gerçek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

gerçek



Bedeutungen von dem Begriff "gerçek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 89 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
gerçek truth n.
gerçek authentic adj.
gerçek true adj.
gerçek genuine adj.
gerçek actual adj.
gerçek real adj.
General
gerçek verity n.
gerçek reality n.
gerçek sooth n.
gerçek veracity n.
gerçek veritas n.
gerçek substance n.
gerçek lowdown n.
gerçek actuality n.
gerçek troth n.
gerçek the real mccoy n.
gerçek the true n.
gerçek the real n.
gerçek fact n.
gerçek gospel n.
gerçek low-down n.
gerçek honest-to-goodness n.
gerçek essence n.
gerçek genuineness n.
gerçek actualité [french] n.
gerçek rightful adj.
gerçek original adj.
gerçek substantial adj.
gerçek substantive adj.
gerçek simon-pure adj.
gerçek pucka adj.
gerçek proper adj.
gerçek bona fide adj.
gerçek tangible adj.
gerçek serious adj.
gerçek essential adj.
gerçek earnest adj.
gerçek candid adj.
gerçek sterling adj.
gerçek positive adj.
gerçek echt adj.
gerçek disillusioned adj.
gerçek literal adj.
gerçek factual adj.
gerçek intrinsic adj.
gerçek very adj.
gerçek leal adj.
gerçek right adj.
gerçek truthful adj.
gerçek solid adj.
gerçek pukka adj.
gerçek exact adj.
gerçek unfeigned adj.
gerçek dinkum adj.
gerçek virtual adj.
gerçek veritable adj.
gerçek sincere adj.
gerçek veracious adj.
gerçek real adj.
gerçek effective adj.
gerçek honest-to-god adj.
gerçek full-fledged adj.
gerçek straight-out adj.
gerçek verdicial adj.
gerçek actualistic adj.
gerçek subsistent adj.
gerçek fact-based adj.
gerçek absolute adj.
gerçek for real adv.
Colloquial
gerçek case n.
gerçek trilly
Slang
gerçek fair dinkum
gerçek rizzle (rap slang)
Trade/Economic
gerçek actual targeting
gerçek tangibles
gerçek effective tax rate
gerçek actual
gerçek substantial
Law
gerçek factual
gerçek fact
gerçek virtual
gerçek bona fide
Politics
gerçek achievable
Technical
gerçek genuine
gerçek fact
gerçek truth
Math
gerçek real
Archaic
gerçek trew
gerçek trewe

Bedeutungen, die der Begriff "gerçek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
gerçek olmayan unreal adj.
gerçek kuvveti olan virtual adj.
General
gerçek yüzünü açığa vurmak throw off one's mask v.
gerçek anlamından saptırmak distort v.
örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi) belie v.
gerçek olduğunu gizlemek belie v.
mitlerin gerçek olay veya kişiler üzerine kurulduğunu ileri süren teoriyle açıklamak euhemerize v.
gerçek kişiliğini ortaya çıkarmak unmask v.
gerçek değerinden az değer vermek undervalue v.
gerçek kimliğini gizleyerek girmek (örgüt, kuruluş vb'ne) infiltrate v.
gerçek yüzünü görmek unmask v.
gerçek değerinden az değer vermek underrate v.
gerçek değerinin altında paha biçmek underestimate v.
gerçek aşkı bulmak find true love v.
rüyaları gerçek olmak (one's) dreams be fulfilled v.
gerçek aşkı aramak search for true love v.
gerçek aşkı aramak seek true love v.
hayallerini gerçek kılmak make one's dream come true v.
(gerçek duygu/düşüncelerini) gizlemek dissemble v.
(gerçek duygularını) gizlemek dissemble v.
küçültüp gerçek boyutlarına döndürmek cut down to size v.
gerçek olmak come true v.
gerçek anlamından saptırmak wrest from the true meaning v.
ciddi/gerçek bir salgına dönüşmek escalate into a real epidemic v.
kabuslar gerçek olmak nightmares become real v.
gerçek arkadaşlar bulmak find true friends v.
bir şeye gerçek değerinden fazla ödemek pay more for something than it is really worth v.
bir şeye gerçek değerinden daha fazla ödemek pay more for something than it is really worth v.
onarım bedeli gerçek değerinden yüksek olmak be beyond economic repair v.
gerçek nedenini bulmak ya da tanımlamak pinpoint v.
