sıkıntılı - Turkish English Dictionary
History

sıkıntılı



Meanings of "sıkıntılı" in English Turkish Dictionary : 41 result(s)

Turkish English
Common Usage
sıkıntılı distressed adj.
sıkıntılı troublesome adj.
sıkıntılı troubled adj.
General
sıkıntılı uneasy adj.
sıkıntılı gruelling adj.
sıkıntılı anxious adj.
sıkıntılı grey adj.
sıkıntılı close adj.
sıkıntılı awkward adj.
sıkıntılı constrained adj.
sıkıntılı rough adj.
sıkıntılı weighty adj.
sıkıntılı gray adj.
sıkıntılı annoying adj.
sıkıntılı dreary adj.
sıkıntılı cornered adj.
sıkıntılı distressful adj.
sıkıntılı unrestful adj.
sıkıntılı onerous adj.
sıkıntılı troublous adj.
sıkıntılı heavy adj.
sıkıntılı grueling adj.
sıkıntılı trying adj.
sıkıntılı dismal adj.
sıkıntılı gloomy adj.
sıkıntılı drab adj.
sıkıntılı troubling adj.
sıkıntılı uptight adj.
sıkıntılı muzzy adj.
sıkıntılı low adj.
sıkıntılı doleful adj.
sıkıntılı lugubrious adj.
sıkıntılı adust adj.
sıkıntılı agitated adj.
sıkıntılı chargeant [obsolete] adj.
sıkıntılı troublable [obsolete] adj.
Colloquial
sıkıntılı hot and bothered
Slang
sıkıntılı het up
sıkıntılı clouded
Archaic
sıkıntılı troublous adj.
British Slang
sıkıntılı naffed off

Meanings of "sıkıntılı" with other terms in English Turkish Dictionary : 66 result(s)

Turkish English
General
birini sıkıntılı bir durumdan kurtarmak put someone out of one's misery v.
birşeyin en sıkıntılı kısmını atlatmak pass the most difficult part of something v.
mısır'da mart, nisan ve mayıs aylarında görülen sıkıntılı ve sıcak güney veya güneydoğu rüzgarı khamsin n.
sıkıntılı zaman rainy day n.
sıkıntılı dönem downswing n.
sıkıntılı olma lugubriousness n.
sıkıntılı dönem downturn n.
sıkıntılı bakış gloom n.
sıkıntılı olma saturninity n.
sıkıntılı bir durum adversity n.
sıkıntılı süreç adversity n.
sıkıntılı olma onerousness n.
sıkıntılı olma boringness n.
sıkıntılı bir devre a thin time n.
sıkıntılı durum pickle n.
sıkıntılı dönemler the lean times n.
sıkıntılı ekonomik döneme uygun ucuz, ikinci el kıyafet giyen kimse recessionista n.
yoğun endişe veya heyecan yaratan sıkıntılı durum nail biter n.
yoğun endişe veya heyecan yaratan sıkıntılı durum nailbiter n.
yoğun endişe veya heyecan yaratan sıkıntılı durum nail-biter n.
sıkıntılı durum ticking bomb n.
sıkıntılı durum time bomb n.
sıkıntılı durum troubled waters n.
çok sıkıntılı thorny adj.
sıkıntılı (havalı) close adj.
sıkıntılı (hava) muggy adj.
sıkıntılı (hava) close adj.
çok sıkıntılı lugubrious adj.
(hava) sıkıntılı close adj.
sıkıntılı bir halde grayly adv.
sıkıntılı bir şekilde distressedly adv.
sıkıntılı vaziyette in a sad pickle adv.
sıkıntılı bir halde greyly adv.
sıkıntılı olarak saturninely adv.
sıkıntılı bir halde drably adv.
sıkıntılı bir şekilde troubledly adv.
sıkıntılı bir şekilde uneasily adv.
Phrases
sıkıntılı dönemlerde in times of trouble
Colloquial
en sıkıntılı kısmını atlatmak be over the hump
Idioms
sıkıntılı durumda olmak be in a pickle v.
sıkıntılı olmak be on the tenters v.
daha kötü/sıkıntılı/problemli olmak be worse off v.
daha kötü/sıkıntılı/problemli bir durumda olmak be worse off v.
sıkıntılı/zor zamanlar yaşatmak give (one) a bumpy ride v.
sıkıntılı/zor zamanlar yaşamak have a bumpy ride v.
sıkıntılı/zor zamanlar yaşatmak give somebody a bumpy ride v.
sıkıntılı/zor zamanlar yaşamak have a bumpy ride v.
kendini tehlikeye/sıkıntılı bir duruma atmak take the bear by the tooth v.
zorlu/zahmetli/sıkıntılı dönem a rough passage n.
sıkıntılı durum a (ticking) time bomb n.
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on both feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land on one's feet
sıkıntılı olmak get all balled up
sıkıntılı olmak be all balled up
gelecekteki sıkıntılı dönem lean times ahead
zor ve sıkıntılı bir durumdan kurtulmak get out of hole
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon both feet
(sıkıntılı veya riskli bir durumdan) kazançlı veya hasarsız çıkmak land upon one's feet
birine zorlu/sıkıntılı anlar yaşatmak give somebody a rough time
huzursuz/rahatsız/sıkıntılı olmak have a burr under one's saddle
zorlu/sıkıntılı (süreç vb) handwringing
zorlu/sıkıntılı (süreç vb) hand-wringing
Slang
sıkıntılı olmak bug out v.
Trade/Economic
sıkıntılı dönem turndown n.
Technical
sapma raporu (yolunda gitmeyen/zamanında yetişmeyen/yetişmeyecek sıkıntılı/problemli/sorunlu durumları bildiren rapor) exception report
Medical
erişkinde sıkıntılı solunum sendromu adult respiratory distress syndrome