if you - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

if you



Bedeutungen, die der Begriff "if you" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 485 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Phrases
If you always do what you've always done, you will always get what you've always got hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin
If you lie down with the devil, you will wake up in hell şeytanla sevişirsen cehennemde uyanırsın
if you can't measure it ölçemiyorsan yönetemezsin
if you do what you’ve always done, you’ll get what you’ve always got hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin
if you don't mind me saying sormamda sakınca yoksa
if you don't mind me saying söylememde bir sakınca yoksa
if you don't mind me saying sormamda bir sakınca yoksa
if you haven't already done so henüz yapmadıysanız
if you haven't done so yet henüz yapmadıysanız
if you run low elindekiler tükenirse
if you run low elindekiler azalırsa
if you run low elindeki azalırsa
if you want to go big, stop thinking small büyük işler yapmak istiyorsan küçük düşünme
if you want to go big, stop thinking small büyük işler yapmak istiyorsan küçük düşünmeyi bırak
what if i told you ne söylesem
Proverb
If at first you don't succeed try try and try again (ilkinde başaramazsan) denemekten vazgeçme
If at first you don't succeed try try and try again pes etme
If you can't beat 'em, join 'em! eğer onları yenemiyorsan o zaman onlara katıl!
If you can't beat them, join them! eğer onları yenemiyorsan o zaman onlara katıl!
If you can't lick 'em, join 'em eğer onları yenemiyorsan o zaman onlara katıl
If you don't make mistakes you don't make anything hiçbir şey yapmazsan hata da yapmazsın
If you don't make mistakes you don't make anything hata yapmıyorsan hiçbir şey yapmıyorsun demektir
if you bow at all bow low bir işi yapıyorsan layıkıyla/tam yap
if you buy cheaply, you pay dearly ucuz etin yahnisi yavan olur
if you can't beat them, join them bükemediğin bileği öpeceksin
if you can't lick 'em, join 'em bükemediğin bileği öpeceksin
if you fly with the crows, you get shot with the crows kargayla uçan mezara, kartalla uçan saraya gider
if you fly with the crows, you get shot with the crows kargayla uçan leşe, şahinle uçan ete konar
if you have a hammer, everything looks like a nail çekiç elindeyse her şey çivi olur
if you lie down with dogs you will rise up with fleas üzüm üzüme baka baka kararır
if you lie down with dogs you will rise up with fleas körle yatan şaşı kalkar
if you play with fire, you get burned ateşle oynarsan yanarsın
if you run after two hares you will catch neither aynı anda iki şeyi birden yapmak için çabalarsan ikisinden de olursun
if you run after two hares you will catch neither iki karpuz bir koltuğa sığmaz
if you want a man to work well feed him first aç ayı oynamaz
if you want a thing done well do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want a thing done well do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want peace, prepare for war eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan
if you want peace, you must prepare for war eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan
if you would be well served bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you would be well served kendi ununu kendin öğüt
if you would be well served, serve yourself işinin iyi görülmesini istiyorsan, kendi işini kendin gör
Colloquial
(if you) excuse me izninle
(if you) excuse me izninizle
find it if you can bul bulabilirsen
if you can't stand the heat get out of the kitchen! beceremiyorsan, bırak!
