yalan - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

yalan



"yalan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 47 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
yalan lie i.
General
yalan fiction i.
yalan prevarication i.
yalan fable i.
yalan falsity i.
yalan plumper i.
yalan falsehood i.
yalan humbug i.
yalan untruth i.
yalan tarradiddle i.
yalan deceit i.
yalan fudge i.
yalan story i.
yalan illusion i.
yalan falseness i.
yalan taradiddle i.
yalan pretence i.
yalan baloney i.
yalan invention i.
yalan gammon i.
yalan fairy i.
yalan artificialness i.
yalan perjure i.
yalan flam i.
yalan lie i.
yalan shave i.
yalan tale i.
yalan pretense i.
yalan fabrication i.
yalan fib i.
yalan untrue s.
yalan quack s.
yalan hollow s.
yalan untruthful s.
yalan made-up s.
yalan telltale s.
yalan sham s.
yalan false s.
yalan wrong s.
yalan mendacious s.
yalan artificial s.
Slang
yalan smack
yalan porky
Law
yalan prevarication
British Slang
yalan porky pies
yalan porkies
yalan pork pies

"yalan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 200 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
yalan söylemek lie f.
General
(birini) yalancılıkta/yalan söylemede geçmek/geride bırakmak outlie f.
(yalan) atmak fib f.
aşırı yalan söylemek outlie f.
beyaz yalan söylemek tell a white lie f.
bir yalan uydurmak invent a lie f.
biri hakkında yalan söylemek lie about someone f.
çok yalan söylemek lie like a trooper f.
elde etmek içi yalan söylemek blag f.
hayatını yalan üzerine kurmak live a lie f.
kendine yalan söylemek lie to oneself f.
külliyen yalan söylemek lie through one's teeth f.
ufak çapta bir yalan söylemek fudge f.
uydurmak (hikaye/yalan) concoct f.
yalan atmak tell a lie f.
yalan atmak lie f.
yalan beyanda bulunmak commit perjury f.
yalan beyanda bulunmak make a false statement f.
yalan beyanlarda bulunmak make false statements f.
yalan ifade verdirmek suborn f.
yalan konuşmak lie f.
yalan konuşmak tell lies f.
yalan makinesine girmek take a polygraph f.
yalan söylemede/yalancılıkta ileri gitmek outlie f.
yalan söylemek deceive f.
yalan söylemek declare untrue f.
yalan söylemek prevaricate f.
yalan söylemek fib f.
yalan söylemek fabricate f.
yalan söylemek tell a fib f.
yalan söylemek lie f.
yalan söylemek tell a lie f.
yalan söylemek knock about f.
yalan söylemek tell lies f.
yalan söylememek not lie f.
yalan söylememek not tell lies f.
yalan söylememek not tell a lie f.
yalan söylemeye devam etmek continue to lie f.
yalan söyleyerek bir işten sıyrılıvermek lie one's way out of something f.
yalan testinden geçmek pass the polygraph f.
yalan yere yemin etmek forswear oneself f.
yalan yere yemin etmek perjure oneself f.
yalan yere yemin etmek commit perjury f.
yalan yere yemin ettirmek perjure f.
yeminliyken yalan söylemek lie under oath f.
beyaz yalan a white lie i.
beyaz yalan tarradiddle i.
beyaz yalan fib i.
bir dolu yalan pack of lies i.
bir dolu yalan a pack of lies i.
bir sürü yalan a tissue of lies i.
bir sürü yalan a pack of lies i.
bir sürü yalan pack of lies i.
bir sürü yalan dolan bag of tricks i.
büyük yalan great lie i.
büyük yalan big lie i.
büyük yalan monstrous lie i.
kocaman yalan massive lie i.
kuyruklu yalan great lie i.
kuyruklu yalan monstrous lie i.
kuyruklu yalan whacker i.
kuyruklu yalan romance i.
kuyruklu yalan whopper i.
kuyruklu yalan big lie i.
küçük ve önemsiz yalan fib i.
küçük yalan fib i.
masum yalan white lie i.
pembe yalan white lie i.
yalan beyan misrepresentation i.
yalan beyan false statement i.
yalan beyanda bulunma fraudulent representation i.
yalan dolan humbug i.
yalan dolan a pack of lies i.
yalan dolan funny business i.
yalan dünya transitory life i.
yalan efsane fable i.
yalan haber fabricated news i.
yalan haber doctored news i.
yalan haber falsified news i.
yalan iddia jactitation i.
yalan ifade prevarication i.
yalan makinesi lie detector i.
yalan söyleme lying i.
yalan söyleme falsehood i.
yalan söyleyerek lyingly i.
yalan yanlış erroneous i.
yalan yemin false oath i.
yalan yemin perjury i.
yalan yere yemin perjury i.
yalan yere yemin false oath i.
yalan yere yemin eden perjurer i.
yalan yere yemin etme perjure i.
yeminli yalan perjury i.
zararsız yalan a white lie i.
zararsız yalan white lie i.
zararsız yalan tarradiddle i.
zararsız yalan fib i.
kuyruklu (yalan) whacking s.
yalan olmayan straight s.
yalan söyleyen lying s.
yalan tere yemin etmekten suçlu perjured s.
yalan yanlış very inaccurate s.
yalan yanlış full of mistakes even fabrications s.
