zarar - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

zarar



"zarar" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 61 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
zarar loss i.
zarar damage i.
zarar injury i.
zarar harm i.
General
zarar mischief i.
zarar bane i.
zarar injuries i.
zarar wrong i.
zarar encroachment i.
zarar wastage i.
zarar maleficence i.
zarar abuse i.
zarar devastation i.
zarar disfavour i.
zarar wreckage i.
zarar disfavor i.
zarar ravage i.
zarar injuriousness i.
zarar shortfall i.
zarar disadvantage i.
zarar havoc i.
zarar damage i.
zarar deficit i.
zarar forfeit i.
zarar noxa i.
zarar impairment i.
zarar detriment i.
zarar insalubriousness i.
zarar damages i.
zarar harm i.
zarar bad i.
zarar deprediation i.
zarar cost i.
zarar injury i.
zarar average i.
zarar ill i.
zarar hurt i.
zarar scathe i.
zarar derogation i.
zarar evil i.
zarar disservice i.
zarar scath i.
zarar eviler i.
Idioms
zarar red ink
Trade/Economic
zarar deficiency
zarar damage
zarar average
zarar sacrifice
zarar loss
zarar prejudice
zarar deficit
Law
zarar impairment
zarar harm
zarar mischief
zarar lesion
zarar damage
Insurance
zarar damage
Technical
zarar injury
Medical
zarar chronic hazard
Latin
zarar noxia
zarar damnum

"zarar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
zarar vermek damage f.
tek kademeli kar zarar tablosu single step income statement i.
General
ağır şekilde zarar vermek bang up f.
ağır zarar vermek inflict heavy damage f.
ağır zarar vermek damage badly f.
ağır zarar vermek damage heavily f.
başkasına zarar vermesini önlemek stop someone from hurting anyone else f.
bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak stand clear of f.
bir şeyden zarar görmeyecek kadar bir mesafede durmak stand clear f.
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll f.
bir şeyin yüzeyine zarar vermek deface f.
bir uzva zarar vermek hurt f.
bir uzva zarar vermek injure f.
birinden zarar gelmek get injured by f.
birinden zarar gelmek be damaged by f.
birinden zarar gelmek be harmed f.
birine zarar vermek take it's toll on someone f.
birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek hold someone at bay f.
birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek keep someone at bay f.
çevreye zarar vermek harm the environment f.
çevreye zarar vermek damage the environment f.
çizerek zarar vermek/berelemek scratch f.
çok zarar vermek wreak havoc on f.
daha fazla zarar görmek be damaged further f.
daha fazla zarar vermek damage further f.
-den dolayı zarar görmek be damaged because of f.
-den dolayı zarar görmek be damaged due to f.
disk üzerindeki bilgiye zarar vermek scag f.
doğaya zarar vermek damage the nature f.
doğaya zarar vermek harm the nature f.
-e rağmen çok zarar görmemek be none the worse f.
gözlerine zarar vermek strain one's eyes f.
hayvanları, arazideki bitki örtüsü aşırı zarar görene kadar otlatmak overgraze f.
hiç zarar görmemek come to no harm f.
itibarına zarar vermek harm someone's reputation f.
kendi kendine zarar vermek self-harm f.
kötü göstermek (saygınlığına zarar vermek) villainize f.
maddi zarar vermek damage financially f.
mala zarar vermekle suçlanmak be charged with property damage f.
rekabetten zarar görmek suffer from competition f.
sağlığına zarar vermek harm one's health f.
saygınlığına zarar vermek vilify f.
şöhretine zarar vermek damage the reputation f.
