üzere - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

üzere



Bedeutungen von dem Begriff "üzere" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 14 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
üzere about adv.
General
üzere verge n.
üzere bordering on adj.
üzere at adv.
üzere due adv.
üzere on the brink of prep.
üzere in prep.
üzere according to prep.
üzere on the point of prep.
üzere on the verge of prep.
üzere for the purpose of prep.
üzere so as to prep.
Colloquial
üzere about to
üzere on the point of

Bedeutungen, die der Begriff "üzere" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
uyumak üzere uzanmak go to sleep v.
uyumak üzere uzanmak go to bed v.
General
gece uykusuna yatmak üzere yatmak go to bed v.
üzere olmak be going to v.
yargılanmak üzere birini mahkemenin önüne çıkartmak bring someone to justice v.
devri kapanmak üzere olmak be on its way out v.
başka yere taşınmak üzere pılıyı pırtıyı toplayıp gitmek pull up stakes v.
ileride kullanmak üzere tutmak kept for future use v.
patlamak üzere olmak simmer v.
bir bölgenin doğal atraksiyonlarını göstermek üzere söz konusu bölgenin içinden geçen tabelalı yol nature trail v.
tanıklık etmek üzere tanık kürsüsüne çıkmak take the witness stand v.
patlamak üzere olmak brew v.
daha sonra bakmak üzere bir kenara koymak keep something on the back burner v.
askeri hizmette kullanmak üzere el koymak commandeer v.
tartmak (paketlemek/satmak üzere) weigh out v.
üzere olmak be about v.
ödemek üzere para vermek tender v.
son elemeyi yapmak üzere listeye almak shortlist v.
(aradaki farkı göstermek üzere) karşılaştırmak contrast v.
(ileride kullanmak üzere) bırakmak reposit v.
kötü bir şeyi geçirmek üzere olmak be in for v.
henüz elde olmayan malı ileride teslim etmek üzere satmak sell short v.
almak üzere uzanmak reach out for v.
ileride kullanmak üzere tutmak keep for future use v.
sonra çalışmak üzere şimdilik ertelemek keep something on the back burner v.
ölmek üzere olmak be at the point of death v.
üzere olmak be on the verge of v.
(kötü bir şeyi) geçirmek üzere olmak be in for v.
(kötü bir şey) geçirmek üzere olmak be in for it v.
bitmek üzere olmak be on the point of finishing v.
tükenmek üzere olmak be on the point of exhausting v.
bir şeyi başka bir amaçla kullanmak üzere değiştirmek repurpose v.
başka bir amaçla kullanılmak üzere değiştirmek repurpose v.
incelemek üzere kesip ayırmak dissect v.
olmak üzere be on the point of being v.
vatani görevini yapmak üzere askere gitmek join the army to perform the military service v.
-mek üzere olmak be going to v.
-mek üzere olmak be on the point of v.
-mek üzere olmak be at the point of v.
(sonra kullanmak üzere) ayırmak set-aside v.
yapmak üzere olmak be on the point of doing v.
bulunulan yerdeki görülmeye değer yerleri görmek üzere gezmek sightsee v.
sorgulanmak üzere gözaltına alınmak be detained for questioning v.
birini sorgulanmak üzere getirmek bring (somebody) in for questioning v.
ileride başvurmak üzere for future reference v.
-cek şekilde/üzere genişletmek/genişlemek/açmak expand to v.
bitirmek üzere olmak be on the point of finishing v.
ileride kullanmak üzere bir kenara koymak/kaldırmak set something aside for future use v.
kişileri telefonlara cevap vermek üzere görevlendirmek man the phones v.
bakılmak üzere evlatlık olarak vermek give out for adoption v.
bir toplantıya katılmak veya oy kullanmak yahut oyunda yer almak üzere bir yere gitmek turn out v.
düşmek üzere olmak teeter v.