gerçek dışı/hatalı rapor vermek misreport v.
rüyaları gerçek olmak dreams come true v.
mitlerin gerçek olay veya kişiler üzerine kurulduğunu ileri süren teoriyle açıklamak euhemerise v.
gerçek kimliğini açıklamak reveal one's true identity v.
gerçek kimliğini söylemek reveal one's true identity v.
gerçek dünyaya odaklanmak focus real-world v.
gerçek silah very pistol n.
gerçek deri real leather n.
salt gerçek the naked truth n.
gerçek lezzet full flavour n.
gerçek aşk true love n.
gerçek duygu soul n.
gerçek yüz color n.
gerçek dışılık falsehood n.
yarı gerçek half truth n.
gerçek durum fact n.
edebiyatta gerçek truth in literature n.
gerçek köknar silver fir n.
gerçek değerinin altında paha biçme underestimate n.
gerçek anlam spirit n.
gerçek damga true seal n.
gerçek sonuç the bottom line n.
gerçek savaş shooting war n.
gerçek renk birimi true color unit n.
algılanan gerçek perceived reality n.
gerçek olmama unreality n.
gerçek kimliğini gizleyerek girme (örgüt/kuruluş vb'ne) infiltration n.
herkesçe bilinen gerçek truism n.
gerçek kuzey true north n.
gerçek kedi true cat n.
gerçek anlam real meaning n.
gerçek ıstakoz true lobster n.
gerçek alan actual domain n.
gerçek sayılar real numbers n.
olgusal gerçek fact n.
gerçek virüs true bug n.
gerçek değer substantiality n.
gerçek anlamı dışında kullanılan sözler cant n.
gerçek bakteri true bacteria n.
içinde gerçek payı olan kısa alegorik hikaye parable n.
gerçek süet real suede n.
gerçek yükseklik corrected altitude n.
gerçek değer real value n.
gerçek anlam value n.
negatif gerçek mantık negative true logic n.
bilinen gerçek truism n.
asıl gerçek gospel n.
gerçek kurbağa true frog n.
spartalının gerçek adı lacedaemon n.
gerçek güney true south n.
gerçek ismini saklama anonymity n.
gerçek sinek yakalayıcı true flycatcher n.
gerçek anlamından saptırma distortion n.
gerçek eklem bacaklılar earthropoda n.
gerçek ifade true statement n.
gerçek lezzet full flavor n.
gerçek hayat hikayesi real life story n.
gerçek şey the real thing n.
hukuk ve gerçek law and fact n.
acı gerçek a home truth n.
asıl gerçek gospel truth n.
bilinen gerçek common knowledge n.
gerçek yüz colour n.
gerçek dışılık delusiveness n.
gerçek bir fark a positive difference n.
gerçek hayat real life n.
gerçek değerinin altında paha biçme lowball n.
gerçek değerinin altında paha biçme underreckoning n.
gerçek renk true color n.
gerçek dışılık insubstantiality n.
gerçek ve geçici özellikler intrinsic and extrinsic properties n.
gerçek deri genuine leather n.
gerçek mesleği one's true vocation n.
gerçek yüzü real face n.
işin gerçek yüzü nitty gritty n.
kanıtlanmış gerçek substantiated truth n.
kanıtlanmış gerçek proven truth n.
genel gerçek general truth n.
gerçek veri actual data n.
gerçek değer net value n.
çıplak gerçek naked fact n.
çıplak gerçek bare fact n.
çıplak gerçek gospel truth n.
çıplak gerçek naked truth n.
gerçek zamanlı otomatik haritalama sistemi automatic real-time mapping system n.
yarı gerçek half-truth n.
gerçek zamanlı bilgi işlem real-time data processing n.
gerçek kültür true-real culture n.
gerçek zamanlı sayısal kontrol real-time numerical control n.
gerçek zamanlı programlama real-time programming n.
gerçek zamanlı kontrol real-time control n.
gerçek zamanlı kontrol sistemleri real-time control systems n.
gerçek zamanda hava radyoaktivitesi gözlemi real-time air monitoring n.
gerçek dünya sahnesi real world scene n.
anımsanmaktan kaçınılan akla geldikçe üzüntü veren gerçek home truth n.
acı ama gerçek home truth n.
bir büyüklüğün gerçek değeri true value of a quantity n.
gerçek mermi a real bullet n.
