wrong - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

wrong

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"wrong" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 47 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
wrong s. yanlış
General
wrong f. gadretmek
wrong f. haksızlık etmek
wrong f. zulmetmek
wrong f. kötülük etmek
wrong f. günahına girmek
wrong i. kötülük
wrong i. günah
wrong i. kemlik
wrong i. kanuna aykırı fiil
wrong i. gadir
wrong i. zarar
wrong i. haksızlık
wrong i. kusur
wrong i. haksız fiil
wrong i. sapıklık
wrong i. hata
wrong i. zulüm
wrong i. suç
wrong s. yalan
wrong s. ters
wrong s. hatalı
wrong s. uygun olmayan
wrong s. uygunsuz
wrong s. yanlış
wrong s. birine göre olmayan
wrong s. haksız
wrong s. mahzurlu
wrong s. ters (taraf)
wrong s. gerçeğe uymayan
wrong s. yanılmış
wrong s. uygun sayılmayan
wrong s. sakıncalı
wrong s. sağlıksız
wrong s. haram
wrong s. yalancı
wrong s. ters olarak
wrong s. olması gerektiği gibi olmayan
wrong s. taklit
wrong s. dince suç sayılan
wrong s. bozuk
wrong s. başvurulması yanlış olan
wrong zf. yanlış bir şekilde
Trade/Economic
wrong kusur
Technical
wrong hatalı
wrong yanlış
Philosophy
wrong kötü

"wrong" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 474 sonuç

İngilizce Türkçe
General
(for food or liquid) go down the wrong way f. genzine kaçmak
(for food or liquid) go down the wrong way f. genze kaçmak
ask the wrong person f. yanlış kişiye sormak
assign the wrong date to f. yanlış tarih koymak
bark up the wrong tree f. yanlış kişiyi suçlamak
bark up the wrong tree f. yanlış kapı çalmak
bark up the wrong tree f. yanlış kapıyı çalmak
be in the wrong f. haksız olmak
be on the wrong road f. yolunu şaşırmak
be on the wrong track f. yanlış yolda olmak
be wrong f. hata etmek
be wrong f. hatalı olmak
be wrong f. haksız olmak
be wrong f. yanılgıya düşmek
be wrong f. yanılmak
be wrong f. yanlış olmak
be wrong f. aldanmak
be wrong footed f. kontrpiyede kalmak
call the wrong number f. yanlış düşürmek (telefon numarası)
can't put a foot wrong f. burnundan kıl aldırmamak
come to recognize that one is wrong f. yanıldığının farkına varmak
consider wrong f. yanlış saymak
design wrong f. yanlış tasarlamak
dial the wrong number f. yanlış numara çevirmek
dial the wrong number f. yanlış düşürmek (telefon numarası)
do (something) wrong (to someone) f. yamuk yapmak
do no wrong f. yanlış yapmamak
do no wrong f. yanlışı olmamak
do no wrong f. bir şeyde hatası olmamak
do something wrong f. kabahat işlemek
do wrong f. hatalı davranmak
do wrong f. kötülük yapmak
do wrong f. yanlış bir şey yapmak
do wrong f. hata yapmak
do wrong f. haksızlık etmek
do wrong f. yamuk yapmak
end up being the one in the wrong f. haksız duruma düşmek
end up being wrong f. haksız duruma düşmek
end up being wrong although you are right f. haklıyken haksız duruma düşmek
end up in the wrong prison f. yanlış cezaevine düşmek
find (someone) to be in the wrong f. haksız bulmak
find something wrong f. yanlış bulmak
fly in the wrong course f. yanlış rotada uçmak
fly in the wrong direction f. yanlış rotada uçmak
get hold the wrong end of the stick f. ters anlamak
get it wrong f. ters anlamak
get it wrong f. durumu tam anlayamamak
get out of the wrong side f. ters tarafından kalkmak
get somebody wrong f. yanlış anlamak
get someone wrong f. yanlış anlamak (birini)
get something wrong f. bir şeyi yanlış anlamak
get something wrong f. durumu tam anlayamamak
get something wrong f. yanılmak
get the wrong number f. yanlış düşürmek
get the wrong sow by the ear f. yanlış anlamak
get the wrong sow by the ear f. yanılmak
get up on the wrong side of the bed f. ters tarafından kalkmak
get/fall in the wrong hands f. yanlış ellere düşmek
get/fall in the wrong hands f. kötü ellere düşmek
go down the wrong way f. genzine kaçırmak
go down the wrong way f. genzine kaçmak
go down the wrong way f. genize kaçmak
