put someone - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

put someone



Bedeutungen, die der Begriff "put someone" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 284 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
put someone off v. başından savmak
put someone down for v. kaydetmek (okul/üniversite vb'ne)
put someone to shame v. birini rezil etmek
put someone to sleep v. birine uyku vermek
put someone down v. indirmek (birini)
put someone up v. birini misafir etmek
put someone right about v. yanılmış olan birine bir şeyin gerçekten nasıl olduğunu söylemek
put someone on the shelf v. birini kızağa çekmek
put someone out to pasture v. birini emekliye ayırmak
put someone down v. yere koymak (birini)
put someone wise v. birine bir şeyi çaktırmak
put someone in the picture v. durumu anlatmak
put someone down v. birini daha aşağı bir yere koymak
put someone on a pedestal v. birine fazla değer vermek
put someone down as v. bir başkası zannetmek
put someone to the test v. birini zora koşmak
put someone on v. birini görevlendirmek
put someone to death v. birini idam etmek
put someone through her paces v. bir kimsenin yeteneğini denemek
put someone to shame v. birini gölgede bırakmak
put someone off v. bahanelerle atlatmak
put someone on a pedestal v. birine adeta tapınmak
put someone off v. vazgeçirmek (birini) (bir şey yapmaktan)
put someone through his paces v. bir kimsenin yeteneğini denemek
put someone down for v. kaydettirmek (okul/üniversite vb'ne)
put someone on a diet v. birini perhize sokmak
put someone down as v. birinin (bir başkası) olduğunu zannetmek
put someone in a flutter v. birini heyecana düşürmek
put someone to sleep v. birini uyutmak
put someone off v. birinin hevesini kırmak
put someone down for v. yazdırmak (okul/üniversite vb'ne)
put in a good word for someone v. biri için iyi şeyler söylemek
put someone off v. birinin (bir başkasından) hoşlanmamasına yol açmak
put someone to shame v. utandırmak (birini)
put someone off v. birini şaşırtmak
put someone off v. başından atmak
put someone to bed v. birini yatırmak
put someone under arrest v. birini tutuklamak
put someone on the shelf v. birini emekliye ayırmak
put someone down for v. birinin adının yanına yazmak (bir listede)
put someone out of one's misery v. birini öldürmek
put someone out of one's misery v. öldürerek acılarına son vermek
put someone out of one's misery v. çaresine bakmak
put someone out of one's misery v. birini sıkıntılı bir durumdan kurtarmak
put someone over the limit v. limitinin üzerine çıkarmak
put in a good word (for someone) v. biri hakkında olumlu şeyler söylemek
put someone in one's place v. haddini bildirmek
put (someone) in a dangerous position v. ateşe atmak
be put out with someone v. dargın olmak
put someone on the list v. listeye almak
put someone on the list v. listeye dahil etmek
put someone on the list v. listeye eklemek
put (someone/something) in quarantine v. karantina altına almak
put (someone/something) in quarantine v. karantinaya almak
put (someone) on a salary v. maaş bağlamak
put someone on the payroll v. maaşa bağlamak
put someone to expense v. masraf getirmek
put pressure on someone v. iki ayağını bir pabuca sokmak
put pressure on someone v. iki ayağını bir pabuca koymak
put someone in one's pocket v. parmağında oynatmak
put someone to inconvenience v. zahmete sokmak
put someone in a tight spot v. zor durumda bırakmak
put someone to expense v. masraf doğurmak
put someone to expense v. masraf çıkarmak
put someone to expense v. masraf açmak
put someone to a bother v. zahmet olmak
put pressure on someone v. birine baskı yapmak
be put in touch with someone v. birilerine yönlendirilmek
be put in touch with someone v. birisine yönlendirilmek
put someone to shame v. mahcup etmek (birini)
put someone to trouble v. birini sıkıntıya sokmak
put someone to trouble v. birini zahmete sokmak
put someone to bed v. birisini yatırmak
put the problems behind someone v. sorunları geride bırakmak
put someone in a situation v. birisini bir duruma düşürmek
put someone to work v. birini çalıştırmak
put someone in prison v. birini hapse atmak
put someone into a dilemma v. çelişkiye düşürmek
put someone on tv v. birini televizyona çıkarmak
keep/leave/put someone out in the cold v. birini soğukta dışarıda bekletmek/tutmak/bırakmak
put someone in handcuffs v. kelepçelemek
put someone in a different place v. birini farklı bir yere koymak
put to eternal rest someone v. ebedi istirahatgahına defnetmek
put out an mpr on someone v. birisi için kayıp ilanı vermek
put someone in chains v. birini zincire vurmak
put someone on a drip v. serum takmak
Phrasals
put someone ahead birisini önde tutmak (önem vermek)
put someone before someone birini (önem anlamında) başkasının üzerinde görmek/tutmak
put someone before someone birini (bir grubun/topluluğun) ön tarafına koymak
put someone away birini akıl hastanesine yatırmak
put someone away birini gömmek
put someone away birini defnetmek
put someone away hapse atmak