not if I see you first eğer daha önce ben seni görmezsem
not if I see you sooner eğer daha önce ben seni görmezsem
Idioms
as if you own the place sanki babasının dükkanı/yeri (gibi)
damned if you do damned if you don't aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık
if it was a snake it woulda bit you çok yakınında
if it was a snake it woulda bit you burnunun dibinde
if it was a snake it woulda bit you yanıbaşında
if it was a snake it woulda bit you hemen dibinde
if you can help it mecbur kalmadıkça/olmadıkça
if you can't be good be careful (eğer) uslu duramayacaksan,(o zaman) dikkatli ol (davran)
if you don't like it, lump it beğensen de bir beğenmesen de
if you don't like it, you can lump it beğensen de bir beğenmesen de
if you give him cloth, he'll ask for the lining yüz verirsen astarını da ister
if you had your druthers size kalsa
if you had your druthers sana kalsa
if you had your druthers sen olsan
if you had your druthers siz olsanız
if you lie down with dogs you will get up with fleas körle yatan şaşı kalkar
if you lie down with dogs you will get up with fleas itle yatan bitle kalkar
if you pay peanuts you get monkeys ne kadar ekmek o kadar köfte
if you want to point a finger suçlayacak birini arıyorsan
if you would indulge me müsaade ederseniz
not if you can help it mecbur kalmadıkça/olmadıkça
not know if you are coming or going ne yapacağını bilmemek
wouldn't know something if it hit you in the face yüzüne çarpsa tanımazsın/farkına varmazsın
wouldn't know something if you fell over one üzerine düşsen tanımazsın/farkına varmazsın
Speaking
call me if you need anything eğer bir şeye ihtiyacınız olursa beni arayın
call me if you need anything bir şeye ihtiyacın olursa beni ara
call us if you need us bize ihtiyaç duyarsanız aramanız yeterli
do you care if I join you? size katılabilir miyim?
do you care if I join you? size katılmamda bir sakınca var mı?
do you care if i join you? size katılabilir miyim?
do you care if i join you? sana katılabilir miyim?
do you mind if rica etsem
do you mind if I call you? sana böyle hitap edebilir miyim?
do you mind if I call you? size böyle hitap edebilir miyim?
do you mind if I help you? sana yardım etmemde bir sakınca var mı?
do you mind if I help you? sana yardım edebilir miyim?
do you mind if I help you? sana yardım etsem olur mu?
do you mind if I join you? size katılabilir miyim?
do you mind if I join you? size katılmamda bir sakınca var mı?
do you mind if I sit here? bir sakıncası yoksa buraya oturabilir miyim?
do you mind if I sit here? buraya oturmamın bir sakıncası var mı?
do you mind if i sakıncası var mı
do you mind if i mahzuru var mı
do you mind if i ask? sormamda sakınca var mı?
do you mind if i have a couple of minutes alone with him/her? onunla birkaç dakika yalnız kalmamın bir mahsuru var mı?
do you mind if i have a couple of minutes alone with him/her? onunla birkaç dakika yalnız kalmam mümkün mü?
do you mind if i join you? sana katılabilir miyim?
do you mind if i join you? size katılabilir miyim?
do you mind if i sit here? burada oturmamda bir sakınca var mı?
do you mind if i sit? oturmamın sakıncası var mı?
do you mind if i sit? sakıncası yoksa oturabilir miyim?
do you mind if i...? sakıncası var mı?
do you mind if we see her room? odasını görmemizde bir mahsur var mı?
do you mind if we see her room? odasını görmemizin bir mahsur var mı?
don't roll the dice if you can't pay the price adımını atmadan önce iyi düşün
don't roll the dice if you can't pay the price sonuçlarını göze alamayacağın işe kalkışma
don't roll the dice if you can't pay the price boyundan büyük işlere kalkışma
even if you choose to run from it ondan kaçmayı seçseniz bile
even if you forget me beni unutsan bile
how'd you like it if somebody did the same to you? aynı şey sana yapılsa nasıl hissederdin?
I don't care if you come or not gelmezsen gelme
I don't know if you are the right person for this position bu görev için doğru kişi olup olmadığından emin değilim
I would be glad if you answer me cevap veri̇rseni̇z sevi̇ni̇ri̇m
If at first you don't succeed (ilkinde başaramazsan) denemekten vazgeçme
If at first you don't succeed pes etme
If there's anything you need don't hesitate to ask herhangi bir isteğiniz/ihtiyacınız varsa sormaktan çekinmeyin
If you believe that, you'll believe anything! gel de inan!
If you believe that, you'll believe anything! buna çocuk bile inanmaz!
If you can't beat 'em, join 'em! eğer onları yenemiyorsan, onlara katıl!
If you can't beat them, join them! eğer onları yenemiyorsan, onlara katıl!
