sürmek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

sürmek



Bedeutungen von dem Begriff "sürmek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 79 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
sürmek drive v.
sürmek lead v.
sürmek continue v.
sürmek exile v.
General
sürmek stuff v.
sürmek place on sale v.
sürmek banish v.
sürmek deport v.
sürmek go ahead v.
sürmek wipe on v.
sürmek take time v.
sürmek proceed v.
sürmek extend v.
sürmek cast out v.
sürmek run v.
sürmek expulse v.
sürmek drive out v.
sürmek ostracise v.
sürmek run on v.
sürmek till v.
sürmek push v.
sürmek stream v.
sürmek steer v.
sürmek go on v.
sürmek hold out v.
sürmek wheel v.
sürmek ostracize v.
sürmek ride v.
sürmek slip in v.
sürmek expulsing v.
sürmek thro v.
sürmek exile v.
sürmek shoot out v.
sürmek expatriate v.
sürmek carry on v.
sürmek daub v.
sürmek thru v.
sürmek burgeon v.
sürmek impel v.
sürmek plow v.
sürmek apply v.
sürmek be in progress v.
sürmek last v.
sürmek plough v.
sürmek drag on v.
sürmek herd v.
sürmek relegate v.
sürmek displace v.
sürmek expel v.
sürmek germinate v.
sürmek outlaw v.
sürmek plaster v.
sürmek lay on v.
sürmek huddle v.
sürmek sprout v.
sürmek endure v.
sürmek persist v.
sürmek release v.
sürmek bedaub v.
sürmek shove v.
sürmek pitchfork v.
sürmek roll v.
sürmek move v.
sürmek spring v.
sürmek rub v.
sürmek bud v.
sürmek transport v.
sürmek hang over v.
Phrasals
sürmek pass on
Trade/Economic
sürmek keep up
Law
sürmek banish
Politics
sürmek expel
sürmek transport
Technical
sürmek smear
sürmek spread
sürmek apply
sürmek dure
Computer
sürmek drive
Archaic
sürmek overshake

Bedeutungen, die der Begriff "sürmek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
araba sürmek drive v.
bir iddia öne sürmek assert a claim v.
bir iddia öne sürmek raise a claim v.
cila sürmek varnish v.
hüküm sürmek reign v.
hüküm sürmek rule v.
ileri sürmek assert v.
ileri sürmek allege v.
ileri sürmek bring forward v.
ileri sürmek propound v.
iz sürmek trace v.
izini sürmek trace v.
öne sürmek assert v.
piyasaya sürmek release v.
piyasaya sürmek launch v.
pullukla sürmek plough v.
pullukla sürmek plow v.
sabanla sürmek plough v.
sabanla sürmek plow v.
General
(arabayı) sürmek tool v.
(aracı) hızlı sürmek race v.
(fikir) ileri sürmek suggest v.
(kanıt) ileri sürmek adduce v.
(yaraya vb) biraz krem sürmek put on some ointment v.
(yaraya vb) biraz merhem sürmek put on some ointment v.
..markası ile piyasaya sürmek launch under the brand name v.
adına leke sürmek defame v.
adına leke sürmek infamise v.
adına leke sürmek bring discredit to one's name v.
adına leke sürmek infamize v.
alçı sürmek apply the plaster v.
allık sürmek rouge v.
alnına leke sürmek smear v.
alnına leke sürmek sully v.
alnına leke sürmek denigrate v.
alnına leke sürmek smirch v.
alnına leke sürmek besmirch v.
alnına leke sürmek asperse v.
alnına leke sürmek defame v.
alnına leke sürmek calumniate v.
alnına leke sürmek slander v.
araba sürmek drive a car v.
arabayı birdenbire tam gaz sürmek gun v.
arabayı çok hızlı sürmek have a heavy foot v.
arabayı çok hızlı sürmek drive the car too fast v.
arabayı sürmek pull out v.
arabayı sürmek (bir yere) pull in v.
aracı hızlı sürmek drive fast v.
aralıksız sürmek stream v.
astar sürmek prime v.
aster sürmek prime v.
at sürmek ride a horse v.
av sürmek dog v.
av sürmek course v.
azalarak da olsa devam etmek/sürmek continue albeit at a diminishing pace v.
balmumu sürmek beeswax v.
balmumu sürmek wax v.
başka insanların arasına karışmadan sakin bir yaşam sürmek keep oneself to oneself v.
beklenenden daha uzun sürmek take longer than expected v.
beklenenden daha uzun sürmek drag on v.
bir buçuk gün sürmek last a day and a half v.
