sorun - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

sorun



Bedeutungen von dem Begriff "sorun" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 43 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
sorun trouble n.
sorun issue n.
sorun problem n.
General
sorun look-out n.
sorun puzzle n.
sorun strife n.
sorun proposition n.
sorun affair n.
sorun ill n.
sorun pain point n.
sorun grievance n.
sorun drawback n.
sorun knot n.
sorun matter n.
sorun hurdle n.
sorun hassle n.
sorun cause n.
sorun challenge n.
sorun worry n.
sorun funeral n.
sorun case n.
sorun difficulty n.
sorun question n.
sorun concern n.
sorun problem n.
sorun hangup n.
sorun packet n.
sorun complication n.
sorun snafu n.
Colloquial
sorun a hornet's nest
sorun hornets' nest
Idioms
sorun albatross n.
Slang
sorun bad business
Trade/Economic
sorun job
Law
sorun dispute
Technical
sorun matter
Computer
sorun issue
sorun error
British Slang
sorun hoo-ha
sorun hang-up
sorun barney
sorun queer street
sorun ding-dong

Bedeutungen, die der Begriff "sorun" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 496 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
eşik (kıyamet/sorun vb) edge n.
General
(birine) sorun yaratmak get one's knife into v.
(sorun) çözmek get out v.
bir sorun ile karşılaşmak hit a problem v.
bir sorun ile karşılaşmak encounter a problem v.
bir sorun ile karşılaşmak run into a problem v.
bir sorun ile karşılaşmak face a problem v.
bir sorun olmaya devam etmek remain a challenge v.
doğurmak (sorun) pose v.
ekonomik sorun yaşamak have a financial problem v.
geri geri gitmede sorun yaşamak have trouble in reverse v.
gidermek (pürüz/sorun vb'ni) iron out v.
hiçbir sorun görmemek see nothing wrong v.
sıkıntı/sorun yaşamak go through a trouble v.
sorun çıkarmak give trouble v.
sorun çıkarmak act up v.
sorun çıkarmak stir up trouble v.
sorun çıkarmak create trouble v.
sorun çıkarmak give problem v.
sorun çıkarmak make trouble v.
sorun çıkarmak make a trouble v.
sorun çıkmak problem arise v.
sorun çıkmak trouble come v.
sorun çıkmak problem come up v.
sorun çıkmak problem occur v.
sorun çözmek resolve a problem v.
sorun çözmek solve a problem v.
sorun doğurmak bring problem v.
sorun doğurmak cause a problem v.
sorun doğurmak pose a problem v.
sorun etmek trouble v.
sorun gidermek troubleshoot v.
sorun haline gelmek become problem v.
sorun haline gelmek be a problem v.
sorun haline gelmek become a problem v.
sorun haline getirmek make a big deal out of something v.
sorun haline getirmek turn it into a problem v.
sorun haline getirmek turn it into a big deal v.
sorun halini almak become problem v.
sorun halini almak become a problem v.
sorun halini almak be a problem v.
sorun meydana gelmek problem to arise v.
sorun meydana gelmek problem to occur v.
sorun meydana gelmek trouble to come v.
sorun meydana gelmek problem to come up v.
sorun olmak problem to come up v.
sorun olmak become a problem v.
sorun olmak be a problem v.
sorun olmak become problem v.
sorun olmak problem to arise v.
sorun olmak problem to occur v.
sorun olmak trouble to come v.
sorun olmaktan çıkmak be no longer a problem v.
sorun olmaktan çıkmak stop being a problem v.
sorun oluşmak a problem come up v.
sorun oluşmak a problem occur v.
sorun oluşmak a problem arise v.
sorun oluşturmak pose a problem v.
sorun ortadan kalkmak (the problem) go away v.
sorun teşkil etmek pose a problem v.
sorun teşkil etmek constitute a problem v.
sorun vermek give trouble v.
sorun yaratan birisiyle uğraşmak sort someone out v.