go the wrong direction f. yanlış yöne gitmek
go the wrong direction f. yanlış tarafa gitmek
go the wrong way f. yanlış yöne gitmek
go the wrong way f. yanlış tarafa gitmek
go wrong f. hata yapmak
go wrong f. aksi gitmek
go wrong f. yanılmak
go wrong f. kötü sonuçlanmak
go wrong f. yanlış yapmak
go wrong f. hata etmek
go wrong f. aksamak
go wrong f. ters gitmek
go wrong f. arıza yapmak
go wrong f. bozulmak
hang with the wrong people f. yanlış insanlarla takılmak
have the wrong information about something f. yanlış bilmek
know right from wrong f. doğruyu yanlışı bilmek
know right from wrong f. doğruyla yanlışı ayırt edebilmek
laugh on the wrong side of one's mouth f. gülerken ağlamak
learn the wrong lessons from f. ...dan yanlış dersler çıkarmak
leave a wrong impression f. yanlış izlenim bırakmak
look for excitement in wrong places f. yanlış yerlerde heyecan aramak
not put a foot wrong f. hata yapmamak
prove (someone) to be in the wrong f. haksız çıkarmak
prove to be wrong f. haksız çıkarmak
put a foot wrong f. yanlış adım atmak
remember wrong f. yanlış hatırlamak
rough the wrong way f. sinirlendirmek
rough the wrong way f. kızdırmak
rough the wrong way f. tahrik etmek
rub somebody the wrong way f. bamteline basmak
rub somebody up the wrong way f. sinir etmek
rub somebody up the wrong way f. gıcık etmek
rub the wrong way f. bamteline basmak
say something wrong f. pot kırmak
say something wrong f. yanlış bir şey söylemek
see no wrong f. herhangi bir yanlış görmemek
see no wrong f. yanlış görmemek
see nothing wrong f. hiçbir sorun görmemek
send wrong signal f. yanlış sinyal göndermek
shoot the wrong man f. yanlış adamı vurmak
swallow the wrong way f. genzine kaçmak
take a word in the wrong sense f. yanlış anlamak
take a word in the wrong sense f. ters anlamak
take a wrong turn f. ters yola sapmak
take the wrong turning f. yolunu şaşırmak
think wrong f. yanlış düşünmek
think wrong about someone f. yanlış tanımak
think wrong about someone f. birisini yanlış tanımak
transfer money into wrong account f. yanlış hesaba para göndermek
turn out to be in the wrong f. haksız çıkmak
turn the wrong direction f. ters yola sapmak
use for the wrong purposes f. amacı dışında kullanmak
wake up on the wrong side of bed f. ters tarafından kalkmak
wrong somebody f. günahını almak
wrong-foot f. kontrpiyede bırakmak
wrong-foot f. hazırlıksız yakalamak
being wrong i. hatalı olma
completely wrong i. tamamen yanlış
sense of right and wrong i. ahlak ve namus anlayışı
sense of right and wrong i. doğru ve yanlış anlayışı
the wrong way round i. ters
wrong address i. yanlış adres
wrong answer i. yanlış cevap
wrong assumption i. yanlış varsayım
wrong assumption i. hatalı varsayım
wrong attitude i. yanlış tutum
wrong beliefs i. yanlış inançlar
wrong calculation i. yanlış hesap
wrong column i. yanlış sütun
wrong decision i. yanlış karar
wrong dosage i. hatalı doz
wrong dose i. hatalı doz
wrong end of the stick i. işin kötü tarafı
wrong entry i. yanlış kayıt
wrong exposition i. yanlış teşhir
wrong exposition i. yanlış sergileme
wrong hole i. yanlış delik
wrong impression i. yanlış izlenim
wrong information i. yanlış bilgi
wrong information i. hatalı bilgi
wrong line i. yanlış satır
wrong meaning i. yanlış anlam
wrong number i. yanlış numara
wrong numbet i. yanlış telefon numarası
wrong side i. ters yüz
wrong side i. arka yüz
wrong time i. yanlış zaman
wrong use i. haksız kullanma
wrong use i. yanlış uygulama
wrong use i. hatalı kullanım
wrong use i. yanlış kullanma
in the wrong s. kusurlu
in the wrong s. kabahatli
legally wrong s. hukuken hatalı
wrong use does not preclude proper use s. kötüye kullanma hiç kullanılmamasını gerektirmez
wrong-headed s. ters
wrong-headed s. inatçı
wrong-headedly zf. inatçı bir biçimde
wrong-headedly zf. ters bir tavırla
wrong-headedly zf. dik kafalı şekilde
is that wrong? ünl. yalan mı?