ülkeye vb'ne zarar vermek do disservice to f.
yüzünden zarar görmek be damaged due to f.
yüzünden zarar görmek be damaged because of f.
zarar açıklamak announce loss f.
zarar açıklamak declare loss f.
zarar etmek lose money f.
zarar etmek make loss f.
zarar etmek make a loss f.
zarar etmemek be afloat f.
zarar ettirmek disprofit f.
zarar ettirmek cause loss f.
zarar gelmek get harmed f.
zarar gelmek be treated unjustly f.
zarar gelmek be wronged by f.
zarar gelmek (harm) to come to f.
zarar gelmek (for someone) suffer at the hands of f.
zarar gelmek be hurt f.
zarar getirmek bring harm f.
zarar görmeden yapabilmek afford f.
zarar görmek hurt f.
zarar görmek suffer f.
zarar görmek be damaged f.
zarar görmek get harmed f.
zarar görmek sustain an injury f.
zarar görmek get harm f.
zarar görmemek hold harmless f.
zarar görmesini engellemek hold harmless f.
zarar kapatmak offset the loss f.
zarar kapatmak recoup the loss f.
zarar kapatmak recover the loss f.
zarar karşılamak cover the loss f.
zarar karşılamak recompense f.
zarar karşılamak compensate f.
zarar vermek wreck f.
zarar vermek endanger f.
zarar vermek hurt f.
zarar vermek do harm f.
zarar vermek vitiate f.
zarar vermek bring damage f.
zarar vermek encroach f.
zarar vermek impair f.
zarar vermek strain f.
zarar vermek cripple f.
zarar vermek do a disservice f.
zarar vermek injure f.
zarar vermek vandalise f.
zarar vermek infest f.
zarar vermek damage f.
zarar vermek cause a loss f.
zarar vermek bang up f.
zarar vermek scathe f.
zarar vermek labefy f.
zarar vermek get at f.
zarar vermek flaw f.
zarar vermek vandalize f.
zarar vermek spite f.
zarar vermek shend f.
zarar vermek harm f.
zarar vermek scourge f.
zarar vermek disadvantage f.
zarar vermek shatter f.
zarar vermek (bir şeyin yüzeyine) deface f.
zarar vermek (bir uzva) injure f.
zarar vermek (bir uzva) hurt f.
zarar vermek (hastalık) affect f.
zarar vermek (soyut bir şeye) make inroads on f.
zarar vermek (yavaş yavaş/sinsice) undermine f.
zarar vermek istemek intend to harm f.
zarar vermek istemek want to harm f.
zarar vermemek not harm f.
zarar vermemek do no harm f.
zarar yapmak make loss f.
zarar yapmak incur loss f.
zarar yapmak sustain loss f.
afetten zarar görebilirlik disaster vulnerability i.
ağır zarar severe injury i.
ağır zarar severe damage i.
ağır zarar severe loss i.
ağır zarar grave harm i.
başkalarına zarar veya sıkıntı veren şey nuisance i.
bebeklerin tenine zarar vermeyecek şekilde tasarlanmış ıslak mendil baby wipe i.
bedeni zarar physical injury i.
bedeni zarar personal injury i.
beynin tedavi edilemeyecek şekilde zarar görmesi brain damage i.
bilerek zarar verme intentional harm i.
bir başkasının malına kasti olarak zarar veen kimse vandalist i.
bitkilere zarar veren küçük hayvan veya böcek pest i.
büyük hata yaparak müvekkile zarar verme malpractice i.
büyük hata yaparak müvekkile zarar verme malpractise i.
cismani zarar personal injuries i.
çevresine zarar vermesi muhtemel akıl hastalarının konulduğu hücre padded cell i.
çocuklara zarar vermeyecek biçimde yapma chidproofing i.
çocukların zarar görmeyeceği şekilde tasarlama chidproofing i.
çok taraflı zarar collateral damage i.
darbe/kaza sonrası zarar görmüş kulak cauliflower ear i.
doğaya zarar veren maddeler substances that are hazardous to nature i.
doğaya zarar veren maddeler substances that are harmful to nature i.
doğaya zarar veren maddeler environmentally hazardous substances i.
fiziksel zarar physical injury i.
giderilemez zarar/hasar irreparable damage i.
ikincil zarar collateral damage i.
insan sağlığına zarar veren maddeler hazardous substances on human health i.
kar zarar hesabı profit and loss account i.
kar/zarar gain/loss i.
kasıtlı yapılan zarar barratry i.
kasti zarar intentional harm i.
kendi kendine zarar verme self-destruction i.
kendi kendine zarar verme self destruction i.
kendine kasten zarar verme self-sabotage i.
maddi zarar physical injury i.
manevi zarar moral damage i.
ne kar ne zarar etme breaking even i.
