geçmişte - Turkish English Dictionary
History

geçmişte



Meanings of "geçmişte" in English Turkish Dictionary : 5 result(s)

Turkish English
General
geçmişte back adv.
geçmişte in the past adv.
geçmişte backwards adv.
Phrases
geçmişte in one's day
Colloquial
geçmişte of old

Meanings of "geçmişte" with other terms in English Turkish Dictionary : 63 result(s)

Turkish English
General
saptamak (silsileyi geçmişte belirli bir zamana kadar) trace to v.
götürmek (geçmişte bir zamana) take back to v.
geçmişte kalmak linger v.
geçmişte yapılan hataları unutamamak cry over spilled milk v.
uzanmak (geçmişte belirli bir zamana kadar) trace to v.
geçmişte hatalar yapmak make mistakes in the past v.
geçmişte kullanılmak be used in the past v.
geçmişte başına iş açmak bring a trouble in the past v.
geçmişte önemli veya ünlü oluşundan dolayı ilgi çekici kabul edilen atraksiyon historical attraction n.
geçmişte çalışılan işler listesi employment history n.
bir insanın geçmişte yaşadığı parlak günler glory of n.
geçmişte hastalıkları iyileştirdiğine inanılan iksir catholicon n.
geçmişte kalan bir hatıra a distant memory n.
geçmişte bir zaman a time in the past n.
geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimleri hatırlatabilir (uyarısı) trigger warning n.
geçmişte devam eden zaman past continuous tense n.
geçmişte kalan bygone adj.
geçmişte kalan past adj.
çok yakın geçmişte more recently adv.
yakın geçmişte in more recent times adv.
yakın geçmişte recently adv.
çok da uzak olmayan geçmişte in the not too distant past adv.
çok uzak olmayan geçmişte in the not too distant past adv.
yakın geçmişte most recently adv.
yalnız son zamanlarda (çok yakın geçmişte olmaya başlayan şeyler için) only recently adv.
Phrasals
geçmişte olan şeyleri artık düşünmemek put behind
geçmişte bir zamana götürmek carry someone back to some time
Phrases
geçmişte olanlar geçmişte kaldı what is in the past is in the past
geçmişte olduğu gibi as in the past
geçmişte olduğu gibi as it was in the past
geçmişte günümüze from past to present
Proverb
bırak geçmişte kalsın let bygones be bygones
bırakalım geçmiş geçmişte kalsın let bygones be bygones
mucizeler çağı geçmişte kaldı the age of miracles is past
mucizeler geçmişte kaldı the age of miracles is past
geçmiş geçmişte kaldı bygones are bygones
Colloquial
geçmişte yaşamak live in the past
çok uzak olmayan bir geçmişte not long ago
çok uzak bir geçmişte light years away
bırak geçmiş geçmişte kalsın let bygones be bygones
bırak geçmiş geçmişte kalsın let the past be the past
Idioms
geçmişte yapmış olduğu hatalar yüzünden zor durumda olmak be (batting) on a sticky wicket
geçmişte bırakmak make a clean break
geçmişte populer olmuş ve halen daha dillerde olan şarkı a golden oldie
(özellikle geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler neticesinde) bir şeyi çok iyi bilmek know something only too well
(geçmişte) olabilecek olanlar (ancak olmayanlar) might-have-beens
(geçmişte tecrübe edilen bir olay ile ilgili) artık aynı hatayı yapmam/artık dersimi aldım hindsight is twenty twenty
(geçmişte tecrübe edilen bir olay ile ilgili) herşeyi açık şekilde görüyorum hindsight is twenty twenty
(geçmişte tecrübe edilen bir olay ile ilgili) artık aynı hatayı yapmam/artık dersimi aldım hindsight is 20/20
(geçmişte tecrübe edilen bir olay ile ilgili) herşeyi açık şekilde görüyorum hindsight is 20/20
Speaking
senin geçmişte ne yaptığın umurumda değil i don't care what you did in the past
geçmişte yaşananlar geçmişte kalsın the past is the past
geçmişte bırakalım onu let's keep that in the past
Trade/Economic
geçmişte sömürge hong kong'da faaliyet gösteren ingiliz şirketlerinin genelde yabancı genel müdürlerine verilen isim taipan n.
ingiltere'de geçmişte toprakların çevrilerek özel mülk durumuna getirilme akımı enclosure
geçmişte çocuklarla çalışma deneyimi previous experience of working with children
Law
geçmişte yürürlüğü olan kanun retrospective law
geçmişte yürürlüğü olan kanun ex-post facto law
Medical
geçmişte yaşanan kanamalardan dolayı beyin omurilik sıvısının pembe-portakal renginde olması xantochromia
Linguistics
geçmişte gelecek future in the past
geçmişte geçmiş zaman past perfect
History
geçmişte afrika ve orta amerika arasında köle taşımak için kullanılmış atlantik okyanusu üzerindeki köle yolu middle passage
Geology
doğada yaşanan olayların geçmişte yaşananlarla benzer şekilde gerçekleşmiş olduğunu gösteren doktrin uniformitarianism