is that wrong? ünl. yalan mı yani?
Phrases
if nothing goes wrong bir aksilik olmadan
if nothing goes wrong bir aksilik olmazsa
if nothing goes wrong (bir) aksilik olmazsa
wrong use does not preclude proper use bir şey suistimal edilebilir/edildi diye onu kullanmamazlık edemeyiz
Proverb
If anything can go wrong it will bir iş ters gidecekse gider
Colloquial
am i doing something wrong? yanlış bir şey mi yapıyorum?
be at the wrong place at the wrong time yanlış zamanda yanlış yerde bulunmak
born in the wrong century yanlış yüzyılda doğmuş
everything's going wrong her şey ters gidiyor
in case things go wrong işlerin aksaması durumunda
in case things go wrong işlerin yolunda gitmemesi durumunda
look for someone in the wrong place birisini yanlış yerde aramak
read something wrong bir şeyi yanlış sezmek/yorumlamak
something wrong? ters bir şey mi var?
Idioms
back the wrong horse yanlış ata oynamak
back the wrong horse kaybeden tarafı desteklemek
back the wrong horse yanlış adamı desteklemek
back the wrong horse yanlış tarafı desteklemek
bark up the wrong tree yanlış kapıyı çalmak
bark up the wrong tree yanlış taşın altına bakmak
bark up the wrong tree yanlış kapı çalmak
be (on) the wrong side of 30/40 etc 30-40 yaşını geçmiş olmak
be barking up the wrong tree yanılgıya düşmek
be barking up the wrong tree yanılgı içine düşmek
be born on the wrong side of the blanket evli olmayan ana babadan dünyaya gelmek
be caught on the wrong foot kontrpiyede kalmak
be in the wrong kusurlu olmak
be in the wrong yanlış davranmak
be in the wrong yanılmak
be in the wrong yanlış yapmak
be in the wrong kabahatli olmak
be in the wrong hatalı olmak
be off on the wrong foot kötü başlamak
be off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
be on someone's wrong side birinin gözünden düşmek
be on the wrong end of something kötü sonuçlarına katlanmak
be on the wrong scent yanlış yolda olmak
be on the wrong side of someone birinin gözünden düşmek
born on the wrong side of the blanket gayrimeşru (bebek)
can't put a foot wrong toz kondurmamak
catch on the wrong foot yanlış anında yakalamak
catch on the wrong foot hazırlıksız yakalamak
catch on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
come to the wrong shop yanlış kapıyı çalmak
come to the wrong shop yanlış kapı çalmak
dead wrong tamamen yanlış
did i get that wrong? yanlış mı anlamışım?