ürün ve hizmet satmak üzere işe alınmış kişiler salespeople n.
rüşvet olarak dağıtılmak üzere ayrılan fon slush fund n.
hayırsever bir kurum yararına satılmak üzere biriktirilen kullanılmış eşya jumble n.
rüzgardan vs korunup özellikle güneş ışınlarını yakalamak üzere tasarlanmış yer suntrap n.
bir tabakanın on sekiz yaprak olmak üzere katlanmasından meydana gelen forma veya kitap eighteenmo n.
bir hristiyanın kiliseye vermek üzere ayırdığı gelirinin yüzde onu tithe n.
ilkinin etkisini pekiştirmek üzere tekrar yapılan aşı revaccination n.
ileride kullanılmak üzere hazır olan miktar supply n.
büyük mağazalarda işi idare eden ve müşterilere yardımcı olmak üzere dolaşan görevli floorwalker n.
daha ileri sevk edilmek üzere for onward transmission n.
yük taşımak üzere tasarlanmış taşıt van n.
gelişmiş haritalarda tepelerin dikliğini göstermek üzere kullanılan paralel çizgiler hachures n.
neredeyse kontrolden çıkmak üzere ve çok yayılmış olan salgın hastalık pandemic n.
başka yerde yenilmek üzere sıcak yemekleri paketlenmiş olarak satan dükkan takeaway n.
insanların bir şey beklemek üzere oluşturduğu sıra queue n.
çelik (köklendirilmek üzere kesilen) slip n.
melanezya, okyanusya avustralya, yeni zelanda, mikronesya ve polinezya dahil olmak üzere orta ve güney pasifik'teki adalar oceania n.
su taşımak üzere tasarlanmış köprü aqueduct n.
kar üzerinde kaymak üzere üretilmiş araç sledge n.
bitmek üzere olan ilişki relationship on the rock n.
bağlı adaları hariç olmak üzere kesintisiz büyük kara parçası mainland n.
doldurulmak üzere hazırlanmış basılı belge form n.
ölmek üzere kimse goner n.
denize çıktıktan sonra açılmak üzere kaptana verilen kapalı zarf içindeki emir sealed orders n.
yol ve caddelerde sürücü ve yayalara yardımcı olmak üzere bulunan çeşitli işaret ve düzenekler street furniture n.
içine ilaç konulmak üzere yapılan küçük şişe gallipot n.
başta olmak üzere being in the first place n.
seçmek üzere gönderme consignment on approval n.
diploma almak üzere olan mezun graduand n.
-den itibaren geçerli olmak üzere being valid from n.
gitmek üzere bound for n.
emzirici hayvanların çok yavrusu olduğu durumlarda tüm yavruların emzirilmesini mümkün kılmak üzere yavruları belirli bir sıraya göre meme uçlarına yerleştirme nurse sow n.
tarihi isa'dan önce ve isa'dan sonra olmak üzere ayıran takvim metodu christian era n.
tarihi isa'dan önce ve isa'dan sonra olmak üzere ayıran takvim metodu common era n.
tarihi isa'dan önce ve isa'dan sonra olmak üzere ayıran takvim metodu current era n.
ölmek üzere olan bir kişinin ettiği dua dying prayer n.
ingilizlerin eskiden hindistan'a gitmek üzere yaptıkları ve yola dayanıklı olması için şerbetçiotunu bol kullandıkları bira india pale ale n.
iki önde/iki arkada olmak üzere dört tekerlekli paten roller/quad skate n.
tek parça genelde açılmamak üzere boyuna takılan metal kolye torque n.
olmak üzere oluş forthcomingness n.
olmak üzere oluş impendency n.
olmak üzere oluş imminency n.
olmak üzere oluş imminentness n.
olmak üzere oluş imminence n.
olmak üzere oluş impendence n.
nasa'nın mars’taki kutup bölgesini incelemek üzere gönderdiği uzay aracı mars surveyor '98 lander n.
nasa'nın mars’taki kutup bölgesini incelemek üzere gönderdiği uzay aracı mars polar lander n.
eve götürülmek üzere bardan alınan içki carry out n.
başka yerde yenilmek üzere sıcak yemekleri paketlenmiş olarak satan dükkan take-away n.
bir kızın evlendiğinde kullanmak üzere biriktirdiği eşyalar trousseau n.
askeri baskınlara katılmak üzere eğitilmiş komando raider n.
açılmamak üzere mühürlenmiş sealed for life adj.
kusmak üzere sick adj.
gitmek üzere bound adj.
ortadan kalkmak üzere olan (fikir vb) moribund adj.
doğurmak üzere olan parturient adj.
