yemek - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

yemek



Bedeutungen von dem Begriff "yemek" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 2 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
History
yemek 8-10. yy orta asya türk kavmi
yemek kimek

Bedeutungen von dem Begriff "yemek" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 58 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
yemek eat v.
yemek food n.
General
yemek chow v.
yemek rub v.
yemek fret v.
yemek get a punishment v.
yemek pick at v.
yemek pit v.
yemek corrode v.
yemek rub away v.
yemek feed v.
yemek bite v.
yemek dispose of v.
yemek be sent down v.
yemek have v.
yemek eat v.
yemek feed on v.
yemek scoff v.
yemek swallow v.
yemek consume v.
yemek exulcerate v.
yemek eat away v.
yemek get v.
yemek wear v.
yemek believe v.
yemek crop v.
yemek ingest v.
yemek repast v.
yemek keep v.
yemek spend v.
yemek devour v.
yemek partake of v.
yemek touch v.
yemek erode v.
yemek table n.
yemek dining n.
yemek dish n.
yemek nourishment n.
yemek dinner n.
yemek grub n.
yemek meal n.
yemek food n.
yemek victuals n.
yemek eating n.
yemek course n.
yemek recipe n.
Idioms
yemek bite on something
Slang
yemek slob up
Technical
yemek erode
yemek corrode
yemek abrade
British Slang
yemek chow
yemek snappin
yemek nosh
yemek nose-bag
yemek jackbit
yemek shit on a raft
yemek grub

Bedeutungen, die der Begriff "yemek" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
yemek pişirmek cook v.
yemek yemek eat v.
yemek odası dining room n.
yemek pişirme cooking n.
yemek tarifi recipe n.
ılık (yemek/içecek) lukewarm adj.
General
(yemeği) isteksizce yemek pick at v.
(yemek öncesi) şükür duası etmek give thanks v.
(yemek vb) verilmek/düzenlenmek be held v.
(yemek) hazırlamak dress v.
10 sene yemek get 10 years v.
10 yıl yemek get 10 years v.
abur cubur yemek eat greedily v.
acele yemek gobble v.
acı bir darbe yemek receive a nasty blow v.
acı bir darbe yemek get a severe blow v.
acı yemek eat peppery food v.
aç kurt gibi yemek wolf down v.
aç kurt gibi yemek wolf v.
ağır bir darbe yemek receive a nasty blow v.
ağır bir darbe yemek get a severe blow v.
ağzını şapırdatarak yemek slop v.
ağzını şapırdatarak yemek slurp v.
aklını peynir ekmekle yemek lose one's senses v.
akşam yemeği yemek have dinner v.
akşam yemeği yemek dine v.
akşam yemeği yemek have supper v.
akşam yemeği yemek eat dinner v.
akşam yemeğini dışarıda yemek dine out v.
akşam yemeğini yemek dine v.
aşırı/çok yemek binge v.
avlayıp yemek predate v.
avlayıp yemek prey on v.
ayı gibi yemek eat like a horse v.
ayva yemek eat a quince v.
ayvayı yemek be up the creek (without a paddle) v.
ayvayı yemek be all up v.
ayvayı yemek be in trouble v.
ayvayı yemek be washed-up v.
az yemek undereat v.
az yemek eat a little v.
az yemek eat sparingly v.
azar azar yemek peck v.
azar azar yemek nibble v.
azar yemek get a dressing down v.
azar yemek be rebuked v.
azar yemek be reprimanded v.
balık yemek eat fish v.
başını yemek get somebody into trouble v.
başını yemek cause the death of v.
başının etini yemek pester v.
başının etini yemek bug v.
başının etini yemek badger v.
başının etini yemek plague v.
başının etini yemek harry v.
başının etini yemek nag at v.
başının etini yemek henpeck v.
başının etini yemek nag v.
başının etini yemek nag at somebody v.
başının etini yemek go on at v.
başının etini yemek importune v.
bedenine darbe yemek get a bang on v.
beraber akşam yemeği yemek have dinner together v.
beraber öğle yemeği yemek have lunch together v.
bıçak yemek get knifed v.
bir çırpıda yemek make short work of v.
bir şeyler yemek eat something v.
bir tabak yemek portion v.
birine olan borcu ödemek için başkasının hakkını yemek rob peter to pay paul v.
bisküvi yemek eat biscuits v.
borç yemek live on borrowed money v.
bozulmak (yemek) go off v.
ceza yemek be punished v.
ceza yemek pay dearly v.
ceza yemek be fined v.
çabuk çabuk yemek gobble v.