bir iddia öne sürmek assert a claim v.
bir konu ileri sürmek bring up an issue v.
bir konu ileri sürmek raise an issue v.
bir memuru doğuya sürmek relegate an officer to a post in east v.
bir saniye sürmek last a second v.
bir şeyi bir yere sürmek rub something on v.
bir şeyi ince bir tabaka halinde sürmek spread something thin v.
bir şeyi ovarak sürmek work something in v.
bir tabaka (boya vb) sürmek coat v.
biraz hızlı sürmek/kullanmak drive a bit fast v.
birdenbire başka bir yöne sürmek (taşıtı) swerve v.
bisiklet sürmek cycle v.
bisiklet sürmek bike v.
bisiklet sürmek ride a bike v.
bisiklet sürmek ride a bicycle v.
bisikleti kaldırımda sürmek ride the bike on the sidewalk v.
bohem yaşamı sürmek lead a bohemian life v.
boya sürmek apply paint v.
boya sürmek splash v.
boya sürmek put on paint v.
burnunu sürmek nuzzle v.
burnunu sürmek nose v.
bütünüyle kaplayacak bir şekilde sürmek cover v.
cila sürmek wax v.
cila sürmek apply varnish v.
çağlar sürmek take ages v.
çift sürmek plough v.
çift sürmek plow v.
çok daha uzun sürmek take much longer v.
çok uzun sürmek take forever v.
çok/uzun sürmek take ages v.
daha fazla sürmek outlast v.
daha hızlı sürmek outdrive v.
daha iyi sürmek outdrive v.
daha iyi sürmek outride v.
daha önceden yapılan birşeyi temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp öne sürmek wheel out v.
dal sürmek branch v.
delil ileri sürmek provide evidence v.
dışarı sürmek drive v.
domuz yağı sürmek lard v.
düven sürmek thresh v.
-e el sürmek lay hands on v.
egemenlik sürmek prevail v.
ekmeğe sürmek spread on bread v.
ekmeğine yağ sürmek help (somebody) inadvertently v.
ekmeğine yağ sürmek play into somebody's hands v.
ekmeğine yağ sürmek play into the hands of v.
el sürmek finger v.
el sürmek touch v.
el sürmek handle v.
el sürmek feel v.
elini sürmek touch v.
emekliliğinin keyfini sürmek enjoy his/her retirement v.
emin bir şekilde ileri sürmek aver v.
emniyet şeridinde sürmek drive on the shoulder v.
en önemli dayanakları ileri sürmek bring up one's big guns v.
eşkin sürmek canter v.
etkisi uzun sürmek go a long way v.
faal bir hayat sürmek be in the swim v.
faal bir hayat sürmek be in the swim of things v.
fikir ileri sürmek bring forward an idea v.
fikir ileri sürmek put forward an idea v.
filiz sürmek shoot v.
geçmişe doğru izini sürmek trace back v.
gerekçe ileri sürmek put forward a reason v.
geri sürmek back v.
geri sürmek back up v.
geriye doğru sürmek back v.
göçebe hayat sürmek nomadize v.
göçebe hayat sürmek nomadise v.
göçebe hayatı sürmek nomadize v.
göçebe hayatı sürmek nomadise v.
hafifçe sürmek dab v.
hayat sürmek spend life v.
hipotez öne sürmek hypothesize about v.
hüküm sürmek govern v.
hüküm sürmek prevail v.
hüküm sürmek sway v.
iç piyasaya sürmek release to the domestic market v.
iki hafta sürmek last a fortnight v.
ilaç sürmek apply ointment v.
ilaç sürmek put on ointment v.
ilaç sürmek rub on ointment v.
ileri doğru sürmek propel v.
ileri sürmek argue v.
ileri sürmek put something forward v.
ileri sürmek set forward v.
ileri sürmek put forth v.
ileri sürmek come up with v.
ileri sürmek enunciate v.
ileri sürmek urge v.
ileri sürmek profess v.
ileri sürmek hold out v.
ileri sürmek propone v.
ileri sürmek propose v.
ileri sürmek observe v.
ileri sürmek press home v.
ileri sürmek broach v.
ileri sürmek prefer v.
ileri sürmek set forth v.
ileri sürmek hold forth v.
ileri sürmek pronounce v.
ileri sürmek raise v.
ileri sürmek advance v.
ileri sürmek suggest v.
ileri sürmek lay v.
ileri sürmek put forward v.
ileri sürmek propound v.
ileri sürmek bring something forward v.
ileri sürmek plead v.
ileri sürmek affirm v.
ileri sürmek interpose v.