ölmek üzere olan moribund adj.
sol el ile kullanılmak üzere yapılmış lefthanded adj.
yıkılmak üzere tumbledown adj.
olmak üzere olan upcoming adj.
olmak üzere impending adj.
ölmek üzere moribund adj.
birleşmek üzere olan coalescent adj.
nesli tükenmek üzere almost extinct adj.
nesli tükenmek üzere nearly extinct adj.
-den itibaren geçerli olmak üzere valid starting from adj.
açılmamak üzere mühürlenmiş sealed-for-life adj.
(tekrar orijinal formuna dönüştürmek üzere) kapatılamaz ya da yapıştırılamaz non-sealable adj.
kusmak üzere queasy adj.
kusmak üzere nauseated adj.
kusmak üzere sickish adj.
içime hazırlanmak üzere ısıtılmış ve tatlandırılmış (şarap) mulled adj.
ağlamak üzere olan teary adj.
anlaşmaya varıldığı üzere as agreed adv.
adet olduğu üzere as is the custom adv.
adet üzere as usual adv.
planlandığı üzere as scheduled adv.
bu minval üzere in this way adv.
de dahil olmak üzere without excepting adv.
başta olmak üzere particularly adv.
tehlike sorumluluğu size ait olmak üzere at your risk adv.
mutabakatını almak üzere for approval adv.
tamamen aralarında kalmak üzere in absolute privacy adv.
adet üzere habitually adv.
ölmek üzere at one's last gasp adv.
yapmak üzere on the point adv.
herkesin kabul ettiği üzere by common consent adv.
kendi inisiyatifinde olmak üzere with its own initiative adv.
herkes tarafından görüleceği üzere to the view adv.
başta olmak üzere especially adv.
başta ... olmak üzere notably adv.
riski kendine ait olmak üzere at one's own risk adv.
üzerinde anlaşıldığı üzere as agreed adv.
umulduğu üzere as anticipated adv.
söylenmiş olduğu üzere as already implied adv.
hali hazırda belirtilmiş olduğu üzere as already implied adv.
olmak üzere be about adv.
anlaşılacağı üzere as it is understood adv.
söylenildiği üzere as said adv.
anlaşıldığı üzere as it is understood adv.
riski size ait olmak üzere at your own risk adv.
bitmek üzere on the way adv.
geri dönmemek üzere for good adv.
nesli tükenmek üzere on the verge of extinction adv.
nesli tükenmek üzere on the brink of extinction adv.
nesli tükenmek üzere on the edge of extinction adv.
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere be effective as of adv.
-den itibaren geçerli olmak üzere being effective from adv.
-mek üzere just about adv.
öngörüldüğü üzere as proposed adv.
masrafları kendine ait olmak üzere at its own expense adv.
öngörüldüğü üzere as stipulated adv.
öngörüldüğü üzere as projected adv.
öngörüldüğü üzere as provided adv.
yıkılmak üzere on one's last leg adv.
esas teşkil etmek üzere to serve as basis adv.
istemiş olduğunuz üzere agreeably to your request adv.
arzu ettiğiniz üzere agreeably to your request adv.
sabah 1 akşam 1 olmak üzere günde 2 kere twice daily once in the morning and once in the evening adv.
sabah bir akşam bir olmak üzere günde iki kere twice daily once in the morning and once in the evening adv.
uygulanabilir olduğu üzere as applicable adv.
uygun olduğu üzere as applicable adv.
geçerli olduğu üzere as applicable adv.
beklendiği üzere as it is expected adv.
beklendiği üzere as it was expected adv.
beklendiği üzere not surprisingly adv.
tahmin edilebileceği üzere as might be expected adv.
ölmek üzere iken in extremis adv.