If you don't mind umarım senin için bir sakıncası yoktur
If you don't mind umarım sizin için bir sakıncası yoktur
If you don't see what you want just ask bir isteğiniz olursa çekinmeden sorabilirsiniz
If you don't see what you want just ask for it bir isteğiniz olursa çekinmeden sorabilirsiniz
If you don't see what you want please ask bir isteğiniz olursa çekinmeden sorabilirsiniz
If you don't see what you want please ask for it bir isteğiniz olursa çekinmeden sorabilirsiniz
If you have any thing to say eğer söyleyecek bir şeyin varsa
I'll be glad if you can help me yardımcı olabilirseniz sevinirim
I'll be very offended if you don't come eğer gelmezseniz çok gücenirim
I'll scratch your back if you scratch mine seni beni kolla ben seni kollayayım
I'll scratch your back if you scratch mine sen beni kollarsan ben de seni kollarım
I'm sorry if I bothered you rahatsız ettiysem özür dilerim
I'm sorry if I hurt you seni kırdıysam özür dilerim
i cannot help you if i don't understand what you are talking about tam olarak neden bahsettiğini bilmeden sana yardım edemem
i don't know if you heard duydun mu bilmiyorum
i don't know if you noticed farkında mısınız bilmiyorum ama
i don't know if you noticed fark ettin mi bilmiyorum ama
i was just wondering if you knew anything about that bununla ilgili bir şey biliyor musun diye merak etmiştim
i was wondering if you could help me? bana yardımcı olabilir misiniz acaba?
i will be glad if you answer my question sorumu cevaplarsanız sevinirim
i will be glad if you come gelirseniz memnun olacağım
i will be glad if you come gelirsen sevinirim
i will be glad if you come gelirseniz beklerim
i will be glad if you come gelirseniz sevinirim
i will be glad if you come gelirseniz memnun olurum
i will be glad if you come gelirsen memnun olurum
i wonder if you can help me bana yardım edip edemeyeceğinizi bilmiyorum
i wonder if you can help me bana yardım edebilir misiniz bilmiyorum
i wonder if you received my message acaba mesajım size ulaştı mı?
i wonder if you received my message mesajımın size ulaşıp ulaşmadığını merak ediyorum
i wonder if you received my message mesajımı alıp almadığınızı merak ediyorum
i wouldn't be speaking to you if i had another choice başka seçeneğim olsa sizinle konuşmazdım
i wouldn't if i were you (yerinde) ben olsam yapmazdım
i wouldn't if i were you yerinde olsam yapmazdım
i'd be very careful if i were you yerinde olsam çok dikkatli olurdum
if anything ever happened to you i'd never forgive myself başına bir şey gelecek olursa kendimi asla affetmem
if anything happened to you başına bir şey gelirse
if I were you yerinde olsam
if I were you yerinizde olsam
if I were you senin yerinde olsam
if I were you senin yerinde olsaydım
if I were you, I wouldn't drive so fast yerinde olsam çok hızlı sürmezdim
if I've told you once I've told you a thousand times dilimde tüy bitti
if I've told you once I've told you a thousand times sana bin kez söyledim
if I've told you once I've told you a thousand times sana bin kere söyledim
if I've told you once I've told you a thousand times sana bin defa söyledim
if i came to you and said the same thing ya ben sana gelip aynı şeyi söyleseydim
if i can't have you, no one can ya benimsin, ya kara toprağın
if i can't have you, no one can ya benimsin, ya toprağın
if i catch you smoking again i'll have your guts for garters bir daha seni sigara içerken yakalarsam canına okurum
if i gave you that impression i'm so sorry sana bu izlenimi verdiysem çok özür dilerim
if i gave you that impression i'm so sorry sana böyle hissettirdiysem çok özür dilerim
if i see you again bir daha seni görürsem
if i see you again bir daha karşıma çıkarsan
if i were you yerinde olsam
if i were you senin yerinde olsam
if i were you yerinizde olsam
if i were you yerinde olsaydım
if i were you i'd listen yerinde olsam dinlerdim
if it doesn't inconvenience you eğer zahmet olmazsa
if it doesn't inconvenience you zahmet olmazsa
if it doesn't put you to any trouble eğer zahmet olmazsa
if it doesn't put you to any trouble zahmet olmazsa
if it is appropriate for you senin için uygunsa
if it is appropriate for you sizin için de uygunsa
