ilgilenmek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

ilgilenmek



Bedeutungen von dem Begriff "ilgilenmek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 44 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
ilgilenmek take care of v.
ilgilenmek be interested v.
ilgilenmek deal v.
General
ilgilenmek concern v.
ilgilenmek be into v.
ilgilenmek mind v.
ilgilenmek do v.
ilgilenmek go in for v.
ilgilenmek see about v.
ilgilenmek be hot for v.
ilgilenmek pay attention v.
ilgilenmek attend v.
ilgilenmek see after v.
ilgilenmek dabble with v.
ilgilenmek nibble v.
ilgilenmek pay attention to v.
ilgilenmek care about v.
ilgilenmek attend to v.
ilgilenmek nurse v.
ilgilenmek be interested v.
ilgilenmek concern about v.
ilgilenmek be interested in v.
ilgilenmek see to v.
ilgilenmek plug v.
ilgilenmek bear on v.
ilgilenmek enter v.
ilgilenmek concern oneself v.
ilgilenmek care v.
ilgilenmek take up v.
ilgilenmek look after v.
ilgilenmek take someone in hand v.
ilgilenmek take in hand v.
ilgilenmek care for v.
ilgilenmek tend v.
ilgilenmek have an interest in v.
ilgilenmek take note of v.
ilgilenmek mind out v.
ilgilenmek become concerned v.
ilgilenmek take care of v.
Phrasals
ilgilenmek give heed
Colloquial
ilgilenmek be interested in
Idioms
ilgilenmek have an eye on
Politics
ilgilenmek deal with
Technical
ilgilenmek interest

Bedeutungen, die der Begriff "ilgilenmek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 62 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
(bir sorunla) ilgilenmek deal v.
ile ilgilenmek look after v.
General
ile ilgilenmek see to v.
bildiği bir konuyla ilgilenmek be on familiar ground v.
ile ilgilenmek touch v.
yakından ilgilenmek be closely interested in v.
yakından ilgilenmek take a close interest in v.
ile ilgilenmek concern oneself with v.
ilgilenmek (hobi vb) start on v.
ayrıntılarla ilgilenmek fiddle v.
yakından ilgilenmek be very interested in something v.
bir şeyle amatörce ilgilenmek dabble in v.
ile ilgilenmek take an interest in v.
ile ciddi bir şekilde ilgilenmek come to grips with v.
yakından ilgilenmek concern oneself with v.
konuyla ilgilenmek deal with the matter v.
ile ilgilenmek take notice of v.
ile ilgilenmek deal with v.
yakından ilgilenmek involve closely v.
bizzat ilgilenmek be personally involved to v.
bizzat ilgilenmek get involved personally v.
yakından ilgilenmek get involved personally v.
ev işleriyle ilgilenmek housekeep v.
bir müşteriyle ilgilenmek deal with a customer v.
müşteriyle ilgilenmek deal with a customer v.
aşırı şekilde ilgilenmek be deeply involved in v.
bir hobi olarak (bir şey) ile ilgilenmek fool around with v.
ile ilgilenmek be interested in v.
özel olarak ilgilenmek attend to someone personally v.
özel olarak ilgilenmek give special attention to somebody v.
özel olarak ilgilenmek deal with someone personally v.
özel olarak ilgilenmek attend to someone privately v.
özel olarak ilgilenmek give special interest to somebody v.
özel olarak ilgilenmek deal with someone privately v.
ile ilgilenmek get to grips with v.
(bir şeyle) ilgilenmek have an interest in v.
çocuklarla ilgilenmek take care of the kids v.
bir şeyle ilgilenmek concern oneself with something v.
bir şeyle ilgilenmek concern oneself about something v.
durumla ilgilenmek handle the situation v.
sorunla doğrudan ilgilenmek handle (a/the) problem directly v.
Phrasals
kendisiyle ilgilenmek look after oneself
yüzeysel olarak ilgilenmek dabble at something
olarak ilgilenmek/ele almak play something as something
Colloquial
ayrıntılarla ilgilenmek fiddle
yakından ilgilenmek be interested in
biriyle ya da birşeyle ilgilenmek/meşgul olmak get tied up with
...ile ilgilenmek get plugged into
Idioms
ile ilgilenmek engage in
kendi işi ile ilgilenmek go about one's business
kendi işi ile ilgilenmek be about one's business
birşeyle ilgilenmek get involved with something
problemle/sorunla ilgilenmek be on the case
sorunla doğrudan ilgilenmek face something head-on
öncelikle kendini düşünmek/kendiyle ilgilenmek look out for number one
öncelikle kendini düşünmek/kendiyle ilgilenmek look after number one
uzun bir bekleyişten sonra biriyle ilgilenmek throw someone a bone
konuyla ilgilenmek be on it
konu ile ilgilenmek be on it
Speaking
bütün gece hasta bir arkadaşla ilgilenmek zorunda kaldım (bahane olarak söylenir) I was up all night with a sick friend
Geometry
geometriyle ilgilenmek geometrize
geometriyle ilgilenmek geometrise