zayıf - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

zayıf



Bedeutungen von dem Begriff "zayıf" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 85 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
zayıf thin adj.
zayıf weak adj.
zayıf slim adj.
General
zayıf lame n.
zayıf wimpy n.
zayıf bad mark n.
zayıf lean adj.
zayıf rawboned adj.
zayıf meagre adj.
zayıf unmanly adj.
zayıf vulnerable adj.
zayıf flimsy adj.
zayıf fatless adj.
zayıf low adj.
zayıf tender adj.
zayıf puny adj.
zayıf frail adj.
zayıf flabby adj.
zayıf feebler adj.
zayıf soft adj.
zayıf faint adj.
zayıf flaccid adj.
zayıf poor adj.
zayıf run-down adj.
zayıf angular adj.
zayıf attenuate adj.
zayıf peaked adj.
zayıf infirm adj.
zayıf slender adj.
zayıf feeble adj.
zayıf bony adj.
zayıf delicate adj.
zayıf impuissant adj.
zayıf small adj.
zayıf feckless adj.
zayıf slimsy adj.
zayıf deficient adj.
zayıf sinewless adj.
zayıf feint adj.
zayıf yielding adj.
zayıf doddering adj.
zayıf meager adj.
zayıf off adj.
zayıf insubstantial adj.
zayıf underweight adj.
zayıf ineffectual adj.
zayıf ailing adj.
zayıf flagging adj.
zayıf pithless adj.
zayıf shaky adj.
zayıf spent adj.
zayıf jejune adj.
zayıf decrepit adj.
zayıf sackless adj.
zayıf hager adj.
zayıf wishy washy adj.
zayıf slack adj.
zayıf weak adj.
zayıf atonic adj.
zayıf watery adj.
zayıf gaunt adj.
zayıf thin adj.
zayıf slight adj.
zayıf spare adj.
zayıf moribund adj.
zayıf helpless adj.
zayıf invertebrate adj.
zayıf gracile adj.
zayıf asthenic adj.
zayıf nerveless adj.
zayıf in the gristle adv.
Colloquial
zayıf spineless
zayıf wishy-washy
zayıf namby-pamby
Slang
zayıf whimp
Technical
zayıf slim
zayıf mild
zayıf weak
zayıf sleazy
zayıf feeble
Apiculture
zayıf impotent
Sport
zayıf frail
British Slang
zayıf half-arsed
zayıf nancy
zayıf dicky

Bedeutungen, die der Begriff "zayıf" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 412 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
...i zayıf olmak be poor at something v.
fazlasıyla telafi etmek (zayıf bir tarafını) overcompensate for v.
fiziksel olarak zayıf/güçsüz görünmek appear physically weak v.
hafızası zayıf olmak have a short memory v.
kalbi zayıf olmak have heart problems v.
kalbi zayıf olmak have a weak heart v.
kalbi zayıf olmak have heart trouble v.
zayıf almak get a poor mark v.
zayıf bir not almak get a bad mark v.
zayıf düşmek get weak v.
zayıf düşmek get thin v.
zayıf düşmek lose weight v.
zayıf düşmek weaken v.
zayıf düşmek languish v.
zayıf düşmek run down v.
zayıf düşmek pine v.
zayıf düşürmek pull somebody down v.
zayıf düşürmek overcome v.
zayıf düşürmek weaken v.
zayıf düşürmek enfeeble v.
zayıf kalmak be weak v.
zayıf kalmak remain weak v.
zayıf not almak get low mark v.
zayıf not almak get bad mark v.
zayıf not almak get poor mark v.
zayıf sesle ağlamak mewl v.
zayıf yönlerini veya kusurlarını gidermek mend one's fence v.
(bir şeyin) zayıf/korunaksız kısmı/parçası underbelly n.
birinin zayıf noktası one’s failing n.
