one's - Türkisch Englisch Wörterbuch

one's

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "one's" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 3 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Formal
one's adj. birinin
Losing one's voice can be very traumatic, both for patients and for carers.
Birinin sesini kaybetmek hem hastalar hem de bakıcılar için çok travmatik olabilir.

More Sentences
one's adj. birisinin
one's adj. kendinin

Bedeutungen, die der Begriff "one's" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
take off one's clothes v. soyunmak
lose one's passion v. hevesi kırılmak
on one's own adv. kendi kendine
General
one's wife n. kaşık düşmanı
the bane of one's life n. baş belası
one's better half n. kaşık düşmanı
one's homeland n. sıla
one's last will n. son arzusu
one's feelings n. hatır
the place where one earns one's livelihood n. ekmek teknesi
a roof over one's head n. başını sokacak bir yer
one's name and reputation n. adı sanı
a feather in one's cap n. övünülecek başarı
incapacity of earning one’s living n. malullük
one's bread and butter n. ekmek parası
the bane of one's existence n. baş belası
incapacity of earning one’s living n. maluliyet
place where one earns one's living n. geçim kapısı
one's home n. sıla
one's job n. ekmek kapısı
one's daily bread n. rızk
one's native soil n. anavatan
the bane of one's existence n. başının derdi
one's daily bread n. kazanç
one's daily bread n. nafaka
summary of one's education n. eğitim durumu
one's besetting sin n. birinin en kötü huyu
something eaten with one's bread n. katık
the cut of one's jib n. yüz ifadesi
taking off one's clothes n. soyunma
the place where one earns one's bread n. ekmek teknesi
talking in one's sleep n. sayıklama
one’s daily bread n. rızık
the strength of one's fists n. bilek kuvveti
the bane of one's life n. başının derdi
conversion to one's own use n. kendi malı gibi kullanma
fulfilling one's longing n. hasret giderme
submission one's fate n. kazaya rıza
lack of a devotion to one´s country or family n. hamiyetsizlik
devotion to one's nation n. vatan sevgisi
love of one's life n. hayatının aşkı
one's outlook on life n. hayata bakışı
one's attitude to life n. hayata bakışı
one's view of life n. hayata bakışı
insertion of finger into one's nose n. burnunu karıştırma
a specialist in one's field n. alanında uzman
connoisseur in one's field n. alanında uzman
(one's) dream house n. rüyalarındaki ev
keeping one's word n. söz tutma
line in one's face n. yüzündeki çizgi
one's true vocation n. gerçek mesleği
the height of one's career n. kariyerinin zirvesinde
one's whole body n. bütün vücudu
the peak of one's career n. kariyerinin zirvesinde
insertion of finger into one's nose n. burnuyla oynama
one's favorite food n. en sevdiği yemek
one's own fault n. kendi suçu
one's general philosophy of life n. dünya görüşü
one's special thought n. derdi günü
one's obsession n. derdi günü
most of one's time n. zamanının çoğu
one's own choice n. kendi tercihi
one's own preference n. onun tercihi
one's own choice n. onun tercihi
one's own preference n. kendi tercihi
a chip on one's shoulder n. öfkesi burnunda olma
a chip on one's shoulder n. kavgaya hazır olma
zenith of one's fame n. şöhretinin zirvesi
a roof over one's head n. başını sokacak bir dam
finish one's education n. eğitimini tamamlamak
experts in one's field n. alanında uzman kişiler
experts in one's subject n. konusunda uzman kişiler
conscious-sense of one’s guilt n. suçluluk duygusu
the father-in-law or mother-in-law of one's child n. dünür
one’s failing n. birinin zayıf noktası
one’s death wish n. son arzusu
one's accession to the throne n. birinin tahta çıkması
one's value before someone else n. birisinin (birinin) gözündeki değeri
one's arrival at work n. işe geliş (saati)
one's departure from work n. işten çıkış (saati)
deliberate injury to one's own body n. kendi kendini sakatlama
greying of one's hair n. saçlarına ak düşme
the shock of one's life n. hayatının şoku
one's final words n. son sözleri
all one's savings n. tüm birikimini
one's strength n. güçlü yönü
one's strength n. güçlü yön
one's weaknesses and strengths n. zayıf ve güçlü yanları
one's pocketbook n. kişinin mali gücü
one's pocketbook n. birisinin bütçesi
one-sixth of the world's population n. dünya nüfusunun altıda biri
one's guardian angels n. koruyucu melekleri
one's dying day n. ecel günü
one's dying hour n. ecel saati
reason beyond one's control n. elde olmayan neden
reasons beyond one's control n. elde olmayan nedenler
pure heartiness in one's smile n. gülüşündeki saf sıcaklık
pure warmness in one's smile n. gülüşündeki saf sıcaklık
one's entire lifetime n. (bütün) ömrü boyunca
one's express wish n. özel ricası
one's express wish n. özel isteği
the smile on one's lips n. dudaklarındaki tebessüm
soft curve of one's neck n. boynunun yumuşak kavisi
one's all acts of vigilantism n. kural tanımaz tüm davranışları
one's medical specialty n. tıbbi uzmanlık dalı
one's lucky day n. uğurlu günü
one's lucky day n. şanslı günü
one's own record n. kendi rekoru
one's signature n. birinin imzası
one's next of kin n. yakın akrabası
one’s real parents n. birinin gerçek ailesi
one's own stormy inner world n. kendi fırtınalı iç dünyası
(one's card) be swallowed by atm machine n. atm'nin kartı yutması
peak of one's career n. kariyerinin zirvesi
one's own child n. öz çocuk
one's own child n. öz evlat
one's earlier works n. birinin ilk çalışmaları/eserleri
(one's) share n. üzerine düşen görev
(one's) part n. üstüne düşen görev
(one's) share n. üstüne düşen görev
(one's) part n. üzerine düşen görev
one's sole wish n. tek arzusu
one's sole wish n. yegane isteği
underplaying one's role n. kişinin rolünü kurnazlıkla ve kendini dizginleyerek oynaması
(one's) likes n. (birinin) hoşlandığı şeyler
longing for one's homeland n. ülke hasreti
longing for one's homeland n. memleket özlemi
longing for one's homeland n. memleket hasreti
longing for one's homeland n. vatan özlemi
longing for one's homeland n. ülke özlemi
longing for one's homeland n. vatan hasreti
one's meat n. yetenekli olunan şey
one's meat n. yapmaktan veya kullanmaktan keyif alınan şey
denial of one's self n. (kendinden) fedakarlık
denial of one's self n. kısıtlama
denial of one's self n. kendini tutma
denial of one's self n. sınır getirme
denial of one's self n. sınırlama
denial of one's self n. kendini inkar etme
denial of one's self n. (kendine) ket vurma
pick at one's food v. tabağındaki yemekten pek az yemek
have one's share of v. nasibini almak
pack up one's belongings v. bohçasını bağlamak
pick one's brain v. bir kişinin görüş ve düşüncelerini sormak
turn around one's business v. düzlüğe çıkmak
show one's face v. görünmek
be out of one's mind v. kafadan kontak olmak
soil one's nappies v. altını doldurmak
remain true to one's word v. sözüne sadık kalmak
get a rise in one's salary v. maaşına zam almak