çabuk yemek gobble v.
çala kaşık yemek gobble something up v.
çatır çutur yemek crunch v.
çatır çutur yemek scrunch v.
çerez yemek eat appetizers v.
çıtır çıtır yemek crunch v.
çikolatalı kek yemek eat a chocolate cake v.
çikolatalı pasta yemek eat a chocolate cake v.
çok az yemek peck v.
çok az yemek eat like a bird v.
çok yavaş yemek eat like a bird v.
çok yemek eat too much v.
çok yemek eat a lot v.
çok yemek load v.
çok yemek (yemek) stow away v.
çok yemek yemek feast v.
daha az yemek eat less v.
damga yemek be branded v.
darbe yemek be hit for six v.
darbe yemek be knocked for six v.
dayak yemek get a beating v.
dayak yemek have a beat-up v.
dayak yemek get a whipping v.
dayak yemek get a thrashing v.
dayak yemek get beat up v.
deli gibi yemek guttle v.
dışarda yemek eat out v.
dışarda yemek yemek dine out v.
dışarıda yemek eat out v.
dışarıda yemek dine out v.
dışarıda yemek yemek dine out v.
dışarıdan eve yemek sipariş etmek order a take away v.
dışarıdan eve yemek söylemek order a take away v.
dışarıdan yemek order in v.
dışarıdan yemek order food from outside v.
dışarıdan yemek sipariş etmek order take-out v.
dışarıdan yemek söylemek order food from outside v.
dışarıdan yemek söylemek order in v.
domuz gibi yemek pig out v.
dondurma yemek eat ice cream v.
dondurma yemek have an ice cream v.
doyana kadar yemek eat till you're full v.
doyana kadar yemek eat until you're full v.
doyasıya yemek feast v.
doyasıya yemek eat one's fill v.
döner yemek eat döner v.
elma yemek eat an apple v.
et yemek eat meat v.
evde yemek eat in v.
fark yemek be outscored v.
fark yemek be outpointed v.
fark yemek score under v.
fazla yemek overeat v.
fazla yemek yemek overeat v.
fazla yemek yememek not eat much v.
feleğin sillesini yemek meet with life-long adversity v.
feleğin sillesini yemek struggle through difficulty v.
feleğin sillesini yemek suffer the blows of misfortune v.
fırça yemek get a scolding v.
fil gibi yemek eat like an elephant v.
gavura kızıp oruç yemek hurt oneself spite another v.
gece yemek eat at night v.
gereğinden fazla yemek yemek overeat v.
gıdım gıdım yemek peck v.
gol yemek ship a goal v.
günün esas yemeğini yemek dine v.
gürültüyle yemek crunch v.
hafif bir öğün yemek nosh v.
hafif şeyler yemek snack v.
hafif yemek snack v.
hafifçe fırça yemek get slap on the wrist v.
hak ettiği cezayı yemek get what's coming to one v.
hak yemek be unfair v.
hak yemek be unjust v.
hakkını yemek cheat somebody of his rights v.
hakkını yemek be unfair v.
hakkını yemek be unfair to v.
hakkını yemek defraud v.
halt yemek make a great blunder v.
hapır hupur yemek munch v.
hapır hupur yemek gulp down v.
hapır hupur yemek scoff v.
hapır hupur yemek guzzle v.
hapur hupur yemek snarf v.
hapur hupur yemek guzzle v.
haraç yemek live on someone else v.
haram yemek get something illegally v.
hart hurt yemek crunch v.
hart hurt yemek chomp v.
hart hurt yemek champ v.
hatır hatır yemek crunch v.
hatır hatır yemek munch v.
hatır hutur yemek munch v.
havuç yemek eat carrot v.
hazırlamak (bir öğün yemek) get v.
her naneyi yemek go all the way v.
hızla yemek snarf v.
hızlı yemek gobble v.
hızlıca yemek yemek grab a bite v.
ıstakoz yemek eat lobster v.
