cezalandırmak - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

cezalandırmak



Bedeutungen von dem Begriff "cezalandırmak" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 56 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
cezalandırmak punish v.
General
cezalandırmak cop it v.
cezalandırmak trounce v.
cezalandırmak come down on v.
cezalandırmak crime v.
cezalandırmak plague v.
cezalandırmak castigate v.
cezalandırmak slate v.
cezalandırmak charge v.
cezalandırmak fine v.
cezalandırmak chastise v.
cezalandırmak scourge v.
cezalandırmak skin v.
cezalandırmak get one's own back v.
cezalandırmak discipline v.
cezalandırmak sconce v.
cezalandırmak be charged v.
cezalandırmak correct v.
cezalandırmak dish out v.
cezalandırmak recompense v.
cezalandırmak give smb. gyp v.
cezalandırmak give somebody gyp v.
cezalandırmak penalise v.
cezalandırmak inflict punishment on v.
cezalandırmak impose a penalty on v.
cezalandırmak penalize v.
cezalandırmak fustigate v.
cezalandırmak censure v.
cezalandırmak chastize v.
cezalandırmak twink [dialect] v.
cezalandırmak repay v.
Phrasals
cezalandırmak discipline someone for something v.
cezalandırmak bring down v.
Colloquial
cezalandırmak skin v.
cezalandırmak throw the book of rules at someone v.
cezalandırmak have it v.
cezalandırmak let someone have it v.
Idioms
cezalandırmak give someone a good bawling out v.
cezalandırmak give someone a bawling out v.
cezalandırmak knock one's heads together v.
cezalandırmak hang someone out to dry v.
cezalandırmak throw the book at v.
cezalandırmak take the bark off [us] v.
cezalandırmak make heads roll v.
cezalandırmak clean house v.
Trade/Economic
cezalandırmak penalize v.
cezalandırmak penalise v.
Law
cezalandırmak discipline v.
cezalandırmak penalise v.
cezalandırmak penalize v.
cezalandırmak amerce v.
cezalandırmak punish v.
Aeronautic
cezalandırmak sentence v.
Archaic
cezalandırmak noint v.
cezalandırmak render v.
Slang
cezalandırmak hammer v.