ortalama zarar average damage i.
sosyal zarar social harm i.
telafi edilmesi imkansız mali zarar write-off i.
telafisi imkansız mali zarar write off i.
zarar azaltma damage reduction i.
zarar azaltma harm reduction i.
zarar eden kimse loser i.
zarar görmezlik invulnerability i.
zarar görmüş injured party i.
zarar görmüşlük disadvantagedness i.
zarar ödemesi indemnity i.
zarar sebebi cause of loss i.
zarar tehlikesi risk i.
zarar verebilirlik disadvantagedness i.
zarar veren defacer i.
zarar veren kimse veya şey annihilator i.
zarar veren kişi wrecker i.
zarar veren kişi person causing the loss i.
zarar verici olma balefulness i.
zarar vericilik injuriousness i.
zarar vericilik detrimentalness i.
zarar verme endamaging i.
zarar verme wrecking i.
zarar verme scourging i.
zarar verme endamagement i.
zarar veya istenmeyen değişimlere karşı korunan bölge conservation area i.
zarar ziyan damages i.
zarar ziyan havoc i.
zarar ziyan damnum i.
zarar ziyan detriment i.
zarar ziyan tazminatı damages i.
(bir doğal afette) en çok zarar gören worst-hit s.
akıllara zarar shocking s.
akıllara zarar amazing s.
akıllara zarar astounding s.
akıllara zarar astonishing s.
böceklere zarar vermeyen noninsecticidal s.
büyük (zarar) severe s.
çevreye zarar vermeden toprakta çözünebilen biodegradable s.
çocuğa zarar vermeyen childproof s.
çocuğa zarar vermeyen chidproofing s.
çocukların zarar görmeyeceği şekilde tasarlanmış childproof s.
çok büyük (yanlış/zarar/kayıp/acı) grievous s.
çok zarar veren ruinous s.
dalgalar tarafından zarar görmüş wave-battered s.
gizlice zarar veren insidious s.
havaya maruz kalarak zarar görmüş weathered s.
kendi kendine zarar veren self destructive s.
kendine/amaca zarar veren counterproductive s.
mala mülke zarar vermeye meyilli vandalistic s.
savaştan zarar görmüş war-worn s.
savaştan zarar görmüş war-torn s.
sıhhate zarar veren noxious s.
vücuda zarar verici injurious s.
zarar doğuran wrongful s.
zarar görebilir vulnerable s.
zarar gören disadvantaged s.
zarar gören losing s.
zarar görmekten veya yaralanmaktan tamamen korunmuş invulnerable s.
zarar görmemiş unhurt s.
zarar görmemiş uninjured s.
zarar görmemiş scatheless s.
zarar görmemiş unharmed s.
zarar görmemiş unscathed s.
zarar görmemiş unimpaired s.
zarar görmemiş undamaged s.
zarar görmez invulnerable s.
zarar görmüş injured s.
zarar görmüş wrecked s.
zarar görmüş jiggered s.
zarar görmüş disadvantaged s.
zarar görmüş damaged s.
zarar görmüş damaging s.
zarar görmüş (hastalıktan) affected s.
zarar veren damaging s.
zarar veren detrimental s.
zarar veren endamaging s.
zarar veren nocuous s.
zarar verici prejudicial s.
zarar verici debilitative s.
zarar verici malignant s.
zarar verici knockout s.
zarar verici unwholesome s.
zarar verici enervating s.
zarar verici impairing s.
zarar verici damaging s.
zarar verici counter-productive s.
zarar verici counterproductive s.
zarar verici mischievous s.
zarar verici noxal s.
zarar verici detrimental s.
zarar verici olmayan nonmalignant s.
zarar verici olmayan noninjurious s.
zarar verici olmayan non-malignant s.
zarar verici olmayan nonmalicious s.
zarar verilemez undestroyable s.
zarar verilmiş damaged s.
zarar verilmiş endamaged s.
zarar verme potansiyeline sahip potentially harmful s.
zarar vermeyen non destructive s.
hiçbir zarar görmeden not a penny the worse zf.
kendine zarar vererek self-destructively zf.
zarar görmüş bir şekilde damagingly zf.
zarar meydana geldiğinde in case of loss zf.
zarar veren bir şekilde injuriously zf.
zarar vererek consumptively zf.
zarar vererek damagingly zf.
zarar vererek deleteriously zf.
zarar vererek evilly zf.
zarar verici bir biçimde balefully zf.
zarar verici şekilde perniciously zf.
zarar vermeden without detriment to zf.
zarar vermeden without harming zf.
zarar vermeksizin without harming zf.
