düşük - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

düşük



Bedeutungen von dem Begriff "düşük" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 24 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
düşük low adj.
General
düşük miscarriage n.
düşük abortion n.
düşük nominal adj.
düşük drooping adj.
düşük falling adj.
düşük lowly adj.
düşük fallen adj.
düşük subdued adj.
düşük baggy adj.
düşük depressed adj.
düşük marginal adj.
düşük declaredly adv.
Trade/Economic
düşük low
düşük lower
Law
düşük abortus
Computer
düşük low data
düşük medium-low
Medical
düşük (spontaneous) abortion
düşük miscarriage
düşük abortus
düşük stillbirth
düşük spontaneous abortion
Psychology
düşük abort

Bedeutungen, die der Begriff "düşük" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
düşük yapmak abort v.
düşük yapmak miscarry v.
düşük yapma miscarriage n.
çenesi düşük loquacious adj.
General
(motor vb) en düşük hızda çalışmak turn over v.
(olması gerekenden) düşük seviyede temsil etmek under-represent v.
(olması gerekenden) düşük seviyede temsil etmek underrepresent v.
beklenenden daha düşük performans göstermek underperform v.
daha düşük teklif yapmak underbid v.
düşük fiyat teklif etmek (başkasının önerdiği fiyattan) undercut v.
düşük fiyat vermek (başkasının önerdiği fiyattan) undercut v.
düşük ışıklamak (filmi) underexpose v.
düşük kalmak remain low v.
düşük not almak get low mark v.
düşük not almak get bad marks v.
düşük not almak get poor mark v.
düşük olarak tahmin etmek underestimate v.
düşük olmak be low v.
düşük seviyeye ulaşmak reach a low point v.
düşük su emme ve ışık geçirgenliği özelliği göstermek show low water absorption and translucency properties v.
düşük tahmin etmek underestimate v.
düşük tutmak keep something low (price/quality/pressure) v.
düşük yapmak (for a pregnant woman) have a miscarriage v.
düşük yapmak suffer a miscarriage v.
düşük yapmak miscarry v.
düşük yapmak have a miscarriage v.
düşük yapmak (for a pregnant woman) have a miscarriage v.
düşük yapmak (for a pregnant woman) have an abortion v.
en düşük seviyesinde olmak be at an all-time low v.
en düşük seviyeye ulaşmak bottom out v.
gerekenden düşük fiyat vermek undercharge v.
gerekenden düşük fiyatta teklif etmek undercharge v.
maliyeti düşük tutmak keep costs low v.
maliyeti düşük tutmak keep the cost low v.
omuzları düşük durmak stoop v.
sıcaklığı düşük tutmak keep the temperature down v.
süngüsü düşük olmak be depressed v.
süngüsü düşük olmak mope v.
termostatı daha düşük bir ısıya ayarlamak/sabitlemek set the thermostat at a lower temperature v.
beklenenden daha düşük bir performans sergileme underperforming n.
besin değeri düşük gıdalar junk food n.
bir ürün veya hizmete talebin en düşük olduğu mevsim veya dönem low season n.
çenesi düşük spouter n.
çenesi düşük blab n.
çenesi düşük chatterer n.
çenesi düşük chatterbox n.
çenesi düşük prater n.
çenesi düşük babbler n.
çenesi düşük motormouth n.
çenesi düşük magpie n.
çenesi düşük motor mouth n.
çenesi düşük ihtiyar anecdotage n.
çenesi düşük kimse chatterbox n.
çenesi düşük kimse windbag n.
çenesi düşük kimse windjammer n.
çoğu zaman taşkına uğrayan düşük rakımlı topraklar marsh n.
çok düşük azalma slight reduction n.