Bedeutungen, die der Begriff "cezalandırmak" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 123 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
birini ibret olsun diye cezalandırmak make an example of someone v.
yakalamak (cezalandırmak/dövmek için) lay one's hands on v.
sopa ile cezalandırmak ferule v.
yakalamak (cezalandırmak/dövmek için) lay hands on v.
dayakla cezalandırmak chastise v.
şiddetle cezalandırmak scourge v.
döverek cezalandırmak chastise v.
ıslah etmek için cezalandırmak chasten v.
ibret olsun diye cezalandırmak make an example of v.
birisini tokat atarak cezalandırmak give someone a thick ear v.
katran ve tüye bulayıp demiryolunda cezalandırmak ride someone on a rail v.
ibret-i alem olsun diye cezalandırmak punish as a warning or deterrent to others v.
başkalarına ibret olsun diye cezalandırmak punish as a warning or deterrent to others v.
ibreti alem için cezalandırmak punish as a warning or deterrent to others v.
adli para cezası ile cezalandırmak impose punitive fine v.
dizine yatırıp dövmek/cezalandırmak put somebody over your knee v.
için cezalandırmak punish someone for something v.
ile cezalandırmak punish someone with something v.
ile cezalandırmak punish someone by something v.
kırbaç ile cezalandırmak tawse [scottish] v.
kırbaç ile cezalandırmak taws [scottish] v.
kırbaç ile cezalandırmak tawse [scottish] v.
kırbaç ile cezalandırmak taws [scottish] v.
kırbaç ile cezalandırmak tawse [scottish] v.
kırbaç ile cezalandırmak taws [scottish] v.
bedenini dört parçaya ayırarak cezalandırmak quarter v.
haksız yere cezalandırmak job v.
cezalandırmak için (sopa, kamçı ile) vurmak lay v.
ağır şekilde cezalandırmak blister v.
cezalandırmak için kötülük yapmak hang v.
ellerini bağlayıp dizlerin üstünden geçirerek cezalandırmak buck v.
özellikle siyasi suçluları cezalandırmak amacıyla kullanılan sovyet çalışma kampı gulag n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç tawse [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç taws [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç tawse [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç taws [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç tawse [scottish] n.
eskiden çocukları cezalandırmak için kullanılan püsküllü deri kırbaç taws [scottish] n.
cezalandırmak/yola getirmek için yapılan muamele treatment n.
eskiden dedikoducuları cezalandırmak için kullanılan metal çerçeveli bir alet brank n.
Phrasals
(birini bir şeyle) cezalandırmak condemn (someone) to (something) v.
birini bir şeyle cezalandırmak condemn someone to something v.
-den dolayı cezalandırmak penalize someone for something v.
karşılığında (bir şey yaparak) cezalandırmak/cezasını vermek repay (one) by (doing something) v.
şaplak atarak cezalandırmak wear out [us] v.
birini/bir şeyi bir şeyle cezalandırmak charge someone or something (with) something v.
ile cezalandırmak condemn to v.
Colloquial
acil ve şiddetli bir şekilde cezalandırmak short sharp shock v.
başkalarına ibret olsun diye cezalandırmak make an example of v.
cezalandırmak üzere olmak be for the high jump v.
ibret-i alem olsun diye cezalandırmak make an example of v.
birini cezalandırmak give a hammering v.
birini cezalandırmak give a pasting v.
birini sert/ağır bir şekilde cezalandırmak give it to somebody [uk] v.
(birini) cezalandırmak give (one) a hammering v.
(birini) cezalandırmak give (one) a pasting v.
sert biçimde cezalandırmak give it to v.
Idioms
(birini) büyük bir gizlilikle cezalandırmak take (one) behind the woodshed v.
ağır şekilde cezalandırmak nail somebody to the wall v.
ağzını sabunla yıkayarak cezalandırmak rinse someone's mouth out with soap v.
ağzını sabunla yıkayarak cezalandırmak wash someone's mouth out with soap v.
başkalarına ders olsun diye cezalandırmak make an example of v.
birisini ağır biçimde cezalandırmak nail someone to a cross v.
birini cezalandırmak have someone's hide v.
birisini ağır biçimde cezalandırmak nail someone's hide to the wall v.
birini cezalandırmak tan someone's hide v.
birini cezalandırmak give someone what for v.
ibret olsun diye cezalandırmak make an example of v.
ibreti alem için cezalandırmak make an example of v.
konuşmayarak cezalandırmak send to coventry v.
kendini yok yere cezalandırmak cut off nose to spite face v.
öldürmek/cezalandırmak/intikam için peşine düşmek be after somebody's blood v.
kendini cezalandırmak/suçlamak beat oneself up v.
kendini yok yere cezalandırmak cut off one's nose to spite one's face v.
sopayla vurarak cezalandırmak give someone six of the best v.
sopayla vurarak cezalandırmak six of the best v.
(cezalandırmak amacıyla) cetvelle eline vurmak rap someone across the knuckles v.
(cezalandırmak amacıyla) cetvelle eline vurmak rap someone on the knuckles v.
(cezalandırmak amacıyla) cetvelle eline vurmak rap someone's knuckles v.
birini tokat atarak cezalandırmak give somebody a thick ear [uk] v.
birini cezalandırmak pin someone's ears back v.
(birini) hafif cezalandırmak let (one) off easy v.
birini cezalandırmak give someone what for v.
(birini) sözlü veya fiziksel olarak cezalandırmak give it to (one) v.
birini cezalandırmak hang, draw, and quarter v.
(birini/bir şeyi) cezalandırmak lower the boom (on someone or something) v.
(birini) cezalandırmak put (one) through the mangle v.
(birini) gizli bir şekilde/göstermeden cezalandırmak take (one) to the woodshed v.
birini gizli bir şekilde/göstermeden cezalandırmak take someone to the woodshed v.
(birini) cezalandırmak take (someone) to the woodshed v.
ağır şekilde cezalandırmak draw and quarter v.
çok fena cezalandırmak draw and quarter v.
birini cezalandırmak bring someone to book v.
sert biçimde cezalandırmak burn at the stake v.
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık stick to beat (someone or something) with n.
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık a rod to beat somebody with n.
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık a stick to beat somebody with n.
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık stick to beat (someone or something) with n.
üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık a stick with which to beat someone [brit] n.
birinin üstüne gitmek/birini cezalandırmak için bulunan açık a rod to beat somebody with n.
birinin üstüne gitmek/birini cezalandırmak için bulunan açık a stick to beat somebody with n.
Trade/Economic
sendika aidatını vermeyen işçiyi cezalandırmak amacıyla eşyalarının sendika mensuplarınca saklanması rattening n.
Law
(denizciyi) borda iskelesinde kırbaçlayarak cezalandırmak bring to the gangway v.
cezai yaptırım altına almak/cezalandırmak penalize v.
cezai yaptırım altına almak/cezalandırmak penalise v.
dayakla cezalandırmak chastise v.
falakayla cezalandırmak chastise v.
herhangi bir takdir veya keyfi ceza vermek suretiyle cezalandırmak amerce v.
hapisle cezalandırmak sentence prison v.
para cezasıyla cezalandırmak fine v.
para cezasıyla cezalandırmak sentence fine v.
tekrar cezalandırmak resentence v.
yeniden cezalandırmak resentence v.
cezalandırmak amacıyla birinin dizine vurma kneecapping n.
Technical
mahkumları cezalandırmak için kullanılan hızla dönen ahşap kafes whirligig n.
Computer
forumda kuralı çiğneyen bir kullanıcıyı cezalandırmak mod v.
Military
geçmişte orduda askerleri cezalandırmak için askerlerin sürmesi istenen ata benzeyen kereste timber mare n.
Sport
ragbide hakemin serbest vuruş veya penaltıya itiraz eden tarafı cezalandırmak için serbest vuruş noktasını dokuz metre ileriye çekmesi kuralı ten-yard rule n.
Archaic
ücretini keserek cezalandırmak check v.
Slang
(birini) cezalandırmak bite (someone) in the arse v.
sert cezalandırmak put (one's) ass in a sling v.
(birini) cezalandırmak bite (one) in the arse v.
(birini) cezalandırmak bite (one) in the ass v.