son - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

son



"son" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 7 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
son i. oğul
General
son i. evlat
son i. mahdum
son i. kancık
son i. çocuk
son i. erkek evlat
son ünl. oğlum

"son" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 93 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
son end i.
son final s.
son ultimate s.
son recent s.
son last s.
son latest s.
General
son tail i.
son aftermath i.
son outcome i.
son ruination i.
son afterbirth i.
son end i.
son terminal i.
son expiration i.
son desition i.
son lag i.
son extreme i.
son heel i.
son farewell i.
son terminus i.
son curtains i.
son desistence i.
son secundine i.
son lag end i.
son kiss-off i.
son top end i.
son finishing i.
son result i.
son close i.
son full stop i.
son denouement i.
son ending i.
son finis i.
son quietus i.
son stop i.
son extremity i.
son tail end i.
son breakup i.
son tip i.
son finish i.
son omega i.
son bottom i.
son expiry i.
son epilog i.
son end-all i.
son sequel i.
son issue i.
son death i.
son culmination i.
son fate i.
son sunset i.
son conclusion i.
son foot i.
son termination i.
son epilogue i.
son bedrock s.
son nth s.
son lattermost s.
son terminatory s.
son conclusive s.
son concluding s.
son last s.
son inappellable s.
son definite s.
son definitive s.
son final s.
son late s.
son utter s.
son latter s.
son dernier s.
son full s.
son firm s.
son supreme s.
son all in all zf.
Idioms
son the end of the road
son fag-end
son the end of the line
Trade/Economic
son limit
Technical
son ultimate
son termination
son conclusion
son terminal
son tip
Computer
son to
son end
son in the last
Medical
son sone
son secundines
Anatomy
son placenta
Biology
son placenta
Biochemistry
son resultant
Marine Biology
son boundary
British Slang
son curtains