çok düşük ücret pittance n.
daha düşük maaşlar lower salaries n.
denizin en düşük çekilme noktasına geldiği durum low water n.
doğal düşük spontaneous abortion n.
durdurulamaz düşük inevitable abortion n.
düşük (doğum) abort n.
düşük alaşımlı low alloy n.
düşük alaşımlı çelik low alloy steel n.
düşük banket soft shoulders n.
düşük basınç underpressure n.
düşük basınçlı kum taşların sondajı drilling depleted sands n.
düşük başarı underachievement n.
düşük bel low rise n.
düşük belli pantolon low cut pants n.
düşük boyutlu topoloji low-dimensional topology n.
düşük cümle grammatically incorrect sentence n.
düşük çeneli gabber n.
düşük çözünürlüklü grafik low resolution graphic n.
düşük değer low value n.
düşük dereceli olma durumu lowliness n.
düşük dereceli tutuşabilirlik low flammability n.
düşük dereceli yanabilirlik low flammability n.
düşük doz low dose n.
düşük faizle alınan para cheap money n.
düşük faizli kredi low interest loan n.
düşük fiyata halı carpet at low price n.
düşük gelir low income n.
düşük gelirli aile hard-up family n.
düşük gelirli aile poor family n.
düşük gelirli aile low-income family n.
düşük gerilim undervoltage n.
düşük göz hooded eyes n.
düşük güçlülük çatışmaları law-intensity conflicts n.
düşük gürültü seviyeli iş yeri low-noise workplace n.
düşük ısı low temperature n.
düşük ısılı çimento low heat cement n.
düşük ışıklama (filmi) underexposure n.
düşük ışıklılık underexposure n.
düşük ihtimal little chance n.
düşük ihtimal minimal chance n.
düşük ihtimal low probability n.
düşük ihtimal the merest chance n.
düşük ihtimal slight chance n.
düşük ihtimal slim chance n.
düşük ihtimal low possibility n.
düşük ihtimal low chance n.
düşük ihtimal slender chance n.
düşük kalite charv n.
düşük kalite charver n.
düşük kalite chav n.
düşük kalite binaların bulunduğu semt tenement district n.
düşük kalite taklit poor imitation n.
düşük kaliteli kireç meager lime n.
düşük kaliteli ve ucuz ürünler low-end goods n.
düşük kalitelilik scrubbiness n.
düşük kalorili dondurma low calorie ice cream n.
düşük karbonlu martensit low carbon martensite n.
düşük kayıplı hat low loss line n.
düşük kızıl sıcaklık low red heat n.
düşük kilometre low-mileage n.
düşük maaşlı iş badly-paid job n.
düşük maaşlı iş low-paid job n.
düşük maliyetli konut low cost housing n.
düşük moral low morale n.
düşük moral shaky morale n.
düşük moral poor morale n.
düşük mukavemetli çelik low strength steel n.
düşük nitelik poorness n.
düşük olarak tahmin etme underreckoning n.
düşük olarak tahmin etme lowball n.
düşük öncelikli program low priority program n.
düşük performans underperformance n.
düşük performans gösteren underperformer n.
düşük performanslı underperformer n.
düşük proteinli diyet low protein diet n.
düşük puan low point n.
düşük rakım low altitude n.
düşük sadakat low fidelity n.
düşük seviyede olma durumu lowliness n.
düşük seviyeli radyoaktif atık low-level radioactive waste n.
düşük seviyeli radyoaktif atık low-level waste n.
düşük sıcaklık low temperature n.
düşük sıcaklık banyosu low temperature bath n.
düşük sıcaklıklar low temperatures n.
düşük skor low score n.
düşük sosyal sınıftaki kişiler pikey n.
düşük sosyoekonomik durum low socio-economical status n.
düşük statü low status n.
düşük statü lower status n.
düşük tansiyon low blood pressure n.
düşük tüketim low consumption n.
düşük ücret politikası low wages policy n.
düşük üretim underproduction n.
düşük voltaj undervoltage n.
düşük voltajlı entegre devreler low voltage integrated circuits n.
düşük yapma (istem dışı) miscarriage n.
düşük yaptıran kimse abortionist n.
düşük yaşam kalitesi poor quality of life n.
eğitim düzeyi düşük (kimse) someone with a low level of education n.
en alt/düşük değer lowest value n.
en düşük akışkanlaşma hızı minimum fluidization velocity n.
en düşük arjantin para birimi austral n.
en düşük derece minimum n.
en düşük düzey rock-bottom n.
en düşük fiyat bedrock price n.
