bir hoş - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

bir hoş



Bedeutungen von dem Begriff "bir hoş" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 1 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
bir hoş quaint adj.

Bedeutungen, die der Begriff "bir hoş" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 53 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek vignette v.
bir şeyin yok edilmesini hoş karşılamak regard something as good riddance v.
daha hoş bir hale getirmek sweeten v.
daha hoş ve sevimli bir hava vermek brighten v.
hoş bir anı bırakmak leave a pleasant memory v.
hoş bir koku vermek embalm v.
hoş bir üslupla yazmak turn a neat phrase v.
hoş olmayan bir şeyle dolu olmak bristle with v.
hoş bir iniş çıkış (ses tonunda) lilt n.
hoş bir acılığı olan (tat/koku) piquant adj.
vücuda çok hoş bir şekilde oturan (rop) slinky adj.
hoş bir biçimde cosily adv.
hoş bir biçimde nicely adv.
hoş bir biçimde cozily adv.
hoş bir biçimde agreeably adv.
hoş bir şekilde lovelily adv.
hoş bir şekilde delightfully adv.
hoş bir şekilde nicely adv.
hoş bir şekilde pleasantly adv.
hoş bir şekilde agreeably adv.
hoş görülü bir şekilde tolerably adv.
hoş görünümlü bir şekilde bonnily adv.
sıcacık ve hoş bir şekilde balmily adv.
hoş bir sürpriz treat
Phrasals
(genellikle hoş olmayan) bir şeyin bitmesini beklemek wait out
[zamanla) (çok da hoş olmayan) bir şeyi kabullenmek reconcile oneself to something
Proverb
kendi kendine övünmek hoş bir şey değil self-praise is no recommendation
Colloquial
çok hoş bir hikaye a very lovely story
hiç hoş olmayan bir yer veya görüntü hellscape
kafası bir hoş barmy
Idioms
(hoş olmayan bir şeyi) gün yüzüne çıkarmak/gündeme getirmek rake something up
bir şeyi hoş karşılamamak not take kindly to something
bir şeyin hoş olmayan temel özellikleri the nature of the beast
hayırlı/hoş bir haber veya gelişme music to your ears
hoş bir değişim a breath of fresh air
hoş bir deneyim sonrası bir süre daha hissedilen haz afterglow
hoş olmayan bir durum fine how do you do
hoş olmayan bir şekilde ölmek meet a sticky end
hoş olmayan bir şekilde ölmek come to a sticky end
Speaking
çok hoş bir akşam geçirdim i've had a very lovely evening
çok hoş bir burnun var you have a very cute nose
çok hoş bir çiftsiniz you make a nice couple
çok hoş bir isim it's a very pretty name
hiç hoş bir şey değil it isn't done
hoş bir tatildi it was a nice holiday
hoş bir tatildi it was a nice vacation
ne hoş bir sürpriz what a pleasant surprise
ne hoş bir sürpriz what a lovely surprise
ne hoş bir sürpriz what a nice surprise
onu çok hoş bir yere götürmek istiyorum i want to take her someplace really nice
seni burada görmek ne hoş bir sürpriz what a nice surprise to see you here
sizin gibi hoş bir bayan bu kadar çok içmemeli a pretty lady like you shouldn't drink that much
Botanic
pütürlü, hoş kokmayan,zehirli ve dayanıklı bir ağaç cabbage bark