bakan - Turkish English Dictionary
History

bakan



Meanings of "bakan" in English Turkish Dictionary : 13 result(s)

Turkish English
Common Usage
bakan minister n.
General
bakan glimpser n.
bakan cabinet minister n.
bakan minister n.
bakan chancellor n.
bakan attendant n.
bakan gardant adj.
Trade/Economic
bakan minister
bakan secretary
Politics
bakan minister
bakan secretary
bakan secretary of state
Archaic
bakan hon'ble adviser

Meanings of "bakan" with other terms in English Turkish Dictionary : 171 result(s)

Turkish English
General
yukarıya bakmak (bakılan şey bakan kişiden büyük veya yüksekte) stare up v.
(yogada) aşağı bakan köpek duruşu downward facing dog n.
ailesine iyi bakan kimse a good provider n.
arsanın denize bakan tarafı frontage n.
arsanın göle bakan tarafı frontage n.
arsanın nehire bakan tarafı frontage n.
arsanın sokağa bakan tarafı frontage n.
arsanın yola bakan yüzü frontage n.
arzuyla/iştahla bakan ogler n.
ayak işlerine bakan kimse errand boy n.
ayak işlerine bakan kimse legman n.
ayak işlerine bakan kimse general dogsbody n.
ayak işlerine bakan kimse legmen n.
bakan (hastaya vb) treater n.
bakan kimse beholder n.
bakan kimse tender n.
bakan kimse provider n.
bakan yardımcısı vice-minister n.
bakan yardımcısı deputy minister n.
bakan/besleyen cherisher n.
başkasına bakan eyer n.
başkasının yerine bakan supply n.
bekçi (sahibi yokken malikane/ev vb'ne bakan) caretaker n.
bir kitabı ortadan açtığımızda birbirine bakan sayfaları biri diğerinin aynadaki yansıması olarak düşünülerek ortaya çıkarılan estetik görüntü tekniği book matching n.
bir okulda çocukların sağlığına ve üstlerine başlarına bakan kadın matron n.
bir şirketin ambalaj ve nakliyat işlerine bakan kimse shipping clerk n.
coğrafi özelliklere göre fal bakan geomancer n.
denize bakan ev house facing the sea n.
dışarıya bakan ön diş bucktooth n.
dik dik bakan kimse gazer n.
el falı bakan kimse palmist n.
el falı bakan kimse chiromancer n.
el falı bakan kimse palmister n.
el falına bakan kimse palm reader n.
el falına bakan kimse palmist n.
eski bakan former minister n.
eski rusya'da bakan commissar n.
evlatlığa bakan ana baba foster parents n.
fala bakan geomancer n.
getir götür işlerine bakan çocuk errand boy n.
getir götür işlerine bakan çocuk messenger boy n.
hastalara bakan hemşirenin ilk adından veya ilk adıyla soyadından önce kullanılan unvan sister n.
hayvanat bahçesinde hayvanlara bakan görevli zookeeper n.
hücreleri gardiyan odasına bakan dairevi hapishane panopticon n.
içki ya da yemeklerin tadina bakan kimse degustator n.
ileriye bakan forward looking n.
kıyı yerleşimi veya kıyıdaki tatil merkezinin denize bakan kesimi seafront n.
koridora bakan koltuk aisle seat n.
sert sert bakan scowler n.
sinirli bakan scowler n.
sokağa bakan oda room facing the street n.
tadına bakan tastetester n.
tadına bakan taster n.
uçurtmanın rüzgara bakan ön kısmıdaki çıta leading edge spar n.
uçurtmanın rüzgara bakan ön kısmıdaki çıtası leading-edge spar n.
vitrinlere bakan kimse window shopper n.
yerine bakan kimse supply n.
yorgun bakan gözler tired-looking eyes n.
(gözler) yere doğru bakan downcast adj.
aşağı bakan downward looking adj.
başkalarına tepeden bakan supercilious adj.
başkasının eline bakan dependant adj.
batıya bakan westward adj.
batıya bakan westerly adj.
caddeye bakan facing the street adj.
caddeye bakan overlooking the street adj.
caddeye bakan street-front adj.
çıldırmış gibi bakan wild-eyed adj.
denize bakan beachside adj.
dışa bakan extrorse adj.
doğuya bakan eastward adj.
geleceğe bakan forward-looking adj.
geleceğe bakan forward-thinking adj.
gözleri balık gibi bakan torpedinous adj.
gündoğusuna bakan easterly adj.
heyecanla/merakla bakan fresh-eyed adj.
ileriye bakan forward-thinking adj.
ileriye bakan straight adj.
ileriye bakan forward-looking adj.
kendini ahlaki olarak üstün görüp tepeden bakan sanctimonious adj.
kuzeye bakan northward adj.
kuzeye bakan north adj.
meraklı gözlerle bakan fresh-eyed adj.
sahile bakan beachside adj.
sert bakan scowling adj.
sinirli sinirli bakan cross-looking adj.
tadına bakan gustatory adj.
tadına bakan gustative adj.