gerçek kurşun a real bullet n.
gerçek mermi real bullet n.
gerçek kurşun real bullet n.
gerçek ve doğru görünüm true and fair view n.
gerçek kişi natural person n.
bilimsel gerçek scientific truth n.
bilimsel gerçek scientific fact n.
ilahi gerçek divine truth n.
fiili gerçek durumlar factual circumstances n.
su götürmez gerçek crystal-clear fact n.
gerçek dışılıklar unrealities n.
gerçek sevgi real love n.
gerçek aşk real love n.
gerçek arkadaş real friend n.
tartışmasız bir gerçek an indisputable fact n.
tartışmasız bir gerçek an indisputable truth n.
görünür gerçek the apparent truth n.
zahiri gerçek the apparent truth n.
görünen gerçek the apparent truth n.
bilinen bir gerçek a known fact n.
gerçek zamanlı tartışma real time discussion n.
yalın gerçek simple fact n.
sorunun gerçek nedeni the true cause of the trouble n.
gerçek gizem real mystery n.
üzücü gerçek sad truth n.
gerçek dünya the real world n.
gerçek silah real gun n.
gerçek dünyada yaşayan aklı başında bir insan a rational person living in the real world n.
basit bir gerçek a simple fact n.
kör gerçek the blunt fact n.
yalın gerçek cold fact n.
somut gerçek cold fact n.
gerçek dostlar real friends n.
gerçek arkadaşlar real friends n.
arazinin gerçek değeri the true value of the land n.
gerçek arkadaş true friend n.
gerçek dost true friend n.
kaçınılmaz gerçek unavoidable fact n.
birinin gerçek ailesi one’s real parents n.
inkar edilemez gerçek hard fact n.
aksi kanıtlanamaz gerçek hard fact n.
gerçek karakter real character n.
gerçek hikaye true story n.
gerçek bilgi true information n.
gerçek provalı tatbikat mock drill n.
inkar edilemez bir gerçek an undeniable fact n.
salt gerçek absolute fact n.
acı gerçek grim reality n.
gerçek menşei actual origin n.
gerçek ilişki real relationship n.
gerçek dünya real world n.
gerçek bir fırsat a real opportunity n.
gerekçelendirilmiş gerçek inanç justified true belief n.
gerçek boyutlu manken/model/maket life-size dummy n.
gerçek mermi live rounds n.
gerçek basınç real pressure n.
gerçek baskı real pressure n.
gerçek kahramanlar real heroes n.
gerçek sipariş actual order n.
gerçek aşıklar true lovers n.
gerçek boyut real size n.
gerçek bir hikaye a true story n.
gerçek kişi physical person n.
gerçek deri kemer genuine leather belt n.
gerçek ortam real environment n.
gerçek kimlik real identity n.
gerçek teşhis true diagnosis n.
acı gerçek harsh reality n.
gerçek özgürlük real freedom n.
acı gerçek hard reality n.
gerçek anlam literal meaning n.
acımasız gerçek cruel reality n.
gerçek başarı real success n.
gerçek olay real event n.
gerçek hayata benzeyen realistic n.
gerçek hayat reality n.
gerçek olay reality n.
gerçek kuvveti olan virtual adj.
gerçek olmayan chimerical adj.
gerçek olmayan insubstantial adj.
gerçek hayatta olduğu gibi true to life adj.
gerçek dışı unrealistic adj.
gerçek deliller yerine tahminlere dayanan suppositious adj.
gerçek dışı fanciful adj.
gerçek dışı unreal adj.
gerçek dışı delusive adj.
gerçek dışı unsubstantial adj.
gerçek olmayan notional adj.
gerçek olmayan virtual adj.
çıplak (gerçek) unvarnished adj.
gerçek payı çok az olan farfetched adj.
gerçek dışı insubstantial adj.
gerçek olmayan ostensible adj.
gerçek olmayan irreal adj.
gerçek değerinden daha düşük bir fiyata satılan underpriced adj.
gerçek hayatta rastlanamayacak larger than life adj.
gerçek hayatta rastlanamayacak bigger than life adj.
gerçek olmayan imaginary adj.
gerçek olmayan fictitious adj.
gerçek bir full-blooded adj.
gerçek zaman real-time adj.
gerçek gibi real-like adj.
gerçek değil untrue adj.
gerçek gibi lifelike adj.
gerçek ve kanuni true and legal adj.