-e zarar veren prejudicial to ed.
zarar vermeden without prejudice to ed.
Phrasals
(sırayı/masayı) çizerek zarar vermek mar something up
birine kötü davranmak/zarar vermek/kötülük etmek mess someone over
cilasına/boyasına vb zarar vererek bir şeyin üzerinde küçük çentikler açmak/oluşturmak nick something up
çizerek zarar vermek/berelemek scratch away
ne kar ne zarar etmek break even
zarar görmek come to harm
Phrases
(zarar görmesi) uğruna at one's expense
azı karar, çoğu zarar less is more
denemekten zarar gelmez there's no harm in trying
denemekten zarar gelmez no harm in trying
sigara sağlığınıza zarar verir smoking is harmful to the health
sigara sağlığınıza zarar verir smoking harms your health
sigara sağlığınıza zarar verir smoking damages your health
yukarıdaki prensibin genelliğine zarar gelmeksizin without prejudice to the generality of the foregoing
Proverb
azı karar çoğu zarar enough is as good as a feast
bilmediğin şeyden sana zarar gelmez what you don't know won't hurt you
bilmediğin şeyden sana zarar gelmez what you don't know can't hurt you
her şeyin fazlası zarar enough is as good as a feast
Colloquial
bebeğe zarar vermek harm the baby
kendine zarar vermeye çalışmak try to hurt oneself
zarar görmemiş all in one piece
Idioms
iyi niyetle başlatılıp sonradan kontrolden çıkan ve zarar veren şey frankenstein's monster s.
(zarar vermek için) birinin peşine düşmek birini desteklemek be gunning for somebody
az tamah çok zarar getirir little greed, big loss
bile bile zarar vermek istemek have it in for
bir şeye çok zarar vermek take a heavy toll on
bir şeye zarar vermek play havoc with something
birine yarar ötekine zarar one man's meat is another man's poison
birine zarar vermek put the hurt on someone
birine zarar vermek screw up
birine zarar vermek do a number on someone
birine zarar vermek do a job on someone
birisine zarar vermek do one an ill turn
birisinin cezalandırılmasını/zarar görmesini istemek bay for blood
birisinin cezalandırılmasını/zarar görmesini istemek be baying for blood
büyük zarar görmek take a knock
büyük zarar vermek take (quite) a toll (on someone or something)
büyük zarar vermek cut a wide swathe
büyük zarar vermek cut a wide swath through
büyük zarar vermek cut a wide swathe through
büyük zarar vermek take its toll
büyük zarar vermek blow someone out of the water
büyük zarar vermek take a toll
büyük zarar vermek cut a wide swath
ciddi bir zarar yoksa sorun da yoktur no harm no faul
çok zarar vermek cut a wide swath
çok zarar vermek cut a wide swathe
hiç zarar görmeden none the worse for wear
hiç zarar görmemiş none the worse for wear
isteyerek zarar vermek have it in for
kabul edilir zarar acceptable losses
kabul edilir zarar acceptable damage
kendi kendinize zarar vermek foul one's own nest
kendine zarar vermek do yourself a mischief
kılına bile zarar vermemek not harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermemek wouldn't harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermemek would not harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermez wouldn't harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermez not harm a hair on somebody's head
kılına bile zarar vermez would not harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermemek wouldn't harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermemek would not harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermemek not harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermez not harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermez would not harm a hair on somebody's head
kılına zarar vermez wouldn't harm a hair on somebody's head
nerede ne yapacağı belli olmayan çevresine zarar veren kimse loose cannon
nerede ne yapacağı belli olmayan çevresine zarar veren kimse loose cannon on rolling deck
saçının teline zarar vermeksizin without harming a hair on somebody's head
tamah zarar getirir. grasp all, lose all
telafisi imkansız zarar dead loss
yarardan çok zarar vermek/getirmek do more harm than good
zarar etmek go in the red
zarar etmek be in the red
zarar etmek take a bath
zarar etmek take a financial bath
zarar etmek go into the red
zarar görmeden çıkmak become none the worse for wear
zarar görmeden sıyrılmak weather the storm
zarar görmek come to grief
zarar vermek play hell (merry hell)
zarar vermek lay a finger on
zarar vermek play hell with
zarar vermek bad for
zarar vermek play merry hell with
zarar vermek take something apart
Speaking
azı karar çoğu zarar too much of a good thing
azı karar çoğu zarar too much of a good thing is bad
başkalarına zarar verme don't harm others
birisi sana zarar mı verdi? did somebody hurt you?