en düşük fiyat the lowest price n.
en düşük nokta rock-bottom n.
en düşük nokta nadir n.
en düşük puan the lowest point n.
en düşük seviye all time low n.
en düşük seviye the lowest level n.
en düşük sıcaklık lowest temperature n.
en düşük ücret bottom wage n.
erken düşük early abortion n.
gerekenden düşük fiyat undercharge n.
hindistan'da en düşük seviyedeki kast mensubu dalit n.
performansı düşük poor performer n.
performansı düşük underperformer n.
standarttan daha düşük ses kalitesine sahip ses/müzik low fidelity n.
standarttan daha düşük ses kalitesine sahip ses/müzik lo-fi n.
star wars'ta kullanılan şarjlı, düşük zekalı robotlar droid n.
temposu düşük bir elektronik müzik türü chill out n.
temposu düşük bir elektronik müzik türü triphop n.
temposu düşük bir elektronik müzik türü downtempo n.
temposu düşük bir elektronik müzik türü downbeat n.
temposu düşük bir elektronik müzik türü chill n.
temposu düşük bir elektronik müzik türü trip-hop n.
zardaki en düşük değer ambsace n.
zardaki en düşük sayı ambsace n.
(olması gerekenden) düşük seviyede temsil edilmiş underrepresented adj.
ahlakı düşük loose adj.
aşırı düşük extremely low adj.
beklenenden daha düşük bir performans sergileyen underperforming adj.
çenesi düşük lippy adj.
çenesi düşük chatty adj.
çenesi düşük talkative adj.
çenesi düşük garrulous adj.
çok düşük low adj.
çok düşük (fiyat/rakam vb) nominal adj.
daha düşük lower adj.
değerinden düşük değer biçilmiş underrated adj.
değerinden düşük fiyat biçilmiş underrated adj.
düşük (fiyat/sıcaklık) low adj.
düşük basınçlı low pressure adj.
düşük değerli low-order adj.
düşük devirli low-speed adj.
düşük dozlu poor adj.
düşük düzeyli low-level adj.
düşük düzeyli low level adj.
düşük güçlü low-power adj.
düşük ısılı low-heat adj.
düşük ışıklı underexposed adj.
düşük ışıklı (film) underexposed adj.
düşük kalite poor quality adj.
düşük kalite sanat eserleri satan low brow adj.
düşük kaliteli cheap adj.
düşük kaliteli tawdry adj.
düşük kaliteli poor graded adj.
düşük kaliteli off-grade adj.
düşük kaliteli poor adj.
düşük kilometre low mileage adj.
düşük kilometrede low mileage adj.
düşük kilometreli low-mileage adj.
düşük kilometreli low mileage adj.
düşük kuvvetli low power adj.
düşük kültürlü low brow adj.
düşük maliyetli low-cost adj.
düşük maliyetli budget friendly adj.
düşük maliyetli low-priced adj.
düşük maliyetli affordable adj.
düşük nitelikli downmarket adj.
düşük nitelikli common adj.
düşük nitelikli down-market adj.
düşük nitelikte jerry-built adj.
düşük nitelikte poor quality adj.
düşük omuzlu stoop shouldered adj.
düşük omuzlu off shoulder adj.
düşük öncelikli back-burner adj.
düşük performanslı poor performer adj.
düşük rakımlı low lying adj.
düşük riskli low risk adj.
düşük rütbede below adj.
düşük rütbeli lowly enlisted adj.
düşük seviyeli low-level adj.
düşük su konsantrasyonunda büyüyebilen xerophilic adj.
düşük talepli zamanlarda kullanılan off-peak adj.
düşük teknoloji low-tech adj.
düşük toleranslı low-tolerant adj.
düşük topuklu low-heeled adj.
düşük vasıflı low skilled adj.
düşük vasıflı common adj.
düşük yakalı decolletee adj.
düşük yaptıran abortive adj.
düşük yaptıran aborsive adj.
düşük-orta low-to-mid adj.
eğitim düzeyi düşük (kimse) undereducated adj.
eğitim düzeyi düşük (kimse) insufficiently educated adj.
eğitim düzeyi düşük (kimse) not well-educated adj.