if it is appropriate for you sizin için uygunsa
if it is convenient for you sizin için de uygunsa
if it is convenient for you sizin için uygunsa
if it is not a problem for you eğer senin için sorun değilse
if it makes you feel any better daha iyi hissetmeni sağlayacaksa
if it suits you sizin için uygunsa
if it suits you senin için uygunsa
if it suits you sizin için de uygunsa
if it was you you wouldn't do it sen olsaydın yapmazdın
if it weren't for you siz olmasaydınız
if it's all right with you eğer izin verirsen
if it's all right with you senin için bir mahsuru yoksa
if it's as good as you say it is eğer dediğin kadar iyiyse
if it's fine with you izin verirseniz
if it's fine with you müsaade ederseniz
if it's fine with you izin verirsen
if it's ok by you senin için sakıncası yoksa
if it's ok with you izin verirseniz
if it's ok with you izin verirsen
if it's ok with you müsaade ederseniz
if it's something you never did hiç yapmadığın bir şeyse
if life gives you lemons, make lemonade hayat limon veriyorsa limonata yap
if something happens to you eğer başına birşey gelirse
if something happens to you başına birşey gelirse
if there's a rule you can bend it bir kural varsa onu esnetebilirsin
if there's anything you need at all ihtiyacın olan bir şey varsa
if there's anything you need at all herhangi bir şeye ihtiyacın olursa
if there's anything you need don't hesitate to ask bir isteğiniz olursa çekinmeden sorabilirsiniz
if there's anything you need i won't be far away bir şeye ihtiyacın olursa yakınlarda olacağım
if they're anything like you eğer bir parça bile sana benziyorlarsa
if what you say is true söyledikleriniz doğruysa
if you (would) ask me bana soracak olursanız
if you (would) ask me bana soracak olursan
if you accept kabul ederseniz
if you allow me izin verirseniz
if you allow me müsaade ederseniz
if you allow me izin verirsen
if you are busy meşgulsen
if you are happy mutluysan
if you are in this group bu grubun içindeysen
if you are in this group bu gruba dahilsen
if you are in this group bu gruptasyan
if you are interested in our offer teklifimizle ilgilenmeniz durumunda
if you are not busy müsaitseniz
if you are not busy müsaitsen
if you are not busy meşgul değilsen
if you are thirsty drink water eğer susadıysan su iç
if you ask me bana kalırsa
if you ask me bana sorarsanız
if you ask me one more question eğer bana bir soru daha sorarsan
if you ask my opinion fikrimi sorarcak olursan
if you ask my opinion fikrimi sorarsan
if you become sick it's not my fault hasta olursan günah benden gitti
if you believe that, you'll believe anything! buna inanırsan her şeye inanırsın
if you break this rule bu kuralı çiğnerseniz
if you can yapabilirsen…
if you can yapabiliyorsan
if you can yapabilirsen
if you can believe it inanır mısın
if you can believe it insanın inanası gelmiyor
if you can hear me beni duyabiliyorsanız
if you can't prevent rape, you enjoy it tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak
if you can't stand the heat get out of the kitchen işine gelirse
if you can't stand the heat get out of the kitchen hamama giren terler
if you care to arzu ederseniz
if you change your mind fikrini değiştirirsen
if you change your mind call me eğer fikrini değiştirirsen beni ara
if you changed your mind fikrini değiştirdiysen
if you come eğer gelirsen
if you come let me know gelirsen haberim olsun
if you come to think about it düşünülecek olursa
if you count this bunu da sayarsan
if you deem appropriate eğer uygun görürsen
if you deem appropriate eğer uygun görürseniz
if you did yaptınızsa
if you did yaptıysanız
if you do not want to do it eğer yapmak istemiyorsan
if you do the right thing doğru şeyi yaparsanız
if you do this bunu yaparsan
if you don’t want to end up like me sonunun benim gibi olmasını istemiyorsan
if you don't believe me bana inanmıyorsan
if you don't believe me ask him/her bana inanmıyorsan ona sor
if you don't come home with me benimle eve gelmezsen
if you don't have the nerve to do it i'll do it yapacak cesaretin yoksa ben yaparım
if you don't know that by now bunu şimdiye kadar anlamadıysanız
if you don't know what to do i can't help you ne yapacağını bilmiyorsan sana yardımcı olamam