yalan yanlış full of mistakes s.
yalan yere yemin etmiş forsworn s.
yalan bir şekilde falsely zf.
yalan yanlış carelessly zf.
yalan mı yani? is that a lie? ünl.
yalan mı yani? is that wrong? ünl.
yalan mı? is that a lie? ünl.
yalan mı? is that wrong? ünl.
Phrases
tamamen yalan there's not a scintilla of truth in it
Proverb
ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar if one cries, only his/her mother feels his/her pain truly
gerçeğin bir kısmını saklamak yalan söylemekle eşdeğerdir bazen half the truth is often a whole lie
iyi niyetle söylenen yalan mubahtır the end justifies the means
olanın tümünü söylemeyen yalan söylemiş sayılır bazen half the truth is often a whole lie
ölecek olan insan yalan söylemez dying men speak true
Colloquial
beyaz yalan white lie
bir çuval dolusu yalan pack of lies
bir çuval yalan pack of lies
bir torba dolusu yalan pack of lies
bir torba yalan pack of lies
birine bir şey hakkında yalan söylemek lie to someone about something
geçerli yalan white lie
haklı görülebilecek yalan white lie
herkes yalan söyler everybody lies
hoş görülen yalan white lie
ismi hakkında yalan söylemek lie about one’s name
masum yalan white lie
su katılmamış yalan bare-faced lie
su katılmamış yalan bald-faced lie
yalan dolan monkey business
yalan mı doğru mu? lie or true?
yalan mı gerçek mi? lie or true?
yalan söylemeyi kes stop lying to me
yalan söylemeyi kes! stop lying to me!
yalan/sahte dünya fake life
Idioms
bir kişinin yalan söylediğini farketmek spot a liar f.
adamın gözünün içine baka baka yalan söylemek lie through one's teeth
bariz bir yalan söylemek tell an outright lie
bariz yalan söylemek lie through one's teeth
beni yalan söylemek zorunda bırakma ask me no questions I'll tell you no lies
beni yalan söylemek zorunda bırakma ask no questions and hear no lies
bir ayak üstünde bin yalan söylemek lie through one's throat
bir ayak üstünde bin yalan söylemek lie through one's teeth
bir ayak üstünde bin yalan söylemek lie in one's throat
bir ayak üstünde bin yalan söylemek lie in one's teeth
birisi hakkında yalan yanlış konuşmak dish the dirt on somebody
birisine yalan söylemek feed something to someone
çok konuşan çok yalan söyler a great talker is a great liar
düpedüz yalan an out-and-out lie
her zamanki hikaye (birinin söylediğinin yalan olduğu düşünülerek söylenir) a likely story
kuyruklu yalan bald-faced lie
kuyruklu yalan bare-faced lie
kuyruklu yalan (made up) out of whole cloth
kuyruklu yalan cock-and-bull story
kuyruklu yalan a cock-and-bull story
kuyruklu yalan fish story
kuyruklu yalan fish tale
kuyruklu yalan söylemek lie through one's teeth
kuyruklu yalan söylemek tell an outright lie
kuyruklu yalan söylemek tell a tall tale
kuyruklu yalan söylemek lie through one's throat
kuyruklu yalan söylemek lie in one's teeth
kuyruklu yalan söylemek lie in one's throat
küçük beyaz yalan little white lie
küçük masum yalan little white lie
külliyen yalan an out-and-out lie
makine gibi yalan söylemek lie like a rug
ölümden ve vergilerden başkası yalan nothing is certain but death and taxes
su katılmadık yalan an out-and-out lie
su katılmamış yalan an out-and-out lie
utanmadan yalan söylemek lie like a rug
yalan atmak/uydurmak spin somebody a line
yalan dolan out of whole cloth
yalan haber vermek give a false colour to
yalan konuşmak speak with forked tongue
yalan konuşmak speak with a forked tongue
yalan söylemek sell someone a bill of goods
yalan söylenmesini istemiyorsan fazla kurcalamayacaksın ask me no questions I'll tell you no lies
yalan söylenmesini istemiyorsan fazla kurcalamayacaksın ask no questions and hear no lies
Speaking
bana neden yalan söyledin? why did you lie to me?
bana neden yalan söylüyorsun? why are you lying to me?
bana niçin yalan söyledin? why did you lie to me?
bana niye yalan söyledin? why did you lie to me?
bana sakın yalan söyleme! don't you lie to me!
bana yalan söylediğine inanamıyorum I can't believe you lied to me
bana yalan söylediler they lied to me
bana yalan söyledin you lied to me
bana yalan söyleme don't lie to me
bana yalan söyleme do not lie to me
bana yalan söylemene gerek yok you don't have to lie to me
başka hangi konuda yalan söylüyorsun? what else are you lying about?
bazen yalan söylerim i lie sometimes
ben sana yalan söyledim i lied to you
ben yalan söylemem I don't lie
ben yalan söylemem I don't tell lies
benim hakkımda yalan söylemeyi bırak stop telling lies about me
bize yalan söyledin you lied to us
desem yalan olmaz it wouldn't be wrong to say