ölmek üzere iken at the point of death adv.
son nefesini vermek üzere at one's last gasp adv.
ağırlıklı olmak üzere primarily adv.
ağırlıklı olmak üzere predominantly adv.
ağırlıklı olmak üzere mainly adv.
bilindiği üzere traditionally adv.
kolayca anlaşılacağı üzere understandably adv.
bitmek üzere agate adv.
de kullanıldığı üzere as used in prep.
ele geçirmek üzere in the way of prep.
olmak üzere on the brink of prep.
de dahil olmak üzere not excepting prep.
aramak üzere in search of prep.
hariç olmak üzere with the exception of prep.
ile sınırlı kalmamak üzere not limited to prep.
hariç olmak üzere excluding prep.
hariç olmak üzere not including prep.
hariç olmak üzere excepting prep.
hariç olmak üzere except for prep.
-den daha erken olmamak üzere no earlier than prep.
dahil olmak üzere including prep.
dahil olmak üzere on condition that conj.
görüşmek üzere toodle interj.
görüşmek üzere toodle-oo interj.
görüşmek üzere à bientôt [french] interj.
ingiliz veya britanya kökenli herhangi bir şeyi belirtmek üzere kullanılan önek anglo pref.
Phrasals
ileride kullanmak üzere bir kenara koymak stash away
ileride kullanmak üzere bir kenara koymak hive away
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak hive away
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak stack away
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak lay in
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak stash away
ileride kullanmak üzere bir kenara koymak lay in
ileride kullanmak üzere bir kenara koymak salt away
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak salt away
ileride kullanmak üzere bir kenara koymak stack away
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak store something away
(sonra kullanmak üzere) bir kenara koymak store something away
gelecekte kullanmak üzere bir kenara saklamak store away
(sonra kullanmak üzere) bir kenara koymak store away
(belirli bir yere gitmek üzere) yola çıkmak leave for some place
parayı tamamlamak üzere birisine para çıkmak hand out
Phrases
ekşimek üzere on the turn
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere with effect from
bilindiği üzere as is known
ile sınırlı kalmamak üzere not to be restricted with
ile sınırlı kalmamak üzere not to be bounded by
görüldüğü üzere as it is seen
aşağıda belirtildiği üzere hereinbelow
anlaşılacağı üzere as it is seen
anlaşıldığı üzere as it is seen
yukarıda belirtildiği üzere as said above
tarihinden geçerli olmak üzere effective from that date on
bugünden geçerli olmak üzere (being) valid as of today
ibraz edilmek üzere as to submit
ibraz edilmek üzere to be submitted
ibraz edilmek üzere to be produced
yukarıdaki hükümlerin kanıtı olmak üzere in witness whereof
-den itibaren geçerli olmak üzere effective starting from
-den de anlaşılacağı üzere as is also understood from
-den de anlaşıldığı üzere as is also understood from
ile sınırlı olmamak üzere but not limited to
-den itibaren geçerli (olmak üzere) with effect from
öngörüldüğü üzere as set out by
aşağıda göreceğiniz üzere as you may see below
aşağıda göreceğiniz üzere as can be seen below
aşağıda göreceğiniz üzere as can be drawn
talebiniz üzere per your request
adından anlaşılacağı üzere as is evident from its name
diğerleri sabit kalmak üzere with all else being constant
görüldüğü üzere as one can see
görülebildiği üzere as one can see
gördüğümüz üzere as we have seen
anlaştığımız üzere as we agreed (on)
anlaştığımız üzere as we agreed upon
iyi bilindiği üzere as it is well known
şekilde görüldüğü üzere as it is seen in the figure
şekilde gösterildiği üzere as it is shown in the figure
daha önceden bahsedildiği üzere as it is (has been) mentioned earlier/before
-den geçerli olmak üzere effective as of
şekilde gösterildiği üzere as shown in figure
(aşağıdaki/yukarıdaki) şekilde görüldüğü gibi/görüleceği üzere as can be seen in the figure below/above
görüldüğü üzere as is seen
hatırlanacağı üzere as you will recall
herkesçe bilindiği üzere as is known to all
(ancak) bununla sınırlı olmamak üzere including but not limited to
(ancak) bununla sınırlı kalmamak üzere including but not limited to
görülebildiği üzere as it can be seen
görülebileceği üzere as it can be seen
bugünden geçerli olmak üzere effective as of today
metne şamil olmamak üzere without any consideration for the contents
ayrıntılı olarak açıklandığı üzere as it is explained in detail
bir sonraki sayıda görüşmek üzere see you in the next issue
tekrar görüşmek üzere hope to see you again
isteğiniz üzere at your request
izlemek üzere olduğunuz olaylar the events you are about to see
bilebileceğin üzere as you may know
bilebileceğiniz üzere as you may know
olduğu üzere tel quel
talebiniz üzere upon your request
talebiniz üzere at your request
masrafı kendisine ait olmak üzere at its sole cost and expense
kanundaki istisnalar hariç olmak üzere without prejudice to the exceptions in the law
bileceğiniz üzere as you probably know
sınırlı olmak üzere limited to
kış gelmek üzere winter is almost upon us
hatırlanacağı üzere as you may recall
adından da anlaşılacağı üzere as its very name signifies
adından anlaşılacağı üzere as its name signifies
Colloquial
-mek üzere olmak be about to v.