sorun yaratmak cause trouble v.
sorun yaratmak give problem v.
sorun yaratmak make a trouble v.
sorun yaratmak make difficulties v.
sorun yaratmak create trouble v.
sorun yaratmak pose a problem v.
sorun yaratmak make waves v.
sorun yaşamak have problem v.
sorun yaşamak have difficulty v.
sorun yaşamak have a trouble v.
sorun yaşamak get into trouble v.
sorun/bela demek be bad news v.
toplumsal bir sorun haline gelmek hit the fan v.
toplumsal bir sorun halini almak hit the fan v.
tüm dikkatini almak (iş/sorun) absorb v.
ufak meseleleri sorun yapmak fuss v.
yaratmak (sorun) pose v.
alternatif sorun çözümü alternative dispute resolution n.
ana sorun major issue n.
asıl sorun the name of the game n.
asıl sorun/problem main concern n.
askıda duran sorun open question n.
başlıca sorun main problem n.
bir numaralı sorun number one problem n.
büyük sorun major problem n.
büyük sorun enormous problem n.
büyük sorun big trouble n.
büyük sorun great problem n.
büyük sorun big problem n.
can sıkıcı sorun vexing ​problem n.
çifte sorun double trouble n.
çözülmemiş sorun an open question n.
çözülmesi gereken sorun an axe to grind n.
çözülmesi gereken sorun a bone to pick n.
çözümlenmemiş sorun an open question n.
çözümü zor sorun brain twister n.
dünya çapında bir sorun a worldwide problem n.
esas/ana problem/sorun the crux of the problem n.
esas/ana problem/sorun main problem n.
etik bir sorun an ethical problem n.
gündemdeki sorun burning issue n.
halledilmemiş sorun unsettled matter n.
iki bilinmezli sorun dilemma n.
ilgilenmeye değmeyen sorun a matter of indifference n.
karşılaşılan sorun problem encountered n.
kriz/sorun çözümleyicisi disturbance handler n.
maddi sorun financial trouble n.
maddi sorun financial problem n.
maddi sorun financial difficulty n.
önemli bir sorun/problem an important problem n.
önemli sorun important problem n.
psikolojik sorun psychological problem n.
psikolojik sorun psychological issue n.
rahatsız edici sorun vexing ​problem n.
siyasal sorun political trouble n.
sonuca bağlanmamış sorun open question n.
sorun çıkaran trouble maker n.
sorun çıkaran mischief-maker n.
sorun çıkaran bad hat n.
sorun çıkaran troubler n.
sorun çıkaran troublemaker n.
sorun çıkaran kimse troublemaker n.
sorun çözme trouble shooting n.
sorun çözme problem solving n.
sorun çözücü uygulamalar problem-solving type exercise n.
sorun yaratan trouble maker n.
sorun yaratan hellraiser n.
sorun yaratan troubler n.
sorun yaratan troublemaker n.
sorun yaratan nokta trouble spot n.
sorun yaratma trouble-making n.
sorun yönetimi issue management n.
sosyal sorun social problem n.
söz konusu olan sorun the case in point n.
sözü edilen sorun the case in point n.
tek sorun siyaseti single-issue politics n.
teknik bir sorun a technical problem n.
temel sorun primary concern n.
temel sorun primary problem n.
temel sorun central issue n.
temel sorun major issue n.
tipik bir örnek sorun case in point n.
toplumsal bir sorun olarak intihar suicide as a social problem n.
ulusal sorun national issue n.
yeni sorun complication n.
zor bir sorun bugbear n.
zor sorun teaser n.
bayağı sorun yaratan problematic adj.
çözülmemiş (sorun) open adj.
gayret gerektiren (sorun vb) challenging adj.
sorun edilen troubled adj.
sorun kaynaklı/güdümlü problem driven adj.
sorun yaratan raising hell adj.
sorun yaratan trouble-making adj.
sorun yaratan problem adj.
sorun yaratan hell raising adj.