ileri sürmek set up v.
ileri sürmek throw out v.
ileri sürmek publish v.
ileri sürmek weave v.
ileri sürmek submit v.
ileri sürmek contend v.
ileri sürmek present v.
ileri sürmek weigh in with v.
ileri sürmek propel v.
ileri sürmek introduce v.
ileri sürmek bring about v.
ileri sürmek wheel out v.
ileri sürmek drive on v.
ileri sürmek (emin bir şekilde) assert v.
ileri sürmek (fikir) submit v.
ileriye doğru sürmek propel v.
ismine leke sürmek infamise v.
ismine leke sürmek defame v.
ismine leke sürmek infamize v.
işi yokuşa sürmek make trouble v.
işi yokuşa sürmek make things difficult v.
işi yokuşa sürmek make difficulties v.
işi yokuşa sürmek raise difficulties v.
iz sürmek sleuth v.
iz sürmek spoor v.
iz sürmek hound v.
iz sürmek scent v.
iz sürmek trail v.
iz sürmek scent out v.
izini sürmek track v.
izini sürmek trail v.
jöle sürmek apply hair-gel v.
jöle sürmek put hair-gel v.
kamyon sürmek drive a truck v.
kamyon sürmek drive a lorry v.
kanıt ileri sürmek adduce evidence v.
kaslarına losyon sürmek rub lotion into one's muscles v.
katran sürmek tar v.
keyfini sürmek enjoy v.
keyif sürmek lead a life of pleasure v.
kısa sürmek last a short time v.
kısa sürmek take a short time v.
kireç boya sürmek distemper v.
kolonya sürmek musk up v.
koşul öne sürmek impose a condition v.
koşul öne sürmek attach a condition v.
koşul öne sürmek lay down a condition v.
koşul öne sürmek set out a condition v.
kökeninin izini sürmek trace back v.
kökten filiz sürmek tiller v.
krem sürmek cream v.
krem sürmek (yaraya) put on oinment v.
kremi vücuduna sürmek rub the cream into one's skin v.
kremi yüzüne sürmek rub the cream into one's face v.
krokette top sürmek croquet v.
kuru ve anlamsız bir hayat sürmek vegetate v.
kutsal yağ sürmek anoint v.
kutsal yağ sürmek embrocate v.
kutsal yağ sürmek anele v.
kutsal yağ sürmek inunct v.
leke sürmek taint v.
leke sürmek smirch v.
leke sürmek bespatter v.
leke sürmek reflect poorly on v.
leke sürmek soil v.
leke sürmek dishonor v.
leke sürmek put a slur on v.
leke sürmek cast a slur on v.
leke sürmek besmirch v.
leke sürmek denigrate v.
leke sürmek dishonour v.
leke sürmek slur v.
leke sürmek smear v.
leke sürmek blacken v.
merhem sürmek apply a salve v.
merhem sürmek rub on ointment v.
merhem sürmek put on ointment v.
merhem sürmek anoint v.
merhem sürmek apply ointment v.
merhem sürmek salve v.
mezatta birinden fazla pey sürmek outbid v.
motor sürmek ride a motorcycle v.
motosiklet sürmek ride a motorcycle v.
mum cilası sürmek wax v.
mutlu bir hayat sürmek lead a happy life v.
mutlu bir hayat sürmek live a happy life v.
mutlu bir yaşam sürmek live a happy life v.
mutlu bir yaşam sürmek lead a happy life v.
mütevazı bir yaşam sürmek live a modest life v.
mütevazı bir yaşam sürmek live a humble life v.
mütevazı bir yaşam sürmek lead a modest life v.
namına leke sürmek infamise v.
namına leke sürmek infamize v.
namına leke sürmek blot one's copybook v.
namına leke sürmek defame v.
namusuna leke sürmek defame v.
namusuna leke sürmek dishonour v.
namusuna leke sürmek dishonor v.
oje sürmek apply nail varnish v.
oje sürmek apply nail polish v.
oje sürmek put on nail varnish v.
oje sürmek paint one's nail v.
on beş gün sürmek last for fifteen days v.
on beş gün sürmek last a fortnight v.
on gün sürmek last for ten days v.
on gün sürmek take ten days v.
onuruna leke sürmek stain one's honour v.
onuruna leke sürmek tarnish one's honour v.
ovarak sürmek rub v.
ömür boyu sürmek last a lifetime v.
öne sürmek submit v.
öne sürmek raise v.
öne sürmek put forward v.
öne sürmek hold forth v.
öne sürmek enounce v.
öne sürmek propound v.
