boş - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

boş



Bedeutungen von dem Begriff "boş" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 92 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
boş blank adj.
boş available adj.
boş empty adj.
General
boş yeast n.
boş vacancy n.
boş flat adj.
boş inutile adj.
boş hollow adj.
boş fustian adj.
boş gaseous adj.
boş empty adj.
boş godforsaken adj.
boş windy adj.
boş unprofitable adj.
boş thin adj.
boş for hire adj.
boş unfounded adj.
boş purposeless adj.
boş nugatory adj.
boş inane adj.
boş idle adj.
boş free adj.
boş expressionless adj.
boş waste adj.
boş unoccupied adj.
boş aborsive adj.
boş without foundation adj.
boş disengaged adj.
boş abortive adj.
boş chimerical adj.
boş useless adj.
boş pointless adj.
boş spare adj.
boş blank adj.
boş ineffectual adj.
boş inoperative adj.
boş yeasty adj.
boş tenantless adj.
boş wishywashy adj.
boş voiding adj.
boş invalid adj.
boş vacant adj.
boş desolate adj.
boş clear adj.
boş futile adj.
boş unloaded adj.
boş uninhabited adj.
boş desert adj.
boş bare adj.
boş vain adj.
boş stark adj.
boş puerile adj.
boş captious adj.
boş airy adj.
boş leisure adj.
boş void adj.
boş ignorant adj.
boş barren adj.
boş fallacious adj.
boş devoid adj.
boş unavailing adj.
boş null adj.
boş trumpery adj.
boş bootless adj.
boş unemployed adj.
boş frivolous adj.
boş otiose adj.
boş ineffective adj.
boş meaningless adj.
boş vapid adj.
boş unengaged adj.
boş meaning adj.
boş frothy adj.
boş punk adj.
boş unmeaning adj.
Phrases
boş without any foundation
Technical
boş vacant
boş inert
boş hollow
boş vacuous
boş void
boş futile
Computer
boş nil
boş null
boş idle
boş scratch
Telecom
boş null
Automotive
boş neutral
boş neutral position
boş blank
Food Engineering
boş blank
Linguistics
boş zero

Bedeutungen, die der Begriff "boş" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
boş vakit leisure n.
boş yer vacancy n.
boş (zaman) spare adj.
içi boş hollow adj.
General
allah'ın adını boş yere ağzına almak take the name of god in vain v.
araçta ön koltuk boş olmasına rağmen arka koltukta seyahat etmek vip v.
başı boş bırakmak set loose v.
başı boş bırakmak let (a child) run loose v.
başı boş bırakmak leave unattended v.
bir iş sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelerle uğramak drift v.
bir sayfayı boş bırakmak leave a page blank v.
boş atıp dolu tutmak draw a bow at a venture v.
boş atıp dolu tutmak make a lucky shot v.
boş bakmak stare vacantly v.
boş bakmak stare blankly v.
boş bakmak stare absently v.
boş bırakmak leave blank v.
boş bırakmak void v.
boş bırakmak leave empty v.
boş bırakmak desolate v.
boş bir park yeri için beklemek wait for a parking space to become available v.
boş boş bakmak stare v.
boş boş dolaşmak maunder v.
boş boş dolaşmak screw around v.
boş boş dolaşmak traipse v.
boş boş dolaşmak wander about v.
boş boş dolaşmak meander v.
boş boş dolaşmak ramble v.
boş boş oturmak goof off v.
boş boş takılmak wander about v.
boş bulunmak be taken unawares v.
boş çıkmak (piyangoda) draw a blank v.
boş dolaşmak lollygag v.
boş dolaşmak lollop v.
boş durmak idle v.
boş durmak be unemployed v.
boş duruma getirmek vacate v.
boş gezinmek loaf v.
boş gezmek idle v.
boş gezmek loaf v.
boş gitmek go light v.
boş kalmak loaf around v.
boş kalmak lie fallow v.
boş kalmak loaf about v.
boş kart atmak sluff v.
boş konuşmak gammon v.
boş konuşmak twattle v.
boş konuşmak prate v.
boş konuşmak haver v.
