set on - Turkish English Dictionary
History

set on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "set on" in Turkish English Dictionary : 10 result(s)

English Turkish
General
set on v. kışkırtmak
set on v. görevlendirmek
set on v. teşvik etmek
Phrasals
set on v. yolculuğa çıkmak
set on v. başlatmak
set on v. koyulmak
set on v. bir şeye başlamak
set on (köpeği vb) saldırtmak
set on üzerine koymak
Computer
set on v. açmak

Meanings of "set on" with other terms in English Turkish Dictionary : 193 result(s)

English Turkish
General
set something on fire v. bir şeyi ateşe vermek
set one's heart on something v. baş koymak
set eyes on v. bakmak
be set on edge v. kamaşmak (diş)
set on his feet v. sağlığına yeniden kavuşmak
set one's heart on v. gönül vermek
set out on a journey v. yolculuğa çıkmak
set something on foot v. yapmak (plan)
set one's mind on v. baş koymak
set on edge v. kamaştırmak
set great store on v. bir şeye çok önem vermek
set a price on someone's head v. aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek
set someone up on a throne v. birini bir tahta geçirmek
set someone on a pedestal v. birine fazla değer vermek
set something on foot v. bir şeyi başlatmak
set on fire v. ateşe vermek
set one's mind on v. kafasına koymak
set foot on v. ayak basmak
set on fire v. tutuşturmak
set someone's teeth on edge v. birini sinirlendirmek
set one's heart on v. gönül bağlamak
be dead set on something v. kafasına koymak
set eyes on v. görmek
set one's heart on v. çok istemek
set one's mind on something v. kafasına koymak
set on fire v. orman yakmak
set on somebody v. üstüne salmak
set someone on a pedestal v. birine adeta tapınmak
set something on end v. bir şeyi dikine koymak
set on fire v. yakmak
set foot on something v. ayak basmak
be set on v. aklına koymak
set up on open market v. pazar kurmak
set foot on v. -e ayak basmak
set someone's teeth on edge v. birinin sinirlerini bozmak
set one's sights on v. amaçlamak
set one's heart on v. baş koymak
set a high value on v. çok kıymet vermek
set the dog on somebody v. üşürmek
set on fire v. alevlendirmek
set one's mind on v. çok istemek
be dead set on v. engel tanımamak
set something up on fire v. yangın çıkarmak
set something up on fire v. ateşe vermek
set one's eye on v. göz dikmek
set one's seal on v. damgasını vurmak
set off on a quest v. arayış içine girmek
set off on a quest v. arayışı içine girmek
set off on a quest v. arayışına girmek
set off on a quest v. arayışı içerisine girmek
set off (on a journey) v. yola çıkmak
set off (on a journey) v. yola gitmek
set off (on a journey) v. yola düşmek
set off (on a journey) v. yola düzülmek
set off (on a journey) v. yola revan olmak
set off (on a journey) v. yola koyulmak
set one's mind on v. -i çok arzu etmek
set one's sight on v. -e gözünü dikmek
set one's heart on v. -i çok istemek
set foot on v. -e gelmek
set the seal on v. sonunda onaylamak
set one's mind on doing something v. kafasına koymak
set one's mind on something v. kafaya koymak
set one's mind on doing something v. kafaya koymak
set the house on fire v. evi ateşe vermek
set sight on something v. hedeflemek
set eyes on someone v. gözüne birini kestirmek
set sight on something v. odaklanmak
set eyes on someone v. birini gözüne kestirmek
set sight on something v. kafasına koymak
set sight on something v. amaçlamak
set eyes on someone v. birisini gözüne kestirmek
set one's sights on the silver screen v. gözünü beyazperdeye dikmek
set one's sights on v. gözünü dikmek
set one's sights on v. hedeflemek
set off on v. yolculuğa başlamak
set a foot on the moon v. aya ayak basmak
set a foot on v. ayak basmak
set the building on fire v. binayı ateşe vermek
set the building on fire v. binayı yakmak
set on work v. çalışmaya başlamasına neden olmak
set the eyes on v. görmek
set the eyes on v. bakmak
set on work v. işe başlamak
set the eyes on v. gözüyle bakmak
set one's teeth on edge v. (birinin) dişlerini kamaştırmak
first person to set foot on the moon n. aya ilk ayak basan kişi
on-set disaster n. ani başlangıçlı felaket (itfaiyecilik terimi)
dead-set on adj. azimli
Phrasals
set on [obsolete] v. desteklemek
set on [obsolete] v. teşvik etmek
set on [obsolete] v. (köpeği) serbest bırakmak
set on [obsolete] v. işe koşmak
set on [obsolete] v. sürdürmek
set on [obsolete] v. devam etmek
Proverb
set a beggar on horseback and he'll ride to the devil çingeneye beylik vermişler önce babasını asmış
