hiç - Turkish English Dictionary
History

hiç



Meanings of "hiç" in Turkish English Dictionary : 1 result(s)

English Turkish
General
hic n. hık (hıçkırık için)

Meanings of "hiç" in English Turkish Dictionary : 83 result(s)

Turkish English
Common Usage
hiç nothing n.
hiç never adv.
hiç none pron.
General
hiç aught n.
hiç zero n.
hiç zilch n.
hiç tuppence n.
hiç dust n.
hiç nullity n.
hiç cipher n.
hiç nobody n.
hiç nix n.
hiç nil n.
hiç naught n.
hiç nada n.
hiç null adj.
hiç nary adj.
hiç no adj.
hiç by any means adv.
hiç not by a long sight adv.
hiç no whit adv.
hiç not by a long ways adv.
hiç at all adv.
hiç least of all adv.
hiç not in the least adv.
hiç ought adv.
hiç not a dreg adv.
hiç e'er adv.
hiç not a whit adv.
hiç not by a long shot adv.
hiç in no way adv.
hiç ever adv.
hiç ne'er adv.
hiç not an iota adv.
hiç not at all adv.
hiç the least bit adv.
hiç anything like adv.
hiç ava [scottish] adv.
hiç so far from prep.
hiç far from prep.
hiç whatever pron.
hiç none pron.
hiç whatsoever pron.
hiç nane [scottish] pron.
hiç still less conj.
Phrases
hiç none at all expr.
hiç in no sense expr.
hiç at all expr.
Colloquial
hiç nichts n.
hiç zip n.
hiç jack squat expr.
hiç not for a moment expr.
hiç once in a blue moon expr.
Idioms
hiç a blind bit of (something) n.
hiç not a blind bit of (something) adv.
hiç when hell freezes over expr.
hiç for the life of me expr.
hiç far from it expr.
hiç sweet fanny adams expr.
hiç not one iota expr.
hiç not a snap expr.
hiç sweet fa expr.
Speaking
hiç nohow adv.
Slang
hiç diddly adv.
hiç a fat lot adv.
hiç fat lot adv.
hiç nada (nothing/none) pron.
hiç diddly-squat expr.
hiç dick all expr.
Law
hiç nul adj.
Technical
hiç nil n.
hiç any adv.
hiç naught pron.
Literature
hiç e'er (ever) adv.
Philosophy
hiç nihil n.
Archaic
hiç niding adj.
hiç nought pron.
hiç ony (any) pron.
British Slang
hiç nowt n.
hiç nish n.
hiç bog all expr.
hiç jack all expr.
hiç jack shit expr.

Meanings of "hiç" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
hiç kimse no one pron.
hiç kimse nobody pron.
hiç kimse anyone pron.
hiç kimse anybody pron.
General
hiç sevmemek loathe v.
hiç parası olmamak not have a bean v.
önemsiz bir şeyi mesele yapıp önemli bir şeye hiç aldırmamak strain at a gnat and swallow a camel v.
hiç karşı gelmeden bir şeyi kabul etmek take something lying down v.
sesini çıkarmaktan hiç çekinmeyen vocal v.
birine miras olarak hiç para bırakmamak cut someone off v.
hiç düşünmemek be thoughtless of v.
hiç gözükmemek keep out of sight v.
gözünden hiç kaçırmamak not to let someone out of sight v.
bir şeyi hiç görmeden satın almak buy something sight unseen v.
hiç hoşlanmamak loathe v.
hiç gelişmemek stagnate v.
hiç beklenmedik bir anda ölmek die unexpectedly v.
hiç aklından geçmemek have no thought of v.
hiç ilerlememek stagnate v.
umulan rağbeti hiç görmemek fall flat v.
hiç cevap bulamamak stump v.
birine hiç haber vermemek leave someone out in the cold v.
hiç iz bırakmadan kaybolmak vanish without a trace v.