boş konuşmak jaw v.
boş konuşmak talk the hind legs off a donkey v.
boş konuşmak gab v.
boş konuşmak bloviate v.
boş konuşmak trifle v.
boş laf etmek palaver v.
boş laf etmek twaddle v.
boş laf etmek fable v.
boş mide ile seyahat etmek travel on an empty stomach v.
boş olmak be unoccupied v.
boş olmak be empty v.
boş olmak have one's hands free v.
boş olmak be free v.
boş oturmak sit about v.
boş oturmak be unemployed v.
boş oturmak sit back v.
boş oturmak have no work do v.
boş sayfa eklemek interleave v.
boş şeyler konuşmak trifle v.
boş ümitler uyandırmak tantalise v.
boş ümitler uyandırmak tantalize v.
boş ümitler uyandırmak (birinde) tantalise v.
boş ümitler uyandırmak (birinde) tantalize v.
boş vakti olmak have free/spare time v.
boş verip her şeyi oluruna bırakmak float v.
boş vermek get past caring v.
boş vermek not to bother v.
boş vermek forbear v.
boş vermek not to care v.
boş vermek pay no mind v.
boş vermek ignore v.
boş vermek shrug off v.
boş vermek give a miss v.
boş vermek pass by v.
boş vermek disregard v.
boş vermek pass over v.
boş vermek bypass v.
boş yaprak eklemek interleave v.
boş yere beklemek wait in vain v.
boş yere harcamak squander v.
boş yere riske girmek take an unnecessary risk v.
boş zamana/vakte sahip olmak have free/spare time v.
boş zamanı olmak have free/spare time v.
boş zamanını değerlendirmek make use of one's spare time v.
-e boş boş bakmak look blankly at v.
eli boş dönmek come up empty handed v.
eli boş dönmek return empty-handed v.
elleri boş olmak have one's hands free v.
iskan etmek (insanları boş bir yere) settle v.
meydanı boş bulmak find an opportunity do something v.
zamanı boş geçirmek fiddle away v.
(disneyland vb gibi) park/oyun alanı gibi insanların boş zaman etkinliklerine cevap veren alanların ticarileşmesi commercialization of leisure n.
(fıçıda/çuvalda) boş kalan kısım ullage n.
arkası boş blank back n.
beyaz/boş sayfa blank slate n.
bir konaklamada veya taşıtta boş yerin mevcut bulunması vacancy n.
bir sonraki boş sayfa the next blank page n.
boş adam empty headed man n.
boş adam loser n.
boş adam airhead n.
boş ağırlık light weight n.
boş alan clear n.
boş alan free field n.
boş alanda spor oynayan kimse sandlotter n.
boş araç deadheading n.
boş arazi wasteland n.
boş arazi waste n.
boş arazi vacancy n.
boş arsa vacant land n.
boş arsa unused land n.
boş arsa empty land n.
boş bakış blank stare n.
boş bakış vacant stare n.
boş bant empty band n.
boş başarı hollow victory n.
boş beklenti false hope n.
boş beklenti vain hope n.
boş bir sahne an empty stage n.
boş boğaz loud mouth n.
boş boğaz big mouth n.
boş boş bakış vacuity n.
boş boş dönüp dolaşan twiddler n.
boş boş gezen gallivanter n.
boş boş gezen saunterer n.
boş boş gezme sauntering n.
boş boş konuşma yapping n.
boş boş konuşma waffling n.
boş defter blankbook n.
boş deplasman light displacement n.
boş depo empty tank n.
boş ders no teacher in class n.
boş ders idle class n.
boş dizgi empty string n.
boş film non-exposed stock n.
boş gezen slacker n.
boş gezen idlesse n.
boş gezen loafer n.
boş gezen idler n.
boş gezen kimse idler n.
boş gezenin boş kalfası idler n.
boş gezenin boş kalfası do-nothing n.
boş gezenin boş kalfası layabout n.
boş gezenin boş kalfası swagman n.
boş gezenin boş kalfası swaggie n.
boş gezenin boş kalfası bindlestiff n.
boş gezenin boş kalfası bum n.
boş gezenin boş kalfası loafer n.