-i avlayıp yemek prey on v.
içeride yemek yemek dine in v.
içi içini yemek eat one's heart out v.
içi içini yemek simmer with v.
içi içini yemek fret about v.
için yemek tedarik etmek cater for v.
iğrenç yemek swill v.
insan eti yemek cannibalize v.
insan eti yemek cannibalise v.
insan eti yemek eat human flesh v.
iştahla yemek eat heartily v.
kafayı yemek go haywire v.
kafayı yemek flip out v.
kafayı yemek go berserker v.
kafayı yemek have bats in the belfry v.
kafayı yemek go nuts v.
kafayı yemek go crazy v.
kafayı yemek be out of one's senses v.
kafayı yemek go mad v.
kafayı yemek be nuts v.
kafayı yemek loose one's senses v.
kafayı yemek run off the rails v.
kafayı yemek flip v.
kafayı yemek rave v.
karavanadan yemek mess together v.
karışık yemek mess v.
kaşıkla yemek spoon up v.
katır kutur yemek munch v.
katır kutur yemek crunch v.
katur kutur yemek munch v.
kaymağını yemek skim v.
kazandığını yemek live from hand to mouth v.
kazık yemek pay through the nose v.
kazık yemek be cheated v.
kebap yemek eat kebab v.
kendi kendini yemek eat one's heart out v.
kendi kendini yemek eat one's heart out for v.
kendi kendini yemek fret v.
kendi kendini yemek self-cannibalise v.
kendi kendini yemek self-cannibalize v.
kırbaç yemek be whipped v.
kıtır kıtır yemek chomp v.
kıtır kıtır yemek munch v.
kıtır kıtır yemek crunch v.
kıymalı yemek hash v.
kızartma yemek eat fried foods v.
konserve ürünler yemek eat food out of cans v.
konserve ürünler yemek eat food from tins v.
konserveden yemek eat out of the can v.
kötek yemek get a thrashing v.
kötek yemek get a beating v.
kraker yemek eat crackers v.
kurt gibi yemek wolf v.
kurt gibi yemek yemek eat like a horse v.
kuş gibi az yemek peck at v.
kuş kadar yemek peck v.
küçük küçük yemek pick v.
lokantada müşterilere yemek servisi yapmak wait tables v.
lokantada müşterilere yemek servisi yapmak wait on customers v.
muz yemek eat banana v.
mühür yemek be locked up and sealed v.
nane yemek do something stupid v.
nane yemek make a blunder v.
obur gibi yemek scoff v.
oburca yemek gormandise v.
oburca yemek raven v.
oburca yemek guttle v.
oburca yemek gourmandise v.
oburca yemek scoff v.
oburca yemek gourmandize v.
oburca yemek lap v.
oburca yemek gormandize v.
oburca yemek devour v.
oburcasına yemek englut v.
on sene yemek get 10 years v.
on yıl yemek get 10 years v.
organik besinler yemek eat organic foods v.
ot yemek eat grass v.
ot yemek grass v.
oturup yemek chow down v.
öğle yemeği yemek luncheon v.
öğle yemeği yemek have lunch v.
öğle yemeği yemek eat lunch v.
öğle yemeği yemek lunch v.
öküz gibi yemek guttle v.
öküz gibi yemek eat like a horse v.
ömrü yemek waste one's life v.
papara yemek be told of v.
papara yemek get a rocket v.
para cezası yemek be served with fine v.
para yemek accept a bribe v.
para yemek spend money freely v.
para yemek play ducks and drakes with money v.
para yemek have money to burn v.
parasını yemek live at somebody's expense v.
pizza yemek eat pizza v.
portakal yemek eat an orange v.
rüşvet yemek take a bribe v.
rüşvet yemek accept a bribe v.
sağlıklı bir yemek pişirmek cook a healthy meal v.
sağlıklı gıdalar yemek eat healthy foods v.
salata yemek eat a salad v.
sandviç yemek eat a sandwich v.
serum yemek be given serum v.
serum yemek be drip-fed v.
sesli yemek munch v.
sıcak yemek eat hot v.
sıra dayağı yemek run the gauntlet v.
sopa yemek get a beating v.
sulandırılmış yemek artıkları vermek (domuza) swill v.
sulu bir hale getirilmiş yemek artıkları vermek (hayvanlara) slop v.
sürekli dayak yemek get beat up all the time v.
sürgün yemek be exiled v.
şapır şupur yemek gobble something down v.
şapır şupur yemek gobble something v.
şaplak yemek get a smack v.
tabağındaki yemekten pek az yemek pick at one's food v.
tatlı yemek eat dessert v.
tatlı yemek have dessert v.
tekme yemek get a kick v.
tıka basa yemek stodge v.
tıka basa yemek gorge v.
tıka basa yemek glut oneself on v.
tıka basa yemek glut oneself with v.
tıka basa yemek stuff oneself v.
tıka basa yemek overeat v.
tıka basa yemek make a pig of oneself v.
tıka basa yemek englut v.
tıka basa yemek cram v.
tıka basa yemek stuff v.
tırnaklarını yemek bite one's nails v.
tırnaklarını yemek chew one's fingernails v.
tokat yemek be slapped v.
tutanak yemek be reprimanded/rebuked in writing v.