öne sürmek bring forward v.
öne sürmek introduce v.
öne sürmek set forth v.
öne sürmek come up with v.
öne sürmek aver v.
öne sürmek postulate v.
öne sürmek argue v.
öne sürmek suggest v.
öne sürmek exert v.
öne sürmek (bir fikri) moot v.
para sürmek ante up v.
para sürmek bank v.
para sürmek bet v.
para sürmek ante v.
parfüm sürmek perfume v.
parfüm sürmek wear perfume v.
pedal çevirmeden bisiklet sürmek coast v.
pey sürmek submit a bid v.
pey sürmek make a bid v.
pey sürmek bid v.
piyasaya sürmek introduce v.
piyasaya sürmek launch to the market v.
piyasaya sürmek place on the market v.
piyasaya sürmek bring out v.
piyasaya sürmek put something on the market v.
piyasaya sürmek introduce to the market v.
piyasaya sürmek pass v.
piyasaya sürmek put on the market v.
piyasaya sürmek introduce into the market v.
piyasaya sürmek throw on the market v.
piyasaya sürmek market v.
piyasaya sürmek put onto the market v.
piyasaya sürmek release v.
piyasaya yeni mal sürmek bring out v.
pomat sürmek anoint v.
pomat sürmek pomade v.
pudra sürmek put powder on v.
rimel sürmek apply mascara to v.
rimel sürmek mascara v.
ruj sürmek wear lipstick v.
ruj sürmek apply lipstick v.
ruj sürmek put on lipstick v.
saatlerce sürmek last for many hours v.
saban ile sürmek plough v.
saban ile sürmek plow v.
saban sürmek exarate v.
saban sürmek furrow v.
safa sürmek have a good time v.
saltanat sürmek wield the scepter v.
saltanat sürmek rule v.
saltanat sürmek live in luxury v.
saltanat sürmek reign v.
saygınlığına leke sürmek besmirch someone's reputation v.
sebep ileri sürmek come up with a reason v.
sebep ileri sürmek show cause v.
sebep öne sürmek submit a reason v.
sebep öne sürmek set forth a reason v.
sebep öne sürmek put forward a reason v.
sebep öne sürmek bring forward a reason v.
sebep öne sürmek come up with a reason v.
sefa sürmek enjoy oneself v.
sefa sürmek have a good time v.
sefasını sürmek enjoy something to the utmost v.
sır sürmek foliate v.
sıvı dökmek/sürmek (kurumaması için pişen etin üstüne) baste v.
sokakta bisiklet sürmek ride a bicycle on the street v.
sonsuza kadar sürmek last forever v.
sülüğen sürmek vermilion v.
süngerle sürmek sponge v.
sürmek (bir başka şeyin üstüne) spread v.
sürmek (bir şeyi bir yere) smooth over v.
sürmek (bir şeyi bir yere) smear v.
sürmek (bir yerden atmak) banish v.
sürmek (filiz) stock v.
sürmek (iş/yolculuk vb belirli bir zaman) take v.
sürmek (merhem vb'ni) apply v.
sürmek (süre vb) last v.
sürmek (tarlayı) cultivate v.
sürmek (tekerlekli bir aracı) wheel v.
sürmek (topu) dribble v.
sürmek (yağlı kolayca dağılan veya yapışkan bir şeyi bir yere) smear with v.
sürmek (yaşam) lead v.
sürmek (yaşam/ömür) live v.
sürmek (yurt dışı vb) exile v.
şöhretini doğrulayacak bir yaşam sürmek live up to one's reputation v.
tarla sürmek plough v.
tarla sürmek plow v.
tarlayı sürmek plow the field v.
tarlayı sürmek cultivate v.
tarlayı sürmek plough the field v.
tekerlekli birşeyi iterek sürmek trundle v.
tekrar ileri sürmek reassert v.
tereyağı sürmek butter v.
top sürmek dribble v.
toprağı sürmek plough v.
toprağı sürmek plow v.
toprağı sürmek till v.
toprak sürmek plow v.
toprak sürmek plough v.
traktör sürmek drive tractor v.
tren sürmek use the train v.
tutkal sürmek apply glue v.
tutkal sürmek glue v.
uzun sürmek last a long time v.
uzun sürmek take a long time v.
uzun sürmek last long v.
uzun sürmek take long v.
uzun sürmek (zaman) take a long time v.
ülkesinden sürmek expatriate v.
ününe leke sürmek defame v.
ürün sürmek release a product v.
üstüne sürmek apply v.
üstüne sürmek top v.
üstüne sürmek lay on v.
