i can - Turkish English Dictionary
History

i can



Meanings of "i can" with other terms in English Turkish Dictionary : 362 result(s)

English Turkish
Phrases
a man in whom I can believe inanabileceğim bir adam
as far as I can see görebildiğim kadar
as far as i can elimden geldiği kadarıyla
as far as i can see görebildiğim kadar
as far as i can see gördüğüm kadarıyla
as far as i can see bana kalırsa
as much as I can elimden geldiği kadar
as much as I can yapabildiğim kadar
as much as i can elimden geldiğince
as nearly as i can tell yaklaşık olarak
as nearly as i can tell bildiğim kadarıyla
i can neither confirm nor deny that... bunu ne onaylayabilirim ne de reddederim
it's the least I can do lafı mı olur, rica ederim
Colloquial
not that i can recall hatırladığım kadarıyla yok
put your hands where i can see them! ellerini görebileceğim bir yere koy!
put your hands where i can see them! ellerinizi görebileceğim bir yere koyun!
Idioms
I can bet my bottom dollar bahse girerim
I can bet my bottom dollar bahse varım
I can bet my life bottom dollar bahse varım
I can bet my life bottom dollar bahse girerim
I can too yapabilirim
Speaking
anything i can do to help? yapabileceğim bir şey var mı?
as far as i can tell eğer yanılmıyorsam
as far as i can tell bildiğime göre
as far as i can tell tek söyleyebileceğim
as far as i can tell bildiğim kadarıyla
as far back as i can remember hatırlayabildiğim kadarıyla
Can I ask a favor of you? senden bir iyilik isteyebilir miyim?
can I ask you something? sana bir şey sorabilir miyim?
can I be excused? izninizi isteyebilir miyim?
can I be excused? bana müsaade!
can I be excused? (izninizle) gidebilir miyim/kalkabilir miyim?
can I be excused? müsaadenizle gidebilir miyim/kalkabilir miyim?
can I be excused? müsadenizi isteyebilir miyim?
can I buy a melon? bir kavun alabilir miyim?
can I buy you a drink? sana bir içki ısmarlayabilir miyim?
can I call you by your first name size isminizle hitap edebilir miyim?
can I call you by your first name sana isminle hitap edebilir miyim?
can I call you by your first name size sen diyebilir miyim?
can I call you by your first name size adınızla hitap edebilir miyim?
can I call you by your first name sana adınla hitap edebilir miyim?
can I get a melon? bir kavun alabilir miyim?
can I get your photo? fotoğrafını alabilir miyim?
can I have a sip of that? bir fırt çekebilir miyim?
can I have your autograph? bir imzanızı alabilir miyim?
can I help you? size yardım edebilir miyim?
can I leave a message? not/mesaj bırakabilir miyim
can I see you again? tekrar görüşebilir miyiz?
can I see you again? seni tekrar görebilir miyim?
can I see your license and registration please ehliyet ve ruhsat lütfen
can I sit in your lap? kucağına oturabilir miyim?
can I speak to someone? (telefonda) -ile görüşebilir miyim?
can I take a message? bir notunuz varsa alabilir miyim?
can I take a message? notunuzu alabilir miyim?
can I take a photo? fotoğraf çekebilir miyim?
can I take photos? fotoğraf çekebilir miyim?
can I take your order? siparişinizi alabilir miyim?
can I talk to you for a minute? bir dakika konuşabilir miyiz?
can I tell her who's calling? kimin aradığını söyleyeyim?
can I tell her who's calling? kim arıyor diyeyim?
can I tell her who's calling? kim arıyordu?
can I tell her who's calling? kim aramıştı?
can I use your powder room? tuvaletinizi kullanabilir miyim?
can i ask a question, please? lütfen, bir soru sorabilir miyim?
can i ask you a couple of questions sana birkaç soru sorabilir miyim
can i ask you a few questions sana birkaç soru sorabilir miyim
can i ask you a question? sana bir soru sorabilir miyim?
can i ask you something stupid? sana aptalca bir şey sorabilir miyim?
can i ask you something? size bir şey sorabilir miyim?
can i ask your name? adını sorabilir miyim?
can i be honest with you? sana karşı dürüst olabilir miyim?