Phrasals
(bir olay/sorun/süreç) yaşamak go through
birisine sorun yaratmak cross someone up
sorun çıkarmak kick up
Phrases
eğer herhangi bir sorun meydana gelirse if any problem occurs
eğer herhangi bir sorun meydana gelirse if any problem arises
sorun ciddileşirse when it comes to the push
sorun çözüldü problem solved
sorun o değil it’s not a question of that
sorun şu ki the problem is
teknik bir sorun yüzünden due to a technical problem
teknik bir sorun yüzünden because of a technical problem
Proverb
sorun seni üzmeden sorunu dert etme never trouble trouble till trouble troubles you
Colloquial
(sorun) çözülmüş cracked
asıl sorun şu ki and the real problem is
bir sorun çıkmak an issue to come up
bir toplantıda hiç kimsenin ele almak istemediği konu/sorun moose on the table
çifte sorun double whammy
çözülmez gibi görünüp sonradan avantaja dönen sorun blessing in disguise
herşeyi sorun haline getirip ilgi çekmeye çalışan tip drama queen
hiç sorun değil no probs
içinden çıkılamayan sorun hornets' nest
içinden çıkılamayan sorun a hornet's nest
internet ortamında sorun çıkartan tip flamer
para sorun değil money is not a problem
para sorun değil money is not problem
sorun değil (that causes) no problem
sorun değil no probs
sorun haline getirmek make it a problem
sorun haline getirmek make something a problem
sorun şu ki problem is that
sorun yaramak raise cain
sorun yaratmayı bırak stop causing problems
sorun yaşamadan without having a problem
Idioms
(sonradan) sorun olmak come home to roost
(sorun olarak) sonradan karşısına çıkmak come back to haunt one
(sorun olarak) sonradan karşısına çıkmak return to haunt one
(sorun vb) çözülmemiş olmak be left hanging in the air
(sorun vb) çözülmemiş olmak be left hanging in midair
(sorun) baş edilemez hale gelmek get on top of someone
(sorun) beklenmedik bir yerden çıkmak come out of left field
(sorun) hiç yoktan çıkmak come out of left field
(sorun) içinden çıkılmaz bir hal almak get on top of someone
asıl sorun şu ki therein lies the rub
asıl sorun şu ki there's the rub
beklenmedik sorun kick in the teeth
bir başka sorun/aksilik daha! If it's not one thing it's another!
bir başka sorun/aksilik daha! It's one thing after another!
bir başka sorun/aksilik daha! It's just one thing after another!
bir dolu sorun a ton of trouble
bir konuda/şeyde sorun yaratmak raise the devil with something
bir sorun çıkacak storm is brewing
bir sorun üzerinde uzun uzadıya konuşmak hash over
bir sürü sorun a ton of trouble
bir şey (dert/sorun) ile yaşamak zorunda olmak have to live with something
birisine sorun çıkarmak ruffle someone's feathers
biriyle sorun yaşamak fall afoul of someone
biriyle sorun yaşamak run afoul of someone
büyük sorun the devil to pay
ciddi bir zarar yoksa sorun da yoktur no harm no faul
ciddi sorun vexed question
ciddi sorun vexed issue
ciddi sorun fine kettle of fish
çetin sorun vexed question
çetin sorun vexed issue
çifte sorun/darbe a double whammy
çok tartışılan sorun the burning question
çok tartışılan sorun burning question
daha sonra sorun yaratmak come back to haunt one
daha sonra sorun yaratmak return to haunt one
dayanamayacağı kadar ağır (sorun vb.) more than one can stand
dayanamayacağı kadar ağır (sorun vb.) more than one can bear
dayanamayacağı kadar ağır (sorun vb.) more than one can take
dert/sorun almak buy trouble
gizli bir sorun/problem var mı? what's the catch?