üstüne sürmek (bir şeyin) top v.
üzerine krema sürmek ice v.
üzerine sürmek overlay v.
yağ sürmek anoint v.
yağ sürmek butter v.
yağ sürmek grease v.
yağ sürmek baste v.
yağ sürmek (başına kutsamak için) anoint v.
yanık merhemi sürmek apply burn ointment v.
yapıştırıcı sürmek glair v.
yaşam sürmek lead a life v.
yavaş sürmek (araba) tootle v.
yelkenli sürmek sail a sailboat v.
yoğurt sürmek apply yogurt on v.
yoğurt sürmek rub yogurt on v.
yokuşa sürmek hamper v.
yokuşa sürmek make difficulties v.
yolu yokuşa sürmek raise difficulties v.
yolu yokuşa sürmek make difficulties v.
yolu yokuşa sürmek make things difficult v.
yolu yokuşa sürmek make trouble v.
yukarı sürmek push up v.
yurtdışına sürmek deport v.
yurtdışına sürmek expatriate v.
zaman sürmek last (time) v.
zaman sürmek take (time) v.
zamk sürmek gum v.
zevk ve sefa sürmek lead a life of pleasure v.
3 saat sürmek last for 3 hours
3 saat sürmek take 3 hours
Phrasals
-den sürmek banish from v.
(bir şeye) (yağ/boya vb) sürmek plaster something with something
arabayı bir yere sürmek/çekmek pull in(to some place)
beklendiğinden uzun sürmek (toplantı) run over
geriye doğru izini sürmek trace back to
hüküm sürmek rule over
hüküm sürmek reign over
izini sürmek chase up
izini sürmek hunt for
izini sürmek hunt after
izini sürmek make after
piyasaya sürmek roll something out
piyasaya sürmek roll out something
pullukla/sabanla sürmek plow something up
sabanla sürmek plow through
üzerine sürmek spread on
üzerine sürmek spread onto
üzerine sürmek/sürüp yaymak plaster something onto something
üzerine sürmek/sürüp yaymak plaster something on
-ye kadar izini sürmek/kökenini bulmak trace back to
yüzüne (krem vb) sürmek dab something onto one's face
yüzüne (krem vb) sürmek dab something on one's face
Colloquial
bisikleti/motoru önünü kaldırarak sürmek pop a wheelie v.
20 dakikadan uzun sürmek last more than twenty minutes
bir hafta sürmek take a week
çok uzun sürmek take much time
hızlı sürmek burning rubber
jet gibi (sürmek) hell-bent for
jet gibi (sürmek) hell-bent for leather
son sürat (sürmek) hell-bent for leather
son sürat (sürmek) hell-bent for
uzun sürmek last for long
üç saat sürmek last three hours
üç saat sürmek take three hours
yasal/meşru bir hayat sürmek/sürmeye başlamak go legit
zengin bir hayat sürmek live high
zengin bir hayat sürmek live well
Idioms
(birinin) ekmeğine yağ sürmek play into someone's hands
(neredeyse) bir asır/asırlarca sürmek go on for ages
(neredeyse) bir asır/asırlarca sürmek go on for an age
adına leke sürmek soil one's hands
adına leke sürmek blot one's copybook
adına leke sürmek drag somebody's name through the mud
adına leke sürmek drag somebody's name through the mire
ağzına (acı) biber sürmek/çalmak wash someone's mouth out with soap
ahlakdışı yaşam sürmek go wrong
alnına kara sürmek soil one's hands
birinin ekmeğine yağ sürmek play into somebody's hands
birinin ekmeğine yağ sürmek play into the hands of somebody
birisinin ekmeğine yağ sürmek play into somebody's hands
birisinin ekmeğine yağ sürmek play into someone's hands
birisinin ekmeğine yağ sürmek play into the hands of somebody
çok rahat bir yaşam sürmek live high off the hog
çok rahat bir yaşam sürmek eat high on the hog
çok rahat bir yaşam sürmek live high on the hog
çok uzun sürmek go on for ages
çok uzun sürmek go on for an age
-den sürmek exile from
dünyada olup bitenlere karşı sınırlı bilgiye sahip olarak izole bir yaşam sürmek live under a rock
ekmeğine yağ sürmek play into someone's hands
el sürmek (yasak olan bir şeye) lay a hand on
elindeki en büyük kozu masaya sürmek/oynamak pull out the big guns
elini sürmek lay a finger on
evlilik yaşamı sürmek keep company with
iki farklı yaşam sürmek lead a double life
işi yokuşa sürmek make it hard
işi yokuşa sürmek make things difficult