can i be honest with you? sana karşı dürüst olayım mı?
can i be honest with you? sana dürüst olayım mı?
can i be honest with you? açık konuşayım mı?
can i borrow this? bunu ödünç alabilir miyim?
can i borrow your pen? kalemini alabilir miyim?
can i buy you a drink? bir içki ısmarlayabilir miyim sana?
can i buy you lunch? sana öğle yemeği ısmarlayabilir miyim?
can i buy you lunch? sana öğle yemeği ısmarlayayım mı?
can i call you back? seni daha sonra arayabilir miyim?
can i come in? girebilir miyim?
can i come too ben de gelebilir miyim?
can i count on you? size güvenebilir miyim?
can i count on you? sana güvenebilir miyim?
can i get by, please? (asansörde vb) geçebilir miyim?
can i get off the bus here? müsait bir yerde inebilir miyim?
can i get off the bus here? durakta inecek var?
can i get off the bus here? müsait bir yerde inecek var
can i get out? dışarı çıkabilir miyim?
can i get some? biraz alabilir miyim?
can i get you a drink? sana içki alabilir miyim?
can i get you a drink? sana içki ısmarlayabilir miyim?
can i give you some advice? sana bir tavsiye vereyim mi?
can i go gidebilir miyim
can i go early? erken gidebilir miyim?
can i go now? artık gidebilir miyim?
can i go out? dışarı çıkabilir miyim?
can i have a cigarette? bir sigara alabilir miyim?
can i have a hug? sana sarılabilir miyim?
can i have a look? bakabilir miyim?
can i have a word with you? seninle biraz konuşabilir miyim?
can i have another go? bir kere daha deneyebilir miyim?
can i have another go? bir kez daha deneyebilir miyim?
can i have one? bir tane alabilir miyim?
can i have some more? biraz daha alabilir miyim?
can i have some water? biraz su alabilir miyim?
can i have the bill please? hesabı alabilir miyim?
can i have your order? siparişinizi alabilir miyim?
can i help you? size yardım edebilir miyim?
can i help you? yardımcı olabilir miyim?
can i help you? yardım edebilir miyim?
can i just get a hug? bir kere sarılabilir miyim?
can i kiss you? seni öpebilir miyim?
can i open the window? pencereyi açabilir miyim?
can i play? ben de oynayabilir miyim?
can i read it to you? sana okuyabilir miyim?
can i read something from my diary? günlüğümden bir şey okuyabilir miyim?
can i see her? onu görebilir miyim?
can i see him? onu görebilir miyim?
can i see some id? kimlik görebilir miyim?
can i see some id? kimliğinizi görebilir miyim?
can i see the manager? müdürü görebilir miyim?
can i see the manager? müdürünüzle görüşebilir miyim?
can i see you sizi görebilir miyim
can i see you seni görebilir miyim
can i see you in my office? seni ofisimde görebilir miyim?
can i see you in my office? ofisimde görüşelim mi?
can i see you in my office? sizi ofisimde görebilir miyim?
can i see you in my office? seni ofisimde görebilir miyim?
can i see your badge? rozetinizi görebilir miyim?
can i see your face yüzünü görebilir miyim
can i see your id? kimliğinizi görebilir miyim?
can i speak to you a minute? bir dakika konuşabilir miyiz?
can i take you for a drink? seni bir şeyler içmeye götürebilir miyim?
can i take your bicycle? bisikletini alabilir miyim?
can i take your order? siparişinizi alabilir miyim?
can i talk to you for a sec? bir saniye konuşabilir miyiz?
can i talk to you for a second? sizinle biraz görüşebilir miyiz?
can i talk to you for a second? sizinle bir saniye konuşabilir miyim?
can i talk to you for a second? sizinle bir saniyeliğine konuşabilir miyim?
can i talk to you? seninle konuşabilir miyim?
can i tell you a story? sana bir hikaye anlatabilir miyim?
can i trust you? sana güvenebilir miyim?
can i trust you? size güvenebilir miyim?
can i use your powder room? tuvaletinizi kullanabilir miyim?
can i walk there from here? oraya buradan yürüyerek gidebilir miyim?
can you keep this box until i call for it next week? haftaya isteyene kadar bu kutuyu saklar mısın?