fall into the wrong hands yanlış ellere düşmek
fall into the wrong hands yanlış ellerin eline geçmek
find oneself on the wrong side of the law yasalarla başı belaya girmek
find oneself on the wrong side of the law kanunla başı belaya girmek
find oneself on the wrong side of the law adaletle başı derde girmek
find oneself on the wrong side of the law polis ve adaletle başı derde girmek
find oneself on the wrong side of the law kanunla başı derde girmek
find yourself on the wrong side of the law polisle başı belaya girmek
find yourself on the wrong side of the law polisle başı belada olmak
get hold of the wrong end of the stick kazı koz anlamak
get hold of the wrong end of the stick kocakarıyı kız anlamak
get it wrong bir şeyi/birini yanlış anlamak
get off on the wrong foot güne kötü başlamak
get off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
get off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak
get off on the wrong foot bir ilişki ya da projeye başlamak için yanlış bir başlangıç yapmak
get off on the wrong foot kötü başlamak
get off on the wrong foot sol tarafından kalkmak
get on someone's wrong side birinin gözünden düşmek
get on the wrong side of someone birinin gözünden düşmek
get on the wrong side of the law polisle başı belada olmak
get on the wrong side of the law polisle başı belaya girmek
get on the wrong side of the law yasalarla başı belaya girmek
get on the wrong side of the law kanunla başı derde girmek
get on the wrong side of the law polisle başı dertte olmak
get on the wrong side of the law kanunla başı belaya girmek
get on the wrong side of the law adaletle başı derde girmek
get on the wrong side of the law polis ve adaletle başı derde girmek
get out of the bed on the wrong side ters tarafından kalkmak
get out of the wrong side of the bed güne keyifsiz başlamak
get out of the wrong side of the bed sol tarafından kalkmak
get someone all wrong birini tamamen yanlış anlamak
get someone wrong birini yanlış anlamak
get the wrong end of the stick yanılgıya düşmek
get the wrong end of the stick yanılgı içine düşmek
get the wrong idea about hakkında yanlış bir fikre kapılmak
go wrong hesabı tutmamak
go wrong kötü yola düşmek
go wrong çalışmamak
go wrong (makine) bozulmak
go wrong düşündüğü gibi olmamak
go wrong hata yapmak
go wrong ahlakdışı yaşam sürmek
go wrong yanlış yapmak
go wrong yanlış çıkmak
in the wrong haksız
in the wrong place at the wrong time yanlış yerde ve yanlış zamanda
in the wrong place at the wrong time yanlış yerde ve zamanda
laugh on the wrong side of one's mouth güvendiği dağlara kar yağmak
not put a foot wrong yanlış bir adım atmamak
on the wrong foot şanssız bir biçimde
on the wrong side of the law gayrimeşru yaşayan
put trust in the wrong person yanlış kişiye güvenmek/bel bağlamak
rub somebody the wrong way (us) birini rahatsız etmek
rub somebody up the wrong way (brit) birini rahatsız etmek
rub someone the wrong way birinin tepesini attırmak
rub someone's fur the wrong way birinin tepesini attırmak
rub someone's fur the wrong way birini rahatsız etmek
rub the wrong way zıtlaşmak
rub up the wrong way gıcık etmek
rub up the wrong way sinirlerini ayağa kaldırmak
rub up the wrong way birini çok kızdırmak
rub up the wrong way birisini sıkmak
rub up the wrong way çok öfkelendirmek
rub up the wrong way küplere bindirmek
rub up the wrong way sinirden kudurtmak
start off on the wrong foot kötü/yanlış bir başlangıç yapmak
start off on the wrong foot kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
start off on the wrong foot sol tarafından kalkmak
step off on the wrong foot kötü/yanlış bir başlangıç yapmak
take it the wrong way yanlış anlamak
take someone wrong (birini) yanlış anlamak
take someone wrong birini yanlış anlamak
take something the wrong way yanlış anlamak
take something the wrong way bir şeyi yanlış anlamak
wrong side of the tracks şehrin yoksul/fakir bölümü
wrong side of the tracks varoş/gecekondu mahallesi/muhiti
Speaking
am I wrong? söylediklerim yanlış mı?
am I wrong? haksız mıyım?
am i wrong in ....(thinking / saying etc)? haksız mıyım yani?
correct me if I'm wrong yanlışsam düzeltin
correct me if i am wrong yanılıyorsam beni düzelt
did I do something wrong? yanlış bir şey mi yaptım?
did i do something wrong? yanlış bir şey mi yaptım?
did i get the wrong number ? yanlış mı düşürdüm acaba ?
did i say something wrong? yanlış bir şey mi söyledim?
don´t get me wrong! beni yanlış anlama!
don't get me wrong sakın beni yanlış anlama
don't get me wrong beni yanlış anlamayın
don't get me wrong beni yanlış anlama
don't take this the wrong way but yanlış anlama ama
hope nothing's wrong hayırdır inşallah
how did it all go wrong? nasıl her şey böyle kötü gitti?
