gerekçe - Turkish English Dictionary
History

gerekçe



Meanings of "gerekçe" in English Turkish Dictionary : 26 result(s)

Turkish English
Common Usage
gerekçe justification n.
gerekçe reason n.
General
gerekçe motive n.
gerekçe occasion n.
gerekçe warrant n.
gerekçe preamble n.
gerekçe excuse n.
gerekçe alibi n.
gerekçe corollary n.
gerekçe peg n.
gerekçe reason n.
gerekçe rationale n.
gerekçe reasoning n.
gerekçe cause n.
gerekçe encheason n.
gerekçe encheson [obsolete] n.
Trade/Economic
gerekçe justification n.
gerekçe reason n.
gerekçe basis for conclusions n.
Law
gerekçe legislative intention n.
gerekçe justification n.
gerekçe preamble n.
gerekçe ground n.
Politics
gerekçe recital n.
Psychology
gerekçe rationale n.
Latin
gerekçe causa n.

Meanings of "gerekçe" with other terms in English Turkish Dictionary : 42 result(s)

Turkish English
General
gerekçe göstermek show reason v.
gerekçe göstermek reason v.
gerekçe göstermek justify v.
gerekçe oluşturmak be a reason for v.
gerekçe oluşturmak be a basis for v.
gerekçe göstermek give justification v.
gerekçe ileri sürmek put forward a reason v.
yeniden gerekçe göstermek rejustify v.
haklı gerekçe reasonable grounds n.
ahlaki gerekçe moral clarity n.
somut gerekçe concrete reason n.
gerekçe olmadan without justification adv.
herhangi bir gerekçe gösterilmeden inexcusably adv.
herhangi bir gerekçe gösterilmeden unjustifiably adv.
Phrasals
gerekçe olmak become grounds for (something) v.
Phrases
herhangi bir gerekçe göstermeden without any reason expr.
gerekçe gösterilmeden without any justification expr.
herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin without any justification expr.
gerekçe göstermeden without any reason expr.
gerekçe gösterilmeksizin without any justification expr.
hiçbir gerekçe gösterilmeden without any justification expr.
herhangi bir gerekçe gösterilmeden without any excuse expr.
Colloquial
uydurma gerekçe bone in (one's) leg [obsolete] n.
uydurma gerekçe a bone in your leg (or head) n.
Idioms
(bunu) yapmak için bir neden/gerekçe yok no call for something expr.
(bunu) yapmak için bir neden/gerekçe yok no call to do something expr.
Law
ahlaki gerekçe moral justification n.
asıl gerekçe ratio decidendi n.
bağlayıcılığı olmayan destekliyici hukuki gerekçe persuasive precedent n.
bağlayıcılığı olmayan yol gösterici yasal gerekçe persuasive precedent n.
bağlayıcılığı olmayan yol gösterici yasal gerekçe persuasive authority n.
bağlayıcılığı olmayan destekliyici hukuki gerekçe persuasive authority n.
baş gerekçe leading motive n.
bütün mahkeme üyelerinin katıldıkları ve birleştikleri gerekçe per curriam opinion n.
ek gerekçe additional grounds n.
eşlerden birinin diğerini haklı bir gerekçe olmadan terketmesi malicious abandonment n.
genel gerekçe general preamble n.
haklı gerekçe valid ground n.
tali gerekçe obiter dictum n.
temel gerekçe leading motive n.
(suç işlediği zamanda başka yerde olduğunu gösteren) güçlü/sağlam gerekçe cast iron alibi n.
Politics
gerekçe yazısı/notu justification note n.