karar vermek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

karar vermek



Bedeutungen von dem Begriff "karar vermek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 55 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
karar vermek decide v.
General
karar vermek make up one's mind v.
karar vermek settle on v.
karar vermek opt to v.
karar vermek hold v.
karar vermek make decision v.
karar vermek fix on v.
karar vermek settle v.
karar vermek hand down v.
karar vermek decree v.
karar vermek adjudicate v.
karar vermek make up v.
karar vermek settle upon v.
karar vermek resolve on v.
karar vermek conclude v.
karar vermek work out v.
karar vermek plump for v.
karar vermek decide on v.
karar vermek dijudicate v.
karar vermek adjudge v.
karar vermek decide upon v.
karar vermek enact v.
karar vermek award v.
karar vermek elect v.
karar vermek determine v.
karar vermek choose v.
karar vermek decide v.
karar vermek take a decision v.
karar vermek resolve v.
karar vermek pass on v.
karar vermek make up one's mind to v.
karar vermek make a decision v.
karar vermek pass v.
karar vermek fix upon v.
karar vermek hand down a decision v.
karar vermek render a decision v.
Idioms
karar vermek make up one's mind
Law
karar vermek adjudge
karar vermek rule
karar vermek make a decision
karar vermek resolve
karar vermek decide
karar vermek render a judgement
karar vermek pass
karar vermek determine
karar vermek hold
karar vermek judicare
karar vermek deliver a judgment
karar vermek render judgment
karar vermek render a verdict
karar vermek adjudicate
karar vermek enact
karar vermek reach a verdict
karar vermek give a verdict
Technical
karar vermek decide

Bedeutungen, die der Begriff "karar vermek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 80 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
kesin karar vermek resolve v.
General
kesin karar vermek resolve v.
bir şeyin işe yaramaz olduğuna karar vermek write something off v.
birinin işe yaramaz olduğuna karar vermek write someone off v.
aleyhte karar vermek decide against v.
bir şeyi yapmaya karar vermek decide to take the plunge v.
dönülmeyecek bir karar vermek cross the rubicon v.
bir şeyin lehinde karar vermek decide for something v.
yanlış karar vermek (hakem) miscall v.
yapmamaya karar vermek opt out of v.
bir şeyin lehinde karar vermek decide in favor of something v.
bir şeyin aleyhinde karar vermek decide against something v.
bilinçli karar vermek make conscious decisions v.
oy çokluğu ile karar vermek decide by majority of votes v.
yeni bir yön çizmeye karar vermek veer off in a new direction v.
anlık karar vermek spur of the moment v.
düşünmeden karar vermek spur of the moment v.
ile ilgili karar vermek make a decision on v.
yönünde karar vermek make a decision of (whether) v.
yönünde karar vermek make a decision on v.
karşısındaki hakkında karar vermek sit in judgement v.
aleyhinde karar vermek make a decision against v.
aleyhinde karar vermek make a judgment against someone v.
oy çoğunluğuyla karar vermek decide by majority of votes v.
lehine karar vermek decide in favor of v.
lehinde karar vermek make a decision in favour of v.
anlık bir karar vermek make a snap decision v.
zor karar vermek have difficulty in deciding v.
bir şeyi yapmaya karar vermek decide to do something v.
hakem olarak karar vermek arbitrate v.
kürtaj yaptırmaya karar vermek decide to have her baby aborted v.
kürtaj yaptırmaya karar vermek decide to have an abortion v.
karar vermek (hakem) make a call v.
oybirliğiyle karar vermek decide unanimously v.
doğru karar vermek give the right decision v.
Phrasals
aleyhinde karar vermek decide against someone
arasında bir karar vermek decide between two
bir şeyi yapmaya karar/söz vermek commit oneself on something
mantık kullanarak aksine karar vermek reason against something
birinin aleyhine karar vermek rule against someone
Colloquial
kura çekerek karar vermek draw lots
kura çekerek karar vermek cast lots
yazı tura atarak karar vermek cast lots
yazı tura atarak karar vermek draw lots
Idioms
yapmamaya karar vermek think better of
durup düşünüp yapmamaya karar vermek think better of
lehine karar vermek rule in favor of someone
lehine karar vermek rule for someone
lehine karar vermek find for someone
aleyhine karar vermek find against someone
doğaçlama hareket etmek/karar vermek play by ear
kafasına göre hareket etmek/karar vermek play by ear
o an canı nasıl istiyorsa/plansız hareket etmek/karar vermek play by ear
içinden geldiği gibi hareket etmek/karar vermek play by ear
(mahkeme vb) biri hakkında hüküm/karar vermek pass sentence on someone
son anda karar vermek call an audible
birine inanmaya karar vermek give someone the benefit of the doubt
Speaking
şu anda karar vermek zorunda değilsin you don't have to make a decision now
karar vermek için üç saatin var you have three hours to decide
şu anda karar vermek zorunda değilsin you don't have to decide right now
Trade/Economic
yasal açıdan bağlayıcı karar vermek üzere tarafsız kişilerden oluşan bir kurula götürme arbitration
kura çekerek karar vermek decide by lot
Law
karar vermek (mahkeme) give a ruling
suçsuz olduğuna karar vermek (jüri) return a verdict of innocent
suçsuz olduğuna karar vermek return a verdict of innocent
suçlu olduğuna karar vermek return a verdict of guilty
karar vermek (hakim) rule on
beraatine karar vermek absolve
suçlu olduğuna karar vermek (jüri) return a verdict of guilty
karar vermek (mahkeme) return
nafakaya karar vermek grant the alimony
hatalı karar vermek misjudge
beraatına karar vermek absolve
sokağa çıkma yasağına karar vermek order a curfew
(bir dava hakkında) karar vermek dijudicate
davanın reddine kesin olarak karar vermek order a peremptory nonsuit
(mahkeme) karar vermek pass verdict
(amerikan mahkemelerinde) jüri üyeleri karar vermek üzere müzakerelere çekilmeden önce, yargıcın dava özeti geçip, davayla ilgili hukuk kaidelerini jüriye anlattığı konuşma charge
Politics
erken seçime karar vermek decide to go for an early election
erken seçime karar vermek decide to hold an early election