physical - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

physical

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"physical" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 18 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
physical s. bedensel
General
physical i. muayene
physical s. fiziksel
physical s. bedeni
physical s. somut
physical s. maddi
physical s. fiziki
physical s. mevcut
physical s. maddesel
Trade/Economic
physical fiziksel
Technical
physical doğal
physical fiziksel
physical fiziki
physical maddeye yakın
physical maddi
Telecom
physical fiziksel
Medical
physical fizikal
Sport
physical fizik

"physical" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 200 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be a physical wreck f. sağlığı bozulmuş olmak
be in peak physical condition f. formunun zirvesinde olmak
collect the physical evidences f. fiziksel kanıtları toplamak
do physical exercise f. spor yapmak
go through physical evaluations f. sağlık kontrollerinden geçmek (insanlar)
go through physical examinations f. sağlık kontrollerinden geçmek (insanlar)
go through physical tests f. sağlık kontrollerinden geçmek (insanlar)
have/receive/undergo physiotherapy/physical therapy f. fizyoterapi görmek
make a physical examination f. fizik muayenesi yapmak
resort to physical force f. fiziksel güç kullanmak
turn into a physical fight f. kavgaya dönüşmek
use physical force f. fiziksel güç kullanmak
(physical) disability i. malüllük
pe (physical education) i. beden eğitimi
physical activity i. fiziksel aktivite
physical activity consultant i. fiziksel aktivite danışmanı
physical and mental endurance i. beden ve akıl dayanıklılığı
physical and mental health i. beden ve ruh sağlığı
physical and theoretical chemistry i. fiziksel ve teorik kimya
physical appearance i. fiziksel görünüş
physical assault i. fiziksel saldırı
physical attraction i. fiziksel cazibe
physical beauty i. fiziksel güzellik
physical characteristic i. fiziksel özellik
physical characteristics i. fiziksel özellikler
physical chemistry i. fiziksel kimya
physical chemistry i. vücut kimyası
physical condition i. fiziksel durum
physical condition i. sağlık durumu
physical contact i. fiziksel temas
physical damage i. fiziki hasar
physical depreciation i. fiziki aşınma
physical deterioration i. fiziksel bozulma
physical device i. fiziksel aygıt
physical disability i. bedeni sakatlık
physical disability i. fiziksel engel
physical disability i. fiziksel sakatlık
physical distribution of goods i. kazançta fiziksel dağıtım
physical drives i. fiziksel dürtüler
physical education i. beden eğitimi
physical education i. jimnastik
physical education and training i. fiziksel eğitim ve antrenman
physical education for children i. çocuklar için fiziksel eğitim
physical education for people with disabilities i. engelliler için beden eğitimi
physical education teachers i. beden eğitimi öğretmenleri
physical effects i. fiziksel etkiler
physical effects i. fiziki etkiler
physical energy i. fiziksel enerji
physical environment i. fiziksel çevre
physical examination i. beden muayenesi
physical examination i. sağlık muayenesi
physical examination i. çekap
physical examination i. fiziksel muayene
physical examination i. muayene
physical examination i. fizik muayene
physical exercise i. fiziksel egzersiz
physical exercise i. beden eğitimi
physical exertion i. fiziksel çaba
physical exhaustion i. fiziksel bitkinlik
physical fatigue i. fiziksel bitkinlik
physical feature i. fiziki özellik
physical fitness-testing i. fiziksel form-test
physical force i. fiziksel güç
physical geography i. fiziksel özelliklerle ilgilenen coğrafya dalı
physical geography i. fiziki coğrafya
physical impossibility i. maddi/fiziksel imkansızlık
physical injury i. yaralama
physical injury i. bedeni zarar
physical injury i. yaralanma
physical injury i. maddi zarar
physical integrity i. fiziksel bütünlük
physical integrity i. vücut bütünlüğü
physical intimacy i. fiziksel yakınlık
physical inventory i. fiziksel envanter
physical labour i. bedensel çalışma
physical law i. fiziksel kanun
physical law i. fiziksel yasa
physical location i. fiziksel konum
physical location i. fiziki konum
physical location i. fiziki yerleşim
physical map i. fiziki harita
physical maps i. fiziksel haritalar
physical menace i. fiziksel tehdit
physical method i. fiziksel yöntem
physical model i. fiziksel model
physical object i. fiziksel madde
physical perfection i. fiziksel mükemmeliyeti
physical person i. gerçek kişi
physical phenomenon i. fiziksel olay
