önemli (konu/karar) weighty s.
düşünmeden verilen bir karar spur of the moment s.
henüz karar verilmemiş (yasa maddesi vb) prejudical s.
ittifakla karar verilmiş concerted s.
karar verilebilir decidable s.
karar verilemez undecidable s.
karar verilmemiş up in the air s.
karar verilmemiş undecided s.
karar verilmiş decided s.
karar verilmiş resolved s.
karar verilmiş enacted s.
karar verilmiş adjudicated s.
karar vermemiş undecided s.
karar vermiş resolved s.
karar veya kanun yürürlüğe girmeden öncesi için geçerli olan expostfacto s.
kendi kendine karar veren self determining s.
kurumu yok edecek (karar) suicidal s.
müşterek/birlikte karar alma/alan codeciding s.
orta karar moderate s.
orta karar mediocre s.
kendi karar yetkisi dahilinde at its sole discretion zf.
Phrasals
(kanun/karar) geçmek go through
aleyhinde karar vermek decide against someone
aniden karar değiştirmek veer away
arasında bir karar vermek decide between two
başkalarına bilgilerinin ya da statülerinin daha yüksek olmalarından ötürü (fikirlerine katılmasanız bile) sizinle ilgili karar almalarına ya da size bir şey yaptırmalarına müsaade etmek defer to someone
bir şeyi yapmaya karar/söz vermek commit oneself on something
birinin aleyhine karar vermek rule against someone
biriyle ilgili karar/fikir açıklamak pronounce something on someone or something
-e bakılarak hakkında karar kılınmak go by
iki şey arasında kalmak (karar verememek) oscillate between someone and someone
karar kılmak opt for
mantık kullanarak aksine karar vermek reason against something
Phrases
azı karar, çoğu zarar less is more
hemen/acil/aniden verilen karar on the spot decision
Proverb
azı karar çoğu zarar enough is as good as a feast
savaşa karar verenler asla savaşmazlar councils of war never fight
Colloquial
ağır bir karar a heavy decision
ani kararlar/acil karar almalar shortsighted shortcuts
birinin lehine karar verilmek go in one's favour
düşünceler yerine hislere dayanan karar gut call
fikir/karar değişikliği a change of heart
karar ver make up your mind
karar verilmiştir o zaman then it's decided
kura çekerek karar vermek cast lots
kura çekerek karar vermek draw lots
son karar a done deal
yazı tura atarak karar vermek cast lots
yazı tura atarak karar vermek draw lots
Idioms
(bir karar verirken) birinin iyiliğini/çıkarını düşünmek have someone's best interest at heart
(bir karar verirken) birinin iyiliğini/çıkarını düşünmek have someone's best interests at heart
(mahkeme vb) biri hakkında hüküm/karar vermek pass sentence on someone
aleyhine karar vermek find against someone
bir karar vermekten kaçınmak sit on the fence
birine inanmaya karar vermek give someone the benefit of the doubt
birini (bir karar ile ilgili) bekletmek leave somebody to twist in the wind
birini, onun için oldukça kötü sonuçlar doğuracak bir karar vermekten vazgeçirmek talk someone off the ledge
çok önemli bir karar alınması gerektiğinde when the chips are down
çok zor karar close call
doğaçlama hareket etmek/karar vermek play by ear
durup düşünüp yapmamaya karar vermek think better of
henüz karar verilmemiş olmak the jury is still out
herhangi bir karar almaktan kaçınmak sit on the fence
içinden geldiği gibi hareket etmek/karar vermek play by ear
iki eşit seçenek arasında karar verememe durumu as broad as it is long
kafasına göre hareket etmek/karar vermek play by ear
kanaate dayalı karar a judgment call
karar almak adopt a course of action
karar oyu casting vote
karar verilmemiş undecided
karar verilmemiş olmak be up in the air
karar verme zamanı geldiğinde when the chips are down
karar vermeden durup düşünmek keep one's options open
karar vermeden durup düşünmek leave one's options open
karar vermeden önce beklemek leave one's options open
karar vermeden önce beklemek keep one's options open