tutanak yemek be given an official/written warning (receive one) v.
vurgun yemek be crippled by the bends v.
vurgun yemek die of the bends v.
yağmur yemek get wet in the rain v.
yaprak yemek browse v.
yemek (çerez/meyve vb'ni) snack on v.
yemek atıştırmak gorge v.
yemek çürümek spoil v.
yemek çürümek go off v.
yemek çürümek go bad v.
yemek dağıtmak give out food v.
yemek dağıtmak hand out food v.
yemek dağıtmak distribute food v.
yemek duası yapmak ask the blessing v.
yemek duası yapmak say the blessing v.
yemek hazırlamak prepare food v.
yemek hazırlamak make food v.
yemek için şükür duası etmek pray over the dinner/lunch v.
yemek için şükür duası etmek say grace (prayer said before meal) v.
yemek için şükür duası etmek pray before a meal v.
yemek için şükür duası etmek say grace v.
yemek içmek touch v.
yemek istemek want to eat v.
yemek masasında dua etmek say grace v.
yemek pişirmek cook v.
yemek sağlamak cater v.
yemek seçmek be choosy in eating v.
yemek servis etmek serve food v.
yemek servisi yapmak dish up v.
yemek sırasında sofradan kalkmak get down v.
yemek sonrası ağırlık çökmek feel sluggish after a meal v.
yemek sonrası ağırlık çökmek feel sleepy after a meal v.
yemek vermek host for dinner v.
yemek vermek feed v.
yemek vermek give a dinner v.
yemek vermek dine v.
yemek vermek banquet v.
yemek yapmak cook v.
yemek yapmak make food v.
yemek yedirmek feed v.
yemek yemek grub v.
yemek yemek feed v.
yemek yemek dine v.
yemek yiyip tüymek dine and dash v.
yetersiz yemek undereat v.
yöresel yemekler yemek eat local dishes v.
yumruk yemek be punched v.
zevkle yemek relish v.
zılgıt yemek get a rocket v.
zılgıt yemek be told off v.
zılgıtı yemek be hauled over the coals v.
zılgıtı yemek be rebuked v.
zılgıtı yemek get a dressing-down v.
zılgıtı yemek be for the high jump v.
zılgıtı yemek get a rap over the knuckles v.
zılgıtı yemek be castigated v.
zılgıtı yemek be told off v.
zılgıtı yemek be reprimanded v.
zılgıtı yemek get an earful v.
zılgıtı yemek be scolded v.
zılgıtı yemek get a roasting v.
zılgıtı yemek get into trouble v.
zılgıtı yemek get a slap on the wrist v.
zılgıtı yemek be taken to task v.
zılgıtı yemek be chastised v.
(alışveriş merkezinde) yemek katı food court n.
(yemek yapımında kullanılan) yağlı kağıt baking paper n.
acı ve baharatlı yemek devil n.
açık büfe yemek buffet n.
açık büfe yemek servisi yapan restoran smorgasbord n.
açık havada yenilen yemek picnic n.
ağır yemek heavy dish n.
ağırlık (yemek) richness n.
ana yemek piece de resistance n.
araçlara yol üstü verilen yemek servisi drive-thru n.
araçlara yol üstü verilen yemek servisi drive through n.
artık (yemek) uneaten n.
artık yemek leftover n.
artık yemek torbası doggie bag n.
aşçıbaşının o gün için önerdiği yemek plat du jour n.
aşırı yemek veya içmek sonucunda rahatsızlanmış kimse cropsick n.
ayak üstü yemek fast food n.
balıkla baş yemek arasında yenilen yemek entrée n.
basımevlerinde çalışanların düzenlediği yıllık yemek veya toplantı wayzgoose n.
baş yemek main dish n.
baş yemek entrée n.
baş yemek dışındaki yiyecek side dish n.
bedava yemek kuyruğu bread line n.
bedava yemek kuyruğu breadline n.
bir kişilik yemek takımı setting n.
bir müessesenin pişirmekte mahir olduğu yemek house specialty n.
bozuk yemek rotten food n.
bozulmuş yemek rotten food n.
çabuk yemek servisi fast food service n.
çatal bıçak/yemek takımı (bir kişilik) setting n.
çiğ yemek raw food n.
çin yemek çubuğu chopstick n.
çinlilerin yemek çubuğu chopstick n.