"son" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 200 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
son bir çaba göstermek spurt f.
son bulmak end f.
son vermeK put an end f.
son vermek cease f.
son vermek end f.
son vermek terminate f.
son bulma termination i.
son ek suffix i.
son ek/ön ek affix i.
son söz final say i.
son söz final word i.
son söz last word i.
son teslim tarihi deadline i.
son verme termination i.
son dönemlerde recently zf.
son zamanlarda lately zf.
son zamanlarda recently zf.
General
(bir şeyi yapacak) son kişi olmak be the last person (to do something) f.
(gemi) son yolculuğunda çok mesafe/deniz mili katetmek log many nautical miles up on its last voyage f.
(son gelişmeler hakkında) bilgi sahibi olmak keep abreast of f.
(son gelişmelerden) haberdar olmak keep abreast of f.
acı son ile bitmek end in a tragedy f.
acı son ile bitmek result in a calamity f.
acı son ile bitmek have a bitter end end in a calamity f.
acı son ile bitmek result in a tragedy f.
ağır hasta son günlerini yaşamak sink fast f.
annesini son bir kez görmek see one’s mother for the last time f.
babasını son bir kez görmek see one’s father for the last time f.
bir hayvanın hayatına son vermek put an animal down f.
bir ilişkiye son vermek through with someone f.
bir son vermek put an end f.
birine maaşını verip işine son vermek pay someone off f.
birine ücretini verip işine son vermek pay someone off f.
birine ücretini verip işine son vermek pay off (someone) f.
birinin son arzusunu yerine getirmek honour one's dying wish f.
birisini son derece dikkatli bir biçimde izlemek watch someone with eagle eye f.
birisini son derece dikkatli bir gözle incelemek watch someone with an eagle eye f.
elindeki son fırsatı kaçırmak miss one’s last opportunity f.
en son değişiklikleri kapsamak be up to date f.
en son değişiklikleri yansıtmak update f.
en son duruma uygun hale getirmek update f.
en son gelişmelerden haberdar etmek update f.
en son gelişmelerden haberdar olmak be up to date f.
en son gelmek bring up the rear f.
en son noktaya erişmek culminate f.
en son olaylardan haberdar etmek update f.
en son teknikleri uygulamaya geçmek update f.
en son teknolojiye sahip olmak be up to date f.
en son teknolojiyle donatmak update f.
faaliyetine son vermek shut f.
gitgide azalıp son bulmak taper off f.
görevine son verilmek be dismissed f.
görevine son verilmek be relieved of one's duties f.
görevine son vermek remove from office f.
görevine son vermek discharge f.
gözyaşları içinde son yolculuğuna uğurlamak bid farewell to someone in tears f.
hayatına son vermek put an end to one's life f.
hayvanı öldürerek acılarına son vermek put an animal out of its misery f.
ırk ayırımına son vermek desegregate f.
ile son bulmak culminate in f.
ile son bulmak eventuate in f.
işine son verilmek get the sack f.
işine son vermek turn off f.
işlere son vermek give up the business f.
işlere son vermek close the business f.
kabul etmeye son vermek unrecognise f.
kabul etmeye son vermek unrecognize f.
konuşmaya son vermek ring off f.
konuşurken son heceyi incelterek soru sorulmadığı halde cümleye soru havası vermek uptalk f.
linç edilmekten son anda kurtulmak narrowly escape a lynching attempt f.
maaşına zam işine son vermek pay somebody off f.
mezatta çekici vurup malı son fiyatı verenin üzerine bırakmak knock down f.
nihai karar/son söz birinin olmak (bir konuda) have the last word in f.
onaylamaya son vermek unrecognise f.
onaylamaya son vermek unrecognize f.
oturuma son vermek adjourn f.
öldürerek acılarına son vermek put someone out of one's misery f.
son ana bırakmak leave something to the last minute f.
son anda gelmek come at the last minute f.
son anda migreni tutmak get a migraine at the last moment f.
son bir görüşme için çağırmak call someone for a final interview f.
son bir görüşme için çağırmak call someone down for a final interview f.
son bir hazırlık yapmak (konserden/temsilden önce) warm up f.
son bulmak come to the conclusion f.
son bulmak run out f.
son bulmak doom f.
son bulmak arrive at the conclusion f.
son bulmak come to an end f.
son bulmak end up f.
son çare olarak başvurmak fall back on f.
son çare olarak başvurmak fall back up f.
son çare olarak kullanmak resort to f.
son dakikada gelmek come at the last minute f.
son dakikada gelmek/varmak arrive at the last minute f.
son derece aykırı gelmek be abhorrent to f.
son derece güvenilir olmak be as good as one's bond f.
son derece kararlı olmak be adamant on f.
son derece öfkelenmek see red f.
son derece önemli bulmak find it very/extremely important f.
son derece sıkıcı olmak be extremely boring f.
son derece tartışmalı bir konu halini almak become a highly controversial topic f.
son derece ters gelmek be abhorrent to f.
son duruma getirmek update f.
son elemeye kalan adaylar listesine konulmak be short-listed f.
son elemeyi yapmak üzere listeye almak shortlist f.
son gelişmelerden haberdar olmak keep abreast f.
son gelişmeleri anlatmak bring up to date f.
son gelişmeleri bildirmek bring up to date f.
son gelişmeleri takip etmek keep oneself informed of the latest developments f.
son gelişmeleri takip etmek keep oneself updated on the latest developments f.
son gelişmeleri takip etmek follow the latest developments f.
son gelişmeleri takip etmek keep oneself up-to-date with the latest developments f.
son gelişmelerle ilgili bilgilendirmek bring up to date f.
son günlerde bir garip davranmak act weird lately f.
son günlerde garip davranmak act weird lately f.
son haddine varmak go all the way f.
son haddine varmak come to a head f.
son haline getirmek put into final form f.
son haline getirmek finalize f.
son haline getirmek put the last touches on f.
son halini almak take its final form f.
son halini vermek put into final form f.
son halini vermek make final f.
son halini vermek put the last touches on f.
son halini vermek finalize f.
son hızda gitmek career f.
son kararı vermek make the final decision f.
son kozunu oynamış olmak be at the end of one's tether f.
son kuruşuna kadar harcamak spend to the last penny f.
son modaya uygun bir duruma getirmek update f.
son modaya uymak be up to date f.
son nefesini vermek expirer f.
son nefesini vermek gasp one's life out f.
son nefesini vermek give up the ghost f.
son nefesini vermek breathe one's last f.
son nefesini vermek expire f.
son nefesini vermek draw one's last breath f.
son noktaya kadar gitmek land up f.
son noktaya varmak come to a head f.
son noktayı koymak put an end f.
son noktayı koymak have the last word f.
son onarımını yapmak touch up f.
son raddeye varmak plumb the depths f.
son rötuşları yapmak put the finishing touches to f.
son rötuşlarını yapmak put the finishing touches to f.
son sesiyle bağırmak shoot at the top of one's voice f.
son söz birinin olmak (bir tartışmanın/ağız kavgasının sonunda) have the last word f.
son sözü söylemek get the final word f.
son sözü söylemek have the final word f.
son sözü söylemek have the last word f.
son sürat gitmek hurtle f.
son süratle çalışmak work at high pressure f.
son şeklini almak take its final shape f.
son şeklini vermek finalize f.
son şeklini vermek finalise f.
son şeklini vermek put into final form f.
son şeklini vermek make final f.
son şeklini vermek put the last touches on f.
son teslim günü yaklaşmak be a bit of a deadline f.
son ürünü geliştirmek improve the end product f.
son vermek chuck f.
son vermek fetch up f.
son vermek break something off f.
son vermek raise f.
son vermek stop f.
son vermek discontinue f.
son vermek terminate f.
son vermek call a halt f.
son vermek shut down upon f.
son vermek conclude f.
son vermek call off f.
son vermek termine f.
son vermek dissolve f.
son vermek put an end f.
son vermek make an end of f.
son vermek wrap up f.
son vermek drop f.
son vermek sign off f.
son vermek call a halt to f.
son vermek put an end to f.
son vermek defeat f.
son vermek finish f.
son vermek close f.
son vermek stash f.
son vermek top off f.
son vermek shut down on f.
son vermek end off f.
son vermek the close of the day f.
son vermek put a stop to f.
son vermek cut off f.
son vermek wind up f.
son vermek (bir konuşmaya) put an end to f.
son vermek (henüz başlanmışken) abort f.
son vermek için birşeyin üstüne gitmek crack down on f.
son yapılan işlemi geri alma undo f.
son yolculuğuna gözyaşlarıyla uğurlamak bid farewell to someone in tears f.
son yolculuğuna uğurlamak pay one's last respects f.
son yolculuğuna uğurlamak bid farewell to f.
son yolculuğuna uğurlamak pay one's final respects f.
son yolculuğuna uğurlamak için toplanmak gather to bid farewell to f.