gerçek ve yasal true and legal adj.
gerçek olmuş actualised adj.
gerçek olmuş actualized adj.
en gerçek the realest adj.
gerçek boyutlu life-sized adj.
gerçek boyutlu life-size adj.
gerçek boyutlu full-size adj.
gerçek boyutlu lifesize adj.
gerçek ötesi post-truth adj.
gerçek-sonrası post-truth adj.
gerçek-ötesi post-truth adj.
post-gerçek post-truth adj.
gerçek ötesi veya hakikat sonrası post-truth adj.
gerçek dışı phantasmatic adj.
gerçek dışı aeriform adj.
gerçek dışı airy adj.
gerçek hayatta yaşanan real-life adj.
gerçek hayatta olan real-life adj.
gerçek olarak genuinely adv.
gerçek olarak veraciously adv.
gerçek anlamda in real terms adv.
rüyalarda bile gerçek olmayacak beyond somebody's wildest dreams adv.
gerçek şu ki as a matter of fact adv.
şu bir gerçek ki as a matter of fact adv.
gerçek zamanlı olarak real-timely adv.
gerçek hayatta in real life adv.
gerçek şu ki to be truthful adv.
gerçek zamanda in real time adv.
gerçek anlamıyla literally adv.
gerçek şu ki the truth is that conj.
gerçek şudur ki the fact is that conj.
gerçek bu there it is interj.
gerçek yada detaylar fact or details
Phrasals
(bir şeyi) (doğru, gerçek, cevap vb) olarak düşünmek/kabul etmek take (something) to be (something) v.
gerçek düşüncelerini gizlemek act a part
gerçek amacını saklamak act a part
Phrases
şu bir gerçek ki to tell the truth
gerçek şu ki to tell the truth
gerçek hayatta olduğu gibi as in real life
gerçek hayatta olduğu gibi as it is in real life
gerçek şu ki the reality is that
gerçek olaylardan esinlenilmiştir inspired by true events
gerçek bir hikayeden esinlenilmiştir inspired by a true story
bir şeyin gerçek yüzü the true face of something
bu gerçek bir hikayedir this is a true story
gerçek şu ki the fact that
doğru veya gerçek olarak görülen ya da kabul edilen bir şey given
gerçek olaylara dayanmaktadır based on actual events
gerçek olaylara dayanmaktadır based on true events
gerçek hayatta in real life (irl)
sadece bu gerçek nedeniyle eo ipso (by that fact alone)
gerçek güç kişinin içinden gelir true strength comes from within
gerçek güç kişinin içinden gelir real strength comes from within
Proverb
gerçek geciktirilmeyi sevmez truth hates delay
her şakada bir gerçek payı vardır there is many a true word spoken in jest
her şakanın altında bir gerçek yatar there is many a true word spoken in jest
gerçek aşkın yolu engebelidir course of true love never did run smooth
gerçek kurgudan daha şaşırtıcıdır truth is stranger than fiction
gerçek kurgudan daha şaşırtıcıdır fact is stranger than fiction
her şakada bir gerçek payı vardır many a true word is spoken in jest
her şakada bir gerçek payı vardır there's many a true word spoken in jest
aşk; ideal olan, evlilik; gerçek olandır love is an ideal thing, marriage is a real thing
gerçek bir dost, nimetlerin en büyüğüdür a true friend is the greatest of all blessings
gerçek er veya geç ortaya çıkar truth will out
gerçek ne kadar büyükse bühtan da o kadar büyük olur the greater the truth the greater the libel
acı bir gerçek tatlı bir yalandan daha inciticidir the greater the truth the greater the libel
mütevazı olma gerçek sanırlar ıf you have it flaunt it
gerçek seni özgür kılar the truth shall set you free
gerçek güzellik içtedir true beauty lies within
Colloquial
gerçek şey real mccoy n.
gerçek şey real stuff n.
gerçek şey real thing n.
gerçek cehennem living hell
gerçek yaşamda in the flesh
gerçek değerini vermek do-well by
gerçek şu ki in point of fact
şu bir gerçek ki actually
gerçek şu ki in fact
şu bir gerçek ki in fact
şu bir gerçek ki in point of fact
gerçek hayatta olduğu gibi like in real life
tam da gerçek hayatta olduğu gibi just as in real life
tam da gerçek hayatta olduğu gibi just like in real life
hayalleriniz gerçek olsun let your dreams come true
gerçek hayat sırça köşkün dışındadır life begins at the end of your comfort zone
gerçek hayatta karşılaştık mı hiç? have we ever met in real life?