Colloquial
set the seal on kökünden halletmek
on your mark-get set-go hazır ol . . . başla!
on your mark-get set-go yerlerinize . . . hazır . . . başla!
Idioms
set on foot v. harekete geçirmek
set the teeth on edge v. kızdırmak
set on foot v. kaynaklanmak
set the teeth on edge v. sinirlendirmek
set on foot v. başlatmak
one's heart is set on something v. aklı/kalbi/gönlü ....'da olmak
set something on its ear v. altüst etmek
not set the world on fire v. aman aman bir şey olmamak
set one's teeth on the edge v. aşırı derecede rahatsız etmek
set something on fire v. ateşe vermek
set on fire v. ateşe vermek
set on one's feet v. ayağa kalkmak
set one back on one's feet v. ayağa kalkmasını sağlamak
set one on one's feet again v. ayağa kalkmasını sağlamak
set foot on v. ayak basmak
set one back on one's heels v. birini şoke etmek
have one's heart set on v. bir şey için can atmak
set one on one's feet again v. birisini (yeniden) yeterli/etkin hale getirmek
set a price on someone's head v. birinin başına ödül koymak
be dead set on something v. bir şeye kilitlenmek
set one's heart on v. bir işe baş koymak
set someone on a pedestal v. birini idealize etmek
have one's heart set on v. bir şeyi çok istemek
set the thames on fire v. büyük bir başarı elde etmek
set one back on one's heels v. birini çok şaşırtmak
set the seal on something v. bir meseleyi kökünden halletmek
set one back on one's feet v. birisini (yeniden) yeterli/etkin hale getirmek
set something on its ear v. baştan sona değiştirmek
set something on its ear v. bir alanda çığır açmak
set someone on fire v. birini çok heyecanlandırmak
set someone's teeth on edge v. birinin sinirine dokunmak
set one back on one's heels v. birini beyninden vurulmuşa döndürmek
set one's mind on v. bir işe baş koymak
set a premium on v. büyük önem atfetmek
set the thames on fire ortalığı ateşe vermek
set one's heart on can atmak
set eyes on gözüne ilişmek
set one's hopes on can atmak
set the thames on fire ortalığı ayağa kaldırmak
set someone on a pedestal ona yüksek paye vermek
set one's heart on gönül bağlamak
set the seal on kökünden halletmek
set one's heart on gözünü dikmek
set the thames on fire ortalığı velveleye vermek
set (back) on his heels (birini) şaşkınlığa uğratmak şok etmek
set one's heart on yüreğini ortaya koymak
set one's heart on çok arzu etmek
set one's heart on yürekten istemek
set foot on -e girmek
set eyes on görmek
set eyes on dikkatle bakmak
set the world on fire önemli bir başarıya imza atmak
set the world on fire dünyayı ateşe vermek
set the world on fire dünyayı ayağa kaldırmak
set the thames on fire mucizeler yaratmak
set someone's teeth on edge kafasını attırmak
set someone's teeth on edge kızdırmak
set someone's teeth on edge kafasını bozmak
have one's heart set on (birşeyi) gerçekten istemek
set on one's feet düzelmek
set on one's feet iyileşmek
set on one's feet sağlığına kavuşmak
set one's hopes on ümit bağlamak
set one's hopes on umut bağlamak
set one's teeth on the edge tüylerini diken diken etmek
set one's teeth on the edge içini ürpertmek
set a premium on prim tanımak
set a premium on çok önem vermek
set a premium on prim vermek
set a premium on çok değer vermek
set something on fire tutuşturmak
set one back on one's feet (yeniden) ayakları üzerinde durmasına yardım etmek
set one on one's feet again (yeniden) ayakları üzerinde durmasına yardım etmek
set forth on something (konuşmaya/yolculuğa) başlamak
set someone on a pedestal yere göğe sığdıramamak
set eyes on ilk kez gözüne çarpmak
set eyes on ilk kez görmek
put/set the seal on something çözüme ulaştırmak
set one's sights (on doing something) hedeflemek
set one's sights (on doing something) gözünü dikmek
have one's sights set (on doing something) gözünü dikmek
have one's sights set (on doing something) hedeflemek
set out on one's own kendi yoluna gitmek
set out on one's own kendi başına yola koyulmak/işe kalkışmak
set out on one's own kendi başına devam etmek
not set the world on fire olağanüstü bir şey becerememek
Speaking
he's pretty set on it kafaya koymuş
Computer
set nulls on/off v. boşlukları geçerli veya geçersiz kılmak
set nulls on/off v. boşlukları geçerli/geçersiz kılmak
set focus on odakla
Marine
set off on a voyage by ship gemiyle yolculuğa çıkmak
set off on a voyage by ship gemiye binmek
Gastronomy
set on edge kamaşmak
Football
set oneself on fire kendini ateşe vermek