çok lezzetli yemek ambrosia n.
danslı yemek dinner dance n.
davetlilerin kendi yiyeceklerini getirdikleri yemek potluck lunch n.
davetlilerin kendi yiyeceklerini getirdikleri yemek potluck dinner n.
dikkatsizce pişirilen yemek slopping n.
doğal/organik gıdalarla yemek pişiren kimse natural cook n.
domuzlara verilen yemek artıkları hogwash n.
dört başı mamur yemek square meal n.
düğünde yapılan yemek salata ve tatlı ikramı cocktail prolonge n.
en sevdiği yemek one's favorite food n.
etli/sebzeli sulu yemek stew n.
evde hazırlanıp getirilmiş yemek bag lunch n.
evden getirilmiş yemek bag lunch n.
eve yemek götürme hizmetleri food transport services to home n.
farklı yemek çeşitleri sunan büfe smorgasbord n.
fazlasıyla (yemek) surfeit n.
fırın (yemek pişirmeye yarayan üstü ocaklı) range n.
fırında kullanılmaya müsait yemek takımları bakeware n.
geleneksel yemek traditional food n.
gizli yemek tarifi secret recipe n.
günde üç öğün yemek three meals a day n.
günün yemek tarifi recipe of the day n.
hafif yemek luncheon n.
hafif yemek refreshment n.
hafif yemek collation n.
hafif yemek snack food n.
hafif yemek refection n.
hafif yemek büfesi snack bar n.
hafif yemek satan yer snackette n.
hasta yemek masası overbed table n.
hayvansal içerik içermeyen yemek vegan food n.
hazır yemek delicatessen n.
hazır yemek fast food n.
hazır yemek convenience foods n.
hazır yemek deli n.
hazır yemek convenience food n.
hazır yemek sektörü catering sector n.
hazır yemek sektörü catering industry n.
hazır yemek üreticileri ve üretimi caterers and catering n.
hazır yemek ve salata dükkanı (deli) delicatessen n.
hazır yemek ve salata dükkanı deli n.
hazır yemek ve salata dükkanı delicatessen n.
iki tabak yemek two plates of food n.
işçi yemek hizmet employee food service n.
iyi yemek yeme ve yemekten anlama sanatı gastronomy n.
japonya'da özellikle çocukların beslenme çantalarına konulacak şekilde yapılan kutu yemek obento n.
kafeterya'da ya da pub'da bulunan yemek tezgahı servery n.
kişilerin kendi hazırladıkları tariflerle katıldıkları yemek yarışması bake-off n.
kötü sulu yemek wash n.
küçük yemek odası dinette n.
lezzetli yemek delicious food n.
lezzetli yemek tasty food n.
liverpool'a özgü bir yemek scouse n.
meksika mutfağına özgü böreğe benzeyen acılı bir yemek enchilada n.
meşhur yemek famous food n.
mutfak yemek asansörü lifter n.
otomatlardan yemek alınan kafeterya automat n.
oturma, çalışma, yemek, misafir odalarının ve mutfağın bir arada olduğu, yüksek tavanlı, büyük salon great room n.
oyuncak yemek seti dinnerware set n.
önlenemez yemek arzusu irresistible desire for food n.
önlenemez yemek arzusu food craving n.
paketlenmiş olarak hazırlanan (sıcak yemek) take-out n.
paketlenmiş olarak hazırlanan (sıcak yemek) takeaway n.
pub'larda sunulan yemek veya yiyecekler pub grub n.
resmi yemek banquet n.
sıcak yemek hot meal n.
sonra gelen yemek remove n.
sulandırılmış yemek artıkları (domuza yedirilen) swill n.
tadı yavan olan sulu yemek slop n.
tatlı (yemek aralarında yenilen) snack n.
toprak veya cam kapta pişirilen yemek casserole n.
turfa olmayan yemek kasher n.
tv karşısı hazır yemek tv dinner n.
ucu çatal ortası kaşık ve kenarı bıçak gibi keskin olan yemek yeme aracı runcible spoon n.
üç kap yemek (başlangıç, ana yemek, tatlı vb) three-course meal n.
yağlı yemek greasy food n.
yağlı yemek oily food n.
yağlı yemek fatty food n.
yanmaz yemek takımları bakeware n.
yapış yapış iğenç yemek ya da içecek glop n.
yardımlaşmalı yemek potluck lunch n.
yardımlaşmalı yemek potluck dinner n.
yatarak yemek yeme accubation n.
yavan (yemek) tasteless n.
yemeğin başında veya sonunda yenen bir yemek savory n.
yemeğin başında veya sonunda yenen bir yemek savoury n.
yemek (lokantaya has) special n.
yemek alışkanlığı eating habit n.
yemek arkadaşı tablemate n.
yemek arkadaşı dining companion n.
yemek artığı leftover n.
yemek artığı food residue n.