boş gezenin boş kalfası luftmensch (yiddish) n.
boş gezenin boş kalfası bindle stiff n.
boş gezenin boş kalfası hobo n.
boş gezenin boş kalfası dawdler n.
boş gezenin boş kalfası swagger n.
boş gezme loafing n.
boş gurur vainglory n.
boş gurur false pride n.
boş gün day off n.
boş hat arama hunting n.
boş hayal pipe dream n.
boş hayat aimless life n.
boş hayat empty life n.
boş hayat useless life n.
boş hücre vacant cell n.
boş iddia jactitation n.
boş ifade blank expression n.
boş ifade vacant expression n.
boş inanç superstition n.
boş insan wally n.
boş iş bubble n.
boş kabuk empty shell n.
boş kadro vacancy n.
boş kadro vacant position n.
boş kafa silly n.
boş kafa pate n.
boş kağıt blank n.
boş kağıt plain paper n.
boş kağıt torba empty paper sack n.
boş kalkan otobüs deadhead n.
boş kanı superstition n.
boş kap empty n.
boş kap empty vessel n.
boş kart discard n.
boş kartuş blank cartridge n.
boş kaset blank tape n.
boş koltuk spare seat n.
boş koltuk vacant seat n.
boş koltuk empty seat n.
boş konuşan yapper n.
boş konuşan kimse driveler n.
boş konuşan kimse driveller n.
boş konuşan kimse slaverer n.
boş konuşma bloviation n.
boş konuşma prating n.
boş konuşma empty talk n.
boş konuşma/söylem empty rhetoric n.
boş laf claptrap n.
boş laf rant n.
boş laf flummery n.
boş laf empty rhetoric n.
boş laf hokum n.
boş laf vaporings n.
boş laf gab n.
boş laf empty talk n.
boş laf routine n.
boş laf haver n.
boş laf waffle n.
boş laf twaddle n.
boş laf gas n.
boş laf empty words n.
boş laf inanity n.
boş laf boloney n.
boş laf moonshine n.
boş laf wish-wash n.
boş laf nonsense n.
boş laf hot air n.
boş laf tarradiddle n.
boş laf galimatias n.
boş laf poppycock n.
boş laf codswallop n.
boş laf bosh n.
boş laf fudge n.
boş laf babble n.
boş laf trumpery n.
boş laf lark n.
boş laf bunkum n.
boş laf trash n.
boş laf rubbish n.
boş laf froth n.
boş laf wind n.
boş laf applesauce n.
boş laf comment n.
boş laf buncombe n.
boş laf falderal n.
boş laf flimflam n.
boş laf talky-talk n.
boş laf hooey n.
boş laf flubdub n.
boş laf bullshit n.
boş laf small talk n.
boş laf balderdash n.
boş laf tripe n.
boş laf fiddle-de-dee n.
boş laf cant n.
boş laf punk n.
boş laf folderol n.
boş laf guff n.
boş laf vapourings n.
boş laf garbage n.
boş laf jazz n.
boş laf palaver n.
boş laf etme redundancy n.
boş laf etme roundabout n.
boş laf etme tautology n.
boş laf etme circumlocution n.
boş laf etme verbiage n.
boş laf etme periphrasis n.
boş laf etme circumbendibus n.
boş laf etme periphrase n.
boş laf etme verbality n.
boş laf etme pleonasm n.
boş laflar palaver n.
boş laflar empty words n.
boş laflar empty talk n.
boş laflar hot air n.
boş levha blank slate n.
boş masa free table n.
boş masalar free tables n.
boş mide empty stomach n.
boş mide empty tummy n.
boş numara blank n.
boş oda empty room n.
boş oda vacancy n.
boş oda (otel/pansiyon vb'nde) vacancy n.
boş olan memuriyet vb vacancy n.
boş olmayan fulness n.
boş ortam empty medium n.
boş paket dummy n.
boş pozisyon vacancy n.
boş saatler vacant hours n.
boş sayfa flyleaf n.
boş sokak empty street n.
boş soru idle question n.
boş soru useless question n.
boş soru unanswered question n.
boş soru meaningless question n.