can you keep this box until i call for it next week? haftaya arayana kadar bu kutuyu saklar mısın?
everyway that i can yapabileceğim her şekilde
for as long as i can remember uzun bir süredir
for as long as i can remember kendimi bildim bileli
from what i can gather toplayabildiğim kadarıyla (haber/bilgi)
how can I improve my english? ingilizcemi nasıl geliştirebilirim?
how can I increase my height? boyumu nasıl uzatabilirim?
how can I learn english? ingilizceyi nasıl öğrenebilirim?
how can I trust you? sana nasıl güvenebilirim?
how can I trust you? sana nasıl güvenebilirim?
how can i be of assistance? nasıl yardımcı olabilirim?
how can i be of service to you? size nasıl yardımcı olabilirim?
how can i do this? bunu nasıl yapabilirim?
how can i get there? oraya nasıl gidebilirim?
how can i get to the art gallery? sanat galerisine nasıl gidebilirim?
how can i get to the library? kütüphaneye nasıl gidebilirim?
how can i help it? benim elimden ne gelir?
how can i help you sana nasıl yardım edebilirim
how can i help you size nasıl yardımcı olabilirim
how can i help you nasıl yardımcı olabilirim
how can i help you size nasıl yardım edebilirim
how can i help you? (garson vs) buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?
how can i help you? nasıl yardımcı olabilirim?
how can i make you believe? seni nasıl inandırabilirim?
how can i not get stressed out? nasıl strese girmeyeyim?
how can i reach you? sana nasıl ulaşabilirim?
how can i say nasıl söylesem
how can i say that he is dead nasıl söylerim öldüğünü
how can i say that he is dead öldüğünü nasıl söylerim
how can i say that it is dead öldüğünü nasıl söylerim
how can i say that it is dead nasıl söylerim öldüğünü
how can i say that she is dead nasıl söylerim öldüğünü
how can i say that she is dead öldüğünü nasıl söylerim
how can i serve you? (garson vs) buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?
how can i thank you for what you've done? yaptığınız şey için size nasıl teşekkür edebilirim?
how can i thank you for what you've done? yaptığın şey için sana nasıl teşekkür ederim?
how can i thank you for what you've done? yaptığın şey için sana nasıl teşekkür edebilirim?
how happy is he who can say i am a turk ne mutlu türküm diyene
I believe I can learn from my mistakes hatalarımdan ders çıkarabileceğime inanıyorum
I can barely afford for my bills faturalarımı zar zor ödüyorum
I can be dangerous tehlikeli olabilirim
I can carry heavy things ağır kaldırabilirim
I can carry heavy things ağır şeyler kaldırabiliyorum
I can carry heavy things ağır kaldırabiliyorum
I can do that bunu yapabilirim
I can do this trick in reverse bu numarayı tersten yapabiliyorum
I can explain everything her şeyi açıklayabilirim
I can feel it in my bones içime doğuyor
I can get there myself oraya kendim gidebilirim
I can hear you seni duyabiliyorum
I can imagine how hard it was for you senin için ne kadar zor olduğunu/geçtiğini hayal edebiliyorum
I can not see well iyi göremiyorum
I can not tell you anything you do not know sana bilmediğin bir şey söyleyemem
I can play guitar ben gitar çalabilirim
I can play guitar ben gitar çalabiliyorum
I can see that bunu anladım
I can see that bunu görebiliyorum
I can show you some other things başka şeyler de gösterebilirim
I can take it or leave it olsa da olur olmasa da olur
I don't know what I can do to help elimden ne gelir bilmiyorum
I wonder where I can rent a car acaba nereden araba kiralayabilirim
i believe ı can pull this off başaracağıma inanıyorum
i believe i can başaracağıma inanıyorum
i can accept that bunu kabul edebilirim
i can accommodate you sizi misafir edebilirim
i can accommodate you seni misafir edebilirim
i can assure you seni temin ederim
i can bet my life on kalıbımı basarım
i can connect you with the right people doğru kişilerle tanışmanızı sağlayabilirim
i can dance dans edebiliyorum
i can dance dans edebilirim
i can deal with it üstesinden gelebilirim
i can defend myself kendimi savunabilirim
i can do that yapabilirim
i can do that for you bunu senin için yapabilirim
