in bad - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

in bad

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "in bad" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 4 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Colloquial
in bad gözden düşmüş
in bad kötü durumda
in bad güç durumda
in bad zor durumda

Bedeutungen, die der Begriff "in bad" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 104 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
be financially in bad shape v. mali açıdan kötü durumda olmak
be in a bad condition v. kötü durumda olmak
be in a bad mood v. keyfi bozuk olmak
be in a bad state v. kötü durumda olmak
be in a bad way v. meydanda kalmak
be in a bad way v. ağır hasta olmak
be in a bad way v. çok zor bir durumda olmak
be in bad (with someone) v. birisiyle sorunu olmak
be in bad (with someone) v. birisiyle kötü olmak
be in bad condition v. kötü durumda olmak
be in bad odor v. kötü izlenim bırakmak
be in bad odor with v. gözünden düşmek
be in bad odor with somebody v. kötü izlenim bırakmak
be in bad odour with somebody v. kötü izlenim bırakmak
be in bad shape v. kötü durumda olmak
be in bad state v. kötü durumda olmak
be in bad with v. arası bozuk olmak
be in bad with v. arası iyi olmamak
be in bad with something v. başı hoş olmamak
be mixed up in something bad v. adı karışmak
get in bad (with someone) v. birisiyle kötü olmak
get in bad (with someone) v. birisiyle sorunu olmak
leave a bad taste in one's mouth v. kötü izlenim bırakmak
look bad in a photo v. fotoğrafta kötü çıkmak
look bad in a photo v. resimde kötü çıkmak
look bad in a picture v. resimde kötü çıkmak
look bad in a picture v. fotoğrafta kötü çıkmak
in a bad fix adj. sıkıntıda
in a bad mood adj. aksiliği üstünde
in a bad way adj. çok hasta
in a bad way adj. tehlikede
in bad order adj. bozuk
in bad repair adj. tamirsiz
in bad repair adj. iyi tamir edilmemiş
in bad repair adj. kötü durumda
in a bad fix adv. zor durumda
in a bad way adv. kötü bir şekilde
in bad faith adv. kötü niyetle
in bad health adv. rahatsız
in bad health adv. hasta
in good times and in bad times in sickness and in health adv. iyi günde kötü günde hastalıkta ve sağlıkta
Colloquial
be in bad sorts heyheyleri üstünde olmak
be in bad sorts kötü gününde olmak
be in bad sorts kötü bir ruh halinde olmak
hurt so bad in one's heart yüreği yanmak
hurt so bad in one's heart içi acımak
in a bad temper kızgın
in a bad temper sinirli
in a bad temper sinirli olarak
in a bad temper öfkesi burnunda
in a bad temper öfkeli olarak
in a bad temper kızgınca
Idioms
be in a bad temper v. pirelenmek
be in a bad mood keyifsiz olmak
be in a bad mood keyfi yerinde olmamak
be in a bad mood havasında olmamak
be in a bad way zorluklar/sorunlar yaşıyor olmak
be in a bad way mutsuz bir ruh halinde olmak
be in a bad way kötü gününde olmak
be in a bad way heyheyleri üzerinde olmak
be in bad odor with somebody kötü izlenim bırakmak
be in bad odor with somebody arası bozuk olmak
be in bad odor with somebody (american) arası açık/bozuk olmak
be in bad odour with saygınlığını yitirmiş olmak
be in bad odour with arası açık olmak
be in bad odour with gözden düşmüş olmak
be in bad odour with arası bozuk olmak
be in bad odour with somebody kötü izlenim bırakmak
be in bad odour with somebody arası bozuk olmak
be in bad odour with somebody (british) arası açık/bozuk olmak
be in someone's bad books birinin gözünden düşmek
be in someone's bad books gözünden düşmek
be in someone's bad books kara listeye alınmak
get in a bad mood keyfi yerinde olmamak
get in a bad mood keyifsiz olmak
get in a bad mood havasında olmamak
in a bad way kötü bir durumda
in a bad way kötü durumda
in a bad way sarhoş
in bad faith kötü amaçla
in bad faith kötü niyetle
in bad shape kötü durumda
in bad shape sarhoş
in bad taste uygunsuz
in bad taste kaba
in bad taste yakışıksız
leave a bad taste in someone's mouth ağzında kötü bir tat bırakmak
leave a bad taste in someone's mouth kötü bir izlenim bırakmak
leave a bad taste in someone's mouth kötü hatırlamak
leave a bad taste in the mouth kötü bir tat bırakmak
not to have a bad bone in one's body çok iyi niyetli olmak
Speaking
are you in a bad mood? canın mı sıkkın senin?
i'm in a bad mood keyfim yok
i'm in a really bad mood gerçekten keyfim yerinde değil
not too bad just hanging in there iyidir nasıl olsun işte yuvarlanıp gidiyoruz
what makes you feel better when you are in a bad mood? kötü bir ruh hali içinde olduğunuzda size kendinizi ne iyi hissettirir?
Trade/Economic
be in bad shape mali durumu kötü olmak
in bad condition kötü durumda
Law
be in bad conditions fena durumda olmak
possession in bad faith kötü niyetli zilyetlik
possessor in bad faith kötü niyetli zilyet
Technical
in bad repair kötü onarılmış
Computer
bad pointer in message iletide hatalı işaretçi
Railway
track in bad condition kötü durumda olan hat