deep sea - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

deep sea

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "deep sea" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 5 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
deep sea n. derin deniz
Technical
deep sea n. açık deniz
Marine
deep sea n. derin su
Marine Biology
deep sea n. derin deniz
Geography
deep sea n. açık deniz

Bedeutungen, die der Begriff "deep sea" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 53 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
deep sea steamer n. açık deniz gemisi
deep-sea n. açık deniz
deep-sea diving n. derin su dalgıçlığı
deep-sea exploration n. derin deniz araştırması
deep-sea adj. kıyıdan uzakta
deep-sea adj. derin deniz
Phrases
caught between the devil and the deep blue sea expr. aşağı tükürsen bıyık yukarı tükürsen sakal
caught between the devil and the deep blue sea expr. iki ucu boklu değnek
caught between the devil and the deep blue sea expr. iki arada bir derede
Idioms
between the devil and the deep blue sea v. iki ucu boklu değnek
caught between the devil and the deep blue sea adv. iki ateş arasında
caught between the devil and the deep blue sea adv. kendini iki ateş arasında bulmuş
caught between the devil and the deep blue sea adv. aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
caught between the devil and the deep blue sea adv. iki ucu boklu değnek
caught between the devil and the deep blue sea adv. iki arada bir derede kalma
between the devil and the deep blue sea expr. aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
between the devil and the deep sea expr. iki arada bir derede
between the devil and the deep blue sea expr. iki arada bir derede
caught between the devil and the deep blue sea expr. aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
devil and deep blue sea expr. iki ucu boklu değnek
devil and deep blue sea expr. aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık
devil and deep blue sea expr. iki arada bir derede
devil and deep blue sea expr. iki ateş arasında
Trade/Economic
deep-sea fishing n. açık deniz balıkçığı
deep-sea steamer n. açık deniz gemisi
Politics
deep sea discharge system n. derin deniz deşarj sistemi
Technical
deep sea navigation n. açık deniz seyir bilimi
deep-sea submersible n. araştırma denizaltısı
deep-sea submersible n. derin deniz denizaltısı
deep-sea submersible n. derin deniz aracı
deep-sea submersible n. derinlere dalabilen bilimsel amaçlarla kullanılan denizaltı
deep-sea adj. denizin derin kısımları
Construction
deep sea drilling project n. derin deniz sondaj projesi
Marine
deep sea traders n. açık deniz seferi yapan gemiler
deep sea search n. derin deniz araştırması
deep of the sea n. denizin derinliği
deep-sea n. deniz veya başka su kütlelerinin daha derin kısımlarında gerçekleştirilen balıkçılık veya dalgıçlık
deep sea search n. derinde araştırma
deep-sea voyage n. uzak deniz yolcuğu
deep-sea captain n. uzak sefer kaptanı
deep-sea adj. dip deniz
Marine Biology
deep-sea fish n. derindeniz balığı
deep sea fish n. derin deniz balığı
deep sea perch n. turuncu imparator balığı
Environment
deep sea outfall system n. derin deniz deşarj sistemi
Geography
deep-sea fishing n. açık deniz balıkçılığı
deep-sea fishing n. derin deniz balıkçılığı
Geology
deep-sea trench n. derin-deniz hendeği
deep-sea drilling programme n. derin-deniz sondaj programı
deep-sea trench n. derin-deniz çukuru
deep-sea fan n. derin-deniz yelpazesi
British Slang
deep sea diver n. beş pound
deep sea diver n. 5