eğitim düzeyi düşük (kimse) poorly educated adj.
en düşük least adj.
en düşük minimum adj.
en düşük lowest adj.
en düşük (fiyat) last adj.
gerçek değerinden daha düşük bir fiyata satılan underpriced adj.
kadar düşük as low as adj.
kalitesi çok düşük third-rate adj.
kuskunu düşük discredited adj.
maliyeti düşük cost-efficient adj.
omuzları çökük/düşük stooping adj.
omuzları düşük stoop adj.
ortalamadan daha düşük lower-than-average adj.
paçası düşük shabby adj.
süngüsü düşük dejected adj.
süngüsü düşük crestfallen adj.
süngüsü düşük depressed adj.
çenesi düşük bir biçimde chattily adv.
daha düşük miktarlarda in smaller amounts adv.
düşük bir şekilde subduedly adv.
düşük fiyatla at reduced price adv.
olması daha düşük ihtimal less likely adv.
süngüsü düşük under par adv.
Phrases
bunun gibi düşük notlarla with such poor grades
düşük bütçeyle on a tight budget
Colloquial
çenesi düşük muckle-mouth n.
çenesi düşük motor-mouth n.
çenesi düşük long-winded
çok düşük bir ihtimalle olsa da in the unlikely event that something happens
düşük düzey a low ebb
düşük fiyata at low price
düşük fiyata at low cost
düşük kalite low-rent
düşük oran a low ebb
temposu düşük downtempo
Idioms
bir düşük kalite notch below
birine düşük not/puan vermek grade someone down
çenesi düşük can talk the legs off an iron pot
çenesi düşük can talk the hind legs off a donkey
çenesi düşük can talk the hind leg off a donkey
çenesi düşük chatterbox
çenesi düşük olmak can talk the hind legs off a donkey
çenesi düşük olmak can talk the hind leg off a donkey
çenesi düşük olmak run off at the mouth
çenesi düşük olmak have a verbal diarrhea (us)
çenesi düşük olmak have a verbal diarrhoea (brit)
çenesi düşük olmak can talk the legs off an iron pot
çok düşük bir ihtimalle olsa da in the unlikely event of something
çok düşük bir ücrete çalışmak work for a pittance
çok düşük ücret almak get paid peanut
çok düşük ve önemsiz miktar a drop in the bucket
en düşük notu almak (sınav) come bottom
en düşük seviye rock bottom
en düşük seviyede olmak be at its lowest ebb
en düşük seviyede olmak be at a low ebb
kazanma/başarılı olma ihtimalim düşük/zayıf the odds are stacked against me
olabilecek en düşük düzey rock bottom
seçenekler sınırlı/bulma şansı düşük pickings are slim
süngüsü düşük crestfallen
süngüsü düşük olmak have one's tail down
varılabilecek en düşük düzey rock bottom
yıldızı düşük olmak not have a snowball's chance in hell
Speaking
onun kansayımı düşük his blood count is low
Slang
çenesi düşük yappy
düşük kalite cheesy
düşük kaliteli shit house
düşük maaşlı iş mcjob
kalitesi düşük ropey
zayıf/düşük ihtimal slim to none
Trade/Economic
abd'de aile reisinin kadın olduğu, düşük gelirli ailelere yardımı öngören bir hükümet kuruluşu aid for families with dependent children
alım gücü düşük müşterilere hitap eden ürünler downmarket
alış fiyatı veya piyasa fiyatından düşük olanı ile değerleme lower-of-cost-or-market method
asgari ücretten daha düşük yevmiye subminimum rate
avrupa topluluğunun ortak tarım politikası çerçevesinde tarımsal ürünlere uygulanan en düşük fiyat threshold price
az sayıda mal çeşidi bulunduran fakat düşük fiyatlara önem veren bir tür perakende satış kuruluşu category killer store
bağlı ortak ser pay değ düşük allowance for market decline in stock value of subsidiaries
başkalarının teklifinden daha düşük teklif verme underbid
bazı düşük maliyetli malların gerçek değerinden daha yüksek gümrük değer tesbiti minimum valuation
bazı ülke mallarına uygulanan düşük gümrük tarifesi preferential tariff