boş söz vain promise n.
boş söz empty word n.
boş sözler empty words n.
boş sözler empty talk n.
boş sözler palaver n.
boş sözler hot air n.
boş su kesimi light waterline n.
boş şey vanity n.
boş şeyler useless trivia n.
boş şişeler empty bottles n.
boş taht empty throne n.
boş taht vacant throne n.
boş taht unoccupied throne n.
boş tehdit bluster n.
boş tohum empty seed n.
boş uçarılık frivolousness n.
boş umut vain hope n.
boş umutlar empty promises n.
boş vaat pie in the sky n.
boş vaatler empty promises n.
boş vakit spare time n.
boş vakit free time n.
boş vakit leisure time n.
boş vakit leisure n.
boş vakit idle hours n.
boş vakit faaliyeti leisure activity n.
boş ve anlamsız konuşma schmoozing n.
boş ve anlamsız sohbet schmooze n.
boş ve anlamsız sohbet schmoos n.
boş ve işlenmemiş arazi waste n.
boş verme disregard n.
boş verme insouciance n.
boş yer blank n.
boş yer space n.
boş yer vacant seat n.
boş yer room n.
boş yer hiatus n.
boş yer lacuna n.
boş yer void n.
boş yıl gap year n.
boş yuva sendromu empty nest syndrome n.
boş yük dummy load n.
boş zaman free time n.
boş zaman free-spare time n.
boş zaman leisure time n.
boş zaman leisure n.
boş zaman idle time n.
boş zaman spare time n.
boş zaman aktiviteleri spare time activities n.
boş zaman aktivitesi leisure n.
boş zaman etkinliği recreation n.
boş zaman etkinlikleri spare time activities n.
boş zaman faaliyeti leisure n.
boş zaman faaliyetleri leisure time activities n.
boş zaman faaliyetleri free time occupation n.
boş zaman faaliyetleri spare time activities n.
boş zaman uğraşısı spare time activity n.
boş zaman yatçılığı leisure yachting n.
boş zamanı değerlendirme recreation n.
boş zamanı değerlendirme balıkçılığı recreational fishery n.
boş zamanı olma leisureness n.
boş zamanlar spare times n.
boş zamanlar leisure times n.
boş zamanlarda gidilen okul continuation school n.
boş zamanlarda yapılan aktivite leisure activity n.
boş zihin empty mind n.
boş-verme free-riding n.
ekilmemiş boş arazi wilderness n.
eroin enjekte etmek için boş damar arama trainspotting n.
fundalık boş arazi moor n.
gececi otel görevlisinin boş günü night out n.
gün ışığı boş filmi daylight film n.
içi boş ağaç hollow tree n.
içi boş kabuk empty shell n.
içi boş mil quill n.
içi boş olan tüy sapı quill n.
içi boş oyuk cavity n.
içi boş vaatler empty promises n.
ilk boş tutanak next available record counter n.
ilk boş yer sayacı next available position counter n.
kapların veya içi boş şeylerin açık yanı mouth n.
kitaba eklenen boş sayfa interleaf n.
kitabın başında ve sonundaki boş sayfa flyleaf n.
kitabin iki kapak içi ile boş bırakılan ön ve arka sayfaları endleaf n.
kitabin iki kapak içi ile boş bırakılan ön ve arka sayfaları endpaper n.
piyangoda boş numara blank n.
son boş koltuk last seat available n.
son boş koltuk last seat availability n.
sonradan gömülmek için alınan boş mezar cemetery plot n.
şehirde boş arsa vacant lot n.