karar vermek make up one's mind
karar vermemiş undecided
lehine karar vermek rule in favor of someone
lehine karar vermek find for someone
lehine karar vermek rule for someone
o an canı nasıl istiyorsa/plansız hareket etmek/karar vermek play by ear
orta karar run-of-the-mill
orta karar common or garden
oylamaya gerek duymadan alınan karar on the nod
son anda karar vermek call an audible
son dakikada verilen karar eleventh-hour decision
tartışılmaya gerek duyulmadan alınan karar on the nod
yapmamaya karar vermek think better of
zor karar tough call
zor karar hard call
Speaking
azı karar çoğu zarar too much of a good thing is bad
azı karar çoğu zarar too much of a good thing
bir karar vermeni istiyorum i want you to make a decision
bir karar vermeye gelince annem en iyisini bilir mom knows best when it comes to making a decision
bir türlü karar veremiyorum I just can't make up my mind
bu yanlış bir karar it is a wrong decision
henüz karar vermedim haven't decided
işi bırakmaya karar verdim I decided to quit the job
karar senin up to you
karar senin the decision is yours
karar senin it's up to you
karar sizin the decision is yours
karar sizin it's up to you
karar verdin mi? did you make up your mind?
karar veremiyorum i can't make up my mind
karar verildi it was decided
karar vermek için üç saatin var you have three hours to decide
sen karar ver you decide
son karar sizin the final decision is yours
son karar sizin it's up to you
şehre taşınmaya karar verdiler they decided to move into the city
şu anda karar vermek zorunda değilsin you don't have to make a decision now
şu anda karar vermek zorunda değilsin you don't have to decide right now
yapmamaya karar verdim i decided not to do it
zor bir karar a hard decision
Slang
aşırı sisli havalarda cezaevi güvenliği tarafından mahkumların hücrelerinden çıkmaması için aldıkları karar fogline
bireyin geleceğini önemli ölçüde etkileyecek bir karar career limiting move
kesin karar verme acid test
Trade/Economic
4'te 3 çoğunlukla verilen karar extraordinary resolution
akılcı karar rational decision
başkalarına onarılmaz zararlara yol açtığı için bir kişi veya kurumun bir eylemi yapmaması konusunda mahkeme tarafından verilen karar injunction
çok amaçlı karar verme yöntemleri multi-objective decision making methods
dağıtılmasına karar verilmiş henüz ödenmemiş temettü deferred dividend outstanding
dağıtımına karar verilen temettü declared dividend
denizcilik alanındaki karar verici kamu kuruluşları maritime authorities
diyalektik karar alma yöntemi dialectic decision method
ekonomik faaliyetleri özendirici olmayan, cezalandıran karar ve uygulamalar disincentives
genel olarak avrupa birliği'ni ya da topluluk bürokrasisi ve karar alma mekanizmasını ifade amacıyla kullanılan terim brussels
gıyabi karar snap judgment
idari karar administrative decision
kamu kuruluşlarının karar ve eylemlerine karşı açılan davalara bakan mahkeme administrative tribunal
karar ağacı decision tree
karar ağacı decision tree
karar alıcılar policy makers
karar alıcılar decision makers
karar alma decision making
karar alma kıstasları decision criteria
karar alma sorunu decision problem
karar almada destek sistemleri decision support systems
karar bilimleri decision sciences
karar defteri minute book
karar değişkenleri decision variables
karar destek sistemleri decision support systems
karar destekleme sistemi decision support system
karar ertelemesi deferred judgement
karar gecikmesi decision lag
karar için yararlı bilgi decision-useful information
karar için yararlı bilgi decision- useful information
karar nisabı quorum
karar noktası decision point
karar ortaklığı symbiotic relationship
karar sureti copy of the judgement
karar şeması decision tree
