sıkıntılı - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

sıkıntılı



Bedeutungen von dem Begriff "sıkıntılı" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 36 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
sıkıntılı distressed adj.
sıkıntılı troublesome adj.
sıkıntılı troubled adj.
General
sıkıntılı lugubrious adj.
sıkıntılı constrained adj.
sıkıntılı rough adj.
sıkıntılı weighty adj.
sıkıntılı gray adj.
sıkıntılı uneasy adj.
sıkıntılı gruelling adj.
sıkıntılı anxious adj.
sıkıntılı grey adj.
sıkıntılı close adj.
sıkıntılı awkward adj.
sıkıntılı annoying adj.
sıkıntılı dreary adj.
sıkıntılı cornered adj.
sıkıntılı distressful adj.
sıkıntılı unrestful adj.
sıkıntılı onerous adj.
sıkıntılı troublous adj.
sıkıntılı heavy adj.
sıkıntılı grueling adj.
sıkıntılı trying adj.
sıkıntılı dismal adj.
sıkıntılı gloomy adj.
sıkıntılı drab adj.
sıkıntılı troubling adj.
sıkıntılı uptight adj.
sıkıntılı muzzy adj.
sıkıntılı low adj.
sıkıntılı doleful adj.
Colloquial
sıkıntılı hot and bothered
Slang
sıkıntılı clouded
sıkıntılı het up
British Slang
sıkıntılı naffed off

Bedeutungen, die der Begriff "sıkıntılı" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 45 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
birini sıkıntılı bir durumdan kurtarmak put someone out of one's misery v.
birşeyin en sıkıntılı kısmını atlatmak pass the most difficult part of something v.
mısır'da mart, nisan ve mayıs aylarında görülen sıkıntılı ve sıcak güney veya güneydoğu rüzgarı khamsin n.
sıkıntılı bakış gloom n.
sıkıntılı bir devre a thin time n.
sıkıntılı bir durum adversity n.
sıkıntılı dönem downswing n.
sıkıntılı dönem downturn n.
sıkıntılı dönemler the lean times n.
sıkıntılı durum pickle n.
sıkıntılı olma boringness n.
sıkıntılı olma saturninity n.
sıkıntılı olma onerousness n.
sıkıntılı olma lugubriousness n.
sıkıntılı süreç adversity n.
sıkıntılı zaman rainy day n.
(hava) sıkıntılı close adj.
çok sıkıntılı lugubrious adj.
çok sıkıntılı thorny adj.
sıkıntılı (hava) muggy adj.
sıkıntılı (hava) close adj.
sıkıntılı (havalı) close adj.
sıkıntılı bir halde grayly adv.
sıkıntılı bir halde greyly adv.
sıkıntılı bir halde drably adv.
sıkıntılı bir şekilde uneasily adv.
sıkıntılı bir şekilde distressedly adv.
sıkıntılı bir şekilde troubledly adv.
sıkıntılı olarak saturninely adv.
sıkıntılı vaziyette in a sad pickle adv.
Colloquial
en sıkıntılı kısmını atlatmak be over the hump
Idioms
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon one's feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon both feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on one's feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on both feet
birine zorlu/sıkıntılı anlar yaşatmak give somebody a rough time
gelecekteki sıkıntılı dönem lean times ahead
huzursuz/rahatsız/sıkıntılı olmak have a burr under one's saddle
sıkıntılı olmak get all balled up
sıkıntılı olmak be all balled up
zor ve sıkıntılı bir durumdan kurtulmak get out of hole
zorlu/sıkıntılı (süreç vb) handwringing
zorlu/sıkıntılı (süreç vb) hand-wringing
Technical
sapma raporu (yolunda gitmeyen/zamanında yetişmeyen/yetişmeyecek sıkıntılı/problemli/sorunlu durumları bildiren rapor) exception report
Medical
erişkinde sıkıntılı solunum sendromu adult respiratory distress syndrome