(vites) boş neutral adj.
başı boş kalmış rampant adj.
boş (bakış) vacant adj.
boş (vakit) idle adj.
boş (zaman açısından) clear adj.
boş duran idle adj.
boş inançlara inanan superstitious adj.
boş inançların etkisinde olan superstitious adj.
boş inançtan kaynaklanan superstitious adj.
boş kafa light-headed adj.
boş kafa dizzy adj.
boş kafa airheaded adj.
boş kafa lightheaded adj.
boş kafa featherbrained adj.
boş kafa empty-headed adj.
boş kafa frivolous adj.
boş kafa giddy adj.
boş kafalı empty-headed adj.
boş kafalı rattlebrained adj.
boş konuşan inaniloquent adj.
boş konuşan windy adj.
boş masa empty table adj.
boş olmayan nonblank adj.
boş olmayan nonempty adj.
boş şeylere inanan superstitious adj.
boş yere umutlandırılmış tantalised adj.
boş yere umutlandırılmış tantalized adj.
boş zamanda at leisure adj.
boş zamanda serbest at leisure adj.
boş zamanı çok olan leisured adj.
boş zamanı olan at leisure adj.
boş zamanı olmayan leisureless adj.
daha boş emptier adj.
-den boş bare of adj.
eli boş penniless adj.
eli boş empty handed adj.
eli boş empty-handed adj.
eli boş broke adj.
en boş emptiest adj.
içi boş hollow adj.
insanın çaba ve umutlarının boş olduğuna inanma ile ilgili futilitarian adj.
kendini veya diğerlerini boş yere tehlikeye atan foolhardy adj.
uzun ve boş laf dolu windy adj.
uzun ve boş laf eden windy adj.
yarı boş half empty adj.
yarı yarıya boş half empty adj.
yarıya kadar boş half empty adj.
boş bir şekilde emptily adv.
boş bir şekilde hollow adv.
boş bir şekilde barrenly adv.
boş bir şekilde idly adv.
boş boş emptily adv.
boş boş idly adv.
boş boş blankly adv.
boş gözlerle blankly adv.
boş kontenjan dahilinde on space-available basis adv.
boş olarak desolately adv.
boş vakitlerde at odd moments adv.
boş vaktinde in one's spare time adv.
boş yere no end adv.
boş yere distemperately adv.
boş yere bootlessly adv.
boş yere without a reason adv.
boş yere recklessly adv.
boş yere vainly adv.
boş yere unduly adv.
boş yere for nothing adv.
boş yere in vain adv.
boş yere unnecessarily adv.
boş yere sonuçsuz olarak bootlessly adv.
boş zamanlarda at leisure adv.
boş zamanlarımda in my free time adv.
boş zamanlarımda in my spare time adv.
boş zamanlarında at one's leisure adv.
eli boş bir şekilde empty-handedly adv.
içi boş bir biçimde hollowly adv.
içi boş şekilde cavernously adv.
boş laf applesauce interj.
boş ver hell with it interj.
boş ver never mind interj.
boş ver! never mind! interj.
çok boş zaman a lot of free time
çok fazla boş zaman a lot of free time
Phrasals
bir yerde boş boş zaman geçirmek poodle around (something)
boş boş dolanmak lollygag around
boş boş dolanmak/oyalanmak mill about
boş boş dolanmak/oyalanmak mill around
boş boş dolaşmak gallivant around
boş boş gezinmek loaf around
boş boş gezinmek ramble about
boş boş gezinmek lounge around
boş boş gezinmek lounge about
boş boş gezinmek loaf about
boş boş gezmek noodle around
boş boş gezmek piddle around
boş boş konuşmak mouth off
boş boş konuşup durmak waffle on about something
boş boş/avare avare oturmak sit around
boş gezmek lounge around
boş gezmek lounge about
boş gezmek loaf about
boş gezmek loaf around
yapmacık ve boş davranmak ponce about
yapmacık ve boş davranmak ponce around
Phrases
bu madde boş bırakılmıştır intentionally left blank
gerisi boş nothing else matters
meydan boş the coast is clear
Proverb
boş cüzdan kederden başka bir şey getirmez light purse makes a heavy heart
boş çuval dik durmaz an empty sack cannot stand upright
boş durana şeytan güler devil finds work for idle hands to do
boş durana şeytan iş bulur the devil finds work for idle hands
boş duranın ayağına şeytan takılır the devil finds works for idle hands
boş fıçı çok langırdar empty vessels make the most noise
boş konuşmaktansa bir şey söylememek yeğdir the least said the better
boş laf karın doyurmaz mere words do not feed the friars
boş laf karın doyurmaz fine words butter no parsnips
boş teneke çok ses çıkarır empty vessels make most noise