belirlenen düşük fiyattan kıt bir malın dağıtım yöntemi first come first served
belirli bir sürede en düşük kur bottom asset
belli bir fiyat düzeyinde tüm masrafları karşılayacak en düşük satış hacminin belirlenmesi çalışmaları break-even analysis
bir bankanın değişken faizli varlıklarının toplam varlıklara oranının onun değişken faizli borçlarının toplam borçlarına oranından daha düşük olması durumu negative funds gap
bir hizmetin alım gücü düşük kişiler tarafından kullanılır hale gelmesi residualization
bir hizmetin alım gücü düşük kişiler tarafından kullanılır hale gelmesi residualisation
bir işin yarışma yoluyla en düşük fiyatı teklif edene yaptırılması yöntemi auction by underbidding
bir kimsenin belli bir işi kabul etmesi için ona önerilmesi gereken en düşük ücret acceptance wage
bir kimsenin çalışmayı tercih etmeyeceği en yüksek ve iş piyasasına girmeyi tercih edeceği en düşük ücret reservation wage
bir menkul değerin fiyatında izin verilen en düşük dalgalanma tick
bir yatırım projesinin değerlendirilmesinde kabul edilebilir en düşük getiri oranı cutoff rate
bir yatırım projesinin değerlendirilmesinde kabul edilebilir en düşük getiri oranı hurdle rate
borsada belirlenmiş bulunan en düşük fiyat limit down
büyük alımlarda uygulanan düşük fiyat bulk discount
çok düşük fiyat rock bottom price
çok düşük fiyat knock-out price
çok düşük fiyatla satmak undersell
çok düşük ücret pittance
daha düşük bir fiyat tespit etme roll back
daha düşük fiyat teklif etme underbidding
daha düşük fiyat veren underbidder
dalgalı borç senetlerinin en düşük faizi floating rate bond floor
değeri düşük demerit good
değeri düşük olan hisse senetleri borsası penny stocks
değeri düşük olan hisse senetleri borsası cent stocks
değerinden düşük fiyat underprice
değerinden düşük sigorta ettirmek underinsure
devlet tarafından kurumlara sağlanan vergi indirimi, düşük faizli destek kredisi gibi yardımlar bütünü corporate welfare
duyarlılığı düşük low sensitive costs
düşük arz esnekliği inelastic supply
düşük çevre standartları dolayısıyla ihracatçı ülkede ithalatçı ülkeden daha düşük fiyatla üretilen malın ithali üzerine konulan ek tarife border tax adjustments
düşük döviz kuru low exchange rate
düşük enflasyon low inflation
düşük faiz low interest
düşük faiz oranı low interest rate
düşük faizli kredi soft loan
düşük faizli kredi loan with low interest rate
düşük faizli kredi low interest rate loan
düşük faturalandırma under-invoicing
düşük fiyat rock bottom price
düşük fiyat ruinous price
düşük fiyat low price
düşük fiyat önermek underbid
düşük fiyata at reduced price
düşük fiyata satma underselling
düşük fiyatla at reduced price
düşük fiyatla hizmet sunan havayolu discount carrier
düşük fiyatla hizmet sunan havayolu no-frills carrier
düşük fiyatla hizmet sunan havayolu discount airline
düşük fiyatla hizmet sunan havayolu low-cost airline
düşük fiyatla hizmet sunan havayolu budget airline
düşük fiyatla hizmet sunan havayolu low-cost carrier
düşük fiyatla satmak undersell
düşük fiyatlama underpricing
düşük fiyatlı under-priced
düşük fiyatlı low priced
düşük fiyatlı low-priced
düşük fiyatlı ithal maddeleri low-priced imports
düşük fiyatlı menkul kıymetler low-priced shares
düşük fiyatlı perakendecilik off-price retailing
düşük fiyatlı ülke low priced country
düşük fiyattan satma underpricing
düşük gelir low income
düşük gelir bildirimi understate income
düşük gelir getiren low-yielding
düşük gelir grubu low income group
düşük gelir grubuna yüksek faizle verilen mortgage kredisi subprime mortagage
düşük gelir grubuna yüksek faizle verilen mortgage kredisi sub-prime mortagage