buraya sana zarar vermeye gelmedik we didn't come here to hurt you
kimseye zarar verme don't harm anyone
sana zarar vermeyeceğim i won't hurt you
size zarar vermek niyetinde değiliz we don't mean you any harm
size zarar vermeye gelmedim i am not here to hurt you
zarar ettim I made a loss
zarar yok there is no harm in that
Slang
çok zarar etmek take a bath on something
zarar vermek crock up
zarar vermek whack something up
Trade/Economic
(bilançoda) nihai kar-zarar hanesi bottom line
açıklamalı kar ve zarar hesabı descriptive financial statement
ağırlıklı-ortalama zarar büyüklüğü weighted-average loss severity (wals)
aktarılan zarar carryback
aktif olarak işlem gören bir hesap bakiyesinin bir kısmının diğer bir masraf hesabına veya kar-zarar hesabına devri write down
aktifin satışından elde edilen kar ve zarar gain or loss on sale of other assets
ana ortaklık dışı kar/zarar profit/loss from consolidated participations
ana ortaklık dışı kar-zarar uncontrollable profit or loss
anormal zarar abnormal loss
arazi satışından zarar loss on sale of land
artan zarar fonsiyonu smaller is better loss function
başkalarına verilen zarar nuisance
başkalarına veya onların mallarına karşı yapılan haksız fiil ya da zarar tort
bazı masraflarda ve şüpheli alacaklarda zarar kaydetme charge off
bir aktif hesabın bakiyesinin bir kısmını masrafa veya kar zarar hesabına aktarmak writedown
bir kişinin bir başkasına zarar vermeden kar yapmasının mümkün olmadığı durum pareto efficiency
bir kişinin bir başkasına zarar vermeden kar yapmasının mümkün olmadığı durum pareto efficient situation
bir kişinin bir başkasına zarar vermeden kar yapmasının mümkün olmadığı durum pareto optimality
bir projeden faydalananların tamamından veya bir kısmından alınarak bu işten zarar görenlere dağıtılan para equalization fee
bir projeden faydalananların tamamından veya bir kısmından alınarak bu işten zarar görenlere dağıtılan para equalisation fee
birikimli zarar cumulative loss
birikmiş zarar accumulated loss
birleştirilmiş kar ve zarar beyanı consolidated income statement
borç bakiyesi veren kar zarar hesabı deficit account
bölümsel kar-zarar hesap cetveli divisional income statement
brüt ticari zarar gross trading loss
brüt zarar gross loss
brüt zarar negative gross margin
bütçe kesintilerinin ekonomik faaliyetlere zarar vereceğini iddia eden ekonomik tahmin tekniği dynamic scoring
büyük zarar incalculable losses
büyük zarar substantial damages
cari yıla ait zarar current year loss
cari yıla aktarılacak zarar loss to be carried forward
çevreye zarar vermeme conservation
dedveyt zarar dead weight loss
dolayısıyla meydana gelen zarar consequential loss
dolayısıyla oluşan zarar consequential loss
dolaylı olarak meydana gelen zarar consequential loss
dolaylı zarar indirect loss
döviz kuru kar/kayıpları (döviz kuru farkından kaynaklanan kar/zarar) exchange rate gain loss
ekonomik zarar eşiği economic loss threshold
firma hakkında bilgi sağlama amacına yönelik olarak iki bilanço veya kar-zarar tablosunun karşılaştırılması financial ratio
gayri safi zarar gross loss
gayrimaddi zarar non-pecuniary injury
gayrimaddi zarar nonpecuniary injury
geçici kar zarar hesabı nominal account
gemiye ya da eşyaya kasten yapılan zarar veya kaza barratry
genellikle kar ve zarar tablosuna son satır olarak kaydedilen ve firmanın kar veya zararını gösteren rakam bottom line
gerçekleşen zarar incurred loss
gerçekleşmemiş zarar veya kar unrealized loss or gain
