çok yoğun - Turkish English Dictionary
History

çok yoğun



Meanings of "çok yoğun" in English Turkish Dictionary : 25 result(s)

Turkish English
General
çok yoğun tightly packed adj.
çok yoğun capsule adj.
Idioms
çok yoğun as busy as a bee
çok yoğun busy as a cranberry merchant
çok yoğun busy as a cranberry merchant at thanksgiving
çok yoğun busy as popcorn on a skillet
çok yoğun busy as a one-armed paperhanger
çok yoğun busy as grand central station
çok yoğun busy as a fish peddler in lent
çok yoğun busy as a beaver building a new dam
çok yoğun busy as a bee
çok yoğun busy as a beaver
çok yoğun busy as a cat on a hot tin roof
çok yoğun as busy as grand central station
çok yoğun as busy as a fish peddler in lent
çok yoğun as busy as a cranberry merchant at thanksgiving
çok yoğun as busy as a beaver building a new dam
çok yoğun as busy as a cat on a hot tin roof
çok yoğun as busy as popcorn on a skillet
çok yoğun as busy as a one-armed paperhanger
çok yoğun busy as a peddler
çok yoğun in up to one's eyeballs
çok yoğun in up to one's eyes
Speaking
çok yoğun It's all go
Technical
çok yoğun condense

Meanings of "çok yoğun" with other terms in English Turkish Dictionary : 28 result(s)

Turkish English
General
çok yoğun çalışmak study intensively v.
çok yoğun çalışmak work intensively v.
çok yoğun çalışmak work hard v.
çok yoğun çalışmak study hard v.
talebin çok yoğun olduğu dönemlerde kimi gemi ve feribot seferlerinde kullanılan bir kontrol doküman sailing ticket n.
çok yoğun ve baskılı overwhelming adj.
Idioms
çok yoğun olmak hum with activity
çok yoğun olmak have too much on one's plate
çok yoğun olmak have a lot on one's plate
çok yoğun programı olmak have a full plate
çok yoğun olmak scarcely have time to breathe
çok yoğun olmak hardly have time to breathe
çok yoğun/meşgul olmak hardly have time to think
çok meşgul/yoğun olmak be rushed off your feet
çok meşgul/yoğun olmak be run off your feet
(garson/komi) çok yoğun (deep) in the weeds
(garson/komi) çok yoğun (deep) into the weeds
Speaking
son zamanlarda gerçekten çok yoğun çalışmak been working really hard lately
Technical
yoğun/çok katmanlı densely-layered
Computer
sunucu çok yoğun server is too busy
Construction
çok yoğun agrega high density aggregate
Medical
çok güzel sanat eserleriyle veya doğal güzelliklerle yoğun bir şekilde karşılaşıldığında (kalp çarpıntısı veya baş dönmesi gibi durumlar ile) duyulan psikosomatik rahatsızlık stendhal's syndrome
çok güzel sanat eserleriyle veya doğal güzelliklerle yoğun bir şekilde karşılaşıldığında (kalp çarpıntısı veya baş dönmesi gibi durumlar ile) duyulan psikosomatik rahatsızlık hyperkulturemia
çok güzel sanat eserleriyle veya doğal güzelliklerle yoğun bir şekilde karşılaşıldığında (kalp çarpıntısı veya baş dönmesi gibi durumlar ile) duyulan psikosomatik rahatsızlık stendhal syndrome
çok güzel sanat eserleriyle veya doğal güzelliklerle yoğun bir şekilde karşılaşıldığında (kalp çarpıntısı veya baş dönmesi gibi durumlar ile) duyulan psikosomatik rahatsızlık florence syndrome
Botanic
kuzey ılıman bölgelerde yetişen, yoğun püsküllü yapıdaki çok yıllık sıçankulağı field chickweed (cerastium arvense) n.
kuzey ılıman bölgelerde yetişen, yoğun püsküllü yapıdaki çok yıllık sıçankulağı field mouse-ear n.
eski dünya tropik bölgelerinde yetişen yoğun dallı çok yıllık çalılar cajanus