-memek üzere olmak not to be about to v.
yapmak üzere olmak be about to do v.
üzere olmak be about to
ölmek üzere about to die
bitmek üzere about to finish
gelmek üzere about to come
gerçekleşmek üzere be up
uyumak üzere uzanmak bed
olmak üzere be up
olmak üzere in for
cezalandırmak üzere olmak be for the high jump
görüşmek üzere so long
olmak üzere in the offing
masraflar bana ait olmak üzere at my charge
masraflar bana ait olmak üzere at my expense
bir sefere mahsus olmak üzere for one time only
bir sefere mahsus olmak üzere for once only
bir defaya mahsus olmak üzere for once only
bir defaya mahsus olmak üzere for one time only
başlamak üzere about to start
yağmur yağmak üzere coming up a cloud
temelli/geri dönmemek üzere ayrılmak leave for good
yoğun yaz sezonu gelmek üzere the busy summer season is almost upon us again
Idioms
ölmek üzere at death's door
ölmek üzere on the brink of the grave
gitmek üzere on the wing
ölmek üzere olmak have one foot in the grave
bitmek üzere in the pipe line
ölmek üzere far gone
(belirli bir yere gitmek üzere) yola çıkmak leave (for)
olmak üzere in the wind
ölmek üzere olmak be on one's last legs
kazanmak üzere olan in line for
yıkılmak üzere on one's last leg
birşeyleri sonra kullanmak üzere saklamak squirrel something away
ölmek üzere olan hayvan crow bait
gerektiğinde kullanmak üzere bir kenarda hazır kozu olmak have a card up one's sleeve
ölmek üzere olan kimse a candidate for a pair of wings
(ölmek üzere olan) birisinin hayatından umudu kesmek give someone up for dead
bir işin son ama en önemli kısmını yapmak üzere harekete geçmek move in for the kill
bir işin son ama en önemli kısmını yapmak üzere harekete geçmek close in for the kill
benzin bitmek üzere olmak run on fumes
ölmek/bitmek üzere olmak head for the last roundup
bir şeyi bulmak/yakalamak üzere olmak be hot on the trail of something
bozulmak üzere olmak be on last legs
bozulmak üzere olmak be on its last legs
bozulmak üzere on its last legs
(sonradan kullanmak üzere) bir şeyi kenara kaldırmak put something in mothballs
ölmek üzere not long for this world
(tartışılmak üzere) masaya gelmek be on the table
(bir göreve başlamak üzere) görev yerine gelmek report for duty
çekici bulunan bir davetin sonradan kabul edilmek/ertelenmek üzere reddedilmesi rain check
iflas etmek üzere about to go belly up
(önemli bir şeyi) keşfetmek üzere olmak be on to
Speaking
görüşmek üzere see you soon
göreceğiniz üzere as you can see
hatırlayacağınız üzere as you remember
görebileceğiniz üzere as you can see
gördüğünüz üzere as you can see
bildiğiniz üzere as you know
aşağıda göreceğiniz üzere as you can see below
hak vereceğiniz üzere as you may appreciate
hak vereceğiniz üzere as you may acknowledge
malumunuz olduğu üzere as you are aware
malumlarınız olduğu üzere as you are aware
başta xxx olmak üzere herkese teşekkür ederim i would like to express my gratitude to everyone and in particular to xxx
hepimizin bildiği üzere as we all know
başta xxx olmak üzere herkese teşekkür ederim i would like to express my gratitude to everyone to xxx in particular
malumunuz olduğu üzere as you know
bildiğin üzere as you know
tahmin edeceğiniz üzere as you will guess
tahmin edeceğiniz üzere as you guess
bitmek üzere it is almost finished
şimdilik görüşmek üzere bye for now
haberdar olduğunuz üzere as you are well aware
görmüş olduğumuz üzere as we have seen
işim bitmek üzere i'm almost done
gösteri başlamak üzere the show's about to begin
gösteri başlamak üzere the show is about to start
gösteri başlamak üzere the show's about to start
