a'man - Türkisch Englisch Wörterbuch

a'man

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "a'man" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Institutes
a'man n. israil askeri istihbaratı

Bedeutungen, die der Begriff "a'man" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
a man of the world n. görmüş geçirmiş adam
the height of a man n. adam boyu
a man of few words n. az konuşan adam
a man of means n. han hamam sahibi
a man of the world n. görmüş geçirmiş kimse
a familiar address to an older man n. amca
a marked man n. mimlenmiş adam
a man of a few words n. az konuşan adam
a man of few wants n. pek az isteği olan bir adam
a man in my position n. benim durumumda olan bir adam
a hulk of man n. çam yarması
a marked man n. mimli adam
a man of middle height n. orta boylarda adam
a man of middle height n. orta boylu adam
a man of property n. mal mülk sahibi
a man in the limelight n. günün adamı
a man with style n. tarz sahibi adam
a man for all seasons n. her devrin adamı
a man of culture n. kültür insanı
a man of honour n. onurlu adam
a man of honour n. şerefli adam
a rich man n. zengin bir adam
a sixtyish man n. altmış yaşlarında adam
a man with an ankle holster n. ayak bileğinde silah kılıfı olan adam
a man of high moral standing n. yüksek ahlak değerleri olan bir adam
a proper man n. düzgün bir adam
a young black man n. genç bir siyah adam
a man dressed as father christmas n. noel baba kılığında bir adam
a man with a murderous obsession n. cinayet saplantısı olan bir adam
a man of god n. papaz
a married man n. evli bir adam
a man in a suit n. takım elbiseli bir adam
woman seeking a man n. erkek arayan kadın
man in a bathrobe n. bornozlu adam
a defenseless old man n. savunmasız yaşlı bir adam
a man with a cause n. dava adamı
a greegree man n. afrikalı muskacı
a greegree man n. afrikalı büyücü
a man of mark n. dikkat çeken, ünlü kişi
a tall and thin man n. uzun ve ince bir adam
pass for a wise man v. akıllı geçinmek
mark a man v. adam tutmak
grow into a man v. adam olmak
make a man v. adam etmek
wait for a dead man's shoes v. miras beklemek
be a man of property v. mal mülk sahibi olmak
be a man of property v. mal mülk sahibi biri olmak
feel like a man v. bir erkek gibi hissetmek
run away/elope with a man she met online/on internet v. internette tanıştığı adama kaçmak
run away/elope with a man she met online/on internet v. internetten tanıştığı adama kaçmak
put a man on the door v. kapıya adam koymak
like a man adj. erkek gibi
as a man adv. insanlık bakımından
to a man adv. herkes
to a man adv. son ferde kadar
to a man adv. hepsi
as a man adv. bir insan gözü ile
to a man adv. hepsi birden
to a man adv. onların hepsi
as a man adv. birlikte
as a man adv. oybirliğiyle
as a man adv. hep birden
hit a man when he's down! interj. vur abalıya!
Phrases
a man of the people n. halk adamı
a man of substance n. zengin ve güçlü kimse
a man to be reckoned with n. güçlü ve yok sayılmayacak kimse
one small step for a man one giant leap for mankind expr. benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım
a man in whom I can believe expr. inanabileceğim bir adam
behind every great man is a great woman expr. her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır
behind every great man there's a great woman expr. her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır
a blind man could see it expr. besbelli
a blind man could see it expr. çok açık
a blind man could see it expr. çocuklar bile anlar
a blind man could see that expr. besbelli
a blind man could see this expr. çocuklar bile anlar
a blind man could see this expr. ayan beyan ortada
a blind man could see that expr. çocuklar bile anlar
a blind man could see it expr. ayan beyan ortada
a blind man could see it expr. kör adam bile görebilir
a blind man could see that expr. kör adam bile görebilir
a blind man could see this expr. besbelli
a blind man could see that expr. çok açık
a blind man could see this expr. çok açık
a blind man could see that expr. ayan beyan ortada
a blind man could see this expr. kör adam bile görebilir
Proverb
to a man with a hammer, everything looks like a nail elinde çekiç olan herşeyi çivi görür
a drowning man will catch at a straw denize düşen yılana sarılır
a drowning man will clutch at a straw denize düşen yılana sarılır
if you want a man to work well feed him first aç ayı oynamaz
you can't keep a good man down aklı başında adam yıkılmaz
you can't keep a good man down karakterli insan başarısız olmaz
the way to a man's heart is through his stomach erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer
better be an old man's darling than a young man's slave genç bir adamın kölesi olmaktansa yaşlı birinin sevgilisi olmak yeğdir
as a man sows, so shall he reap ne ekersen onu biçersin
as a man sows, so shall he reap insan ektiğini biçer
early to bed and early to rise makes a man healthy, wealthy and wise erken kalkan yol alır
early to bed and early to rise, makes a man healthy, wealthy and wise erken yatmak erken kalkmak insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar
for want of a horse the man was lost bir mıh bir nal kurtarır (bir nal bir at kurtarır)
don't judge a man until you've walked in his boots yaşamadan yargılama
a man who is his own lawyer has a fool for a client kendi avukatlığını yapanın aklı kıttır
a fool may give a wise man counsel başkalarının dedikleriyle gaza gelme
a nod is as good as a wink to a blind man tereciye tere satma
a nod is as good as a wink to a blind man sen giderken ben dönüyordum
a fool may give a wise man counsel aptal biri de bilge cümleler kurabilir
a nod is as good as a wink to a blind man senin bilmişliğin kadar benim unutmuşluğum var
a nod is as good as a wink to a blind man kör kör parmağım gözüne
nothing is so good for the inside of a man as the outside of a horse at yiğidin yoldaşıdır
nothing is so good for the inside of a man as the outside of a horse at binmek huzur verir/sakinleştirir
a nod is as good as a wink to a blind man anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az
a nod is as good as a wink to a blind man arife tarif gerekmez
a nod is as good as a wink to a blind man arife tarif ne gerek
you should know a man seven years before you stir his fire bir kişiyi iyice tanımadan işlerine karışma
you should know a man seven years before you stir his fire iyi tanımadığın kişilerin işlerine burnunu sokma
never send a boy to do a man's job her ağaçtan kaşık olmaz
never send a boy to do a man's job ağaçtan maşa (abdaldan paşa) olmaz
never send a boy to do a man's job harman dövmek keçinin işi değil
a fool may give a wise man counsel bilgenin bile yanıldığı zamanlar olur
a fool may give a wise man counsel başkalarının tavsiyelerine bel bağlama
a fool may give a wise man counsel bilgeler bile yanılır
a tree is known by its fruit, a man by his deeds ağaç meyvesinden bellidir
a tree is known by its fruit, a man by his deeds ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
a tree is known by its fruit, a man by his deeds dene altını mihenk taşında, dene insanı iş başında
you should know a man seven years before you stir his fire başkasının işine burnunu sokma
you should know a man seven years before you stir his fire başkasının işine karışma
you should know a man seven years before you stir his fire tanımadığın insanlara temkinli yaklaş
you should know a man seven years before you stir his fire tanımadığın insanların işine burnunu sokma
never send a boy to do a man's job çocuğu işe sal, ardınca sen var
never send a boy to do a man's job önemli işler beceriksiz kişilere yaptırılamaz
never send a boy to do a man's job çocuğa iş, ardına sen düş
never send a boy to do a man's job çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider
for want of a horse the man was lost bir çivi bir nal kurtarır
for want of a horse the man was lost bir nal bir at kurtarır
for want of a horse the man was lost bir mıh bir nal kurtarır
nine tailors make a man dokuz terzi bir araya gelse ancak bir adam yapar/eder
nine tailors make a man çan dokuz kere çalındığında ölen bir erkektir
nine tailors make a man çan dokuz kere çalındığına göre ölen bir erkek
a man without a smiling face must not open a shop güler yüzlü olmayan dükkan açmasın
a man without a smiling face must not open a shop güler yüzlü bir tutum insanı iş hayatında başarılı kılar
a man without a smiling face must not open a shop gülmeyi bilmeyen dükkan açmasın
a man without a smiling face must not open a shop gülümsemeyi bilmeyen dükkan açmasın
a man wrapped up in himself makes a very small bundle yalnızca kendini düşünen biri kısır kalır/gelişemez
a man wrapped up in himself makes a very small bundle bencil biri kimse tarafından hoş karşılanmaz
a man wrapped up in himself makes a very small bundle bencillik insanı ancak küçültür
a man wrapped up in himself makes a very small bundle sadece kendini düşünen biri kimse için cazip değildir
a drowning man will grab at a straw denize düşen yılana sarılır
a drowning man will grab at a straw çaresiz kalan her yolu dener
a drowning man will grasp at a straw denize düşen yılana sarılır
a drowning man will grasp at a straw çaresiz kalan her yolu dener
a good man is hard to find bu devirde iyi adam bulmak zor
a good man is hard to find bu devirde iyi adam kaldı mı?