gerçek hayatta tanıştık mı hiç? have we ever met in real life?
yalan mı gerçek mi? lie or true?
gerçek şu ki truth is
gerçek bir çaba sarf etmek put forth the effort
gerçek cehennem a living hell
ve gerçek de bu and that's a fact
ve bu da gerçek and that's a fact
gerçek bir kahraman a real hero
gerçek bir yetenek a true talent
patronu olan gerçek bir iş a real job with a boss
gerçek bir iş a real job
gerçek hayatta in reality
gerçek mermi live round
gerçek aşkım my lobster
beni çimdikle bu gerçek olamaz stall me out
Idioms
gerçek olarak kabul etmek take something as read [brit] v.
gerçek arkadaş kara günde belli olur. a friend in need is a friend indeed
gerçek gücünü göstermemek pull one's punches
inkar edilmez gerçek stubborn fact
değiştirilmez gerçek stubborn fact
yadsınamaz gerçek stubborn fact
gerçek kimliğini göstermek show one's true colours
gerçek yüzünü göstermek show one's true colours
gerçek nedeni anlamak come out in the wash
hoş olmayan gerçek a home truth
gerçek rengini belli etmek show one's horns
gerçek sınırını aşmak draw the longbow
kişinin gerçek kişiliğini anlamak get one's number
gerçek amacını gizlemek pull the wool over someone's eyes
gerçek aşkı someone's one and only
rahatsız edecek kadar doğru veya gerçek close to the bone
en gerçek dışı rüyaların bile ötesinde beyond your wildest dreams
en gerçek dışı rüyaların bile ötesinde beyond one's wildest dreams
sorunun gerçek nedeni where the shoe pinches
yıkıma uğramak (hem gerçek anlamıyla hem de mecazi anlamda) go under the wrecking ball
gerçek yüzü ortaya çıkmak show one's true color
rahatsız edecek kadar doğru veya gerçek near the bone
gerçek yüzünü/yüzlerini göstermek show somebody in their true colors
gerçek yüzünü/yüzlerini göstermek show somebody in their true colours
acı gerçek the sad truth
gerçek cehennem hell on earth
gerçek dışı all my eye and betty martin
gerçek niyetini belli etmek show one's true colors
gerçek olamayacak kadar iyi too good to be true
yadsınamaz gerçek the gospel truth
gerçek kabul etmek take something as gospel truth
gerçek kabul etmek accept something as gospel truth
görmezden gelinen aşikar gerçek elephant in the room
birinin gerçek yüzünü görmek see someone for what one is
birinin gerçek yüzünü görmek see someone for what one really is
gerçek gücünü/zekasını vb. göstermek show (somebody) what you are made of
çıplak gerçek the stark truth
acı gerçek ugly truth
Speaking
gerçek bu but there it is
acı ama gerçek sad but true
gerçek değerini vermek do justice
gerçek bir olaya dayanmaktadır based on a true story
acı gerçek the harsh truth
hepsi senin kafanda (hepsi gerçek olmayan senin hayal ettiğin şeyler) it is all in your head
onlar gerçek(tir) they are real
benim tek gerçek arkadaşım my only real friend
gerçek aşkım my real love
gerçek olduğunu nereden bileyim? how do i know this is real?
gerçek olmalılar they must be real
gerçek gibi duruyorlar they look real
gerçek hayatta ne iş yapıyorsunuz? what do you do in the real world?
hayatımın gerçek hikayesi the real story of my life
gerçek adın ne? what's your real name?
gerçek ismin ne? what's your real name?
gerçek bir iş bulacağım i will get a real job
bu gerçek ismim değil it's not my real name
artık neyin gerçek olduğunu anlayamıyorum i can't tell what's real anymore
artık neyin gerçek olduğunu bilmiyorum i don't know what's real anymore
artık neyin gerçek olduğunu bilemiyorum i don't know what's real anymore
gerçek annem my real mother
gerçek babam my real father
umarım bu gerçek değildir i hope it's not real
dileğim gerçek oldu my wish came true
gözlerin gerçek mi lens mi? are your eyes real or contacts?
göğüslerin gerçek mi? are your boobs real?
tabi ki, burada birkaç arkadaşım var, ancak gerçek bir arkadaşım yok of course, i have a few friends here, but i don't have a true friend
bunlar senin gerçek fotoğrafların mı? are these your real photos?
bu gerçek saçınız mı? is that your real hair?
