will - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

will

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"will" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 47 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
will i. vasiyet
will i. irade
General
will f. dilemek
will f. azmetmek
will f. -ecek
will f. iradesini kullanarak bir şeyi gerçekleştirmeye çalışmak
will f. niyet etmek
will f. istekte bulunmak
will f. emretmek
will f. iradesini kullanarak bir şeyi gerçekleştirmek
will f. amaçlamak
will f. istemek
will f. buyurmak
will f. vasiyetle bırakmak
will f. (allah) buyurmak
will f. -acak
will f. kastetmek
will f. arzulamak
will f. iradesini kullanmak
will i. azim
will i. murat
will i. istenç
will i. dilek
will i. garez
will i. istek
will i. vasiyetname
will i. vasiyet
will i. maksat
will i. meram
will i. istem
will i. arzu
will i. niyet
will i. amaç
will i. husumet
Trade/Economic
will istek
will arzu
Law
will meram
will vasiyet
will vasiyet
will vasiyet etmek
will istemek
will vasiyetname
will maksat
will irade
Textile
will dimit
Psychology
will irade
Philosophy
will istenç

"will" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
General
break a will f. vasiyeti ihlal etmek
break a will f. bir vasiyeti bozmak
dispose of by will f. mirasla bırakmak
harbor ill will (towards) f. kin beslemek
harbor ill will (towards) f. kin gütmek
harbor ill will (towards) f. kin duymak
harbor ill will (towards) f. garezi olmak
harbor ill-will against f. kötü niyet beslemek
harbor ill-will against f. kötü niyet gütmek
have a determined will f. iradeli olmak
leave where it will be stepped on f. ayak altında bırakmak
make a will f. vasiyet hazırlamak
make a will f. vasiyetini hazırlamak
make one's last will f. vasiyette bulunmak
not to will f. arzu etmemek
show some good will towards change f. değişim yolunda biraz olsun iyi niyet göstermek
speak one's last will f. vasiyette bulunmak
speak one's last will f. vasiyet etmek
wait to see which way the cat will jump f. yaş tahtaya basmamak
will something to someone f. birisine miras bırakmak
will to f. vasiyet yoluyla bir şeyi birine bırakmak
will to f. bırakılmasını vasiyet etmek (bir şeyin birine)
ancient will i. eski vasiyet
common will i. ortak irade
force of will i. irade gücü
free will i. özgür iradeyle yapılan seçim
free will i. serbest irade
free will i. özgür irade
free will i. hür irade
free will i. gönüllü tercih/karar
free will and determinism i. özgür irade ve belirlenimcilik
free will of a person i. irade-i cüz’iyye
freedom of will i. irade özgürlüğü
good will i. sağistem
good will i. hüsnüniyet
ill will i. kötü niyet
ill will i. husumet
ill will i. garez
independent will i. hür irade
iron will i. güçlü irade
iron will i. sağlam irade
joint will i. ortak irade
last will i. son arzu
living will i. yaşam iradesi
national will i. milli irade
one's last will i. son arzusu
popular will i. halk iradesi
self-will i. inatçılık
self-will i. ölmez
self-will i. irade gücü
self-will i. benlikçilik
strength of will i. irade gücü
strong will i. sağlam irade
strong will i. güçlü irade
the absolute will of good i. irade-i külliye
the absolute will of good i. irade-i ilahiye
weakness of will i. iradesizlik
will of god i. takdiri ilahi
will of god i. allahın takdiri
will of god i. tanrının takdiri
will power i. motivasyon
will power i. kararlılık
will power i. irade gücü
will power i. buyrum
will to knowledge i. bilme istemi
will to live i. yaşama isteği
will to succeed i. başarma arzusu
will to work i. çalışma isteği
will-o-the-wisp i. bataklıklarda gece görülen ve yakamoza benzeyen bir parıltı
will-o-the-wisp i. ham hayal
will-o-the-wisp i. aldatıcı
will-o-the-wisp i. yanıltıcı
will-o-the-wisp i. gerçekleşmesi imkansız bir şey
will-o-the-wisp i. ılgım
will-to-order i. kural istemi
will-to-power i. güç istemi
at one's own sweet will zf. nasıl isterse