hiç görünmemek keep out of sight v.
bir şeyi yapmayı hiç istememek be loath to do something v.
hiç düşünmemek be thoughtless for v.
hiç şansı olmamak not to have a dog's chance v.
birinin hiç umurunda olmamak not to care a whit v.
birine bir şeyi hiç sakınmadan söylemek tell something to someone straight v.
hiç rahat bırakmamak badger v.
hiç sevmemek abominate v.
birinin hiç bilmediği bir şey olmak be beyond one's ken v.
hiç derdi olmamak not to have a care in the world v.
hiç zamanı olmamak hardly to have time to breathe v.
hiç ilgisi olmamak have no concern with v.
hiç anlaşamamak never get along with v.
hiç yara almadan kurtulmak escape unharmed v.
hiç kimseyi istememek want no one v.
hiç çekinmeden hareket etmek make no bones about v.
hiç çekinmeden hareket etmek make no bones of v.
-e hiç benzememek bear no resemblance to v.
-in konuşulan şeyle hiç ilgisi olmamak be beside the question v.
-e hiç niyeti olmamak have no thought of v.
-i hiç beğenmemek not to have a good word to say for v.
hiç aklından çıkmamak haunt v.
hiç hata yapmamak get right v.
hiç aklından çıkmamak obsess v.
hiç fikri olmamak have no idea v.
hiç düşünmeden evet demek say yes without hesitation v.
hiç acımadan öldürmek kill someone compunction v.
denizi hiç görmemiş olmak have never seen a sea v.
hiç zarar görmemek come to no harm v.
hiç iyi olmamak be bad news v.
hiç şansı olmamak have no chance v.
(öğrenci vb) hiç devamsızlık yapmamak have perfect attendance v.
(okulu/işi vb.) hiç aksatmamak have perfect attendance v.
hiç çekinmeden düşündüğünü söylemek animadvert (about/on/upon) v.
hiç içki kullanmama temperance n.
hiç entelektüel olmayan kimse lowbrow n.
hiç sevmeme loathing n.
hiç işlenmemiş topraklar virgin soil n.
bulunduğu yere hiç uygun olmayan kimse a round peg in a square hole n.
hiç olan şey cipher n.
hiç işlenmemiş toprak virgin soil n.
hiç hoşlanmama loathing n.
bir hiç nobody n.
taraflardan birinin hiç puan kazanmadığı oyun shutout n.
iş hayatında hiç başarı gösteremeyen kimse failure n.
hiç hoşlanmama aversion n.
büyük miktarda ve hiç sulandırılmamış içki stiff drink n.
ya hep ya hiç ilkesi all or none principle n.
bir hiç nonentity n.
hiç gebe kalmamış kadın nulligravida n.
hiç çocuk doğurmamış kadın nullipara n.
hiç bitmeyecekmiş gibi konuşma blue streak n.
hiç beklenmedik bir iş a bolt out of the blue n.
hiç beklenmedik bir iş a bolt from the blue n.
hiç beklenmedik bir haber a bolt out of the blue n.
hiç beklenmedik bir olay a bolt from the blue n.
hiç beklenmedik bir olay a bolt out of the blue n.
hiç umulmayan bir haber a bolt out of the blue n.
hiç umulmayan bir iş a bolt from the blue n.
hiç umulmayan bir haber a bolt from the blue n.
hiç umulmayan bir olay a bolt from the blue n.
hiç umulmayan bir iş a bolt out of the blue n.
hiç umulmayan bir olay a bolt out of the blue n.
hiç beklenmedik bir haber a bolt from the blue n.
hiç bilinmeyen (kimse) perfect stranger n.
rakibe hiç sayı yaptırmama shutout n.
kimin kazanacağı hiç belli olmayan bir durum toss-up n.
hangi seçeneğin daha iyi olduğu hiç belli olmayan bir durum toss-up n.
hiç bitmeyen büyük bir tutku a passion like the burning of the sun n.
bir olayı hiç bir etki olmadan görme pure insight n.
hiç gelişme olmayan yer/durum backwater n.
hiç uyumayan yer place that never sleeps n.
saçını hiç kestirmemiş kişi acersecomic n.
hiç işlenmemiş virgin adj.
hiç bıkmadığı (bir şey) (bir kimsenin) unfailing adj.
hiç düşünmeyen unreflecting adj.
hiç duyulmamış unheard of adj.
hiç entelektüel olmayanlara hitap eden lowbrow adj.
hiç aşırıya kaçmayan conservative adj.
hiç titiz olmayan sloppy adj.
hiç dikkati çekmeyen obscure adj.
hiç değişmeyen changeless adj.
hiç giyilmemiş unworn adj.
hiç bitmeyen timeless adj.
hiç bitmeyen endless adj.
akıldan hiç çıkmayan obsessive adj.
hiç gelişmeyen stagnant adj.
hiç entelektüel olmayan birine uygun lowbrow adj.
hiç derinlemesine düşünmeyen superficial adj.
hiç sesini çıkarmayan meek adj.
kavga etmekten hiç çekinmeyen pugnacious adj.
ayağı hiç kaymaz surefooted adj.
gerçekleri hiç yumuşatmayan (anlatım) stark adj.
hiç bitmeyen everlasting adj.
hiç bir galibiyeti olmayan winless adj.
hiç durmaz tireless adj.
hiç ilerlemeyen stagnant adj.
hiç de fena olmayan not half bad adj.
hiç sağlam olmayan (durum) slippery adj.
hiç eksilmeyen unfailing adj.
hiç titiz olmayan slovenly adj.
hiç benzemeyen disparate adj.
hiç esnek davranmayan inflexible adj.
nerdeyse hiç hareket etmeyen dead slow adj.
hiç de azımsanmayacak kadar a considerable amount of adj.
hiç bitmeyen eternal adj.
hiç kullanılmamış brand-new adj.
hiç yere harcanmış ill-spent adj.
hiç kımıldamadan stock-still adj.
kendi isteklerini hiç frenlemeyen self-indulgent adj.
hiç olmayacak bir şeye kapılıp gitmiş starry-eyed adj.
hiç bitmeyen never-ending adj.
hiç olmayacak bir şeyin peşinde koşan starry-eyed adj.
hiç eksilmez unfailing adj.
nerdeyse hiç bilinmeyen quite unknown adj.
kötüye kullanma hiç kullanılmamasını gerektirmez wrong use does not preclude proper use adj.
hiç doğurmamış nulliparous adj.
hiç doğum yapmamış nulliparous adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi almamış treatment-naive adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi almamış drug-naive adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi görmemiş drug-naive adj.
(bellirli bir hastalık için) hiç bir tedavi görmemiş treatment-naive adj.
ya hep ya hiç all-or-none adj.
hiç banka hesabı olmamış unbanked adj.
hiç benzemeyen unconsolidated adj.
hemen hemen hiç hardly ever adv.
hiç yoktan after all adv.
hiç kuşku yok undoubtedly adv.
hemen hemen hiç barely adv.
hiç zerre kadar değil not in the least adv.
hiç yoktan out of thin air adv.
hiç durmadan night and day adv.
hiç kuşkusuz undoubtedly adv.
hatta hiç never even adv.
hiç olmazsa but adv.
hiç şüphesiz undoubtedly adv.
hiç mi hiç not a single one adv.
neredeyse hiç hardly adv.
hiç tereddüt etmeden like a shot adv.
hiç mi hiç devil a one adv.
nerdeyse hiç almost never adv.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen gece boyunca at the livelong night adv.
hemen hemen hiç little or nothing adv.
ya şimdi ya hiç now or never adv.
hiç yorulmaksızın tirelessly adv.
hiç durmadan at a stretch adv.
hemen hemen hiç scarcely adv.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir gece boyunca all the livelong night adv.
hemen hiç almost no adv.
hemen hiç scarcely ever adv.
hiç de none adv.
hiç mi hiç not in the least adv.
hiç de değil not in the least adv.
hiç değil by no means adv.
hiç durmadan day and night adv.
hiç değilse at least adv.
hiç kuşkusuz no doubt adv.
hiç denecek kadar az little or nothing adv.
hiç değil not at all adv.
hiç durmadan continually adv.
hiç yoktan out of nothing adv.
hiç olmazsa at least adv.
hiç yoktan for no reason adv.
hiç kaçınmadan straight from the shoulder adv.
ya az ya hiç little or nothing adv.
hemen hemen hiç hardly adv.
hiç duraksamayarak without the slightest hesitancy adv.
hiç denecek kadar little or nothing adv.
belki de hiç seldom adv.
hiç de at all adv.
hiç şüphesiz no doubt adv.
hiç kimse karşı çıkmadan nemine contradicente adv.
hemen hiç scarcely adv.
hiç önem vermeyerek regardless of adv.
hemen hiç hardly adv.
hiç sebep yokken for no reason adv.
hiç neden yokken for no reason adv.
hiç şüphen olmasın for sure adv.
hiç olmadığı kadar (than) ever before adv.
hiç de nazik olmayan bir şekilde ungallantly adv.
hiç şüphesiz free from any doubt adv.
hiç olmazsa at any rate adv.
neredeyse hiç hardly ever adv.
hiç olmazsa (en azından) at a minimum adv.
hiç abartısız quite literally adv.
hiç vakit kaybetmeden almost immediately adv.
hiç uğraşmadan simply adv.
hiç durmadan constantly adv.
hiç durmadan alday adv.
neredeyse hiç not adv.
-den pek uzak, asla ... değil, hiç near adv.
hiç lüzumu yokken needlessly adv.
artık hiç nevermore adv.
hiç rastlanmamış bir biçimde unprecedentedly adv.
hiç görülmemiş bir şekilde unprecedentedly adv.
hiç mi hiç so far from prep.
hiç bırakmayarak in defiance of prep.
hiç kimse never a one pron.
başka hiç kimse no one else pron.
hiç biri none pron.
hiç kimse none pron.
hiç biri neither of them pron.
hiç birisi none pron.
masraftan hiç kaçınma! spare no expense! interj.
hiç değil not a bit interj.
hiç de değil not a bit interj.
hiç problem değil! no sweat! interj.
hiç de zahmet değil! no sweat! interj.
hiç ilgisi yok no such thing interj.
Phrasals
hiç düşünmeden yapmak think nothing of v.
hiç durmadan konuşmak run on v.
peşini hiç bırakmamak beset with (something) v.
(bir şeyi) hiç sıkıntı çekmeden/tereyağından kıl çeker gibi yapmak breeze through (something) v.
hiç durmaksızın/oyalanmadan (bir yerin) içinden geçmek breeze through (something) v.
(okulu/dersleri/ projeyi/işi) hiç önemsememek slide by v.
hiç unutamamak carry around v.
hiç unutamamak carry someone around v.
bütün kalbiyle ve hiç sorgulamaksızın inanmak buy into v.
hiç akılda yokken içine düşmek fall in v.
hiç çaba harcamadan kendini içinde bulmak fall in v.
hiç akılda yokken içine düşmek fall into v.
hiç çaba harcamadan kendini içinde bulmak fall into v.
Phrases
belki de hiç seldom, if ever n.
belki de hiç if ever n.
hiç uyumayan şehir the city that never sleeps n.
hiç şüphesiz beyond doubt adv.
hiç şüphe yok ki beyond doubt adv.
hiç şüphesiz beyond a doubt adv.
hiç şüphe yok ki beyond a doubt adv.
hiç şüphesiz without (a) doubt adv.
hiç şüphe yok ki without (a) doubt adv.
hiç kuşkusuz/şüphesiz/tartışmasız by all odds [us] adv.
hiç denecek kadar az next to nothing adv.
olur mu hiç no way interj.
yapmaya başlamazsan hiç tecrübe/deneyim edinemezsin start from where you are expr.
ya iyi yap ya da hiç yapma tout bien ou rien [french] expr.
(bir şeyle) uzaktan yakından hiç ilgisi/alakası yok nothing could be further from (something) expr.
o görüntüler hiç aklımdan silinmiyor what has been seen cannot be unseen expr.
o görüntüler hiç aklımdan çıkmıyor what has been seen cannot be unseen expr.
o görüntüler hiç hafızamdan silinmiyor what has been seen cannot be unseen expr.
o görüntüler hiç hafızamdan çıkmıyor what has been seen cannot be unseen expr.
ya hep ya hiç you can't be a little bit pregnant expr.
ya hep ya hiç you can't be half pregnant expr.
bugün yataktan hiç çıkmamalıymışım I should have stayed in bed expr.
yatağımdan hiç çıkmamalıymışım I should have stayed in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım da olurdu I should have stayed in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım daha iyi olurdu I should have stayed in bed expr.
keşke yatağımdan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım I should have stayed in bed expr.
bugün evden hiç çıkmamalıymışım I should have stood in bed expr.
bugün yataktan hiç çıkmamalıymışım I should have stood in bed expr.
yatağımdan hiç çıkmamalıymışım I should have stood in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım da olurdu I should have stood in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım daha iyi olurdu I should have stood in bed expr.
keşke yatağımdan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım I should have stood in bed expr.
bugün evden hiç çıkmamalıymışım should have stood in bed expr.
bugün yataktan hiç çıkmamalıymışım should have stood in bed expr.
yatağımdan hiç çıkmamalıymışım should have stood in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım da olurdu should have stood in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım daha iyi olurdu should have stood in bed expr.
keşke yatağımdan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım should have stood in bed expr.
bugün evden hiç çıkmamalıymışım I shoulda stayed in bed expr.
bugün yataktan hiç çıkmamalıymışım I shoulda stayed in bed expr.
yatağımdan hiç çıkmamalıymışım I shoulda stayed in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım da olurdu I shoulda stayed in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım daha iyi olurdu I shoulda stayed in bed expr.
keşke yatağımdan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım I shoulda stayed in bed expr.
bugün evden hiç çıkmamalıymışım I shoulda stood in bed expr.
bugün yataktan hiç çıkmamalıymışım I shoulda stood in bed expr.
yatağımdan hiç çıkmamalıymışım I shoulda stood in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım da olurdu I shoulda stood in bed expr.
yataktan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım daha iyi olurdu I shoulda stood in bed expr.
keşke yatağımdan hiç çıkmasaydım/kalkmasaydım I shoulda stood in bed expr.
sakın ha/hiç inanma/inanmayasın don't you believe it expr.
neredeyse hiç fark olmama there's little to choose between (two people or things) expr.
neredeyse hiç fark olmama there's not much to choose between (two people or things) expr.
aramızda (paranın, birkaç kuruşun) lafı olmaz/hiç önemi yok what's (something) between friends? expr.
pire için/pireye kızıp yorgan yakılır mı hiç who breaks a butterfly upon a wheel? expr.
hiç de ... değil none too expr.
hiç ... değil none too expr.
hiç de ... değil none too something expr.
hiç ... değil none too something expr.
neden hiç bilmiyorum contrary to all reason expr.
hiç olmazsa (şunu) yapabilir the least (one) can do expr.
bir hiç yüzünden just for the hell of it expr.
bu isim bende hiç bir şey çağrıştırmıyor the name doesn't ring any bells expr.
daha önce hiç olmadığı gibi like never before expr.
daha önce hiç olmadığı gibi as never before expr.
daha önce hiç olmamış gibi as never before expr.
hiç kuşku yok ki it is unquestionable that expr.
gerçekliğinden hiç şüphe yok no doubt the fact expr.
hiç değilse if nothing else expr.
hiç endişeniz olmasın rest assured expr.
herkese ait olan hiç kimseye ait değildir what belongs to everyone belongs to no one expr.
hiç mesabesinde next to nothing expr.
hiç derecesinde next to nothing expr.
hiç bir koşulda upon no account expr.
hemen hemen hiç little to no expr.
hiç bir şey bitmez her şey değişir nothing ends, everything changes expr.
hiç bir koşulda on no account expr.
hiç kimsenin olmadığı kadar yakındık birbirimize we were so close not any more than anyone else expr.
hiç yoktan none at all expr.
hiç bir suretle in no case expr.
hiç şaşırtmadın! that’s typical of you! expr.
hiç bir suretle under no circumstances expr.
hiç çalışmadan without studying expr.
hiç kuşkum yok ki I don't doubt that expr.
hiç fena değil not half bad expr.
hiç şüphe yok no doubt about that expr.
hiç aklıma gelmedi little did I realize expr.
hiç bilemedim Little did I realize expr.
hiç aklıma gelmedi little did I know expr.
hiç bilemedim little did I know expr.
hemen hemen hiç next to nothing expr.
hiç kazanmamışsın gibi çalış train like you've never won expr.
hiç sebep yokken without any reason expr.
hiç bir şekilde in no sense expr.
hiç bir şey aynı kalmaz nothing stays the same expr.
hiç tereddüt etmeden without any hesitation expr.
hiç kendini bozmadan with the utmost composure expr.
hiç değilse if at all expr.
hiç fena değil not bad at all expr.
hiç şüphem yok ki I don't doubt that expr.
hiç neden yokken without any reason expr.
hiç de just expr.
hiç bir anlamı/değeri olmamasına rağmen such as it is expr.
hiç olmazsa at the very least expr.
hiç olmadı at the very least expr.
hiç sınırlamasız without qualification expr.
hiç de azımsanmayacak kadar to no less a degree expr.
hiç endişeniz olmasın please be unconcerned about expr.
hiç bir şey aynı kalmaz things never stay the same expr.
hiç endişeniz olmasın please don't be worried about expr.
hiç mi hiç devil a bit expr.
neredeyse hiç biri hardly any of (them) expr.
kötüye kullanma hiç kullanılmamasını gerektirmez abuse/misuse does not remove use expr.
neredeyse hiç next to nothing expr.
neredeyse hiç hardly any expr.
neredeyse hiç little to no expr.
ya hep ya hiç go hard or go home expr.
(onlardan) hiç biri none of expr.
üç kadın hiç kadın too many cooks in the kitchen [us] expr.
hiç değilse yapabilmek the (very) least you can/could do expr.
hiç denemedim and I don't play one on tv expr.
hiç/zerre kadar farkına varmamak not a blind bit of notice expr.
hiç/zerre kadar farkına varmamak not the blindest bit of notice expr.
neredeyse hiç rarely ever expr.
hiç denecek kadar az/nadir rarely ever expr.
ya hep ya hiç do or die expr.
hiç seviyesinde next to nothing expr.
bu hiç de etkileyici değil it's hardly saying much expr.
bu hiç de etkileyici değil that's hardly saying much expr.
Proverb
umut hiç tükenmez hope springs eternal (in the human breast)
hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir there's none so blind as those who will not see
duyduğunun hiç birine, gördüğünün yarısına inan believe nothing of what you hear, and only half of what you see
sevip de yitirmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan daha iyidir tis better to have loved and lost than never to have loved at all
hiç olmazsa bir mazeretin olsun bad excuse is better than none
kötü bir mazeretinin olması hiç olmamasından daha iyidir bad excuse is better than none
hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz there's none so deaf as those who will not hear
hiç kimse duymak istemeyenler kadar sağır değildir there's none so deaf as those who will not hear
yanlış bilmektense hiç bilmemek iyidir better untaught than ill taught
yanlış bilmektense hiç bilmemek daha iyidir better untaught than ill taught
sevip de kaybetmek hiç sevmemekten daha iyidir it is better to have loved and lost than never to have lost at all
sevip de kaybetmiş olmak hiç sevmemiş olmaktan iyidir it is better to have loved and lost than never to have loved at all
tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir a fault confessed is half redressed
hiç kimse iki efendiye hizmet edemez no man can serve two masters
hiç bir şey durduk yere ortaya çıkmaz nothing comes of nothing
hiç kimse, aşkta geri çevrilmiş bir kadından daha tehlikeli olamaz hell hath no fury like a woman scorned
bir şey seni mutsuz kılıyorsa en iyisi onu hiç bilmemek gerekir where ignorance is bliss, 'tis folly to be wise
(bacon'a atfedilen hikayeye göre) aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz hope is a good breakfast but a bad supper
zorluklarına katlanamayacaksan hiç başlama if you can't stand the heat, keep out of the kitchen
hiç sahip olmadığın bir şeye özlem duyamazsın what you've never had you never miss
Colloquial
(bir şeyi) hiç kaldıramamak can't be doing with (something) v.
(bir şeye) hiç katlanamamak/tahammül edememek can't be doing with (something) v.
(bir şeyden) hiç hoşlanmamak can't be doing with (something) v.
hiç olmamak be not on v.
hiç olmamak be (just) not on v.
hiç yakışmamak be (just) not on v.
hiç yakışık almamak be (just) not on v.
hiç uygun bir davranış olmamak be (just) not on v.
hiç doğru/adil olmamak be (just) not on v.
hiç kabul edilebilir bir şey olmamak be (just) not on v.
hiç parası kalmamak be on the rocks v.
bir şeyi yapmaktan hiç anlamamak can't do something for nuts v.
hiç yapamamak can't do something for nuts v.
hiç doyurucu olmamak leave a great deal to be desired v.
hiç doyurucu olmamak leave much to be desired v.
hiç doyurucu olmamak leave something to be desired v.
hiç doyurucu olmamak leave a lot to be desired v.
hiç utanması olmamak have no shame v.
yanında hiç kalmak be pale in comparison v.
hiç umurunda olmamak not care twopence [uk/australia] v.
hiç umurunda olmamak not give twopence [uk/australia] v.
hiç önemli olmamak not matter tuppence [uk/australia] v.
hiç önemli olmamak not matter twopence [uk/australia] v.
birini hiç görmemek see nothing of somebody v.
hiç parası olmamak be busted v.
hiç kabul etmemek not having any v.
hiç kabullenmemek not having any v.
hiç yanaşmamak not having any v.
hiç oralı olmamak not having any v.
hiç umursamamak not having any v.
hiç aldırmamak not having any v.
hiç tolerans göstermemek not having any v.
hiç istememek not having any v.
söylentiyle hiç işi olmamak be not in the business of (doing something) v.
söylentiyle hiç işi olmamak not be in the business of doing something v.
hiç işi olmamak not have anything on v.
bir toplantıda hiç kimsenin ele almak istemediği konu/sorun moose on the table n.
hep alıp hiç vermeme always taking never giving n.
hiç beklenmedik şey a bolt from the blue n.
hiç tanımadığın bir adam a man you've never met n.
hiç hoş olmayan bir yer veya görüntü hellscape n.
hiç değilse bu sefer just this once n.
hiç hoşlanılmayan şey pet aversion n.
ya şimdi ya hiç teklifi a first-time last-time offer n.
ya hep ya hiç meselesi a question of all or nothing n.
bir duyguyu daha önce hiç hissetmediği hissine kapılma vújà day n.
bir yere daha önce hiç gitmediği hissine kapılma vújà day n.
hiç yaşlanmayan kişi (oscar wilde'ın dorian gray'in portresi isimli romanında yaşlanmayan dorian gray karakterinden yola çıkarak türetilmiş bir lakap) dorian gray n.
hiç kimsenin suçu olmayan kaza unavoidable casualty n.
hiç keyifli görünmeyen none-too-pleasant adj.
hiç zevkli olmayan none-too-pleasant adj.
hiç iyi/olumlu yanı olmayan no good adj.
hiç iyi özelliği olmayan no good adj.
hiç mi hiç beceremeden for toffee adv.
kaçar mı hiç You bet your sweet patoot! interj.
kaçar mı hiç You bet your sweet patootie! interj.
hiç gerek yok (please) don't get up expr.
hiç gerek yok (please) don't get up expr.
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) hiç değilse if (one) is a day expr.
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) hiç değilse if he (or she) is a day expr.
hiç de eğlenceli değil! are we having fun yet? expr.
hiç önemi yok no big thing expr.
hiç yoktan/en azından (bir şey de) var can't be bad expr.
hiç endişelenme she'll be right, mate [australia] expr.
endişelenmene hiç gerek yok she'll be right, mate [australia] expr.
hiç endişelenme she’ll be right [australia] expr.
endişelenmene hiç gerek yok she’ll be right [australia] expr.
hiç/kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi beat all expr.
hiç/kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi beat banaghan [obsolete] expr.
hiç aklına gelir miydi? can you beat it/that? expr.
hiç fena olmaz I don't mind if I do expr.
hiç umurumda değil! I don't give a continental! expr.
hiç uğraşamam I can't even expr.
hiç sözünü etme bile I can't even expr.
huylu huyundan vazgeçer mi hiç? what can you expect? expr.
can çıkmadan huy çıkar mı hiç? what can you expect? expr.
huylu huyundan vazgeçer mi hiç? what do you expect? expr.
can çıkmadan huy çıkar mı hiç? what do you expect? expr.
onun ne yapacağı hiç belli olmaz you can never tell with (someone or something) expr.
ona hiç güvenemezsin you can never tell with (someone or something) expr.
hiç de umurumda değil see what I care expr.
bunlarda hiç mi ahlak ve terbiye yok have they no sense of decency expr.
bir hiç uğruna for nothing expr.
bir hiç uğruna for the sake of nothing expr.
bir hiç uğruna for two cents expr.
en iyisi hiç söylememek/anlatmamak better left unsaid expr.
hiç yoktan for no reason at all expr.
hiç yoktan iyidir something is better than nothing expr.
hiç kimse mükemmel değildir, fakat ben öyleyim nobody is perfect but I am expr.
hiç yoktan iyidir better than nothing expr.
hiç durma! ne bekliyorsun? don’t let the door hit you on the way out expr.
hiç emek sarf etmeden without breaking a sweat expr.
hiç olmamış gibi like it never happened expr.
hiç aklı yok doesn't have enough sense to bell a cat expr.
elde etmeye değer çoğu şey hiç de öyle kolay elde edilmiyor most things worth having never come easy expr.
hiç güçlük çekmeden hands down expr.
hiç yoktan for two cents expr.
hiç kendini farklı hissettiğin olmadı mı? haven't you ever felt like you were different? expr.
hiç kuşku yok ki without doubt expr.
en iyisi hiç konuşmamak better left unsaid expr.
hiç pişmanlık duymadan without a single ounce of remorse expr.
hiç kuşku yok ki beyond any doubt expr.
hiç kuşku yok ki beyond question expr.
hiç kuşku yok ki undoubtedly expr.
gerçek hayatta karşılaştık mı hiç? have we ever met in real life? expr.
hiç yoktan iyidir a little is better than none expr.