gösteri başlamak üzere the show is about to begin
evli ve doğmak üzere olan bir çocuğu var he's married with a kid on the way
şu anda işe gitmek üzere yoldayım i'm on my way to work
tekrar görüşmek üzere hope to meet you again
çoğunuzun bildiği üzere as many of you know
işinden olmak üzere about to be out of a job
Söylemek üzere olduğum şey what i'm about to say
çarşamba görüşmek üzere see you on wednesday
şarjım bitmek üzere my battery is about to die
Chat Usage
görüşmek üzere cul8r (see you later)
Slang
yılbaşında giyilmek üzere alınan elbise christmas gear
uyumak üzere uzanmak kip down
uyumak üzere uzanmak hit the hay
uyumak üzere uzanmak crawl in
uyumak üzere uzanmak hit the sack
uyumak üzere uzanmak sack out
uyumak üzere uzanmak retire
uyumak üzere uzanmak turn in
cezası bitmek üzere olmak short
Trade/Economic
kuponlar tükendiğinde yeni kupon alma hakkı vermek üzere düzenlenen kıymetli evrak talon n.
zararı karşılamak üzere ödenen tazminat actual damages n.
yük sevkiyatında üst düzey güvenlik gerektiren malzemelere eşlik etmek üzere teknik olarak uygun şekilde donatılmış kimse technical escort n.
tarımsal üretim faaliyetlerinde belli bir ürün miktarını üretmek üzere yoğun biçimde makine kullanılarak işgücü miktarının azaltılması annuity method
imalatçının, ürününün reklamını yapmak veya onu sürekli sergilemek üzere perakendeciye yaptığı ödeme veya nakit ıskontosu advertisement allowance
mal ve hizmetlerin insan ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanımından elde edilen haz utility
yasal açıdan bağlayıcı karar vermek üzere tarafsız kişilerden oluşan bir kurula götürme arbitration
ödenmek üzere ibraz edildiğinde on demand
belirli bir amaca kullanılmak üzere çekilebilen para restricted cash
özel çıkarlarını gözetmek üzere politikacıların karşılıklı olarak birbirini desteklemeleri logrolling
bir fiil veya kararın geçersizliğini sağlamak üzere açılan dava action for nullity
ileride teslim edilmek üzere henüz elde bulunmayan malın satışı forward
bir reklamın daha ayrıntılı bilgi talep etmek vs için reklamcıya gönderilmek üzere tasarlanan kısmı coupon
artan işsizlik karşısında aileye ekmek getirenler işlerini kaybettikçe ailenin gelirindeki düşmeyi önlemek üzere başka aile bireylerinin de emek piyasalarına girmeye başlamaları görüşü added worker hypothesis
bu faaliyetlerde bulunmak üzere kurulan işletme business
birkaç büyük firmanın rekabeti sınırlandırmak ve yüksek fiyat uygulamak üzere bir araya gelip oluşturdukları birlik business trust
kaptanın taşıdığı yükü göstermek üzere doldurup varılan yerin gümrük idaresine sunduğu belge manifesto cargo
konuya açıklık getirmek üzere in order to clarify the subject
belli bir olay veya durumu açıklayan ana etkenleri bulabilmek üzere bazı basitleştirici koşulların varlığının kabul edilmesi annual compounding
bir önceki cümleye tabi olmak üzere subject to the preceding sentence
bir kimsenin bir malı tekrar geri almak üzere başkasına bırakması bailment
grupça verilen kararları geliştirmek üzere başkalarının fikirlerini cevaplayan devil's advocates
fiyatları yükseltmek veya rekabeti önlemek üzere uygulamaları yasaklayan yasal düzenlemeler antitrust legislation
ufak bir yerleşim alanındaki halkın ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş mağazalar kümesi strip location
zararı karşılamak üzere ödenen tazminat compensatory damages
ileride teslim edilmek üzere henüz elde bulunmayan malın satışı time bargain
garantileri saklı kalmak üzere without prejudice to ...'s warranties
görüldüğünde ödenmek üzere çekilen poliçe at sight