hemen ele alınması gereken sorun the burning question
hemen ele alınması gereken sorun burning question
her zaman bir sorun vardır if it ain't chickens it's feathers
herkesin müdahil olduğu sorun/durum a free-for-all
hırçın/huysuz/uyumsuz/sorun çıkaran kişi bad actor
hiç yoktan sorun çıkarmak/tartışmak make a fuss for nothing
hiçbir sorun yok life is just a bowl of cherries
idare eder sorun yok (I've been) keeping out of trouble
idare eder sorun yok (I've) been keeping out of trouble
kabullenilmesi gereken sorun a cross somebody has to bear
kabullenilmesi gereken sorun a cross somebody has to carry
kabullenilmesi gereken sorun a cross to carry
kabullenilmesi gereken sorun a cross to bear
kafa kurcalayan sorun brain twister
kafasında bir sürü sorun olmak have a lot on one's mind
karmaşık sorun knotty problem
karmaşık sorun can of worms
katlanamayacağı kadar ağır (sorun vb.) more than one can take
katlanamayacağı kadar ağır (sorun vb.) more than one can stand
katlanamayacağı kadar ağır (sorun vb.) more than one can bear
kimsenin hakkında konuşmak istemediği aşikar sorun elephant in the room
maddi yönden ömür boyu rahat olmak/hiç sorun yaşamamak set for life
mesele/sorun ile ilgili (verilen) karardan cayma flip-flop
mesele/sorun ile ilgili (verilen) karardan cayma flip-flopping
patlamaya hazır/patlaması an meselesi bomba (sorun) a powder keg
siyaseten istismar edilen konu veya sorun a political football
siyasi/politik malzeme olan sorun a political football
sorun büyüdü the balloon goes up
sorun çıkarmak set the cat among the pigeons
sorun çıkarmak kick up a storm
sorun çıkarmak cause a scene or disturbance
sorun çıkarmak make the feathers fly
sorun çıkarmak make a fuss of
sorun çıkarmak make the fur fly
sorun çıkarmak kick up a row
sorun çıkarmak put the cat among the pigeons
sorun çıkarmak kick up a fuss
sorun çıkarmak foment trouble
sorun çıkarmak kick up a dust
sorun çıkarmak istemek hell-bent on causing trouble
sorun çıkarmaya eğilimli olmak hell-bent on causing trouble
sorun çıkartmak stir trouble up
sorun değil that's all right
sorun değil it's all right
sorun etmek make a fuss about
sorun etmek make a fuss over
sorun etmemek not to make an issue of
sorun etmemek not to make a big deal out of it
sorun etmemek not to make an issue out of it
sorun etmeye değmez it isn't worth the trouble
sorun olmaktan çıkmak weight off someone's mind
sorun sıcaklık değil nem (nemden kaynaklanan sıcaklık) it's not the heat, it's the humidity
sorun şu ki here's the catch
sorun yaratmak make a fuss of
sorun yaratmak make mischief
sorun yaratmak make a stink
sorun yaratmak make the fur fly
sorun yaratmak stir trouble up
sorun yaratmak make waves
sorun yaratmak foment trouble
sorun yaratmak raise a stink
sorun yaratmak cause a scene or disturbance
sorun yaratmak make/raise a stink
sorun yumağı a balls-up
sorun/bela bad news
sorun/problem büyüyor trouble is brewing
sorun/problem büyüyor there is trouble brewing
sorun/problem yaratmak raise hell (with something)
sorun/problem yaratmak raise the devil (with something)
sorun/problem) kendiliğinden/kendi kendine çözülmek work itself out
sorun/problem) kendiliğinden/kendi kendine çözüme ulaşmak work itself out
taşıyamayacağı kadar ağır (sorun vb.) more than one can stand
taşıyamayacağı kadar ağır (sorun vb.) more than one can bear
taşıyamayacağı kadar ağır (sorun vb.) more than one can take
zor sorun brain twister
Speaking
(bir) şikayetim yok/şikayet edemem (sorun yok) i can't complain
(bir) şikayetim yok/şikayet edemem (sorun yok) i have nothing to complain about
(sorun veya güzel şeyler) verdikçe veriyor it never rains but it pours
benim için sorun değil that is okay with me
benim için sorun değil i have no problem with that
benim için sorun değil that's okay with me
benim için sorun değil it's all right with me
benim için sorun değil that's okay by me
benim için sorun değil that's fine by me
bir sorun mu var? is there a problem?