I know what I did was wrong yaptığım şeyin yanlış olduğunu biliyorum
i don't know what's wrong with him sorunu ne bilmiyorum
i don't know what's wrong with him neyi var bilmiyorum
i don't think it's wrong bunun yanlış olduğunu düşünmüyorum
i hope nothing's wrong hayırdır inşallah
i hope nothing's wrong hayırdır inşallah!
i hope nothing's wrong hayırdır!
i hope nothing's wrong hayrola!
i hope you didn't get the wrong idea about seeing me with him umarım beni onunla gördüğünde yanlış bir fikre kapılmamışsındır
i was born into the wrong generation yanlış zamanda doğmuşum ben
i was wrong yanılmışım
if anything goes wrong bir şeyler ters giderse
if nothing goes wrong bir aksilik çıkmazsa
if nothing goes wrong aksilik çıkmazsa
if something goes wrong eğer bir terslik olursa
is something wrong with your car? arabanıza bir şey mi oldu?
is there something wrong? bir terslik mi var?
it is a wrong decision bu yanlış bir karar
it is wrong yanlışın var
it wouldn't be wrong to say desem yanlış olmaz
it wouldn't be wrong to say desem yalan olmaz
maybe i got it all wrong belki ben yanlış anladım
maybe i'm wrong belki de yanılıyorumdur
nothing wrong with a little romance biraz romantizmin kimseye zararı olmaz
please forgive us for anything we did wrong lütfen yaptığımız hatalar için bizi affet
so am i wrong? haksız mıyım yani?
something went wrong bir şeyler ters gitti
the wine hit me wrong şarap çarptı
there is no such thing as right and wrong doğru ya da yanlış diye bir şey yoktur
there's nothing wrong with him onun hiçbir sorunu yok
there's nothing wrong with me hiçbir şeyim yok (iyiyim)
there's something wrong yanlış giden bir şeyler var
there's something wrong in here burada yanlış bir şeyler var
they're wrong about you senin hakkında yanılıyorlar
this package was delivered to the wrong address bu paket hatalı adrese teslim edilmiş
unless something goes wrong aksilik olmazsa
unless something goes wrong bir aksilik olmazsa
what can possibly go wrong? ne yanlış gidebilir ki?
what did i do wrong? ne yanlış yaptım?
what did i ever do wrong? hiç yanlış bir şey yaptım mı?
what did we do wrong? nerede hata yaptık?
what do you think is wrong with me? benim neyim var sence?
what do you think is wrong with me? benim sorunum ne sence?
what have i ever done wrong? hiç yanlış bir şey yaptım mı?
what if he's wrong? ya o yanılıyorsa?
what if she's wrong? ya o yanılıyorsa?
what is wrong man? neyin var adamım?
what is wrong man? sorun ne adamım?
what is wrong with me? benim sorunum ne?
what is wrong with you neyin var
what is wrong with you? derdin ne senin?
what is wrong with you? neyin var senin?
what is wrong with you? senin neyin var?
what the hell is wrong with these people? bu insanların derdi ne böyle?
what the hell is wrong with you? aklından zorun mu var senin ya?
what's wrong sorun nedir
what's wrong sorun ne
what's wrong with nesi var
what's wrong with her? onun sorunu ne?
what's wrong with him/her? bunun nesi var?
what's wrong with it? nesi yanlış?
what's wrong with that? ne var bunda?
what's wrong with you derdin ne
what's wrong with you sorunun ne
what's wrong with you? derdin ne senin?
what's wrong with you? neyin var senin?
what's wrong with you? neyiniz var
what's wrong with your face? yüzüne ne oldu?
what's wrong with your legs? bacaklarının nesi var?
what's wrong? sorun ne?
what's wrong? ne oldu?
what's wrong? sorun nedir?
where did i do wrong ben nerede yanlış yaptım
where did i do wrong nerede yanlış yaptım
where did i do wrong? nerede yanlış yaptım?
which one is wrong? hangisi yanlış?