talebi karşılamak üzere yetersiz miktardaki malların tahsisi demarketing
ihraç edilmek üzere muhafaza etmek reserve for issuance
gerektiğinde kullanılmak üzere firma içinde ofis ayırma hoteling
ibrazında ödenmek üzere çekilen poliçe at sight
1975'de arap olmayan afrika ülkelerine kredi ve teknik yardım sağlayarak onların kalkınmalarını desteklemek üzere arap ülkeleri tarafından kurulan kalkınma bankası arab bank for economic development in africa
yürürlüğe girmek üzere olan substantively enacted
belirli görevleri yerine getirmek üzere kurulmuş devlet dairesi veya makam agency
dış rekabet dolayısıyla yerlerinden olan faktörlerin başka alanlara aktarılıp oralarda çalışmalarını kolaylaştırmak üzere devletin yaptığı ödemeler trade adjustment assistance
abd'de federal rezerv bankası'nın ticari bankaların kredi politikalarını etkilemek üzere yaptığı açıklamalar moral suasion
kar etmek amacıyla elde bulunmayan malı ilerde teslim etmek üzere satmak sell short
kamu oyunda tartışmalı bir konu hakkında bilgi sunmak veya belirli bir görüşü açıklamak üzere verilen reklam advocacy advertising
üst yönetimin planlarını uygulamak üzere ayrıntılı plan ve süreçler geliştiren yöneticiler middle management
öngörülen süre içerisinde belirli amaçlara harcanmak üzere ayrılan miktarlar appropriations
risk mal sahibine ait olmak üzere owner's risk
hesabına geçmek üzere for further credit to
fiyatları düşürmek üzere alıcıların alım yapmamaları buyer's strike
üretimi tamamlanmak üzere stokta bekleyen mallar work in process inventory
1950'lerde abd'de federal reserve bank'ın bankaların ödeyebilecekleri en yüksek faizi belirlemek üzere getirdiği kısıtlama regulation q
para arzını kontrol etmek üzere amerikan hükümeti'nden yetkili on iki bankadan her biri federal reserve bank
bankaların güvenirliliğini sağlamak üzere habersiz olarak denetim yapmakla görevli olan kişi bank examiner
iki veya daha fazla büyük firmanın tekel oluşturmak üzere birleşmeleri trust
belirli gerilim sınırları dahilinde kullanılmak üzere tasarlanmış elektrikli teçhizat electrical equipment designed for use within certain voltage limits
öncesini kapsamak üzere geçerli kılmak backdate
masraflar bana ait olmak üzere at my expense
riziko size ait olmak üzere at your risk
gelecekte teslim edilmek üzere satın alma forward buying
yalnız hesaba geçirilmek üzere for deposits only
merkez bankasının faiz oranlarını düşürmek üzere izlediği para arzını genişletme politikası easy-money policy
bir imalat veya hizmet işinde kullanılmak üzere ayrılan fon working capital
takas ve mahsup üzere only for account
stok noksanını geçici olarak takviye etmek üzere perakendeciler tarafından yapılan satın alımlar hand to-mouth buying
bütün sorumluluk satıcıya ait olmak üzere caveat venditor
tüm risk alıcıya ait olmak üzere let the buyer aware
tek elden teslim avantajından yararlanmak ve işlemi ucuza getirmek üzere çeşitli şahıslar tarafından aynı yere sevk edilecek malın bir bütün halinde sevk edilmesi consolidated carload shipment
borcun tamamını sonradan ödemek üzere yapılan küçük ödeme token payment
bir banka tarafından ileride ödenmek üzere çıkarılan banknot post note
son tahsil edilmek üzere satılan mal merchandise sold on account
risk size ait olmak üzere at your risk
talepleri karşılamak üzere bankanın bulundurduğu efektif para till-money
çalışanın çalıştığı yere verilmek üzere sağlığının iyi olmadığını kanıtlamak için doldurduğu hastalık beyan formu self-certification
tüketici kredisi vermek üzere kurulmuş şirket consumer finance company
küçük ölçüde kredi vermek üzere kurulmuş şirket small loan company