i can do this bunu yapabilirim
i can explain açıklayabilirim
i can explain this bunu açıklayabilirim
i can feel it in my bones içime doğdu
i can find a way to stop it bunu sona erdirmenin bir yolunu bulabilirim
i can fix this bunu düzeltebilirim
i can go pro if i stick with it üstüne düşersem profesyonel olabilirim
i can guarantee you this sana şunu garanti ediyorum
i can guess tahmin edebiliyorum
i can handle it üstesinden gelirim
i can handle myself başımın çaresine bakabilirim
i can handle this bunu halledebilirim
i can hardly hear you sesiniz çok az geliyor
i can hardly hear you sizi çok zor duyuyorum
i can hardly hear you seni çok zor duyuyorum
i can hardly hear you sesin çok az geliyor
i can hardly talk güçlükle konuşabiliyorum
i can live with that bununla yaşayabilirim
i can make a cake kek yapabilirim
i can make that work olabilir
i can make that work oldurabilirim
i can make that work yapabilirim
i can make you something to eat sana yiyecek bir şeyler hazırlayabilirim
i can not be with you olamam seninle
i can not be with you seninle olamam
i can not believe my eyes gözlerime inanamıyorum
i can not believe my eyes gözlerime inanmıyorum
i can not believe you answered me bana cevap verdiğine inanamıyorum
i can not forget unutamıyorum
i can not see you seni göremiyorum
i can not talk konuşamıyorum
i can not understand what you are saying dediğini anlayamıyorum
i can not write yazamıyorum
i can only dream about it bunun sadece hayalini kurabilirdim
i can prove it to you bunu sana kanıtlayabilirim
i can put you up seni misafir edebilirim
i can put you up sizi misafir edebilirim
i can see no real future with this woman bu kadınla bir geleceğimiz olduğunu sanmıyorum
i can see we are very much alike birbirimize çok benzediğimizi görebiliyorum
i can see without glasses gözlüksüz görebilirim
i can see without glasses gözlüksüz görebiliyorum
i can swim ben yüzebilirim
i can take care of myself başımın çaresine bakabilirim
i can talk for myself kendi adıma konuşabilirim
i can understand how you felt senin ne hissettiğini anlayabiliyorum
i can understand them onları anlayabiliyorum
i can walk yürüyebilirim
i charge what you can afford gönlünüzden ne koparsa
i don't know how much longer we can go on like this bu şekilde ne kadar gidebiliriz/sürdürürüz bilmiyorum
i dont know if i can yapabilir miyim bilmiyorum
i don't know if i can handle it başa çıkabilir miyim bilmiyorum
i don't know what i can do about it bunun hakkında ne yapabileceğimi bilmiyorum
i don't think i can do that bunu yapabileceğimi sanmıyorum
i have to be sure that i can trust you sana güvenebileceğimden emin olmam lazım
i hope that one day we can meet again umarım bir gün yeniden bulaşabiliriz
i hope that one day we can meet again umarım bir gün tekrar bir araya gelebiliriz
i hope you can respect that umarım buna saygı duyabilirsin
i know you can hear me beni duyabildiğini biliyorum
i love you more than you can imagine seni tahmin edemeyeceğin kadar çok seviyorum
i need to know that i can count on you sana güvenebileceğimi bilmem gerek
i need to know that i can trust you sana güvenebileceğimi bilmem gerek
i promise i can fix it söz veriyorum düzelteceğim
i think i can help her sanırım ona yardımcı olabilirim
i think we can arrange that sanırım bunu ayarlayabiliriz
i think we can cut a deal bence anlaşabiliriz (fiyatta vb)
i will do whatever i can elimden geleni yaparım
i wonder if you can help me bana yardım edebilir misiniz bilmiyorum
i wonder if you can help me bana yardım edip edemeyeceğinizi bilmiyorum
if i can't have you, no one can ya benimsin, ya toprağın
if i can't have you, no one can ya benimsin, ya kara toprağın
if it isn't far I can walk there çok uzak değil ise oraya yürüyebilirim
i'm doing the best i can elimden geleni yapıyorum
i'm not asking you if i can go gitmek için izin istemiyorum
i'm not asking you if i can go sana gidebilir miyim diye soran yok
i'm not asking you if i can leave gitmek için izin istemiyorum
is there anything i can do for you? sizin için yapabileceğim bir şey var mı?