gizli zarar hidden damage
haksız zarar testi injury test
hasar veya zarar ziyan tazmini pay damages
hisse başı zarar loss per share
hisse başına kar artışı ya da hisse başına zarar azalışı etkisine sebep olan antidilutive
hisse başına kar azalışı ya da hisse başına zarar artışı etkisi dilutive effect
hisse başına zarar loss per share
işçilerin maruz kaldıkları sağlığa zarar verici tehlikeler hazards-health
işletme kar zarar cetveli operating performance income statement
kapsamlı kar ve zarar hesabı all inclusive income statement
kapsamlı kar-zarar hesabı all-inclusive income statement
kar ve zarar profit and loss
kar ve zarar cetveli statement of loss and gain
kar ve zarar cetveli profit and loss statement
kar ve zarar çizelgesi profit and loss statement
kar ve zarar durumu statement of loss and gain
kar ve zarar durumu profit and loss statement
kar ve zarar hesabı earning statement
kar ve zarar hesabı profit and loss account
kar ve zarar hesabı gain and loss account
kar ve zarar tablosu gain and loss statement
kar veya zarar profit or loss
kar veya zarar gain or loss
kar zarar profit and loss (p and l)
kar zarar analizi profit/loss analysis
kar zarar çizelgesi financial statement
kar zarar çizelgesi earnings report
kar zarar hesabı earning statement
kar zarar hesabı financial accounts
kar zarar hesabı statement of loss and gains
kar zarar hesabı profit and loss account
kar zarar ortaklığı yatırımı profit/loss participation investment
kar zarar tablosu profit and loss statement
kar zarar tablosu statement of profit and loss
kar/zarar gain/loss
kar/zarar analizi profit/loss analysis
kar/zarar indeksi profit/loss index
kar/zarar yüzde percent gain/loss
kar/zarar yüzdesi percent gain/loss
karşılaşılan zarar loss suffered
karşılaştırmalı kar ve zarar cetveli comparative balance sheet
karşılaştırmalı kar ve zarar cetveli comparative statement
karşılaştırmalı kar ve zarar durumu comparative profit and loss statement
karşılaştırmalı kar zarar cetveli comparative income statement
kar-zarar gain or loss
kar-zarar bilançoları profit and loss accounts
kar-zarar bilançosu income statement
kar-zarar cetveli profit and loss table
kar-zarar hesabı income statement
kar-zarar hesabı earning statement
kar-zarar hesabı profit and loss account
kar-zarar kalemleri profit/loss items
kar-zarar ortaklığı belgesi profit and loss sharing certificate
kar-zarar ortaklığı belgesi profit and loss sharing note
kar-zarar ortaklığı belgesi profit and loss sharing certificate
kar-zarar ortaklığı hesabı profit-loss sharing account
kar-zarar tablosu financial statement
kar-zarar tablosu profit-loss statement
kasıtlı zarar barratry
kaza sonu uğranılan zarar casualty
kesin zarar dead loss
kısmi zarar partial loss
kişiye verilen zarar personal injury
kişiye zarar injury to person
konsolide kar ve zarar beyanı consolidated income statement
konsolide kar ve zarar cetveli consolidated income statement
konsolide kar ve zarar cetveli consolidated profit and loss statement
konsolide kar ve zarar cetveli combined financial statement
kötü niyetle verilen zarar malicious damage
maddi olmayan zarar non-pecuniary injury
maddi olmayan zarar nonpecuniary injury
maddi zarar material damage
maddi zarar pecuniary loss
maddi zarar tangible damage
maddi zarar physical injury
maddi zarar real injury
maddi zarar pecuniary injury
makinelerin zarar görmesine ilişkin sigorta insurance against breakdown of machinery
maktu zarar ve ziyan liquidated damages