bir sorun var gibi görünüyor there seems to be a problem
bir sorun var gibi görünüyor there appears to be a problem
bir sorun yok değil mi? there isn't a problem is there?
birkaç gün beklemesi sorun yaratmayacaktır it can wait a couple of days
bu bir sorun this is a problem
bu bir sorun olur mu? will it be a problem?
bu bir sorun yaratır mı? will it be a problem?
bu sorun olabilir that could be a problem
bu sorun olacak that's gonna be a problem
eğer senin için sorun değilse if it is not a problem for you
eminim ki sorun olmaz i'm sure it's fine
gelmemin sorun olmayacağından emin misin? are you sure it's okay that i come?
her şeyi sorun haline getirme! don't make a big deal out of everything!
herhangi bir sorun olursa if anything should happen
herhangi bir sorun olursa if anything happens
herhangi bir sorun var mı? Is there any problem?
hiç sorun değil it's no trouble at all
hiç sorun değil no problem at all
hiçbir sorun istemiyorum i don't want any trouble
kalbimde sorun var I've got a heart problem
o başka sorun that's a differ matter
önceden bir sorun yoktu there was no trouble before
para sorun değil money is no object
senin için sorun değilse if it's no big deal
sorun (olacak) görüyorum i see trouble ahead
sorun bu değil that's not the point
sorun çıkarma! don't brew up any trouble!
sorun çıkarmak istemiyorum i don't want to cause trouble
sorun değil not at all
sorun değil that's ok
sorun değil no problem
sorun değil no sweat
sorun değil all is well
sorun değil it's not a big deal
sorun değil not to worry
sorun değil do not worry
sorun değil it's ok
sorun değil that's okay
sorun düzeldi mi? has the problem been fixed?
sorun istemiyorum i don't want any trouble
sorun mu var? is there a problem?
sorun ne what's wrong
sorun ne adamım? what is wrong man?
sorun ne? what's wrong?
sorun ne? what is the matter?
sorun ne? what's the problem?
sorun ne? what is the problem?
sorun nedir what's wrong
sorun nedir? what's wrong?
sorun nedir? what's the matter?
sorun nedir? what's the trouble?
sorun olmazsa if it is okay
sorun sende değil it's not you
sorun sende değil bende it's not you it's me
sorun var mı? Is there a problem?
sorun yaratır mı is it ok
sorun yok no problem
sorun yok not a problem
sorun yok that's okay
sorun yok it's alright
yeterince sorun çıkartmadın mı? haven't you done enough?
yeterince sorun yaratmadın mı? haven't you done enough?