if you don't like it move to somewhere else hoşuna gitmediyse başka bir yere taşın
if you don't mind izninle
if you don't mind mahsuru yoksa
if you don't mind bir sakıncası yoksa
if you don't mind izin verirseniz
if you don't mind sizin için de uygunsa
if you don't mind sizin için uygunsa
if you don't mind izninizle
if you don't mind sizin için bir mahsuru yoksa
if you don't mind bir mahsuru yoksa
if you don't mind sizce bir sakıncası yoksa
if you don't mind senin için uygunsa
if you don't mind müsaade ederseniz
if you don't mind izin verirsen
if you don't mind itiraz etmezseniz
if you don't mind bir itirazınız yoksa
if you don't mind i wish to stay izin verirseniz ben kalmak istiyorum
if you don't mind me asking ayıptır sorması
if you don't mind me asking eğer sormamda bir sakınca yoksa
if you don't mind! bir mahsuru yoksa!
if you don't study (derslerine) çalışmazsan
if you don't want to do this i'll do it myself eğer yapmak istemiyorsan ben kendim yapacağım
if you don't want to talk konuşmak istemiyorsan
if you end up with that sen buna kaldıysan
if you excuse me izin verirseniz
if you excuse me izin verirsen
if you excuse me müsaade ederseniz
if you excuse me anlayışınıza sığınarak
if you get me out of here beni buradan çıkarırsanız
if you get my drift ne demek istediğimi/kastettiğim şeyi anlıyorsan
if you get to know me beni tanısan
if you give him an inch yüz bulunca astar ister
if you give me this chance bana bu olanağı verirsen
if you give me this chance bana bu şansı verirseniz
if you give me this chance bana bu şansı tanırsanız
if you give me this chance bana bu olanağı tanırsanız
if you give me this chance bana bu imkanı verirseniz
if you give me this chance bana bu imkanı tanırsanız
if you give me this chance bana bu şansı tanırsan
if you give me this chance bana bu olanağı tanırsan
if you give me this chance bana bu imkanı verirsen
if you give me this chance bana bu şansı verirsen
if you give me this chance bana bu olanağı verirseniz
if you give me this chance bana bu imkanı tanırsan
if you give me this opportunity bana bu şansı verirsen
if you give me this opportunity bana bu imkanı verirsen
if you give me this opportunity bana bu imkanı verirseniz
if you give me this opportunity bana bu imkanı tanırsanız
if you give me this opportunity bana bu şansı tanırsanız
if you give me this opportunity bana bu olanağı tanırsanız
if you give me this opportunity bana bu imkanı tanırsan
if you give me this opportunity bana bu olanağı verirsen
if you give me this opportunity bana bu şansı verirseniz
if you give me this opportunity bana bu şansı tanırsan
if you give me this opportunity bana bu olanağı tanırsan
if you give me this opportunity bana bu olanağı verirseniz
if you go gidersen
if you go eğer gidersen
if you had any brains eğer biraz aklın olsaydı
if you had done yaptıysanız
if you had done yaptınızsa
if you hadn't been in prison it would've been different hapse girmemiş olsaydın (her şey) çok farklı olurdu
if you happen to pass by yolun düşerse
if you happen to pass by yolun denk düşerse
if you have a chance then do it fırsatın varken yap
if you have a chance to choose eğer seçme şansın olsaydı
if you have a problem with that beğenmiyorsan
if you have any idea where he is nerede olduğuyla ilgili bir bilgin varsa
if you have any problems or any questions during your stay here burada kaldığınız süre zarfında herhangi bir probleminiz ya da sorunuz olursa
if you have no objection sakınca görmezseniz
if you have no objection bir itirazınız yoksa
if you have no objection itiraz etmezseniz
if you have to get in contact with me again benimle tekrar temasa geçmeniz gerekirse
if you help me eğer bana yardım ederseniz
if you insist eğer ısrar edersen
if you insist madem ısrar ediyorsun
if you keep playing hard to get herkese böyle naz yaparsan
if you keep thinking small küçük düşünmeye devam edersen
if you know biliyorsan
if you know something or hear anything let me know eğer bir şey biliyorsan ya da duyarsan bana haber ver
if you know what i mean demek istediğimi anlıyorsan eğer
if you know what i mean bilmem anlatabiliyor muyum?