karar teorisi decision theory
karar teorisi decision analysis
karar ve uygulama kıstasları rule-of-thumb
karar verici decision maker
karar verme adjudication
karar verme determine
karar verme decide
karar verme süreci decision-making process
karar verme sürecine katılmadan sadece kendilerine verilen görevleri yerine getirmekle ve yöneticilerine rapor vermekle yükümlü olan çalışanlar non-managerial employees
karar verme yetkisi olmayan çalışan non-manager
karar verme yetkisi olmayan çalışanlar non-managerial employees
karar ya da yasa çıkartma adopt a resolution
kazai karar judicial decision
kesin karar definitive judgment
koltuktan verilen karar armchair decision
kura çekerek karar vermek decide by lot
kurumsal karar alma süreci corporate decision-making process
mutabakata dayalı karar alma consensus-based decision-making
nihai karar mercii ultimate decision maker
olağanüstü karar extraordinary resolution
ortak karar joint resolution
oturulan yerden verilen karar armchair decision
oy çokluğu ile karar alma ilkesi majority voting
rasyonel karar rational decision
resmi karar defteri official minutes book
sahte karar simulated judgement
satın almaya karar veren kimse requisitioner
sirküler karar circular resolution
şirket yönetiminde karar alıcı katmanların azaltılması delayering
tarih ve sayılı karar decision dated and numbered
tarihli ve sayılı karar decision dated and numbered
tüketici satın alma karar süreci consumer purchase decision process
tüketicilerin mal ve hizmetleri satın alma ve kullanma konusundaki karar ve davranışları consumer behavior
tüketicinin karar vermesinin uzaması extended consumer decision making
türkiye-avrupa birliği ilişkilerinde karar organı durumundaki kuruluş association council
yasal açıdan bağlayıcı karar vermek üzere tarafsız kişilerden oluşan bir kurula götürme arbitration
yönetimsel karar verme süreci executive decision-making process
Law
(amerikan mahkemelerinde) jüri üyeleri karar vermek üzere müzakerelere çekilmeden önce, yargıcın dava özeti geçip, davayla ilgili hukuk kaidelerini jüriye anlattığı konuşma charge
(bir dava hakkında) karar vermek dijudicate
(mahkeme) karar vermek pass verdict
açık karar an open verdict
adil karar verilmeyeceğine dair makul şüphe reasonable apprehension of bias
adli karar writ
adli karar judicial decision
aleyhte karar verilmesi halinde if adversely decided
ara karar interlocutory decision
ara karar interlocutory ruling
ara karar interlocutory decision
ara karar interlocutor
ara karar interlocutory sentence
ara karar interlocutory judgment
ara karar interlocutory decree
ara karar interlocutory judgement
ara karar doktrini collateral order doctrine
ara karar itirazı peremptory exception
ara karar niteliğindeki emir interlocutory order
ayni bir ihtilafa dair davada verilen karar judgement in rem
ayni bir ihtilafa dair davada verilen karar judgment in rem
bağlayıcı emsal karar binding prejudication precedent
bağlayıcı karar binding decision
batıl karar void judgment
beraatına karar vermek absolve
beraatine karar vermek absolve
bir dava yada ihtilaf hakkında yerel mahkemeler ya da yetkili organların, uluslararasi mahkeme yada yetkili organlardan daha iyi karar verebileceği ilkesi margin of appreciation
bir kimsenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını hükmeden karar commission of lunacy
bir kişinin malvarlığını yurtdışına çıkarmasını yasaklayan karar mareva regime
bir kişinin malvarlığını yurtdışına çıkarmasını yasaklayan karar mareva order
bir kişinin malvarlığını yurtdışına çıkarmasını yasaklayan karar freezing order
bir kişinin malvarlığını yurtdışına çıkarmasını yasaklayan karar mareva injunction
borcunu kabul eden borçlu ile ilgili olarak mahkemenin duruşma yapmadan verdiği karar confession of judgement