çok zayıf kimse scrag n.
emeğin zayıf yönleri the weak sides of labour n.
en zayıf halka weakest link n.
güçlü ve zayıf noktaları strengths and weaknesses n.
güçlü ve zayıf yönlerini belirleme identifying strengths and weaknesses n.
ince ve zayıf nahif olma frailty n.
insanın zayıf tarafı weak point n.
insanın zayıf tarafı achilles heel n.
insanlar ile iletişimi iyi olmayan/zayıf olan kimse poor communicator n.
iradesi zayıf kimse weakling n.
karakteri zayıf kimse weakling n.
kendinden zayıf olan insanlara eziyet eden kimse plug ugly n.
kötü/zayıf/olumsuz koşullar poor conditions n.
kuzu gibi masum ve zayıf kimse lamb n.
tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse devil's advocate n.
ufak ve zayıf kalmışlık puniness n.
uzun boylu ve zayıf olma ranginess n.
yaşlı ve zayıf at screw n.
zayıf atmosfer lean atmosphere n.
zayıf bacak thin leg n.
zayıf bankacılık sistemi shaky banking system n.
zayıf biçimde sonuçlandırma anti-climax n.
zayıf bir ihtimal a bare chance n.
zayıf bir ihtimal off chance n.
zayıf bir ilişki a poor relation n.
zayıf çocuk weak child n.
zayıf derece poor degree n.
zayıf durumda olan ülke underdog n.
zayıf düşen kişi languisher n.
zayıf düşürme enfeeblement n.
zayıf düşürme enfeebling n.
zayıf erişim poor access n.
zayıf etkileşim gücü weak interaction force n.
zayıf fikir ill-thought n.
zayıf gaz lean gas n.
zayıf güç kaynağı weak power supply n.
zayıf hafıza poor memory n.
zayıf halde meagreness n.
zayıf halde meagerness n.
zayıf ışık glimmer n.
zayıf ışık poor light n.
zayıf ışık twilight n.
zayıf ışıklı alet taper n.
zayıf ihtimal minimal chance n.
zayıf ihtimal slight chance n.
zayıf ihtimal slender chance n.
zayıf ihtimal bare chance n.
zayıf ihtimal a poor chance n.
zayıf ihtimal slim chance n.
zayıf kalp dicky heart n.
zayıf kimse scrag n.
zayıf kömür lean coal n.
zayıf köşe featheredge n.
zayıf krediler soft credits n.
zayıf moral low morale n.
zayıf moral poor morale n.
zayıf moral shaky morale n.
zayıf nokta weak point n.
zayıf nokta weakpoint n.
zayıf nokta achilles' heel n.
zayıf nokta vulnerable point n.
zayıf nokta soft spot n.
zayıf nokta achilles heel n.
zayıf nokta failing n.
zayıf nokta weak spot n.
zayıf not fail n.
zayıf not e n.
zayıf not a bad mark n.
zayıf olma boniness n.
zayıf para weak currency n.
zayıf patlayıcı low explosive n.
zayıf piyasa weak market n.
zayıf seçim poor selection n.
zayıf seviye weak level n.
zayıf sinirler weak nerves n.
zayıf şartlar weak conditions n.
zayıf tepki aldı got a poor response n.
zayıf tuğla pup n.
zayıf tutkal weak glue n.
zayıf varsayımlar shaky assumptions n.
zayıf varsayımlar poor assumptions n.
zayıf ve güçlü yan weakness and strength n.
zayıf ve güçlü yanlar weaknesses and strengths n.
zayıf ve güçlü yanları one's weaknesses and strengths n.
zayıf yan weaker side n.
zayıf yan foible n.
zayıf yapıştırıcı weak glue n.
zayıf yön foible n.
zayıf, ince insan (özellikle genç kadın) waif n.
(gereğinden fazla) fazla zayıf too thin adj.
(gereğinden fazla) fazla zayıf too slim adj.
(gereğinden fazla) fazla zayıf too skinny adj.
(karakter) zayıf flabby adj.
aklı zayıf weak-minded adj.
çok zayıf as thin as a lath adj.
çok zayıf skinny adj.
çok zayıf tenuous adj.
çok zayıf as thin as a rake adj.
çok zayıf rawboned adj.
çok zayıf lean adj.
çok zayıf scraggy adj.
çok zayıf ve kuru gaunt adj.
çok zayıf ve uzun spindly adj.
çok zayıf ve uzun spindling adj.
daha zayıf feebler adj.
daha zayıf leaner adj.
daha zayıf bir şekilde weaklier adj.
daha zayıf olan skinnier adj.
dizleri zayıf weak-kneed adj.
en zayıf leanest adj.
en zayıf feeblest adj.
en zayıf olan skinniest adj.
gibi zayıf as thin as adj.
hayal gücü zayıf literal-minded adj.
iradesi zayıf wuss adj.
iskelet gibi zayıf skeleton adj.
kadar zayıf as poor as adj.
kadar zayıf as thin as adj.
kadar zayıf as weak as adj.
kaynak yönünden zayıf resource-poor adj.
oldukça zayıf faintish adj.
