kırık - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

kırık



Bedeutungen von dem Begriff "kırık" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 37 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
kırık fracture n.
kırık broken adj.
General
kırık breach n.
kırık fragment n.
kırık mongrel n.
kırık bad mark n.
kırık split n.
kırık breakage n.
kırık fault n.
kırık chink n.
kırık break n.
kırık fractured adj.
kırık jiggered adj.
kırık offended adj.
kırık hurt adj.
kırık cracked adj.
kırık hybrid adj.
kırık clifted adj.
kırık disillusioned adj.
kırık split adj.
Slang
kırık a few cards short of a (full) deck n.
kırık effeminate
kırık beat all to hell
Trade/Economic
kırık breakage
Technical
kırık break
kırık breakage
Construction
kırık crack
Automotive
kırık fracture
Medical
kırık fracture
Zoology
kırık teal
Tobacco
kırık scrap leaves
Geography
kırık fault
Meteorology
kırık break
Geology
kırık throw n.
Sport
kırık fracture
British Slang
kırık bent as a nine bob note
kırık bent as a nine pound note

Bedeutungen, die der Begriff "kırık" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 205 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
yerine oturtmak (kırık) reduce v.
General
kaynamak (kırık bir kemiğin uçları birbirine) set v.
yerine koyup sarmak (kırık bir kemiğin uçlarını) set v.
kırık not almak get low mark v.
kırık not almak get poor mark v.
kırık not almak get bad mark v.
kırık şüphesiyle hastaneye kaldırılmak be taken to hospital with suspected broken leg/arm v.
kırık şüphesiyle hastaneye kaldırılmak be taken to hospital suffering a suspected broken leg/arm v.
kırık dökük şey pile n.
kırık bezelye split peas n.
askı (kırık kol vb için) sling n.
kırık çömlek parçası potsherd n.
kırık diş snag n.
kırık çizgi broken line n.
kırık çıkıkçı bonesetter n.
ipi kırık drifter n.
kırık çömlek parçası shard n.
kırık parça fragment n.
alçı (kırık kemiğe) cast n.
kırık not failing grade n.
kırık kaya parçaları brash n.
kırık not a bad mark n.
kırık not fail n.
kırık dökük scrap n.
kırık diş snaggletooth n.
kırık kalp broken heart n.
kırık cam broken glass n.
kırık buz brash n.
kırık taş brash n.
büyük kırık macro fracture n.
kırık diş broken tooth n.
kırık kanatlar broken wings n.
kırık kalpler broken hearts n.
kırık pencere broken window n.
kırık bardak parçası piece of broken glass n.
kırık kol broken arm n.
kırık bacak broken leg n.
kırık bir kelepçe a broken handcuff n.
kırık kılıç broken sword n.
kırık parça breakage n.
bileşik kırık compaund fracture n.
kırık ok broken arrow n.
kırık düşler bulvarı boulevard of broken dreams n.
kırık kaburgalar busted ribs n.
kırık kaburgalar broken ribs n.
kırık ayak broken foot n.
kırık masa broken table n.
kırık ayna broken mirror n.
kırık veya diğer dişlerle aynı hizada olmayan diş snaggletooth n.
kırık taşla çakıl ve kumdan yapılmış telford adj.
kalbi kırık heartbroken adj.
kalbi kırık brokenhearted adj.
kırık dökük worn out adj.
ipi kırık bum adj.
kırık dökük broken adj.
kıçı kırık trifling adj.
kırık dökük dilapidated adj.
cesareti kırık dispirited adj.
kalbi kırık broken-hearted adj.
kolu kırık broken-armed adj.
kırık beyaz renkli/renginde off-white adj.
kırık beyaz off-white adj.
kalbi kırık lacerated adj.
kalbi kırık heart-wounded adj.
kalbi kırık bir şekilde brokenheartedly adv.
kalbi kırık bir şekilde heartbrokenly adv.
kırık dökük brokenly adv.
kırık çerçeve broken frame
Colloquial
(sağlık) kırık one degree under
kalbi kırık sick at heart
Idioms
kırık bir kalbi onarmak mend a broken heart
kırık bir kalbi onarmak fix a broken heart
Speaking
kolum kırık my arm is broken
Slang
kırık bir şekilde effeminately
boku yemiş bir kıçı kırık a fucked-up pooh-bah
kırık burun busted nose
kırık dökük beat all to hell
Trade/Economic
kırık lot odd lot
kırık vade breach maturity
kırık vadeli mevduatlar odd-term deposits
Technical
kırık plak dished plate
kırık buz fragmented ice
kırık çatı folding roof
kırık düzlemli tranzisyon broken back transition
kırık düzlemli geçiş wedge transition
kırık parça burs
kırık çizgi broken rule
kırık düzlemli tranzisyon wedge transition
kırık taş döşemek metal
kırık kesit broken section
açık kırık compound fracture
olağan kırık down-slip fault
basit kırık simple fracture
eğik kırık slant fracture
kırık yüzey fracture surface
kırık tuğla bat
kırık köşe chipped corner
kırık dökük eşya rummage
kırık parça fractured part
kırık cam cullet
kırık yüzey fotoğrafı fractograph