tadına bakan gustatorial adj.
tepeden bakan sanctimonious adj.
tepeden bakan high-hat adj.
tepeden bakan self-righteous adj.
tepeden bakan holier-than-thou adj.
tepeden bakan supercilious adj.
tepeden bakan patronising adj.
tepeden bakan snooty adj.
tepeden bakan patronizing adj.
tepeden bakan haughty adj.
tepeden bakan holier than thou adj.
tepeden bakan self righteous adj.
ters ters bakan glaring adj.
vekil olarak bakan deputy adj.
yukarıya bakan upcast adj.
-e bakan above adv.
geçmişe bakan retro- pref.
Proverb
bakan göze yasak olmaz a cat may look at a king
Colloquial
dışarıdan bakan biri an outsider looking in
küçümseyerek bakan holier-than-thou
tepeden bakan holier-than-thou
Idioms
bir iş yerinde her işe bakan kız a girl friday
bir iş yerinde her işe bakan kimse a girl/man/person friday
her şeye iyi tarafından bakan iyimser insan a glass half full person
her şeye kötü tarafından bakan karamsar insan a glass half empty person
yere bakan yürek yakan a dark horse
Speaking
duvarda yan odaya bakan bir delik var there's a hole in the wall to the next room
Slang
(arabada) öne bakan kapı suicide door
(etrafa bön bön bakan) turist grubu gawk of tourists
ayak işlerine bakan ofis boy gofer
bakan ama aslında almaya niyeti olmayan müşteri lookie loo
kar amacıyla aynı anda birden çok davalının davasına bakan avukat dump truck
Trade/Economic
ayak işlerine bakan kız office girl
bakan olmayan milletvekilleri back benchers
geminin ticaret işlerine bakan görevli supercargo
ingiltere'nin fransa'ya bakan kıyılarındaki liman grubu cinque ports
işçi-işveren ilişkilerine bakan mahkeme labor court
kamu kuruluşlarının karar ve eylemlerine karşı açılan davalara bakan mahkeme administrative tribunal
mali işlere bakan kişi treasurer
Law
bazı abd eyaletlerinde vesayet ve miras konularına bakan mahkeme court of orphans
deniz davalarına bakan mahkeme maritime court
deniz davalarına bakan mahkeme admiralty court
devir işlemlerine bakan avukat conveyancer
eski roma'da miras davalarına bakan mahkeme centumviri
eski roma'da miras davalarına bakan mahkeme centumvir
geçici bir süre için (bir başka hakimin) yerine bakan hakim acting judge
komşular arasındaki uyuşmazlıklara bakan mahkemeler burlaw courts
küçük anlaşmazlıklara bakan belediye veya mahalli idare mahkemesi small claims court
miras işlerine bakan hakim prerogative officer
miras ve vasiyet davalarına bakan mahkeme surrogate's court
sömürge mahkemelerinin verdikleri kararlara bakan istinaf mahkemesi judicial committee of the privy counsel
yedek/yerine bakan yargıç/hakim acting judge
Politics
alt bakan junior minister
bakan danışmanı advisor to the minister
bakan vekili acting minister
bakan vekilliği vice chairmanship
bakan yardımcısı acting minister
devlet aleyhine açılan tazminat davalarına bakan abd mahkemesi court of claims
dışişleri bakan yardımcısı deputy secretary of state
dışişleri bakan yardımcısı deputy foreign minister
muhalefetteki bakan shadow chancellor
sandalyesiz bakan minister without portfolio
savunma bakan yardımcısı deputy defence secretary
Institutes
bakan müşavirleri counsellor to the minister
bakan özel kalem müdürlüğü cabinet of the minister
bakan özel müşavirliği special counsellor to the minister
bakan yardımcılığı office of the deputy minister
bakan yardımcılığı özel kalem müdürlüğü office of the deputy minister of finance
Insurance
(ev/araç vb) hasar/tazminat talebine bakan görevli claim agent
Tourism
otelde ayak işlerine bakan kimse commies
suya veya bahçeye bakan balkonlu veya avlulu oda ianai
Technical
bir geminin rüzgara bakan tarafı weather beam
yana bakan radar sidelooking radar
Automotive
dışa bakan taraf side facing outwards
içe bakan taraf side facing inwards
Aeronautic
uçağın hareket ettiği yöne bakan kanadı leading-edge
Medical
açıklığı aşağı bakan convex
açıklığı yukarı bakan concave
Marine Biology
yan bakan sonar side scan sonar
Social Sciences
kendi ebeveynlerine bakarken aynı zamanda kendi çocuklarına da bakan insan grubu sandwich generation
British Slang
getir götür işlerine bakan çocuk dogsbody
keskin/sert bakan gözler eyes like a shithouse rat
yere bakan yürek yakan dark horse