physical position i. fiziksel konum
physical position i. fiziki konum
physical power i. fiziksel güç
physical presence i. fiziksel mevcudiyet
physical presence i. fiziksel varlık
physical process i. fiziksel süreç
physical properties i. fiziksel özellikler
physical property i. fiziki özellik
physical property i. fiziksel özellik
physical punishment i. beden cezası
physical qualities i. fiziksel özellikler
physical quality i. fiziksel özellik
physical reality i. fizik hakikati
physical requirements i. fiziksel gereklilikler
physical response i. fiziksel tepki
physical restraint training i. (fiziksel olarak) etkisiz hale getirme eğitimi
physical science i. doğa bilimi
physical science i. fizik bilimi
physical science i. fizik
physical sciences i. fen bilimleri
physical security i. fiziki güvenlik
physical security i. fiziksel güvenlik
physical senses i. fiziksel duyular
physical skill i. bedensel beceri
physical strength i. beden gücü
physical stress i. fiziksel basınç
physical structure i. fiziki yapı
physical therapist i. fizyoterapist
physical therapy i. fizik tedavisi
physical threat i. fiziksel tehdit
physical training i. beden eğitimi
physical training i. beden terbiyesi
physical welfare i. fiziksel refah
physical-fitness exercises i. kültürfizik
sign of physical and mental fatigue i. yorgunluk belirtisi
chemical-physical s. kimyasal-fiziksel
non-physical s. soyut
non-physical s. el ile tutulamaz
non-physical s. fiziksel varlığı olmayan
physical handicapped s. bedensel özürlü
Phrases
with a physical disability zf. malulen
both mental and physical hem zihinsel hem fiziksel
within our physical structure bünyemizde
Proverb
physical beauty is superficial asıl güzellik yürektedir
physical beauty is superficial iç güzelliği önemlidir
physical beauty is superficial fiziksel güzellik yüzeyseldir
Idioms
be physical with someone fiziksel müdahalede bulunmak
be physical with someone tensel/bedensel temasa girmek
get physical with someone fiziksel müdahalede bulunmak
get physical with someone tensel/bedensel temasa girmek
Trade/Economic
cash over discrepancies in the result of taking physical inventory and deliveries sayım ve tesellüm fazlaları
cash shorts discrepancies in the result of taking physical inventory and deliveries sayım ve tesellüm noksanları
marginal physical product marjinal fiziki ürün
physical address posta adresi
physical asset fiziki varlık
physical asset maddi varlık
physical assets fiziksel varlıklar
physical assets fiziki varlıklar
physical assets maddi varlıklar
physical budget parasal değerler yerine fiziki miktarları gösteren bütçe
physical budget maddi bütçe
physical capital fiziki sermaye
physical check fiziksel denetim
physical check maddi denetim
physical check fiziki denetim
physical cost fiziksel maliyet
physical cost fiziki maliyet
physical count fiziki sayım
physical counting sayım
physical depreciation maddi amortisman
physical depreciation fiziki aşınma
physical depreciation maddi aşınma
physical distribution fiziksel dağıtım
physical distribution function fiziki dağıtım fonksiyonu
physical distribution strategy fiziki dağıtım stratejisi
physical distribution system fiziksel dağıtım sistemi
physical evidence fiziksel kanıt
physical geography fiziksel coğrafya
physical injury maddi zarar
physical inspection fiziki muayene
physical inventory fiili mal sayımı
physical inventory fizik envanter
physical inventory fiziki envanter
physical inventory stok sayımı
physical inventory fiziksel envanter
physical inventory muhasebe dışı envanter
physical inventory control maddi envanter kontrolü
physical labour bedensel çalışma
physical labour bedeni çalışma
physical life maddi hayat
physical life fiziki mukavemet süresi
physical output fiziki çıktı
physical person gerçek şahıs
physical quantity fiziksel miktar
physical resources maddi kaynaklar
physical site visit yerinde inceleme
physical stocktaking fiziksel stok sayımı
physical supply fiziki arz
physical value fiziksel değer
physical variance fiziksel değişiklik
physical variance fiziksel değişme
physical withdrawal fiziksel çekilme
the reasons of not doing completely or partly a physical count of inventory tamamen veya kısmen fiili stok sayımı yapılamamasının gerekçeleri
Law
breaches of physical security fiziki emniyet ihlalleri
material of physical asset cismani bir varlığa
offences against physical integrity vücut dokunulmazlığına karşı suçlar
physical abuse fiziksel istismar
physical coercion fiziksel şiddet
physical coercion fiziksel cebir
physical coercion şiddet
physical coercion cebir