put something behind someone bir şeyi birinin arkasına koymak
put (someone or an animal) out dışarıya çıkarmak/atmak
put (someone or an animal) out of something dışarıya çıkarmak/atmak
put someone into touch with görüştürmek
put someone through birisini hatta bağlamak
Colloquial
put someone in charge birini görevlendirmek
put a gun on someone birine silah çekmek
not put it past someone yapması/yaptığını bilmek beni şaşırtmazdı
put four bullets into someone birine dört kurşun sıkmak
put three bullets into someone birine üç kurşun sıkmak
Idioms
put someone through it anasından emdiği sütü burnundan getirmek
put someone in one's black books birini kara listeye almak
put someone through the mill ensesinde boza pişirmek
put one over on someone oyuna getirmek
put someone on a pedestal birini baş tacı etmek
put someone through the mill adamın canına okumak
put someone through the wringer birisinin anasından emdiği sütü burnundan getirmek
put someone on the spot birini sıkboğaz etmek
put someone in one's place birine ağzının payını vermek
put someone in the shade birini gölgede bırakmak
put someone to the blush yüzünü kızartmak
put one over on (someone) (birini) gürültüye getirmek
put someone in the shade gölgede bırakmak
put someone under an obligation birini yükümlülük altına sokmak
put place someone on a pedestal el üstünde tutmak
put place someone on a pedestal baş tacı etmek
put a good word in for someone biri hakkında iyi konuşmak
put someone first birine önem vermek
put a good word in for someone birine destek olmak
put a good word in for someone birinin lehine konuşmak
put a good word in for someone arka çıkmak
put someone first birini ön planda tutmak
put someone first birine öncelik tanımak
put a good word in for someone birinin iyiliğine konuşmak
put the bite on (someone) birinden para koparmak
put some sweet lines on someone tatlı dil dökerek birisini ikna etmeye çalışmak
put some sweet lines on someone yağcılık ederek birini kandırmaya çalışmak
put someone to shame birisini utandırmak
put someone on the spot güç durumda bırakmak
put someone in the picture birisine gerekli bilgiyi vermek
put the bite on someone para koparmaya çalışmak
put the bite on someone para sızdırmaya çalışmak
put the arm on someone birisine baskı yapmak
put the arm on someone birisine bir şey yapmaya zorlamak
put two fingers up at someone kızgınlığını belli etmek
put two fingers up at someone tepki göstermek
put someone in an awkward position müşkül durumda bırakmak
put someone in an awkward position zor duruma sokmak
put someone in an awkward position müşkül duruma sokmak
put someone in an awkward position zor durumda bırakmak
put someone over a barrel birisini kontrolü altına almak
put someone over a barrel birisinin iplerini eline almak
put someone behind bars birisini hapse göndermek
put the bite on someone birisinden para istemek
put someone through the wringer yakasını bırakmamak
put someone through the wringer anasından emdiği sütü burnundan getirmek
put someone through the wringer köşeye sıkıştırmak
put someone through the wringer canına okumak
put someone through the wringer perişan etmek
put the brakes on someone birisine engel olmak
put the brakes on someone birisini engellemek
put someone down as something bad birisinin kötü olduğunu sanmak/düşünmek
put the chill on someone biriyle ilişkisini kesmek
put the freeze on someone biriyle bağını koparmak
put the freeze on someone biriyle ilişkisini kesmek
put the freeze on someone biriyle arayı soğutmak
put the chill on someone biriyle bağını koparmak
put the chill on someone biriyle arayı soğutmak
put some distance between someone and oneself birisiyle arasına mesafe koymak
put someone behind the eight ball zor duruma düşürmek
put someone on one’s tail peşine adam takmak
put someone behind the eight ball zor duruma sokmak
put the finger on someone birini suçlamak
put the finger on someone (bir suçluyu vb) işaret etmek
put the pressure on someone üzerinde baskı kurmak
put someone on a pedestal yere göğe sığdıramamak
put a move on someone birini sıkıştırmak
put the hard word on someone birine sırnaşmak
put the moves on someone birine sırnaşmak
put the moves on someone birine asılmak
put the make on someone birine asılmak
put the hard word on someone birine asılmak
put the make on someone birine sırnaşmak
put up with someone birinin derdini çekmek
put the heat on someone birine baskı yapmak
put the squeeze on someone birine baskı yapmak
put the screws on someone birine baskı yapmak
put someone on hold birini hatta/telefonda bekletmek
put someone in the hole birini borca sokmak
put someone or something into jeopardy tehlikeye atmak
put someone or something in jeopardy tehlikeye atmak
put someone or something into jeopardy tehlikeye sokmak
put someone or something in jeopardy tehlikeye sokmak
put someone or something into jeopardy riske atmak
put someone or something into jeopardy riske sokmak
put someone or something in jeopardy riske sokmak
put someone or something in jeopardy riske atmak