is there anything that I can help you with? yardım edebileceğim herhangi bir şey var mı?
is there some place i can wash up? (tuvaletin/lavabonun nerede olduğunu sorarken) elimi yüzümü nerede yıkayabilirim?
is there someone else i can speak to about this? bu konuyu konuşabileceğim başka biri var mı?
is there someone else i can talk to? konuşabileceğim başka biri var mı?
is this something i can help you with? yardımcı olabileceğim bir şey mi?
is this something i can help you with? yardım edebileceğim bir şey mi?
it is all I can do bütün yapabileceğim bu
it's all I can do yapabileceğimin hepsi bu
it's the least i can do elimden gelen bu kadar
let me know if i can help bir şeye ihtiyacın olursa/ yardımcı olabileceğim bir şey varsa haber ver
let me see what i can do neler yapabileceğime bir bakayım
maybe i can help belki yardım edebilirim
neither can i ben de yapamam
not if i can help it elimden gelse yaptırmam
that is all I can do bütün yapabileceğim bu
that is the best that I can do yapabileceğimin en iyisi bu
there is nothing i can do yapabileceğim hiçbir şey yok
there's not much i can do yapabileceğim çok bir şey yok
there's nothing I can do yapabileceğim bir şey yok
there's nothing i can do elimden bir şey gelmez
there's nothing i can do about that o konuda yapabileceğim bir şey yok
there's nothing i can do for you senin için yapabileceğim bir şey yok
this is all I can do bütün yapabileceğim bu
we can have a nice long talk when i come back döndüğümde uzun uzun konuşuruz
welcome how can I help you? hoş geldiniz size nasıl yardımcı olabilirim?
well what can I say? valla ne diyebilirim ki?
what can I do for you? sizin için ne yapabilirim?
what can I do for you? senin için ne yapabilirim?
what can i do ne yapabilirim
what can i do for you? senin için ne yapabilirim?
what can i do for you? (garson vs) buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?
what can i do for you? sizin için ne yapabilirim?
what can i do to help? nasıl yardım edebilirim?
what can i do without you sensiz naparım
what can i do? ne yapabilirim?
what can i get you to drink? size içecek olarak ne getirebilirim?
what can i get you? size/sana ne ikram edebilirim?
what can i get you? size/sana ne verebilirim?
what can i say? ne diyebilirim ki?
what else can i do for you? sizin için başka ne yapabilirim?
what else can i do? başka ne yapabilirim?
what more can i do? başka ne yapabilirim?
when i have/can find the time fırsat buldukça
where can I find it nereden bulabilirim
where can i find? nerede bulabilirim?
where can i get? nerede alabilirim?
where can i reach you? sana nasıl ulaşabilirim?
where can i wash up? (tuvaletin/lavabonun nerede olduğunu sorarken) elimi yüzümü nerede yıkayabilirim?
where do you think I can find it? sence nerede bulabilirim?
who can I talk to about this? bununla ilgili kiminle görüşebilirim?
who can I talk to about this? bu konuda kiminle görüşebilirim?
yes how can I help you buyrun nasıl yardımcı olabilirim
yes I can but I won't evet yaparım ama istemiyorum
yes I can but I won't evet yapabilirim ama yapmayacağım
you don't think i can do it? yapamayacağımı mı sanıyorsun?
you're the only guy that i can really trust sen gerçekten güvenebileceğim tek erkeksin
Chat Usage
can I see your picture resmini görebilir miyim?
can i add you to? seni ekleyebilir miyim?
can i see u sizi görebilir miyim
can i see u seni görebilir miyim
I can not see you too ben de seni göremiyorum
Computer
how can i reach the message archive? mesaj arşivine nasıl ulaşabilirim?
i can now login to my account şimdi hesabıma giriş yapabiliyorum
what can i say? ne söyleyebilirim?

Meanings of "i can" with other terms in English Turkish Dictionary : 1 result(s)

Turkish English
Speaking
how can I go to church? kiliseye nasıl gidebilirim?