tüketici kredisi vermek üzere kurulmuş şirket small loan company
küçük ölçüde kredi vermek üzere kurulmuş şirket consumer finance company
kısa vadeli satışta teslim edilmek üzere tahvil alınması short covering
belirli bir işi yapmak üzere atanan temsilci special agent
iflas etmiş ya da etmek üzere olan firmaların hisse senetleri distressed securities
masrafları kendisine ait olmak üzere at its own cost
şirkete ileride yönetici olması amacıyla yetiştirilmek üzere alınmış yönetici adayı trainee manager
satılmak üzere satın alınan mallar goods purchased for resale
bir ayı geçmemek üzere not more than one month
satılmak üzere inşa edilen gayrimenkuller immovable property constructed for resale
konsinye veya işlenmek üzere tutulan üçüncü şahıs malları veya kıymetleri third party goods and values held for safekeeping on consignment or for treatment
tüm risk alıcıya ait olmak üzere caveat emptor
tüm risk alıcıya ait olmak üzere let the buyer beware
tüm risk alıcıya ait olmak üzere buyer beware
derhal geçerli olmak üzere with immediate effect
derhal yürürlüğe girmek üzere with immediate effect
bir kurum tarafından belli bir meseleyi incelemek üzere görevlendirilmiş seçkin kişiler heyeti eminent persons group
bir tahvilin, (tahvili çıkaran tarafından) bedelinin geri ödenmek üzere istenmesine (yani geri çağrılmasına) kadar geçen süredeki getirisi yield to call
Law
tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmek be released by the court pending a trial
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmak be released by the court pending a trial
mahkemenin adil ve uygun göreceği üzere as the court may deem just and proper
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmak be released on conditions of trial without arrest
değiştirildiği üzere as amending
mahkemeye çıkmak üzere serbest bırakmak release on habeas corpus
nöbetçi mahkemece (...) kefalet karşılığı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmak be released on bail of (...) by the vacation court pending his trial
üzere bulunmak be about
bir gayri-reşit adına dava açmak ve onu davada temsil etmek üzere mahkeme tarafından atanan vasi guardian ad litem
vasiyet edilen kişinin ölmesi üzere hükümsüz olmuş miras lapsed devise
vasiyet edilen kişinin ölmesi üzere hükümsüz olmuş miras lapsed legacy
suç işlemek üzere gizli işbirliğinde bulunmak connive
suç işlemek üzere gizli anlaşma yapmak connive
suç işlemek üzere anlaşmak conspire
teminat vermek üzere temlik equitable mortgage
ileride hüküm ifade etmek üzere bağışlanan mallardan yararlanma hakkı executory interest
mahkemeden davetiye alan davalının tebligatın usulsüzlüğü itirazında bulunmak üzere duruşmada hazır bulunması special appearance
özel bir mütalaayı belirtmek üzere bir belgeye düşülmüş not remark
(amerikan mahkemelerinde) jüri üyeleri karar vermek üzere müzakerelere çekilmeden önce, yargıcın dava özeti geçip, davayla ilgili hukuk kaidelerini jüriye anlattığı konuşma charge
Kişisel yaralanma davalarında mağdurun yasal harç ve avukatlık masraflarından çekinerek dava açmaktan kaçınmasını önlemek üzere getirilmiş bir kural (bu kurala göre avukatlık firması tazminat davasını kazanamazsa avukatlık ücreti almaz) no win no fee
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılma release pending trial
Politics
bilinçaltıyla algılanmak üzere hazırlanan reklam subliminal advertising
bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler and sadder and graver than all these circumstances, those who hold power within the country may be in error, misguided and may even be traitors