at one's own sweet will zf. canı isterse
at one's own sweet will zf. keyfine göre
at one's sweet will zf. keyfine göre
at one's sweet will zf. isteğine göre
at will zf. canı istediği zaman
at will zf. istediği gibi
at will zf. istenilen zamanda
at will zf. istenilen şekilde
at will zf. istediğinde
at will zf. istediği vakit
at will zf. istediği zaman
of one's own free will zf. kendiliğinden
that will do ünl. kafi
that will do ünl. yetişir
Phrasals
will away miras olarak bırakmak
will away bağışlamak
will away (tüm servetini vb.) bırakmak
Phrases
...will be done yapılacaktır
...will be made yapılacaktır
a fine will be levied bir ceza kesilecektir
by sheer force of will yalnızca irade gücüyle
every living thing will die one day her canlı bir gün ölümü tadacaktır
hall will seat fifty people salon elli kişilik oturma kapasitesine sahip olacaktır
he will have it that iddia ediyor ki
love will tear us apart aşk bizi parça parça edecek
no mercy will be shown merhamet gösterilmeyecek
nothing will come of nothing hiçbir şey yoktan var olmaz
preference will be given to those with bilingual skills ikinci dil tercih sebebidir
someday my ship will come in elbet şans birgün bize de gülecek
the action plans to be taken will be defined alınacak aksiyon planları tanımlanacak
what you plant now you will harvest later ne ekersen onu biçersin
where there's a will there's a way isterse insan her şeyi yapabilir
will be discussed görüşülecek
will be returned iade edilecek
will be the competence of sorumluluğunda
will wear with use kullanıldıkça yıpranacak
with a will gayretle
with his/her free will hür iradesiyle
with his/her free will hür iradesi ile
with his/her free will özgür iradesi ile
with his/her free will özgür iradesiyle
you will never walk alone asla yalnız yürümeyeceksin
your prompt reply will be appreciated hızlı cevabınız çok makbule geçecektir
your reply will be appreciated dönüş yaparsanız sevinirim
your reply will be appreciated cevabınız çok makbule geçecektir
Proverb
a drowning man will catch at a straw denize düşen yılana sarılır
a drowning man will clutch at a straw denize düşen yılana sarılır
all things will pass bu da geçer
beauty will save the world dünyayı güzellik kurtaracak
blood will tell kan çeker
blood will tell aynı bokun soyu
blood will tell armut dibine düşer
boys will be boys erkek çocuklar sert olur
boys will be boys erkekler yaramazdır
boys will be boys çocuktur yapacak
do good things and good things will happen to you iyilik yapan iyilik bulur
do good things and good things will happen to you iyilik yap iyilik bul
even a worm will turn kuzu bile kurt olur
even a worm will turn en sakin insan bile bir noktada sinirlenir
faith will move mountains azmin önünde dağlar duramaz
faith will move mountains azimli insan duvarı deler
give us the tools, and we will finish the job siz malzemeleri gönderin, yeter; gerisini biz hallederiz
give us the tools, and we will finish the job sen alet edevattan haber ver, işi biz yaparız
he that lies down with dogs will rise up with fleas üzüm üzüme baka baka kararır
If anything can go wrong it will bir iş ters gidecekse gider
if mohammed will not go to the mountain, the mountain must come to dağ yürümezse abdal yürür
if the mountain will not come to Mahomet, Mahomet must go to the mountain dağ sana gelmiyorsa, sen dağa gideceksin
if you lie down with dogs you will rise up with fleas körle yatan şaşı kalkar
if you lie down with dogs you will rise up with fleas üzüm üzüme baka baka kararır
if you run after two hares you will catch neither aynı anda iki şeyi birden yapmak için çabalarsan ikisinden de olursun
if you run after two hares you will catch neither iki karpuz bir koltuğa sığmaz
Keep your shop and your shop will keep you bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur
love will find a way aşk yolunu bulur