yetersiz - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

yetersiz



Bedeutungen von dem Begriff "yetersiz" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 72 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
yetersiz inadequate adj.
yetersiz insufficient adj.
yetersiz scanty adj.
General
yetersiz lame n.
yetersiz sponginess n.
yetersiz slender adj.
yetersiz weak adj.
yetersiz unsatisfying adj.
yetersiz inconclusive adj.
yetersiz lacking adj.
yetersiz ineligible adj.
yetersiz inadequate adj.
yetersiz half way adj.
yetersiz scrimpy adj.
yetersiz inexpert adj.
yetersiz sad adj.
yetersiz undersupplied adj.
yetersiz incompetent adj.
yetersiz slim adj.
yetersiz destituent adj.
yetersiz insubstantial adj.
yetersiz substandard adj.
yetersiz unsatisfactory adj.
yetersiz incommensurate adj.
yetersiz noncompetent adj.
yetersiz scant adj.
yetersiz unsufficient adj.
yetersiz skimpy adj.
yetersiz spare adj.
yetersiz lack adj.
yetersiz meagre adj.
yetersiz beggarly adj.
yetersiz half-way adj.
yetersiz thin adj.
yetersiz not sufficient adj.
yetersiz starveling adj.
yetersiz unsatisfied adj.
yetersiz scrimp adj.
yetersiz exiguous adj.
yetersiz unequal adj.
yetersiz poor adj.
yetersiz skimp adj.
yetersiz disqualified adj.
yetersiz shoestring adj.
yetersiz handicapped adj.
yetersiz under- adj.
yetersiz defective adj.
yetersiz impotent adj.
yetersiz powerless adj.
yetersiz inefficient adj.
yetersiz unfit adj.
yetersiz incapable adj.
yetersiz meager adj.
yetersiz deficient adj.
yetersiz wanting adj.
yetersiz unqualified adj.
yetersiz ailing adj.
yetersiz poorly adv.
yetersiz in short supply adv.
Colloquial
yetersiz not up to scratch
yetersiz not up to snuff
Idioms
yetersiz out of bounds
Trade/Economic
yetersiz short
Technical
yetersiz suboptimal adj.
yetersiz scanty
yetersiz poor
yetersiz inadequate
Informatics
yetersiz underfitting
Medical
yetersiz underactive
yetersiz deficient
yetersiz hypoactive
Sport
yetersiz incomplete

Bedeutungen, die der Begriff "yetersiz" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 275 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
yetersiz beslenme undernourishment n.
yetersiz beslenme poor nutrition n.
yetersiz beslenme malnourishment n.
yetersiz beslenme undernutrition n.
General
az/yetersiz kadro vermek understaff v.
az/yetersiz sayıda personel sağlamak understaff v.
bir şey yapmakla yetersiz bir şeyi artırmak eke out v.
birini yetersiz hissettirmek make someone feel inadequate v.
kendini yetersiz hissetmek feel inadequate v.
kendini yetersiz hissetmek feel incompetent v.
yetersiz belirtmek underspecify v.
yetersiz beslemek underfeed v.
yetersiz beslemek malnourish v.
yetersiz beslenmek undernourish v.
yetersiz bulmak find insufficient v.
yetersiz bulmak prove unsatisfactory v.
yetersiz bulmak disqualify v.
yetersiz gelmek fall short v.
yetersiz görmek find something inadequate v.
yetersiz görmek regard something as inadequate v.
yetersiz görmek consider something inadequate v.
yetersiz hale getirmek make unfit v.
yetersiz hizmet sağlamak underserve v.
yetersiz ifade etmek declare unfit v.
yetersiz kalmak fall short of v.
yetersiz kalmak remain incapable v.
yetersiz kalmak fall short v.
yetersiz kalmak fail to satisfy v.
yetersiz kalmak fall behind v.
yetersiz kaydetmek under-record v.
yetersiz kılmak incapacitate v.
yetersiz temsil etmek under-represent v.
yetersiz temsil etmek underrepresent v.
yetersiz yapmak unfit v.
yetersiz yapmak underdo v.
yetersiz yemek undereat v.
yetersiz yüklemek underload v.
yetersiz/eksik değer vermek underappreciate v.
(anlatmaya) yetersiz kalan ifade understatement n.
kadrosu yetersiz büro understaffed office n.
yetersiz başarı underachievement n.
yetersiz belirtme underspecification n.
yetersiz bellek out of memory n.
yetersiz beslenme inadequate nutrition n.
yetersiz beslenme lack of nutrition n.
yetersiz beslenme inanition n.
yetersiz beslenme cacotrophy n.
yetersiz beslenme subnutrition n.
yetersiz beslenme innutrition n.
yetersiz beslenme denutrition n.
yetersiz beslenme underfeeding n.
yetersiz bilgi insufficient/inadequate information n.
yetersiz çözünürlük insufficient resolution n.
yetersiz gelişme underdevelopment n.
yetersiz kalan ifade understatement n.
yetersiz kaynaklar insufficient resources n.
yetersiz koşul inadequate condition n.
yetersiz numune lack of sample n.
yetersiz şart inadequate condition n.
yetersiz temsil under-representation n.
yetersiz ya da sınırlı temas scant contact n.
yetersiz zaman insufficient time n.
dar ya da yetersiz bir yere sıkışmış shoehorned adj.
gücü yetersiz understrength adj.
için yetersiz unequal to adj.
kadrosu yetersiz understaffed adj.
kültürel açıdan yetersiz culturally deficient adj.
personel yönünden eksik veya yetersiz understrength adj.
personeli yetersiz undermanned adj.
yetersiz (kimse) ineligible adj.
yetersiz aydınlatılmış scantily lit adj.
yetersiz aydınlatılmış underlit adj.
yetersiz aydınlatılmış insufficiently lit adj.
yetersiz aydınlatılmış insufficiently lighted adj.
yetersiz beslenmiş underfed adj.
yetersiz beslenmiş undernourished adj.
yetersiz beslenmiş ill-fed adj.
yetersiz çalışılmış underworked adj.
yetersiz doldurulmuş underfilled adj.
yetersiz giyinmiş underclothed adj.
yetersiz hizmet alan underserved adj.
yetersiz hizmet almış underserved adj.
yetersiz hizmet edilmiş underserved adj.
yetersiz idrak sahibi simple-minded adj.
yetersiz kullanılmış underutilized adj.
yetersiz kullanılmış underutilised adj.
yetersiz kullanılmış underused adj.
yetersiz kuramlaştırılmış undertheorized adj.
yetersiz kuramlaştırılmış under-theorized adj.
yetersiz olarak teçhiz edilmiş ill equipped adj.
yetersiz pişmiş underburnt adj.
yetersiz tasarlanmış underdesigned adj.
yetersiz temsil edilen under-represented adj.
yetersiz temsil edilmiş under-represented adj.
yetersiz temsil edilmiş underrepresented adj.
yetersiz bir şekilde slenderly adv.
yetersiz bir şekilde unsatisfactorily adv.
yetersiz bir şekilde unsatisfiedly adv.
yetersiz bir şekilde botchily adv.
yetersiz derecede insufficiently adv.
yetersiz olarak insufficiently adv.
yetersiz olarak half way adv.
yetersiz olarak poorly adv.
yetersiz olarak defectively adv.
yetersiz olarak inadequately adv.
yetersiz şekilde insufficiently adv.
yetersiz şekilde inadequately adv.