kırık kenar chipped edge
kırık ağız chipped ring
kırık kontrolü fracture control
Computer
kırık link dead link
kırık link link broken
Telecom
kırık ek fractured joint
Textile
dokuma tezgahın kırık sazlarını değiştiren veya sazların içinden çözgü ipliklerini çeken tekstil işçisi reeder n.
özellikle iplik, kınnap veya salmastra olarak kullanılan (keten, kenevir veya sentetik malzemeden yapılan) kısa veya kırık elyaf tow n.
kısa veya kırık elyaftan yapılan kumaş tow n.
Construction
(yola) kırık taşla çakıl ve kumdan yapılmış kaldırım yapmak telfordize v.
kırık kemer broken arch
kırık alınlık broken pediment
kırık çatı curb roof
kırık çatı mansard roof
kuğu boynu biçimli/kırık/eğri alınlık swan neck pediment
Automotive
çapraz kırık diagonal break
çevresel kırık circumferential break
kırık saplama çektirme aleti broken stud remover
Mining
boyuna kırık strike fault
Medical
(kırık/çıkık) düzeltmek adjust v.
(kırık/çıkık olan bir yeri) düzeltip normal konumuna getirmek reduce v.
(kırık kemiği) çiviyle sabitlemek nail v.
iyileşme sırasında kırık bir kemiğin uçları etrafında gelişen sert kemik dokusu callus n.
kırık kemiklerin kaynaması esnasında oluşan bağ doku callus n.
kırık bilimi agmatology n.
kılcal kırık capillary fracture n.
kapiller kırık capillary fracture n.
kırılan yerin ayrılmadığı çok ince çizgi şeklindeki kırık capillary fracture n.
kırık kemik uçlarının tel halka ile bir araya getirilmesi cerclage n.
kırık kemiğin parçalarını sabitlemede kullanılan metal çubuk nail n.
kırık kemikleri kaynaştırma özelliğine sahip olan catagmatic adj.
kırık fiksasyonu fracture fixation
intrameduller kırık fiksasyonu intramedullary fracture fixation
internal kırık fiksasyonu internal fracture fixation
kırık tahtası splint
patolojik kırık pathologic fracture
kırık bölgesinde meydana gelen sahte eklem neoarthrosis
bileşik kırık compound fracture
açık kırık open fracture
bileşik kırık open fracture
kırık sarmak set and bind up a broken bone
kapalı kırık closed fracture
tam kırık complete fracture
komşu organa zarar veren kırık complicated fracture
komplike kırık complicated fracture
açık kırık compound fracture
hastalık nedeniyle kemiğin zayıf düşmesinden ileri gelen kırık pathological fracture
darbenin olduğu yerde meydana gelen kırık direct fracture
basit kırık simple fracture
spontan kırık spontaneous fracture
nedeni bilinmeyen kırık spontaneous fracture
osteoporotik kırık osteoporotic fracture
parçalanmış kırık comminuted fracture
kırık tedavisi fracture treatment
kırık tedavisi fracture healing
kırık bacak broken leg
kırık tahmini fracture prediction
yer değiştirmiş kırık displaced fracture
deplase kırık displaced fracture
parçalı kırık segmental fracture
nonvertebral (omurgada/omurga kemiklerinde olmayan) kırık nonvertebral fracture
kırık bölgesi fracture site
kromozomal kırık sendromu chromosomal breakage syndrome
radyal kırık radial fracture
Psychology
kırık kalp sendromu broken heart syndrome
Pathology
kırık kemiğin yanlış/eksik kaynaması nedeniyle yalancı eklem oluşumu nearthrosis n.
Optics
kırık hattı fault line
maküler kırık macular break
Food Engineering
sarı kırık bezelye chana dal n.
kırık cam cullet
Math
kırık çizgi grafiği broken line graph
kırık çizgi broken line
kırık çizgi çizeneği broken line graph
Tobacco
işlemeden sonra kalan tütün kırık ve tozları offals
History
antik roma kalıntıları arasında kırık parçalar halinde bulunan ve genellikle eski laconia'dan geldiği düşünülen güzel ve siyah mermer nero-antico n.
Archaeology
üzeri yazılı kırık çanak çömlek parçası ostracon
Geography
kırık fay fracture fault
kırık aynası slickenside
boyuna kırık longitudinal fault
Geology
kayaların kırık boyunca yer değiştirmesi throw n.
tabakaları yönlendiği doğrultu boyunca kesen kırık diagonal fault
kırık porozitesi fracture porosity
konkoidal kırık conchoidal fracture
kırık cam parçaları glass shards
kırık düzlemi fault plane
enine kırık transverse fault
diyagonal kırık oblique fault
kırık basamağı fault scarp
çapraz kırık oblique fault
kırık çizgisi fault line
kırık atımı net slip
çapraz kırık diagonal fault
karmaşık kırık complex fault
kırık atımı fault throw
kırık bölgesi fault zone
kırık kuşağı fault zone
ters kırık reverse fault
ters kırık overthrust fault
ters kırık thrust fault
aktif kırık haritası active fault map
Military
kırık bölge rupture zone
Music
kırık durgu broken cadence
kırık akor arpeggio
kırık akor rolled chord