if you know what's good for you senin için neyin iyi olduğunu biliyorsan
if you know what's good for you senin/kendin için hayırlısının olmasını istiyorsan
if you know why are you asking? madem biliyorsun niye soruyorsun?
if you know why are you asking? madem biliyorsun neden soruyorsun?
if you let people walk over you eğer insanların seni ezmelerine izin verirsen
if you like so eğer istersen tabi
if you look at it from her point of view eğer olaya onun bakış açısıyla bakarsan
if you look at it from her point of view eğer olaya onun açısında bakarsan
if you look at it from his point of view eğer olaya onun bakış açısıyla bakarsan
if you look at it from his point of view eğer olaya onun açısında bakarsan
if you look carefully at dikkat edersen
if you look carefully at dikkat ederseniz
if you love me beni seviyorsan
if you make a mistake you pay the price hata yaparsan bedelini ödersin
if you mess with one person you will have the whole family after you içlerinden birine dalaşırsan tüm aile peşine düşer
if you must (sen bilirsin) öyle yapmak zorundaysan
if you need eğer gerek duyarsan
if you need eğer ihtiyaç duyarsan
if you need any help... ne zaman başın sıkışırsa
if you need help eğer yardıma ihtiyacın olursa
if you need someone to talk to birisiyle konuşmaya ihtiyacın olursa
if you only knew what you missed neler kaçırdın bir bilsen
if you panic your heart's gonna stop panik yaparsan kalbin durur
if you pay attention dikkat edersen
if you pay attention dikkat ederseniz
if you pay attention to dikkat ederseniz
if you pay attention to dikkat edersen
if you pay careful attention dikkat ederseniz
if you pay careful attention dikkat edersen
if you pay close attention to dikkat edersen
if you pay close attention to dikkat ederseniz
if you pay peanuts you get monkeys fındık fıstığa sadece maymunlar gelir/çalışır
if you play your cards right kozlarını doğru oynarsan
if you please rica ederim
if you please lütfen
if you please eğer isterseniz
if you please isterseniz
if you really put your mind to it gerçekten aklını verirsen
if you really want to do eğer gerçekten yapmak istiyorsan
if you really want to know doğrusunu isterseniz
if you refuse to cooperate işbirliği yapmayı reddedersen
if you refuse to cooperate iş birliği yapmayı reddedersen
if you remember hatırlarsanız
if you say so öyle diyorsan
if you say so öyle olsun bari
if you say so sen öyle diyorsan
if you say so sen öyle diyorsan doğrudur
if you say so madem öyle diyorsun
if you say so öyle dersen
if you say what’s on your mind aklında olanı söylersen
if you say what’s on your mind aklından geçeni söylersen
if you sign this document bu belgeyi imzalarsanız
if you sign this document bu belgeyi imzalarsan
if you speak to me like that again benimle bir daha böyle konuşursan
if you still wish it hala istiyorsan tabii
if you take (this) into consideration dikkat ederseniz
if you take (this) into consideration dikkat edersen
if you take my tip beni dinlerseniz
if you take note (of) dikkat ederseniz
if you take note (of) dikkat edersen
if you tell anybody about what happened last night eğer dün gece olanlardan birine söz edersen
if you told (me) (that) before önceden söyleseydin
if you try to get them away from me i'll eat you alive onları benden almaya çalışırsan çiğ çiğ yerim seni
if you want eğer istersen
if you want istersen
if you want a drink içki istiyorsan
if you want a thing done properly do it yourself bir işin iyi yapılmasını istiyorsan kendin yap
if you want my opinion fikrimi soruyorsan
if you want people to take you seriously then act accordingly eğer insanların seni ciddiye almasını istiyorsan ona göre davran
if you want so eğer istersen tabi
if you want to tabi istersen
if you want to take the stairs merdivenden çıkmak istiyorsan
if you want to talk make an appointment konuşmak istiyorsanız randevu almalısınız
if you want to talk make an appointment konuşmak istiyorsan randevu almalısın
if you want us to believe eğer inanmamızı istiyorsan
if you want us to believe eğer inanmamızı istiyorsanız
if you were in his/her place onun yerinde olsan
if you were in his/her shoes onun yerinde olsan
if you were rich, what would you do? eğer zengin olsaydın, ne yapardın?