solgun/soluk ve zayıf peaky adj.
uzun boylu ve zayıf gangling adj.
uzun boylu ve zayıf lanky adj.
uzun ve zayıf (bacak) spindly adj.
zayıf (az) poor adj.
zayıf (şans vb) frail adj.
zayıf düşmüş decrepit adj.
zayıf düşmüş peaked adj.
zayıf düşürülmüş enfeebled adj.
zayıf karakterli weak-kneed adj.
zayıf karakterli unmanly adj.
zayıf karakterli slight adj.
zayıf karakterli kimse weakling adj.
zayıf kimse weakling adj.
zayıf mizaçlı (adam) valetudinarian adj.
zayıf nahif frail and thin adj.
zayıf temeller üzerine kurulmuş built on sand adj.
zayıf ve kötü görünen waifish adj.
en zayıf şekilde weakliest adv.
zayıf bir biçimde helplessly adv.
zayıf bir şekilde weakly adv.
zayıf bir şekilde feebly adv.
zayıf bir şekilde flaggingly adv.
zayıf bir şekilde washily adv.
zayıf bir şekilde insubstantially adv.
zayıf düşmüş bir şekilde decrepitly adv.
zayıf olarak faintly adv.
zayıf ve ikna edici olmayan tonda lamely adv.
Phrasals
bir insanın zayıf tarafı blind side
bir kişinin zayıf yönü blind side
kişiliğinin zayıf yanı blind side
zayıf yön blind side
Phrases
zayıf bir anında in one's weak moment
zayıf bir anında in a weak moment
Proverb
bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür chain is no stronger than its weakest link
Colloquial
zayıf ve fit kalmak amacıyla insanların, ince ve güzel buldukları insanların giydikleri kıyafetleri veya bu insanların fotoğraflarını paylaşması thinspiration n.
hayatta kalamayacak kadar zayıf too weak to survive
iradesi zayıf weak in willpower
iradesi zayıf spineless
iradesi zayıf namby-pamby
iradesi zayıf wishy-washy
zayıf düşmek go into a decline
zayıf nokta a sore point
zayıf nokta a weak point
Idioms
(karşı taraf zayıf olduğundan) çantada keklik a turkey shoot
aşırı zayıf as thin as a rail
aşırı zayıf as thin as a stick
aşırı zayıf thin as a rake
aşırı zayıf as thin as a rake
aşırı zayıf thin as a stick
aşırı zayıf thin as a rail
birini en zayıf noktasından vurmak hit somebody where it hurts most
birinin zayıf noktası achilles' heel
birinin zayıf noktası an achilles' heel
çok zayıf a bag of bones
çok zayıf as skinny as a beanpole
çok zayıf skinny as a beanpole
çok zayıf ve güçsüz as weak as a kitten
çok zayıf ve güçsüz as weak as a baby
çöp gibi (zayıf) all skin and bone
fazla çalışmaktan zayıf ve halsiz düşmek be worn to a shadow
insanın zayıf noktası a chink in one's armour
insanın zayıf noktası the chink in one's armor
insanın zayıf noktası a chink in one's armor
insanın zayıf noktası the chink in one's armour
kazanma/başarılı olma ihtimalim düşük/zayıf the odds are stacked against me
kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak be as thin as a rail (us)
kemikleri sayılacak kadar zayıf olmak be as thin as a rake (brit/aus)
kendini zayıf/güçsüz/halsiz hissetmek be/feel light-headed
küçük/zayıf bir direniş noktası/bölgesi pocket of resistance
sınıfın yarısına zayıf not vermek fail half the class
ufak tefek zayıf genç erkek/kız a slip of a boy/girl
zayıf (plan) full of holes
zayıf anını kollamak gun for
zayıf düşmek fall into a decline
zayıf nokta a chink in somebody's armor
zayıf nokta a sore point/spot
zayıf nokta a chink in somebody's armour
zayıf noktalarını bulup göstermek drive a coach and horses through something
zayıf noktalarını göstererek gözden düşürmek drive a coach and horses through
zayıf olmak have a weakness for
zayıf yerinden vurmak go for the jugular
zayıf/güçsüz/eğreti (fikir/insan) a man of straw
zayıf/güçsüz/eğreti (fikir/insan) a straw man
zincirdeki zayıf halka a weak link in the chain
zincirdeki zayıf halka weak link in the chain
zincirin zayıf halkası a weak link in the chain
zincirin zayıf halkası weak link in the chain
Speaking
annem zayıf ve orta boyludur my mother is slim and of medium height
bir zayıf noktası var he has a weak spot
bu senin tek zayıf yanın that's your only weakness
güçlü ve zayıf noktalarını bil know your strengths and weaknesses
güçlü ve zayıf noktalarınızı bilin know your strengths and weaknesses
hepimizin bir zayıf noktası vardır we all got a weak spot
ingilizcem zayıf my english is poor
zayıf noktasını çoktan öğrendim i already know his weak point
zayıf yanlarım my weaknesses
zayıf yönleriniz nelerdir? what are your weaknesses?