Colloquial
çok yetersiz olmak leave a lot to be desired
çok yetersiz olmak leave something to be desired
çok yetersiz olmak leave a great deal to be desired
çok yetersiz olmak leave much to be desired
Idioms
...yönünden bol...yönünden dar/yetersiz long on something (and short on something else)
-e nazaran eksik/yetersiz pale in comparison
-e nazaran eksik/yetersiz pale by comparison
parası yetersiz kalmak be out of pocket
yetersiz bulmak find wanting
Slang
zeka yönünden yetersiz kangaroos loose in the top paddock
Trade/Economic
personeli yetersiz short-handed
personeli yetersiz undermanned
personeli yetersiz understaffed
personeli yetersiz short-staffed
talebi karşılamak üzere yetersiz miktardaki malların tahsisi demarketing
yetersiz ambalaj inadequate packing
yetersiz bakiye insufficient balance
yetersiz bakiye insufficient fund
yetersiz bütçe shoe-string budget
yetersiz bütçe shoestring budget
yetersiz değerleme undervaluation
yetersiz ekonomi diseconomy
yetersiz ekonomik büyüme diseconomy
yetersiz ekonomik büyüme diseconomies
yetersiz finanse edilmiş ill-funded
yetersiz fiyat ödemesi deficiency payment
yetersiz fon insufficient funds
yetersiz garanti insufficient guarantee
yetersiz kapasite veya kullanımdan doğan masraf veya zarar inadequacy
yetersiz karşılık insufficient funds
yetersiz kaynak insufficient fund
yetersiz kaynak inadequate resource
yetersiz kaynak sağlamak underfund
yetersiz önlemler half measure
yetersiz sayıda çalışanı olan short-staffed
yetersiz sermaye koymak undercapitalise
yetersiz sermaye koymak undercapitalize
yetersiz stok maliyeti cosl of not carrying
yetersiz talep inadequate demand
yetersiz talep insufficient demand
yetersiz tasarruf undersaving
yetersiz tüketim underconsumption
yetersiz üretim inadequate production
yetersiz veriler imperfect data
yetersiz yatırım underinvestment
yetersiz yatırım yapılmış underinvested
yetersiz/eksik tedarik etmek undersupply
Law
delillerin tamamen yetersiz olması durumu total failure of evidence
haksız doğum (sağlık çalışanlarının yetersiz bilgilendirmesi nedeniyle engelli çocuk sahibi olan ailenin bu konuda açtığı dava) wrongful birth
yetersiz bilirkişi raporu insufficient expert report
yetersiz bulmak disqualify
yetersiz çare inadequate remedy
yetersiz delil insufficient proof
Politics
seçmenin yasal olarak yetersiz olduğunu savunmak challenge
yetersiz sermaye insufficient capital
Technical
donatısı yetersiz underreinforced
oluşumsal yetersiz soğuma constitutional undercooling
yetersiz asitleme underpickling
yetersiz aydınlatma insufficient lighting
yetersiz bakım poor maintenance
yetersiz bellek out-of-memory
yetersiz değerlendirme underestimation
yetersiz deneyim poor practice
yetersiz döküm misrun
yetersiz edim poor performance
yetersiz ergime lack of fusion
yetersiz erime incomplete fusion
yetersiz fırınlama underfiring
yetersiz gerilim uygulaması understressing
yetersiz girinim incomplete penetration
yetersiz görüş uzaklığı restrictive sight distance
yetersiz hava insufficient air
yetersiz hızlanma poor acceleration
yetersiz karışım lean mix
yetersiz kavaklama underpole
yetersiz kaynak takviyesi inadequate weld reinforcement
yetersiz kuyu imperfect well
yetersiz olmak fail
yetersiz paklama underpickling
yetersiz performans poor performance
yetersiz sertleşme underhardening
yetersiz sertleşmiş underhardened
yetersiz sertleşmiş çelik underhardened steel
yetersiz sertleştirilmiş underhardened
yetersiz sertleştirilmiş çelik underhardened steel
yetersiz sertleştirme underhardening
yetersiz soğumuş çelik undercooled steel
yetersiz soğutulmuş undercooled
yetersiz soğutulmuş çelik undercooled steel
yetersiz suverme slack quenching
yetersiz şarj undercharging
yetersiz tahmin/belirleme/öngörü poor predictor
yetersiz tavlama underannealing
yetersiz uygulama insufficient implementation
yetersiz uzunluk underfootage
yetersiz vakum insufficient vacuum
yetersiz vibrasyon undervibration
yetersiz yanma incomplete combustion
yetersiz yanma poor combustion
yetersiz yaşlandırılmış underaged
yetersiz yaşlandırılmış alüminyum alaşımı underaged aluminium alloy
yetersiz yaşlandırma underaging
yetersiz yükleme underloading
Computer
arabellek yetersiz out of buffers
bellek yetersiz out of memory
disk alanı yetersiz disk low
yetersiz belgelendirilmiş ill-documented
yetersiz bellek out of memory
yetersiz bellek running out of memory
yetersiz bellek insufficient memory
yetersiz bellek not enough memory
yetersiz bellek iletisi out-of-memory message
'yetersiz bellek' iletisi out-of-memory message
yetersiz data not enough data
yetersiz disk alanı insufficient disk space
yetersiz disk alanı low disk space
yetersiz disk alanı not enough disk space
yetersiz disket sığası insufficient floppy drive capacity
yetersiz öncelik insufficient privilege
yetersiz pc belleği not enough pc memory
yetersiz sayıda dosya özellikleri insufficient number of filespecs
yetersiz veri not enough data
yetersiz yazıcı belleği not enough printer memory
Informatics
yetersiz bellek out-of-memory
yetersiz uyum underfitting
Automotive
yetersiz dümenleme understeer
yetersiz soğutma insufficient cooling
Railway
tekerleklerle raylar arasındaki sürtünmeden dolayı tutuşun yetersiz kaldığı dik yokuşlarda kullanıla cog railway
Marine
yetersiz iskele substandard scaffold
Medical
bağışıklığı yetersiz immune-deficient
güneş ışığına yetersiz maruziyet insufficient sunlight exposure
kalpte yetersiz dolum insufficient cardiac filling
oksijenden yetersiz atmosfer oxygen deficient atmosphere
yetersiz alveolarizasyon insufficient alveolarization
yetersiz beslenme subnutrition
yetersiz beslenme poor diet
yetersiz beslenme hypoalimentation
yetersiz beslenme insufficient nourishment
yetersiz beslenme nedeniyle genellikle çocuklarda görülen bir hastalık kwashiorkor
yetersiz çıkarma inadequate excision
yetersiz çiğneme inadequate chewing
yetersiz dürtü kontrolü weak impulse control
yetersiz gıda alımı inadequate food intake
yetersiz greft fonksiyonu inadequate graft function
yetersiz hijyenik koşullar inadequate hygienic conditions
yetersiz kalori alımı inadequate calorie intake
yetersiz protein alımı inadequate protein intake
yetersiz tanı under-diagnosis
yetersiz tanı underdiagnosis
yetersiz uyarma insufficient stimulation
yetersiz uyku sendromu insufficient sleep syndrome
yetersiz/eksik tedavi undertreatment
Psychology
yetersiz genelleştirme undergeneralization
yetersiz sosyalleşmiş undersocialized
yetersiz uyarım teorisi understimulation theory
Pathology
primer yetersiz kontraksiyonlar primary inadequate contractions
Food Engineering
yetersiz beslenme mulnutrition
yetersiz pişmiş undercooked
Biology
yetersiz beslenme malnutrition
Marine Biology
yetersiz avcılık underfishing
yetersiz avlanmış under fished
Agriculture
yetersiz drene edilmiş poorly drained
Education
yetersiz akademik geçmiş unsatisfactory academic record
Environment
iucn tarafından tehlike altında, neredeyse tehlike altında ya da yetersiz veri olarak sınıflandırılmış türler species of global conservation concern, i.e. classified as globally threatened, near threatened or data deficient in the IUCN Red List
Military
yetersiz polis koruması inadequate police protection
Photography
yetersiz ışıklandırma underexposure
yetersiz ışıklanma underexposure
British Slang
yetersiz veya beceriksiz tip smacktard