Slang
vitrinde mağazada bulunmayan malların ve bunlara ait gerçek dışı fiyatların lanse edilip müşterinin kandırılması bait and switch
gerçek dışı hikaye airy fairy
gerçek bir gangster an original gangster
Trade/Economic
gerçek olmayan kar payı shame dividend
gerçek getiri oranı realized rate of return
gerçek olmayan satış değeri wash value
gerçek alış verişle ilgili olmayarak bir kimse lehine düzenlenen kısa vadeli bono accommodation bill
gerçek verim effective yield
gerçek kişi mülkiyetindeki işletmeler individual proprietorship
gerçek kişiler natural persons
gerçek mal real good
gerçek olmayan satış wash sale
gerçek şahıs real person
gerçek olmayan işlem wash transaction
gerçek ya da tüzel kişi body
gerçek kişi natural entity
gerçek gelir real income
taahhüt edilen emeklilik gelirlerinin bugünkü gerçek değeri actuarial present values of promised retirement benefits
gerçek ve tarafsız true and fair
gerçek değil spurious
gerçek zamanlı veri real time data
gerçek değer muhasebesi fair value accounting
gerçek masraf outlay cost
gerçek yedek true reserve
gerçek yansıma effective incidence
gerçek sübvansiyon ödemesi actual subsidy payment
gerçek fiyat real price
gerçek işgücü actual labor force
gerçek olmayan mali varlıklar national financial assets
bazı düşük maliyetli malların gerçek değerinden daha yüksek gümrük değer tesbiti minimum valuation
gerçek maliyet historical cost
defterlere geçirilecek gerçek kayıtlar original entry
gerçek talep real demand
gerçek şahıs physical person
gerçek ve standart maliyet arasındaki fark cost variance
iki firmanın birleşmesi sonrası hissedarların sahip oldukları hisseler için gerçek bedeli isteme hakkı appraisal rights
kur risklerine karşı korunmanın gerçek maliyeti real cost of hedging
gerçek kimlik actual self
gerçek kişi real person
gerçek vergi real tax
hisselerin gerçek değerinin altında olması under valued
gerçek maliyet real cost
gerçek zamanlı veriler real time data
gerçek ücret real wage
gerçek şahıs natural person
gerçek varlık genuine asset
gerçek ya da esas değer intrinsic value
gerçek gelir yerine presumptive income
gerçek kazanç real earnings
gerçek maliyetler real costs
gerçek maliyetler real cost
malın gerçek fiyatı real price
gerçek kişi natural person
konvansiyonel gerçek değer conventional true value (of a quantity)
gerçek değer (ölçülen büyüklüğün) true value (of a quantity)
gerçek olmayan kar illusionary profit
(defterlere geçen) gerçek kayıt original entry
gerçek değer actual value
gerçek maliyet actual cost
gerçek verim actual efficiency
gerçek yatırım actual investment
gerçek yatırım real investment
gerçek ücret real wages
gerçek fatura final invoice
gerçek kambiyo real exchange
gerçek değer objective value
gerçek maliyet original cost
gerçek stok real stock
gerçek varlıklar genuine assets
gerçek piyasa değeri just value
gerçek para real money
gerçek değer good value
gerçek değer intrinsic value
gerçek değer real value
gerçek giderler exact charges
gerçek iskonto true discount
gerçek kopya true copy
gerçek yük live weight
gerçek zamanlı teklif real-time offer
gerçek zaman bilgileri real-time information
gerçek kur current exchange rate
gerçek fiyat effective price
gerçek cari işlem bona fide current transaction
gerçek değerle hesap edilen değer arasındaki fark incorporates
bir ticari senedin gerçek hamili holder in due course
gerçek altın şartı gold coin clause
gerçek aktifler genuine assets
gerçek altın şartı gold value clause
gerçek pasifler genuine liabilities
gerçek tam kayıp actual total loss
gerçek kayıt original entry
malın doğru ve gerçek teslimi üzerine on right and true delivery of the cargo
gerçek şart true condition
gerçek indirim true discount
gerçek ihtiyat true reserve
gerçek dara actual tare
gerçek kazançlar actual earnings
gerçek faiz true interest