Slang
çıtkırıldım zayıf tip mark ass
çıtkırıldım zayıf tip weak sauce
çıtkırıldım zayıf tip weaksauce
salak ve aşırı zayıf drippy
vücut geliştirme sporuyla uğrasmayan zayıf yapılı kimse non-lifter
zayıf bir mahkuma arka çıkan ve onu koruyan güçlü mahkum war daddy
zayıf çirkin kız landmine
zayıf çirkin kız grenade
zayıf veya güçsüz mahkum herb
zayıf/düşük ihtimal slim to none
Trade/Economic
bir üretim sistemindeki en zayıf halka bottleneck
geri ödeme gücü zayıf kredi geçmişi olumsuz olan kimselere verilen kredi subprime mortgage
geri ödeme gücü zayıf kredi geçmişi olumsuz olan kimselere verilen kredi sub-prime mortgage
güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler analizi swot analysis
zayıf biçimde etkinlik weak form efficiency
zayıf ekonomi weak economy
zayıf likidite weak liquidity
zayıf likidite poor liquidity
zayıf para weak currency
zayıf para birimi weak currency
zayıf piyasa thin market
zayıf talep weak demand
zayıf yanlar weaknesses
Law
akli dengesi zayıf yaşlı kişi elderly mentally infirm person
Politics
büyük bir güç tarafından zayıf bir ülke üzerinde uygulanan barışçıl abluka pacific blockade
uluslarası siyasette zayıf devletlerin güçlü devletlerin yanında yer alması bandwagoning
zayıf belediye planı weak mayor plan
zayıf devletlerin güçlü devletlere yancı olması bandwagoning
zayıf hükümet weak government
zayıf koalisyon weak coalition
zayıf yönler weaknesses
Technical
hemoglobin ile oksijenin zayıf bileşimi oxyhaemoglobin
hemoglobin ile oksijenin zayıf bileşimi oxyhemoglobin
zayıf akım low-voltage current
zayıf akım low-tension current
zayıf akım weak current
zayıf alan weak field
zayıf alaşımlı inşaat çeliği low alloy structural steel
zayıf alev lazy flame
zayıf alkali çimento low alkali cement
zayıf asit weak acid
zayıf atmosfer lean atmosphere
zayıf bağ çözülmesi weak-link degradation
zayıf bağlantı poor connection
zayıf baz weak base
zayıf bir korelasyon a weak correlation
zayıf çekirdeksel etkileşimler weak nuclear interactions
zayıf çekiş gücü poor traction
zayıf çözelti dilute solution
zayıf dekor faint impression
zayıf deneyim poor practice
zayıf elektrik akımı yön bulucusu galvanoscope
zayıf elektrolit weak electrolyte
zayıf gaz lean gas
zayıf görüşü iyileştirmek enhance the low vision
zayıf gradasyonlu kum poorly graded sand
zayıf ışınlı karanlık alan mikroskopisi weak-beam darkfield microscopy
zayıf iletken poor conductor
zayıf karışım lean mix
zayıf karışım poor mixture
zayıf kil lean clay
zayıf kireç poor lime
zayıf kompresyon low compression
zayıf kompresyonlu low-compression
zayıf konsantrasyona solüsyon weakly concentrated solution
zayıf kömür lean coal
zayıf kuplaj weak coupling
zayıf mıknatıslı diamagnetic
zayıf mıknatıslı gereçler diamagnetic material
zayıf mıknatıslılık diamagnetism
zayıf pissu weak sewage
zayıf sıçrama weak jump
zayıf sinyal weak signal
zayıf sinyallerin değerini yükseltme amplification
zayıf sinyallerin seviyesini güçlendirme amplification
zayıf temel zemini poor subsoil
zayıf toprak lean soil
zayıf tutunma poor traction
zayıf yalaz lazy flame
zayıf yanma lean burn
zayıf yay weak spring
zayıf yay kartı weak spring card
zayıf yük süresince termal depolama ısıtması off-peak storage heating
zayıf yük zamanı off-peak period
zayıf zemin weak soil
Computer
zayıf istemci thin client
Informatics
zayıf bağlaşım weak coupling
Telecom