if you were stranded on a deserted island name three things you would bring? ıssız adaya düşsen yanına alacağın üç şey ne olurdu?
if you were stranded on a deserted island what three things would you bring? ıssız adaya düşsen yanına alacağın üç şey ne olurdu?
if you were stranded on a deserted island what three things would you take? ıssız adaya düşsen yanına alacağın üç şey ne olurdu?
if you will canın isterse
if you will excuse me anlayışınıza sığınarak
if you wish dilersen
if you wish istersen
if you wish dilerseniz
if you wish şayet isterseniz
if you wish so eğer istersen tabi
if you would be more comfortable eğer seni daha rahat hissettirecekse
if you wouldn't mind zahmet olmazsa
if you're smart you do what I do aklın varsa benim yaptığımı yaparsın
i'll be glad if you help me yardım edersen sevinirim
i'll let you know if i hear anything bir şey duyarsam sana haber veririm
i'll understand if you don't want to do that bunu yapmak istemiyorsan anlarım
i'm not asking you if i can go gitmek için izin istemiyorum
i'm not asking you if i can go sana gidebilir miyim diye soran yok
i'm not asking you if i can leave gitmek için izin istemiyorum
it would be helpful to you if you had somebody to help you sana yardım edecek birinin olması sana faydalı olur
let me know if you come gelirsen haberim olsun
let me know if you need my help yardımıma ihtiyacın olursa haberim olsun/bana söyle
let me see if you can! hodri meydan
mind if i join you sana katılabilir miyim?
mind if i join you size katılabilir miyim?
mind if i join you? sana katılmamda sakınca var mı?
nice work if you can get it başarabilirsen ne ala
please let me know if you need anything lütfen bir şeye ihtiyacınız olursa bana haber verin
say if you hear duyuyorsan söyle
stay if you want istiyorsan kal
stay if you want istersen kal
we can change that if you want istersen bunu değiştirebiliriz
we will be glad if you come gelirseniz seviniriz
what happens if you get bit again? tekrar ısırılırsan ne olur?
what if it's you? (the next winner) (piyango) ya çıkarsa
what if you don't make it? ya başaramazsan?
what would you say if we went a little early biraz erken gitsek ne dersiniz?
will you let me know if you find it? bulursan bana haber verir misin?
you can keep it if you like beğendiysen sende kalabilir
you can sit here if you want istersen buraya oturabilirsin
you can't tell if it's night or day gece mi gündüz mü belli değil
you never told me if you had kids çocuğun olduğunu daha önce söylememiştin
you wouldn't believe it if i told you size anlatsam herhalde inanmazdınız
you wouldn't do if you were in my place yerimde sen olsaydın yapmazdın
you'll feel better if you cry ağla açılırsın
you'll feel better if you cry ağla rahatlarsın
Slang
if you buy it yersen
if you have balls götün yiyorsa
if you have balls yiyorsa
if you have balls sıkıyorsa
if you have the balls yiyorsa
if you have the balls sıkıysa
if you have the balls götün yiyorsa
Law
if you cannot afford an attorney eğer avukat tutacak durumda değilsen senin için bir avukat atanacaktır
Politics
if some day you are compelled to defend your independence and your republic, you must not tarry to weigh the possibilities and circumstances of the situation before taking up your duty bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin!