hoş - Turkish English Dictionary
History

hoş



Meanings of "hoş" in English Turkish Dictionary : 128 result(s)

Turkish English
Common Usage
hoş fine adj.
hoş handsome adj.
hoş pretty adj.
hoş pleasant adj.
hoş nice adj.
General
hoş dilly n.
hoş good-looker n.
hoş desirable adj.
hoş nifty adj.
hoş soft adj.
hoş bonny adj.
hoş palatable adj.
hoş smooth adj.
hoş genial adj.
hoş debonair adj.
hoş subtile adj.
hoş subtle adj.
hoş pleasurable adj.
hoş catchy adj.
hoş delectable adj.
hoş cozy adj.
hoş debonaire adj.
hoş jolly adj.
hoş nicer adj.
hoş jocose adj.
hoş charming adj.
hoş fragrant adj.
hoş spicy adj.
hoş cute adj.
hoş dolce adj.
hoş delightful adj.
hoş kindly adj.
hoş sightly adj.
hoş gracious adj.
hoş enjoyable adj.
hoş delicious adj.
hoş amiable adj.
hoş sweet adj.
hoş well adj.
hoş suave adj.
hoş lovable adj.
hoş personable adj.
hoş winning adj.
hoş dulcet adj.
hoş sapid adj.
hoş elegant adj.
hoş good adj.
hoş canny adj.
hoş inviting adj.
hoş cheerful adj.
hoş smart adj.
hoş engaging adj.
hoş pleasant adj.
hoş pleasing adj.
hoş rich adj.
hoş winsome adj.
hoş likeable adj.
hoş still adj.
hoş grateful adj.
hoş likable adj.
hoş agreeable adj.
hoş fair adj.
hoş rosy adj.
hoş tuneful adj.
hoş civilized adj.
hoş kind adj.
hoş lovely adj.
hoş nice adj.
hoş congenial adj.
hoş affable adj.
hoş beautiful adj.
hoş tov adj.
hoş gainly adj.
hoş gustable adj.
hoş grato adj.
hoş appealing adj.
hoş graceful adj.
hoş clean-cut adj.
hoş pleasant-tasting adj.
hoş musical adj.
hoş sugary adj.
hoş savoury adj.
hoş well-fashioned adj.
hoş braw adj.
hoş frabjous adj.
hoş savory adj.
hoş civilised adj.
hoş cosy adj.
hoş couthie (scottish) adj.
hoş couthy (scottish) adj.
hoş pleasant, pleasanter, pleasantest adj.
hoş flowy adj.
hoş cromulent adj.
hoş copacetic adj.
hoş aerial adj.
hoş perfumed adj.
hoş however adv.
hoş prettily adv.
hoş nicely adv.
hoş yet adv.
hoş pleasantly adv.
hoş nevertheless conj.
Colloquial
hoş regular adj.
hoş top hole
hoş not hard on the eyes
hoş on fleek
Idioms
hoş all sweetness and light
hoş got it going on
Slang
hoş hotty
hoş fly (rap slang)
hoş fat (rap slang)
hoş kickin’(rap slang)
hoş dope (rap slang)
hoş ill (rap slang)
hoş phat (rap slang)
hoş cutie
hoş shway
Music
hoş agreebla
Archaic
hoş tid
British Slang
hoş buff
hoş luvvly-jubbly
hoş tidy
hoş chung
hoş cushy
hoş hunky-dory
hoş irie
hoş natty
hoş scrummy

Meanings of "hoş" with other terms in English Turkish Dictionary : 480 result(s)

Turkish English
Common Usage
hoş görmek tolerate v.
güzel ve hoş koku fragrance n.
hoş olmayan unpleasant adj.
hoş ve kolaylıkla akılda kalan catchy adj.
hoş görünüşlü personable adj.
hoş olmayan bad adj.
hoş geldiniz welcome interj.
hoş geldin welcome interj.
General
hoş görmek allow v.
hoş kokmak relish v.
hoş karşılamak connive v.
hoş olmayan bir şeyle dolu olmak bristle with v.
gönlünü hoş etmek please v.
hoş karşılamak look with favour on v.
daha hoş yapmak sweeten v.
hoş karşılamak welcome v.
hoş karşılamak approve v.
bir şeyin yok edilmesini hoş karşılamak regard something as good riddance v.
hoş tat vermek relish v.
daha hoş ve sevimli bir hava vermek brighten v.
başı hoş olmamak be in bad with something v.
göze hoş görünmek please the eye v.
daha hoş bir hale getirmek sweeten v.
hoş görmek connive v.
hoş görmemek disapprove v.
hoş gelmemek offend v.
hoş tutmak treat well v.
hatırını hoş etmek please v.
hoş karşılamak take kindly to v.
hoş bir üslupla yazmak turn a neat phrase v.
hoş görmek condone v.
bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek vignette v.
birlikte hoş vakit geçirmek spend quality time together v.
kulağa hoş gelmek sound nice v.
kulağa hoş gelmek sound great v.
birlikte hoş vakit geçirmek spend good time together v.
birlikte hoş vakit geçirmek have good time together v.
birinin gönlünü hoş etmek make a hit with someone v.
birinin gönlünü hoş etmek warm the cockles of somebody's heart v.
-e hoş gelmek be congenial to v.
hoş görünmek appeal to v.
hoş görünmek look good v.
hoş görünmek look well v.
çok hoş karşılanmak be very well received v.
hoş görünmek look nice v.
hoş bir anı bırakmak leave a pleasant memory v.
hoş sohbet etmek have a nice conversation v.
birlikte hoş vakit geçirmek spend pleasant/nice time together v.
birlikte hoş vakit geçirmek have a good/nice time together v.
hoş bir koku vermek embalm v.
daha hoş yapmak addulce [obsolete] v.
daha hoş bir hale getirmek addulce [obsolete] v.
hoş bir hava katmak add a pleasant mood to something v.
hoş koku yaymak perfume v.
kulağa hoş gelme euphony n.
sesi kulağa hoş gelmek euphoniousness n.
hoş koku sweetness n.
koku (kuvvetli ve hoş) aroma n.
hoş olmayan durum unpleasantness n.
hoş yerler amenity n.
incil'de adı geçen hoş kokulu ağaç lignaloes n.
hoş geldin partisi welcoming party n.
çamaşırların arasına konulan içi hoş kokulu kuru bitki vb ile dolu bez kese sachet n.
hoş söz pleasantry n.
hoş koku redolence n.
hoş görünüm pleasant appearance n.
hoş bir iniş çıkış (ses tonunda) lilt n.
hoş kokulu olma odoriferousness n.
hoş görmeme intolerance n.
daha hoş yapma sweetening n.
hoş görme condonation n.
hoş mizaç good humor n.
son derece hoş overnice n.
hoş karşılamama scunner n.
hoş olmayan gaudery n.
hoş koku pleasant odor n.
hoş resim nice photo n.
hoş görünümlü kadın tootsy n.
hoş görünen good-looker n.
hoş zaman good-time n.
hoş mizaç good-humour n.
hoş mizaç good-humor n.
hoş kokulu çiçek sweet-smelling flower n.
hoş karşılanma favorable reception n.
hoş karşılanma favourable reception n.
hoş geldin partisi housewarming party n.
hoş olmayan tecrübe bad experience n.
hoş bayan nice lady n.
hoş bayan beautiful lady n.
hoş kız bonnibel n.
eve hoş geldin hediyesi welcome-home present n.
göze hoş görünen bonnie n.
güzel/hoş ayakkabılar nice shoes n.
hoş olmayan/tatsız şey beast n.
hoş karşılama welcome n.
hoş geldin mesajı welcome message n.
hoş geldin partisi welcome party n.
hoş davranışlar nice behaviours n.
yidişçede surat veya hoş yüz punim n.
hoş tutma pampering n.
hoş parti nice party n.
hoş tat pleasant flavor n.
akılda kalan hoş şarkı catchy tune n.
hoş ve güzel kokulu olma balminess n.
hoş düşük sıcaklık coolth n.
hoş serinlik coolth n.
hoş çakal addio n.
hoş karşılama red carpet n.
hoş olma nicety n.
hayvansal ürünler pişerken veya yanarken oluşan güçlü ve hoş olmayan koku nidor n.
hoş olmayan gürültü nonmusic n.
hoş değişiklik relief n.
hoş ses mellifluous voice n.
vazifesi odayı tütsülemek veya hoş kokmasını sağlamak olan kimse perfumer [obsolete] n.
en hoş cutest adj.
hoş giyimli garmented in fine attire adj.
kuvvetli ve hoş (koku) aromatic adj.
dinlemesi hoş olmayan tuneless adj.
göze hoş görünen bonny adj.
hoş mizaçlı good humored adj.
hoş olmayan ungracious adj.
daha hoş nicer adj.
hoş tavırlı ve rahat suave adj.
akıcı ve hoş (üslup) supple adj.
vücuda çok hoş bir şekilde oturan (rop) slinky adj.
hoş bir acılığı olan (tat/koku) piquant adj.
hoş kokulu savory adj.
hoş kokulu sweetscented adj.
hoş tavırlarıyla insanları kandıran smooth adj.
kuvvetli ve hoş kokusu olan aromatic adj.
hoş olmayan unlikeable adj.
en hoş nicest adj.
hoş görülebilir permissible adj.
en hoş best adj.
çok hoş gelen veya umut veren (canı sıkkın veya oldukça umutsuz birine) refreshing adj.
hoş olmayan unlikable adj.
hoş tavırlarıyla insanları kandıran suave adj.
çok hoş goodly adj.
göze hoş gelen eyeable adj.
hoş görünümlü clean-cut adj.
hoş olmayan unpalatable adj.
göze hoş gelen easy on the eye adj.
sesi kulağa hoş gelen euphonious adj.
bir hoş quaint adj.
hoş fakat aldatıcı smooth adj.
hoş görünüşlü goodly adj.
çok hoş ve insanı rahatlatan smooth adj.
hoş kokulu balmy adj.
kulağa hoş gelen euphonic adj.
kulağa hoş gelen easy on the ear adj.
hoş görünen candied adj.
hoş karşılanmayan unwelcome adj.
tadı hoş olan smooth adj.
hoş fakat aldatıcı suave adj.
kulağa hoş gelmeyen rough adj.
hoş sesli tuneful adj.
hoş olmayan disagreeable adj.
kulağa hoş gelen dulcet adj.
sıcacık ve hoş balmy adj.
hoş kokulu odorous adj.
hoş görebilen eurytropic adj.
pek hoş delightful adj.
hoş karşılanmayan undesirable adj.
hoş karşılanan welcome adj.
hoş olmayan objectionable adj.
hoş görülmez unwarrantable adj.
göze hoş görünmeyen rebarbative adj.
göze hoş görünen easy on the eye adj.
göze hoş gelen eye-pleasing adj.
hoş kokulu sweet-smelling adj.
hoş kokulu pleasant-smelling adj.
tadı hoş pleasant-tasting adj.
kulağa hoş gelen melodious adj.
göze hoş görünmeyen unsightly adj.
düşünmesi bile hoş olmayan unthinkable adj.
kulağa hoş gelen tuneful adj.
hoş olmayan scuzzy adj.
hoş görünümlü nice-looking adj.
hoş olmayan unappealing adj.
hoş karşılanır approvable adj.
daha/en seçkin/kaliteli/güzel/hoş choicer, choicest adj.
hoş kokulu savoury adj.
hoş/güzel sesli sweet-voiced adj.
heyecan veren ama hoş olmayan (duygu) soul-stirring adj.
yeni geleni hoş karşılamayan cliquey adj.
çok hoş very nice adj.
çok hoş stunning adj.
hoş gözüken nice looking adj.
hoş görünen nice looking adj.
hoş gözüken good looking adj.
hoş görünen good looking adj.
kaslı ve hoş görünümlü hench adj.
hoş kokulu balmy adj.
hoş kokan balmy adj.
hoş tınılı canorous adj.
hoş bir heyecan hisseden teased adj.
hoş ve coşku dolu (karşılama) red carpet adj.
hoş kokulu odiferous adj.
hoş tat verebilir relishable adj.
hoş kokabilir relishable adj.
hoş kokan relishing adj.
hoş tat veren relishing adj.
hoş kokulu sweet-scented adj.
hoş kokulu sweet adj.
hoş görüyle indulgently adv.
hoş bir şekilde agreeably adv.
hoş bir şekilde nicely adv.
hoş bir şekilde pleasantly adv.
hoş bir biçimde cozily adv.
kulağa hoş gelecek şekilde euphoniously adv.
hoş bir şekilde lovelily adv.
hoş bir şekilde delightfully adv.
hoş görünümlü bir şekilde bonnily adv.
hoş bir biçimde agreeably adv.
hoş bir biçimde nicely adv.
hoş olmayacak şekilde unfavourably adv.
sıcacık ve hoş bir şekilde balmily adv.
hoş kokulu biçimde fragrantly adv.
pek hoş delightfully adv.
hoş olmayacak şekilde unfavorably adv.
hoş bir biçimde cosily adv.
hoş görülü bir şekilde tolerably adv.
hoş bir biçimde agreeingly adv.
hoş bir şekilde agreeingly adv.
göze hoş gelmeyen şekilde rebarbatively adv.
hoş karşılamadan with the object of prep.
hoş geldiniz aloha interj.
hoş geldiniz welcome interj.
tekrar hoş geldiniz welcome back interj.
aramıza hoş geldin welcome aboard interj.
güverteye hoş geldiniz welcome aboard interj.
hoş olmayan caco- pref.
hoş bir sürpriz treat
Phrasals
hoş olmayan sonuçlar yaratmak catch up with v.
hoş geldin demek welcome someone into something v.
hoş geldin demek welcome someone in v.
hoş karşılamamak not hold with
birine hoş/şirin gözükmeye/ kendini sevdirmeye çalışmak ingratiate oneself into someone's favor
birine hoş/şirin gözükmeye/ kendini sevdirmeye çalışmak ingratiate oneself into someone's favour
[zamanla) (çok da hoş olmayan) bir şeyi kabullenmek reconcile oneself to something
(genellikle hoş olmayan) bir şeyin bitmesini beklemek wait out
Phrases
iyi hoş ama yeter artık toujours perdrix [french] expr.
iyi hoş ama well and good
bayanlar ve baylar hoş geldiniz ladies and gentlemen welcome
hoş geldin prenses welcome princess
ehlen ve sehlen (arapça hoş geldiniz) ahlan wa sahlan (welcome in arabic)
restaurantımıza hoş geldiniz welcome to our restaurant
Proverb
davulun sesi uzaktan hoş gelir the grass looks greener on the other side
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar a thing of beauty is a joy forever
hoş ve güzel şeyler sonsuza dek yaşar a thing of beauty and a joy forever
davulun sesi uzaktan hoş gelir distance lends enchantment to the view
davulun sesi uzaktan hoş gelir distance lends enchantment
davulun sesi uzaktan hoş gelir the grass is always greener on the other side of the fence
kendi kendine övünmek hoş bir şey değil self-praise is no recommendation
Colloquial
çok hoş ya da memnun edici şey nectar n.
hoş olmayan bir şey the pits n.
güzel/hoş bir vücut/beden bod n.
yapay, abartılı şekilde ve yılışarak insanlara hoş görünmeye çalışan nicey-nicey adj.
kafası bir hoş barmy
acayip ama hoş far out
hoş görülmez olmak be the limit
hoş görülen yalan white lie
çok tatlı/hoş biri peach
kulağa çok hoş gelen isim a cool-sounding name
hoş giyinmiş dressed to the teeth
çok hoş cute as a bug's ear
aşıkken söylenen hoş ve sevgi dolu sözler sweet nothings
çok hoş bir hikaye a very lovely story
hoş rahatlık dolce far niente
hoş rahatlık pleasant idleness
hoş rahatlık sweet doing nothing
cehenneme hoş geldin welcome to hell
hiç hoş olmayan bir yer veya görüntü hellscape
benim için hava hoş I don't have a problem with that
kanalıma hoş geldiniz welcome to my channel
Idioms
çok hoş/eğlenceli/komik olmak (one) is (just) too much v.
hoş geldin bonusu a golden hello n.
hoş geldin ikramiyesi a golden hello n.
çok hoş a real dilly [us] n.
çok/pek tatlı/hoş (as) sweet as pie adj.
çok/pek tatlı/hoş sweet as pie adj.
başı hoş olmamak hold no brief
aramıza hoş geldin (özellikle aynı sorunu yaşayan birisine söylenir) join the club!
hoş bir değişim a breath of fresh air
hoş karşılamamak would/will not be seen dead
-den ötürü hoş görmek excuse for
hoş gelmek take a fancy to
hoş bulmak take a fancy to
hoş görmemek look askance at
hoş olmayan gerçek a home truth
birisini hoş bulmak find someone attractive
birisini hoş bulmak fancy someone
çok hoş bulmak have the hots for someone
hoş olmayan bir şekilde ölmek come to a sticky end
hoş olmayan bir şekilde ölmek meet a sticky end
bir şeyin hoş olmayan temel özellikleri the nature of the beast
(genelde erkek için) çok hoş görünmek cut a fine figure
çekici/hoş görünümlü olmamak not be much to look at
hoş karşılanmak go over big (with someone)
hatırını hoş tutma/etme hastalığı the disease to please
hoş karşılanmamak go down like a lead balloon
ucuz fakat sevimli/hoş cheap and cheerful
hoş giyinmiş dressed to the nines
kulağa hoş ve rahatlatıcı gelmek be easy on the ear
göze hoş görünmek be easy on the eye
göze hoş gelmek be easy on the eye
hayırlı/hoş bir haber veya gelişme music to your ears
hoş olmayan bir durum fine how do you do
hoş görünen in fine feather
birini hoş tutmak keep somebody sweet
dışı hoş içi boş all fur coat and no knickers
bir şeyi hoş karşılamamak not take kindly to something
(hoş olmayan bir şeyi) gün yüzüne çıkarmak/gündeme getirmek rake something up
kulağa hoş/güzel gelmek have a ring to it
hoş bir deneyim sonrası bir süre daha hissedilen haz afterglow
benim için hava hoş it makes no odds to me
eşek hoş laftan ne anlar cast pearls before swine
çok hoş cute as a button
çok hoş as cute as a button
Speaking
benim için hava hoş that's fine with me
hepsi iyi hoş ama that's all very well but
bence hava hoş i dont mind
bana göre hava hoş not that i care
hepsi iyi hoş ama it's all very well but
iyi hoş da it's all very well but
bana göre hava hoş it doesn't make any difference to me
göze hoş geliyor it appeals to the eye
hoş bulduk thank you
iyi hoş ama that's all very good but
bana göre hava hoş it's all the same to me
bana göre hava hoş it is all the same to me
hepsi iyi hoş ama that's all very well and good but
hiç hoş bir şey değil it isn't done
çok hoş görünüyorsun you look very pretty
aramıza hoş geldin welcome
aramıza hoş geldiniz welcome
bu hiç hoş değil this is not cool at all
bu hiç hoş değil that's not nice at all
ne hoş how nice
hoş geldin hayatıma welcome to my life
bana göre hava hoş i'm agreeable
büroma hoş geldiniz welcome to my office
ofisime hoş geldiniz welcome to my office
ofisime hoş geldin welcome to my office
uçağa hoş geldiniz welcome on board
gemiye hoş geldiniz welcome on board
kulağa hoş geliyor it sounds great
kulağa hoş geliyor it sounds good
çok hoş görünüyorsun you seem very nice
çok hoş bir çiftsiniz you make a nice couple
hoş geldiniz size nasıl yardımcı olabilirim? welcome how can I help you?
seni görmek çok hoş it is very nice to see you
sizi görmek çok hoş it is very nice to see you
bana göre hava hoş doesn't bother me any
bana göre hava hoş doesn't bother me at all
bana göre hava hoş It doesn't bother me any
bana göre hava hoş It doesn't bother me at all
benim için hava hoş it's no skin off my back
benim için hava hoş it's no skin off my nose
benim için hava hoş it's no skin off my teeth
benim için hava hoş it's no skin off my back teeth
benim için hava hoş it's just the same to me
bana göre hava hoş it won't bother me at all
bana göre hava hoş It don't bother me none
bana göre hava hoş It won't bother me any
ne hoş how cute
aramıza hoş geldin (özellikle aynı sorunu yaşayan birisine söylenir) welcome to the club!
çok hoş bir akşam geçirdim i've had a very lovely evening
eve hoş geldin welcome home
çok hoş bir isim it's a very pretty name
bu kulağa hoş geliyor i like the sound of that
çok hoş görünüyorsun you're looking lovely
uğraman çok hoş it's nice of you to come by
ne hoş bir sürpriz what a pleasant surprise
benim için hava hoş that's fine by me
benim için hava hoş that's okay by me
benim için hava hoş that's okay with me
bu hoş karşılanmaz that's not looked on lightly
hoş vakit geçirdim i had a good time
hoş vakit geçirdim i had a nice time
onu çok hoş buluyorum i find him very likeable
kendisini çok hoş buluyorum i find him very likeable
kendisini çok hoş buluyorum i find her very likeable
onu çok hoş buluyorum i find her very likeable
ne hoş böyle ailece toplanmanız what a lovely family gathering
evimize hoş geldiniz welcome to our house
buraya kadar gelmeniz çok hoş it was really nice of you to come
benim için hava hoş it's all the same to me
benim için hava hoş it's all one to me
hoş bir tatildi it was a nice holiday
hoş bir tatildi it was a nice vacation
evine hoş geldin welcome home
bu pek hoş olmadı that's not very nice
hayatın hoş yanları the niceties of life
bana göre hava hoş it really doesn't matter to me
ne hoş bir sürpriz what a nice surprise
tekrar hoş geldin welcome back
sıkıcı hayatıma hoş geldiniz welcome to my boring life
benim için hava hoş it's all right with me
benim için hava hoş i'm cool with it
beni hoş bulmuyor musun? you don't think i'm pretty?
sizin gibi hoş bir bayan bu kadar çok içmemeli a pretty lady like you shouldn't drink that much
biliyorum kulağa hoş gelmiyor ama hiçbir şey olmadı i know it doesn't sound good but nothing happened
ne kadar güzel/hoş how lovely
hoş karşılamak be cool with it
seni burada görmek ne hoş bir sürpriz what a nice surprise to see you here
kulağa hoş geliyor that sounds fine
seni burada görmek ne hoş sürpriz what a nice surprise to see you here
kulağa da hoş geliyor hani it's got a ring to it
onu çok hoş bir yere götürmek istiyorum i want to take her someplace really nice
kulağa hoş geliyor it has a nice ring to it
sizden tekrar haber almak ne hoş nice to hear again from you
çok hoş biri olduğunu söyledi he said you were really nice
kulağa hoş geliyor that sounds great
böyle söylemen ne hoş that's nice of you to say
bugün gerçekten çok hoş görünüyorsun you look really nice today
çok hoş bir burnun var you have a very cute nose
ne hoş bir sürpriz what a lovely surprise
Chat Usage
çok hoş görünüyorsunuz you look so nice
çok hoş görünüyorsun you look so nice
çok hoş fotoğraf very nice photo
hoş resim nice pic
Slang
hoş/çekici kimse candy n.
hoş görünümlü kimse spunk
hoş kadın shawty
hoş/çekici kimse eye candy
hoş/yakışıklı erkek babe magnet
hoş olmadığı halde yatılan kimse road kill
hoş/çekici (kadın) bootylicious
sevimli/hoş kimse cutey
hoş ve çekici kimse woodchip
çok hoş bon diggity [aus]
hoş olmayan şey bummer
Politics
hoş kokulu odoriferous
Technical
hoş kokulu aromatic
hoş olmayan objectionable
Computer
wıns'e hoş geldiniz welcome to wins
dns'e hoş geldiniz welcome to dns
hoş geldiniz büyük başlıkları welcome banners
hoş geldiniz büyük başlığı welcome banner
dhcp'ye hoş geldiniz welcome to dhcp
dvd'ye hoş geldiniz welcome to dvd
sohbet'e hoş geldiniz welcome to chat
hoş geldiniz iletisi welcome message
Medical
hoş olmayan veya konforsuz soluk alma hissi unpleasant or uncomfortable sensation of breathing
hoş olmayan veya konforsuz soluk alma hissi unpleasant or uncomfortable respiratory sensation
Gastronomy
burgonya'daki nuits-saint-georges kasabası yakınlarında üretilen hoş bir kırmızı şarap nuits-saint-georges n.
lezzetli ve hoş kokulu nectarous adj.
Chemistry
hoş kokulu organik sıvı acetal
hoş koku aroma
Botanic
patlıcangiller familyasından hoş kokulu çiçekleri olan fundalık bitki cinsi cestrum n.
hindistan'a özgü, turuncu-sarı hoş kokulu çiçekleri parfümeride kullanılan her dem yeşil bir manolya ağacı champak (magnolia champaca) n.
hoş kokulu pembe ya da kırmızı çiçekli, çok yıllık, orta avrupa'da yetişen bir bitki cheddar pink (diangus gratianopolitanus) n.
gösterişli ve hoş kokulu, beyaz çiçekleri olan çizgili meyvelere sahip bir kaktüs night-blooming cereus (selenicereus grandiflorus) n.
kuzey amerika'ya özgü, kabuğu tıbbi amaçlarla kullanılabilen, hoş kokulu dikenli bir çalı toothache tree (zanthoxylum americanum) n.
reçineli veya hoş kokulu tropikal çalı veya ağaçları içeren bir familya torchwood family n.
reçineli veya hoş kokulu tropikal çalı veya ağaçları içeren bir familya family burseraceae n.
reçineli veya hoş kokulu tropikal çalı veya ağaçları içeren bir familya burseraceae n.
pütürlü, hoş kokmayan,zehirli ve dayanıklı bir ağaç cabbage bark
hoş kokulu, çift taç yapraklı, dikenli gövdeli çalı şeklinde melez gül türü cabbage rose
ince, esnek dallara sahip, küçük sarı çiçekli, hoş aromalı çalı chrysothamnus nauseosus
ince, esnek dallara sahip, küçük sarı çiçekli, hoş aromalı çalı rabbit bush
ince, esnek dallara sahip, küçük sarı çiçekli, hoş aromalı çalı rabbit brush
ince, esnek dallara sahip, küçük sarı çiçekli, hoş aromalı çalı rabbitbrush
yaprakları hoş kokulu bir tür kavak balm of gilead
Religious
(protestan) kutsal metinlerde yasaklanmamış inanış ve eylemleri hoş görme adiaphorism n.
Basketball
seyircinin gözüne hoş gelecek oyun ve atışları yapan oyuncu fancy dan
Music
sevimli hoş biçimde amiably
sevimli hoş amiable
hoş sesli melodious
hoş biçimde agreebly
seste hoş bir iniş çıkış cadence
seste hoş bir iniş çıkış cadency
Latin
söylemesi hoş mirabile dictu
Archaic
hoş şey/kimse the cat's meow [usa] n.
British Slang
hoş çocuk boysie
hoş/güzel/çekici şey cheeky chappy
hoş ve kaslı tip hunk
hoş ve kaslı tip hunky
hoş çocuk pretty-boy