zayıf ancak tehlikeli akım sneak current
Electric
zayıf akım weak current
zayıf akım kablosu low voltage cable
zayıf kuplaj weak coupling
Construction
zayıf bağ weak bond
zayıf beton poor concrete
zayıf beton lean concrete
zayıf harç lean mortar
zayıf karışım lean mix
zayıf karışım lean mixture
zayıf kat weak storey
zayıf katman poor bearing stratum
zayıf zemin poor bearing soil
Automotive
zayıf hava-yakıt karışımı weak mixture
zayıf karışım lean mixture
zayıf silme poor wiping
zayıf yay weaker spring
zayıf yay diyagramı weak spring diagram
Traffic
zayıf taraf blind side
zayıf yön blind side
Medical
hastalık nedeniyle kemiğin zayıf düşmesinden ileri gelen kırık pathological fracture
klinik fenotiple zayıf korelasyon göstermek have poor correlation to clinical phenotype
kolondaki divertiküllerin zayıf noktalara doğru dışa baskı yapmasından kaynaklanan rahatsızlık diverticulosis
medikal tedaviye zayıf yanıt weak response to the treatment
zayıf sindirim indigestion
zayıf-immün pauci-immune
Anatomy
kilo alma ve kas geliştirme eğiliminde olmayan zayıf vücut biçimi ectomorph
Psychology
egosu zayıf low-ego
zayıf eşdeğerlik weak equivalence
Math
sabit noktalar zayıf konverjans teoremi weak convergence theorem of fixed points
zayıf dispersif elastik ortam weak dispersive elastic medium
zayıf topoloji weak topology
zayıf yakınsaklık weak convergence
Statistics
zayıf yakınsaklık convergence in probability
zayıf yakınsaklık weak convergence
Physics
güçlü-zayıf ikiliği s duality
zayıf etkileşim weak interaction
zayıf etkileşimli büyük kütleli parçacık weakly interacting massive particle (wimp)
zayıf kuvvet weak force
Chemistry
zayıf asit mild acid
zayıf asitte çözünür siyanür weak acid dissociable cyanide
zayıf asitte çözünür siyanür wad cyanide
zayıf bağ weak bond
zayıf etkileşimler weak interactions
Marine Biology
zayıf stok weak stock
Astronomy
dünyadan yansıyan güneş ışığ tarafından ayın karanlık bölümünün zayıf şekilde aydınlatılması earths ine
Tobacco
zayıf bünyeli fine bodied
Linguistics
diftongun daha zayıf telaffuz olunan ikinci kısmı evanish
zayıf vurgu weak stress
zayıf yeterlik weak adequacy
Environment
zayıf tabaka weak stratum
Geography
zayıf basınç eğimi weak pressure gradient
Meteorology
sınırlanmış zayıf sinyal bölgesi bounded weak echo region
zayıf briz gentle breeze
Military
sağlıksız, zayıf fizikli c3 adj.
zayıf füze kaidesi soft missile base
zayıf noktalar vulnerabilities
zayıf noktalara taarruz taktiği soft spot tactics
zayıf noktaları inceleme vulnerabilities study
zayıf patlayıcı low explosive
zayıf patlayıcı madde low explosive
zayıf taraflar vulnerabilities
Sport
zayıf takım underdog
Basketball
hücum gücü zayıf olan bir oyuncuyu savunurken diğer oyunculara rahatça yardım edebilecek bir pozisyonda bulunma floating
savunmanın zayıf yerini yakalayıp o bölgeden sayı yapmak crack the defense
Volleyball
zayıf yan weak side
Wagering
zayıf takım dog
zayıf takım veya yarışmacı üzerine bahis yapan kişi dog player
Cinema
zayıf adam (bir korku karakteri) slender man
zayıf adam (bir korku karakteri) slenderman
Printery
zayıf siyah likör weak black liquor
Archaic
zayıf bir ışık vermek glim v.
British Slang
sürekli mızmızlanan zayıf mizaçlı erkek big girl's blouse
zayıf ve çekici kız sex on a stick
zayıf ve güçsüz tip pipsqueak
zayıf veya güçsüz kimse prawn
Medicine
zayıf görüş poor eyesight