Slang
bir araba dolusu sorun a lorry load of trouble
ciddi sorun serious shit
devamlı sorun çıkartan tip helf
halledilen (sorun/mesele) stiched up
mahkumun kurallara uyması ve herhangi bir sorun çıkarmaması no smoke
sorun çıkaran troubler
sorun çıkaran rabble rouser
sorun çıkaran troublemaker
sorun çıkaran trouble maker
sorun çıkaran mischief-maker
sorun çıkaran bad hat
sorun çıkaran insan topluluğu mob
sorun çıkaran tip shit stirrer
sorun çıkarmak raise hell
sorun çıkarmak make waves
sorun çıkarmak rock the boat
sorun değil it's cool
sorun yaratan clouded
sorun yaratan tip troublemaker
sorun yaratan tip jitter
sorun yaratan tip troubler
sorun yaratan tip mischief-maker
sorun yaratan tip trouble maker
sorun yaratan tip bad hat
sorun yaratan tip rabble rouser
sorun yaratmak rock the boat
uyumlu ve sorun yaratmayan kadın man-friendly
Trade/Economic
ekonomik sorun economic problem
endüstriyel sorun industrial problem
iletişim araçlarında yer alan ve belli bir kişi veya kurumun bir kamusal sorun hakkındaki görüşlerini yansıtan reklam public issue advertising
kamusal sorun public issue
malla ilgili ahlaki sorun product-related ethical issue
sınai sorun industrial problem
sorun giderme süreci grievance procedure
sorun yönetimi issues management
Law
bekletici sorun prejudicial question
biçime ait sorun matter of form
hukuki sorun question of law
kanun hükümleri uygulanarak çözümlenmesi gereken sorun question of law
kanun hükümleri uygulanarak çözümlenmesi gereken sorun matter of law
kayıtlarla kanıtlanabilen sorun matter of record
maddi sorun question of fact
münazaalı sorun litigious question
nizalı sorun litigious question
sonuca bağlanmamış sorun open question
sorun çözme settling dispute
tartışılacak sorun moot point
varsayıma dayanan sorun hypothetical case
varsayıma dayanan sorun moot case
Politics
altta yatan sorun underlying problem
çok yönlü sorun multifaced problem
çözülmemiş sorun moot
çözümsüz sorun insoluble
karara bağlanmamış sorun moot
komşularla sıfır sorun zero problem with neighbours
komşularla sıfır sorun politikası policy of zero problems with the neighbours
ön sorun preliminary question
sıfır sorun politikası zero problem policy
sorun ağacı problem tree
sorun ağı issue network
sorun analizi problem analysis
sorun çözme diplomasisi problem-solving diplomacy
sorun çözücü diplomasi conflict-resolution diplomacy
stratejik sorun strategic problem
temel sorun main problem
Tourism
sorun çözmeli pazarlama problem solving marketing
Technical
bayrağa yönelik sorun flag oriented problem
sorun betimi problem description
sorun çözme trouble shooting
sorun dili problem language
sorun giderme troubleshooting
sorun programı problem program
sorun tanımı problem definition
sorun tanımlama problem description
Computer
bayrağa yönelik sorun flag oriented problem
bilinmeyen sorun unknown problem
çakışma sorun gidericisini başlat start conflict troubleshooter
oyun çubuğu sorun gidericisi joystick troubleshooter
paylaşımda sorun problem with sharing
sorun başlığı problem title
sorun betimi problem description
sorun bulundu problem found
sorun çöz fix a problem
sorun dili problem language
sorun gider troubleshoot
sorun giderici troubleshooter
sorun gidericiler troubleshooters
sorun giderme troubleshoot
sorun giderme yöntemi troubleshooting method
sorun hata error
sorun kimliği problem id
sorun programı problem program
sorun tanımı problem definition
sorun yönelimli dil problem-oriented language
tanımlanamayan sorun unnamed problem
Informatics
sorun giderme troubleshooting
sorun yakalama troubleshooting
sorun yaratan offending
sorun yönelimli dil problem-oriented language
Medical
çocuklarda sık görülen bir sorun a frequent problem in children
greftte vasküler sorun vascular problem of graft
medikal sorun medical problem
tıbbi sorun medical problem
Psychology
insan beyninin sorun çözerken zor ve karışık yöntemler yerine en yalın yöntemi seçmesini tanımlamak için kullanılan terim cognitive miser
psikososyal sorun psychosocial problem
Food Engineering
sorun giderme troubleshooting
Linguistics
sorun çözme problem solving
sorun çözmeye etkin yaklaşım active approach to problem solving
Environment
küresel sorun global problem
küresel sorun global issue
Military
hava önlemesinde 'ilerde sorun var' anlamında kod duck
British Slang
belinde sorun olan kimse glassback
büyük sorun deep shit
sorun çıkarma bovver
sorun değil! no probs!
sorun yaratan tip workie ticket (tyneside use)