düşük gelir segmenti low income segment
düşük gelirli iş low-paid job
düşük gelirli şehirli profesyoneller poor urban professionals (puppies)
düşük gelirli tüketiciler piyasası downmarket
düşük gelirli tüketiciler piyasası down-market
düşük gelirlilere yüksek faizli kredi second chance lending
düşük gelirlilere yüksek faizli kredi near-prime
düşük gelirlilere yüksek faizli kredi b-paper
düşük gelirlilere yüksek faizli kredi subprime lending
düşük grat low grade
düşük gümrük tarifesi oranı low-tariff rate
düşük istihdam subemployed
düşük işsizlik low unemployment
düşük kaldıraçlama deleveraging
düşük kalite low grade
düşük kalite inferior quality
düşük kalite standardı low grade
düşük kaliteli poor quality
düşük kaliteli low quality
düşük kapasite marginal capacity
düşük kar marjı low profit margin
düşük katma değerli low-value-added
düşük kazançlı low-yielding
düşük kiralı konut low-rent housing
düşük komisyonlu aracı discount broker
düşük likiditeliler liquidity constrained
düşük mal inferior good
düşük mal inferior good
düşük maliyet low cost
düşük maliyetli cost efficient
düşük maliyetli cost-efficient
düşük maliyetli firma low cost firm
düşük maliyetli işgücü low-cost labor
düşük maliyetli işgücü low-cost labour
düşük maliyetli para ile borçlanıp bu tutarı getirisi yüksek paralara yatırmak carry trade
düşük mallar inferior goods
düşük navlun tarifesi ile taşınan kargo gemi tam yükünü alamadığı zamanlarda distress cargo
düşük olmak be low
düşük sıcaklık low temperature
düşük sınır fiyatlaması limit pricing
düşük statülü iş low-status job
düşük tahmin etmek underestimate
düşük takatli gemi low-powered sbip
düşük tasarruf bonosu baby bond
düşük tutardaki giderler petty expenses
düşük ücret ill-pay
düşük ücret ill pay
düşük ücret alan underpaid
düşük ücret ödenen underpaid
düşük ücretle çalışmak sweat
düşük ücretle işçi çalıştıran iş yeri swearshop
düşük ücretli emek pauper labor
düşük ücretli iş low-paying job
düşük ücretli iş low paying job
düşük ücretli işgücü pauper labour
düşük ücretli ülke low wage country
düşük ücretli ülke low-wage country
düşük üretim underproduction
düşük vasıflı işgücü low skilled labour force
düşük verim low yield
düşük verim low productivity
düşük verim poor yield
düşük verim low output
düşük verim low efficiency
düşük verimlilik low productivity
ekonomik kriz nedeniyle işletme faaliyetlerinin en düşük düzeye inmesi bust
en düşük lowest
en düşük minimum
en düşük değer low
en düşük düzey rock bottom
en düşük düzeyde geçim subsistence
en düşük faiz minimum interest
en düşük faiz oranı prime rate
en düşük faiz oranı prime interest rate
en düşük fiyat rock bottom price
en düşük fiyat lowest price
en düşük fiyat minimum price
en düşük fiyat bedrock price
en düşük fiyat prix minimal
en düşük fiyat bottom price
en düşük fiyat düzeyi rock bottom
en düşük geçim düzeyi subsistence level
en düşük geçim oranı minimum of subsistence
en düşük gelir minimum income
en düşük idari maliyet least administrative cost
en düşük maaş minimum salary
en düşük maliyet minimum cost
en düşük maliyetli üretici lowest cost producer
en düşük maliyetli üretici lowest-cost producer
en düşük maliyetli üretim kuralı least-cost production rule
en düşük sıcaklık lowest temperature
en düşük teklif lowest bid
en düşük teklif veren lowest bidder
en düşük ücret minimum wage
en düşük üretim maliyeti kuralı least-cost combination rule
en yüksek ücret ile en düşük ücret arasındaki fark rate range
esnekliği düşük arz inelastic supply
esnekliği düşük talep inelastic demand