put the blame on someone başkasını sorumlu tutmak
put the blame on someone suçu başkasının üzerine atmak
put someone out on a limb birini riske/tehlikeye sokmak
put one's money on someone birinin üzerine para koymak/bahis oynamak
wouldn’t put it past someone (to do something) (birinin) ... yapması şaşırtıcı/sürpriz olmaz/beni şaşırtmaz
put someone in the picture birini durumdan haberdar etmek
put a hex on someone birine büyü yapmak
put a plug in for someone birinden olumlu bahsetmek
put a plug in for someone birinden övgüyle bahsederek ilgiyi onun üzerinde toplamak
put a plug in for someone birinin reklamını yapmak
put someone in an awkward position müşkül duruma düşürmek
put someone into power yönetime/iktidara getirmek
put someone in yönetime/iktidara getirmek
put something across (to someone) iyi açıklamak
put something across (to someone) iyi ifade etmek
put something across (to someone) iyi anlatmak
put at the disposal of someone hizmetine sunmak
put at the disposal of someone emrine hazır bulundurmak
put in a good word for somebody with someone biri hakkında başka birine olumlu referans vermek
put someone in mind of something birine bir şeyi anımsatmak
put oneself in someone else's shoes kendini bir başkasının yerine koymak
put oneself in someone else's place kendini bir başkasının yerine koymak
put something in the way of someone birinin önünü bir şey ile tıkamak
put someone in touch with someone biriyle temasa geçirmek
put someone in touch with someone biriyle temas kurmasını sağlamak
put out a warrant (on someone) yakalama emri çıkartmak
put out a warrant (on someone) tutuklama emri çıkartmak
put someone to shame birini utandırmak
put someone to shame birini yerin dibine sokmak
put someone up against someone (bir müsabakada) (birini) (başka birisinin) karşısına çıkarmak
put someone up against someone birini diğerinin karşısına (rakip olarak) çıkarmak/koymak
put the skids under someone birinin başarısız olmasına neden olmak
put the skids under someone birini başarısızlığa uğratmak
put upon by someone biri tarafından kullanılmak
put someone off the track -den vazgeçirmek
put someone off the trail dikkatini dağıtmak
put someone off the track dikkatini başka yere çekmek
put someone off the trail -den vazgeçirmek
put someone off the track dikkatini dağıtmak
put someone off the trail dikkatini başka yere çekmek
put someone at risk birini riske atmak
put someone off the scent izini kaybettirmek
put someone under a spell büyülemek
put someone up to something gaza getirmek
put someone to the very pinnacle birini zirveye/en tepeye getirmek/koymak
put a hit on someone birini öldürtmek için kiralık katil tutmak
put one's prayers out for someone biri icin dua etmek
put someone out of the way birini temizlemek/öldürmek
put someone in a straitjacket birinin özgürlüğünü kısıtlamak
put someone on birini keklemek
put someone on birisini kandırmak
put someone on birini işletmek
put the hurt on someone birine zarar vermek
put in a good word for someone (bir iş için) birine kefil olmak
put someone on the phone birisini telefona vermek
put someone on the spot sorguya çekmek
put someone down Birini eleştirmek
put someone right birini yola getirmek
put someone right birine doğru yolu göstermek
put someone right birini tedavi etmek
put someone right birinin dahi iyi hissetmesini sağlamak
put someone right birine yanlış bildiği bir konu hakkında doğruyu söylemek
would not put it past someone her şey beklenir
would not put anything past someone her şey beklenir
Speaking
not put it past someone yapsa şaşırmazdım
Slang
put (someone) off with empty promises altmışaltıya bağlamak
put someone to bed with a shovel birisini gömmek
put someone to bed with a shovel birisini öldürüp gömmek
put the touch on someone birisinden para istemek
put the moves on someone birine asılmak/sırnaşmak
put the hard word on someone birine asılmak/sırnaşmak
put the make on someone birine asılmak/sırnaşmak
put someone away birini öldürmek
put the finger on someone suçluyu gammazlamak
put the finger on someone suçluyu ispiyonlamak
put the clamps on someone birini frenlemek/dizginlemek/engellemek
put the hard word on someone birine asılmak/yazmak
put the make on someone birine asılmak/yazmak
put the moves on someone birine asılmak/yazmak
put someone out on front street birinin sırrını ifşa etmek
put someone on blast birini rezil etmek
put someone on blast birini yerin dibine sokmak
put the moves on someone biriyle flört etmek
put the hard word on someone birine yazmak
put the make on someone birine yazmak
put the hard word on someone biriyle flört etmek
put the moves on someone birine yazmak
put the make on someone biriyle flört etmek
put two fingers up at someone işaret çekmek
put two fingers up at someone birine el hareketi yapmak
Law
put someone on the stand birini kürsüye çıkarmak
Football
put someone through to score gol pozisyonuna sokmak
British Slang
put one on (someone) birine çarpmak
put the willies up someone birinin ödünü patlatmak