you are so wrong çok yanılıyorsun
you are very wrong çok yanlışsın
you are very wrong çok yanılıyorsun
you are wrong yanlışınız var
you are wrong yanılıyorsun
you are wrong yanılıyorsunuz
you are wrong yanlışın var
you are wrong here bu konuda yanılıyorsun
you are wrong here burada yanılıyorsun
you are wrong here burada yanlışın var
you are wrong here burada yanılıyorsunuz
you can be wrong a million times milyon kere yanılabilirsin
you chose the wrong side yanlış tarafı seçtin
you didn't do anything wrong yanlış bir şey yapmadın
you got him all wrong onu yanlış tanımışsın
you got it wrong yanlış anladın
you got me wrong beni yanlış anladınız
you got me wrong yanlış anladın beni
you got me wrong beni yanlış anladın
you have come to the wrong place yanlış yere geldiniz
you messed up the wrong guy yanlış kişiye bulaştın
you messed with the wrong guy yanlış adama çattın
you messed with the wrong guy yanlış adama bulaştın
you never did anything wrong sen hiç yanlış bir şey yapmadın
you thought wrong yanlış düşünmüşsün
you were wrong not to have gone gitmemekle doğru etmedin
you're asking the wrong question yanlış soruyu soruyorsun
you're going the wrong way ters yöne gidiyorsun
you're not wrong haksız sayılmazsın
you're not wrong haksız değilsin
you're wrong haksızsın
you're wrong sen haksızsın
you're wrong yanlış biliyorsun
you're wrong affetmişsiniz
you're wrong yanılıyorsun
you're wrong yanlışınız var
you're wrong yanlışın var
you're wrong there orada yanılıyorsun
you've got it all wrong her şeyi yanlış anladın
Slang
bet on the wrong horse yanlış tercihte bulunmak
bet on the wrong horse yanlış seçim yapmak
do no wrong kelek atmamak
say or do something wrong bok yemek
what the hell is wrong with you? neyin var lan senin?
what the hell is wrong with you? derdin ne lan senin?
what the hell is wrong with you? derdin ne senin?
Trade/Economic
wrong borrowing yanlış borçlanma
wrong sending of goods malların yanlış gönderilmesi
Law
(a) wrong haksız fiil
civil wrong haksız muamele
civil wrong haksız fiil
civil wrong haksızlık
executor of his own wrong yetkisi olmamasına rağmen vasiyeti infaz memuru gibi hareket eden kimse
private wrong özel bir hakkı ihlal eden kusurlu fiil
real wrong gayrimenkul zararı
Politics
public wrong kamu suçu
Technical
wrong cycle time yanlış devir hızı
wrong part yanlış parça
wrong side arka yüz
Computer
user name or password wrong kullanıcı adı veya şifre yanlış
user name or password wrong kullanıcı adı veya şifre hatalı
username or password wrong kullanıcı adı veya şifre yanlış
username or password wrong kullanıcı adı veya şifre hatalı
what's wrong ne yanlış
wrong and incomplete spelling yanlış ve eksik yazım
wrong disc inserted yanlış disk takılı
wrong disk yanlış disket
wrong file type hatalı dosya türü
wrong file type yanlış dosya türü
wrong packet yanlış paket
wrong password hatalı şifre
wrong password yanlış giriş şifresi
wrong password yanlış parola
wrong password yanlış şifre
wrong pin code yanlış pin kodu
wrong tag order yanlış etiket sırası
wrong version yanlış sürüm
wrong versions yanlış sürüm
you chose the wrong answer yanlış cevabı seçtiniz
Textile
wrong side kumaşın ters yüzü
Traffic
take a wrong turn yanlış yöne sapmak
Medical
wrong diagnosis yanlış teşhis
wrong dose yanlış doz
wrong drug yanlış ilaç
wrong feeding habits yanlış beslenme alışkanlıkları
wrong patient yanlış hasta
wrong therapy yanlış tedavi
wrong treatment yanlış tedavi
Statistics
right and wrong cases method doğru ve yanlış durumlar yöntemi
Football
wrong pass yanlış pas
wrong-foot kontrpiyede bırakmak
British Slang
up the wrong 'un götten
up the wrong 'un kıçtan